• BIST 97.454
  • Altın 221,749
  • Dolar 5,6039
  • Euro 6,4186
  • İstanbul : 19 °C
  • Ankara : 14 °C
  • İzmir : 17 °C

2009 ZORLU GEÇECEK!

Özdemir Aktan




2009 yılının bir kriz yılı olarak geçeceği görülmektedir. Ekonomik krizlerin en gözle görünür sonuçları gelirlerin düşmesi, işsizliğin artması ve fakirliğin belirginleşmesidir. Kriz dönemlerinde hükümetler de sağlık ve eğitim alanlarına yapmış oldukları sosyal harcamaları kısmaktadırlar.

1980?li yılların başında yaşanan Latin Amerika ekonomik krizi ile 1997-1998 yıllarında başlayan Doğu Asya ekonomik krizinin sağlığı olumsuz olarak etkilediği ve sağlık verilerini yaklaşık 15-20 yıl geriye götürdüğü görülmüştür.

Genelde, kriz dönemleri dışında, sağlık verilerine bakıldığında toplumsal açıdan sağlık verilerinin en iyi olduğu ülkeler sağlığa en çok para harcayanlar değil, gelir dağılımını adaletli yapanlar olmaktadır.

Kriz dönemlerinin en belirgin sonuçlarının birisi de gelir dağılımındaki adaletsizliğin artmasıdır ki bunun sağlığa yansımaması düşünülemez.


Krizlerin sağlığa olumsuz yansıması eski deneyimlerde açıkça görülmüştür. Endonezya?da bebek ölüm hızları 1990-1996 yılları arasında %20?lik bir iyileşme gösterirken, 1996-1999 yılları arasında %14?lük bir kötüleşme saptanmıştır. Aynı dönemde hükümetin sağlığa ayırdığı ve birinci basamak hizmetlerine harcanan kaynaklarda da %25?lik azalma olmuştur.

Doğu Asya krizinden Japonya da etkilenmiş ve sağlıktaki olumsuz veriler incelendiğinde beklendiği üzere toplumun sosyo-ekonomik olarak dezavantajlı olan kesimlerinin bu olumsuzluktan daha fazla etkilenmiş olduğu saptanmıştır.

Her kriz döneminde yoksullar, çocuklar, kadınlar, yaşlılar, kronik hastalığı olanlar, etnik azınlık gruplar ve marjinal topluluklar en olumsuz etkilenen kesimler olmaktadır.
Ekonomik kriz ülkelerin büyüme hızlarını düşürmekte, ulusal geliri azaltmakta ve daha da önemlisi bu azalan ulusal gelirin daha düşük bir yüzdesi sağlığa ayrılmaktadır.

Türkiye?de yaşanan 2001 krizinin sağlığa yansıması da rakamlarla belirlenmiş ve birinci basamak sağlık hizmetleri ile aşılama oranlarının önemli oranlarda gerilediği görülmüştür.

Difteri aşılama oranları, Dünya Sağlık Örgütü 2007 verilerine göre, aşılanan hedef kitle olarak 2000 yılında %92 iken, 2003 yılında %76?ya düşmüştür.

Dünya ile birlikte ülkemizde yaşanan kriz için sağlık alanında her hangi bir tedbirin gündeme bile gelmediği görülmektedir. IMF ile yapılacak anlaşmada harcamaların azaltılması gündeme geldiğinde ilk kısılan sağlık harcamaları olmaktadır. İşsizliğin ve yoksulluğun baş döndürücü bir hızla arttığı ülkemizde krizden her zaman olduğu gibi alt gelir düzeyinde olanlar en çok etkileneceklerdir. Bu kesimlerin sağlığının korunması sosyal devletin en önemli görevleri arasındadır.

Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının da bu krizden etkilenecekleri açıktır. Hekimler son gelişmelerle birlikte özel sektörde birer sağlık emekçisi olmakla kalmamış, tamamen korumasız durumdadırlar. Yapılan sözleşmeler yetersiz, toplu sözleşme ve grev gibi sendikal haklar ise hiç yoktur. Krizin daha adı var kendisi yokken özel hastane yöneticileri hiç sorgulamadan hekim ücretlerinde önemli kesintiler yapmakta bir sakınca görmemişlerdir. Hekimlerin her zamankinden daha fazla olarak örgütlenmeye bu dönemde gereksinimleri bulunmaktadır.

TTB ve İTO hekimlerin tek tip sözleşme yapmaları ve bu sözleşme hükümlerinin takibinde taraf olma çabalarını sürdürmekte ve en kısa zamanda uygulamaya koyma kararlığındadır.

2009 yılında TBMM?den geçirilmesi planlanan yasalar arasında ?Tam Gün Yasası? ve ?Kamu Hastane Birlikleri Yasası? bulunmaktadır. Tam gün çalışma programı kulağa hoş gelmekle birlikte hekimleri kamuda veya özelde hapsetmeye yönelik bir uygulama olarak planlanmaktadır.

Eğitim hastanelerinde halen uygulanan ?performans? sisteminin bu yasa ile üniversite hastanelerine getirilmeye çalışılması üniversite hastanelerini eğitim ağırlıklı değil hizmet ağırlıklı bir hale getireceğinden eğitimi çok olumsuz etkileyecek bir düzenleme olarak değerlendirilmelidir.

Kamu Hastane Birlikleri Yasası ile Sağlık Bakanlığı Hastanelerinin özelleştirilmesi ile ilgili önemli bir adım atılmakta ve kamunun sağlık hizmetinden tamamen çıkması anlamına gelmektedir. Ayrıca bu sistemde hekimler ve sağlık çalışanlarının sözleşmeli statüde çalışması öngörüldüğünden iş güvencesinin de önemli ölçüde kaybolması söz konusudur.

2009 yılının sağlık açısından da sorunlu geçeceği gerçeğinden yola çıkarak sorunlara hep birlikte sahip çıkmamız gerekmektedir.

(BU YAZI SAĞLIĞINSESİ GAZETESİNİN OCAK 2009 TARİHLİ 4. SAYISINDA YAYIMLANMIŞTIR)


Bu yazı toplam 2176 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim