• BIST 99.639
  • Altın 140,677
  • Dolar 3,5032
  • Euro 3,9191
  • İstanbul : 24 °C
  • Ankara : 26 °C
  • İzmir : 30 °C

2014 YILINA GİRERKEN

Taner Yücel

 

Aslında ağız-diş sağlığı temel sorunlarının çözümlenebilir olmasına karşılık hala önümüzde durduğunu görmenin, sorunları her yeni yıla aynen taşımanın en basit tarifine biz negatif diyalog diyoruz...

Diyalog diyoruz;

2013 yılını geride bırakırken ülke gündeminden kendimizi çok farklı göremiyoruz. Öylesine süratli bir değişim yaşanıyor ki; üzerinde mutabakat sağlanamayan kurumsal yapılarımızın gün geçmiyor ki üzerinde tekrar tekrar oynanmasın. 

Anayasal bir kuruluş olan meslek birliğimizin,  iktidarın her yaptığını onaylaması veya reddetmesi gibi yükümlülüğü ve ön yargısı bulunmamaktadır. Doğru yapılanları onayladığımız gibi yanlışları da bugüne kadar toplum adına mesleğimiz ve meslektaşlarımız adına her hangi bir siyasi önyargıya düşmeden cesaretle eleştirdik.

Güçlü iktidarların çoğulculuk temelli politikalar yürütmesi, bu bağlamda toplumsal örgütlere kulak vermesi, onları dinlemesi, ülke adına ciddi ve kalıcı başarıları beraberinde getirecektir. Yani diyalog diyoruz, yani yasalarla verilen tanınmışlığımızın işlevsellik kazanmasını istiyoruz. Bunların aksine, yasal olmayan muhataplarla sorunları konuşma, meslek örgütünü güçsüzleştirerek yeni oluşumlar yaratma davranışları, ülkemiz adına kaygılarımızı  en yükseğe taşımaktadır.

            Popülizm mi? Nereye kadar;

Hemen söylemeliyim; kolay erişebilinir ve nitelikli eğitimin, sonuna kadar yanındayız.  Mevcut fakültelerimizin fiziki alt yapı sorunları devasa boyutlarda ve akademik kadrolardaki eksikler göz ardı edilemeyecek kadar ciddi iken, açılan yeni fakültelerin ülke kaynaklarına getirdiği yükün, eğitimde yarattığı/yaratacağı sorunların dikkate alınmamasını siyasi popülizm olarak görüyoruz. Diş hekimliği fakülte sayılarını artık takip edemiyoruz. Bir plansızlık üzerine gidiliyor. İnsanımızda geliştiremediğiniz ağız sağlığı kültürü, istihdam edemediğiniz bir yığın diş hekimi varsa elinizde, doğru plan yapmıyorsunuz demektir. Zira diş hekimliği, ülkemizin en pahalı eğitimidir.

Yasadan önce  yetkililere defalarca ilettiğimiz eğitim kaygılarımız ne yazık ki gerçekleşmiştir. Diş hekimliğinde 8 daldaki Uzmanlık Yasası ile birlikte eğitim müfredatlarının ve uygulamalarının, uzmanlık hedefi haline getirilmesi; ülke ve dünya gerçekleri ile örtüşmemektedir.  Diş hekimliği meslek birliği olarak; mezuniyet sonrası diş hekimliği eğitiminin zorunlu olması, mezun olacak öğrencilerimizi uzmanlık üzerine koşullandıran eğitim anlayışına YÖK tarafından önlem alınmasının zorunluluğunu ifade etmek istiyorum.

Sır kutsaldır; “saklanmalıdır”

Sağlıkta kişisel verileri “sırları” önemsiyoruz. 2008 yılından beri kendine münhasır  yasasının mutlaka çıkarılmasını bekliyoruz. Ve Bakanlığın Anayasa’dan güç almayan temelsiz veri toplama ısrarından vazgeçmesini diliyoruz. Yapılan araştırmalar ve ilgili uzmanlar; torba yasalarla verinin toplanamayacağında birleşiyorlar. O nedenle Anayasa ile korunan hakların kapsamında  özerk  kuruluşları barındıran  bir yasayla düzenlemesini istiyoruz.

 

 

Şiddete? "Hayır"

Sağlıkta şiddet o kadar olağanlaştı o kadar yaygınlaştı ki, hiç bir meslekte olmayan "özveri" tanımını hayatının her dakikasında yaşayan sağlık çalışanları, can güvenliği olmayan mağdurların en başında gelmektedir.

Sağlıkta şiddeti tetikleyen gizli kamu uygulamalarına son verilmesini istiyoruz. Performans uygulamaları ve sağlıktaki siyasi başarı açıklamaları ve ölçüsüz sayısal verilerinin kamuoyu ile paylaşımının halkımızı agresif bir beklentiye soktuğunu düşünüyoruz.

Elbette yasalar caydırıcıdır. Ancak gizli düşmanlıkları ve yüksek beklentileri yaratan açıklamalar, çalışanlar ile vatandaşı karşı karşıya getiren birer siyasi  açıklama haline dönüştükçe yasaların caydırıcılığı yalnız vak'alarda kalmaktadır. Çalışanların da bir insan olduğu unutulmamalıdır. Sağlık sisteminin bilinen eksikleri çalışanların sırtına yüklendiği sürece şiddetin bitmeyeceğini düşünüyoruz. Çok yazık! 

Koruyucu uygulamaların içinde olmalıyız...

Halkımızın % 90'ında diş ve diş eti hastalığı vardır. Bu oran onlarca yıldır giderilememektedir. Sağlık Bakanlığı’nın "Ulusal Koruyucu Ağız Diş Sağlığı Eylem Planı  2013-2018 " konulu hedeflerini önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Ancak 75 milyon ülke nüfusu için 7000 kadrosuyla Sağlık Bakanlığının önüne koyduğu hedefleri başaramayacağı kesindir. 15 bin TDB üyesi meslektaşımızla bu programa katkı vereceğimizi tekraren ilan ediyoruz. "Çürüksüz Türkiye" için bunun vazgeçilemeyecek koşul olduğunu söylüyoruz. Ve Bakanlığın ağız-diş sağlığı hizmetleri içinde % 4 oranında kalan koruyucu uygulamaları daha yüksek oranlara taşıyarak, kronikleşen ağız hastalıklarının "kaderimiz" olmaktan çıkarılmasını istiyoruz.

Diş hekimi Muayenehaneleri;  dünyanın da vazgeçmediği, mesleğimizin önemli yapılarıdır...

Avrupa’daki diş hekimliği hizmetlerinin ana kurgusunu muayenehaneler oluşturmaktadır. İstihdamın % 80-90'ını serbest çalışanlar oluşturmaktadır, ülkemizde bu oran % 60'lardadır. Fakültelerimizdeki öğrenci ve mezun sayıları giderek artıyor, Bakanlığın kısıtlı istihdamı varken, serbest çalışanlar  yaptıkları büyük yatırımlara karşılık muayenehanelerinde boş oturuyorlar. 

Ve araştırmalar diyorsa ki; halkımızın % 90'ının ağzında çürük ve diş eti hastalığı var; o zaman Sağlık Uygulama Tebliğleri ile ADSM koridorlarına sıkıştırılan 75 milyon insanımıza serbest çalışan diş hekimleri ve kamu işbirliği ile hizmet verilmelidir artık. İleri ülkeler  sorununu böyle çözmüştür. Dünya Sağlık Örgütü'nün hedefinde DMFT oranı % 1 iken, bizde % 6 olması sorunun ne kadar büyük olduğunu göstermiyor mu? Üstelik birçok hastalığın ağız ve diş hastalıklarına bağlı olduğu bilimsel olarak kanıtlandığına göre; genel sağlık giderlerini de artıran ağız diş hastalıklarının halkımızın gündeminden kaldırılması için 2008 yılında ilgili Bakanlıklara sunduğumuz ancak Ekonomik Koordinasyon Kurulunca maliyet (!) gerekçesiyle gündemden düşürülen "hizmet alım" projesinin aslında orta ve uzun vadede ülke ekonomisine olumlu katkı sağlayacağını biliyoruz.

Sağlığı Geliştiren Okullar Projesine sahip çıkılmalı ve Türkiye genelini kapsamalıdır…

Türk Diş Hekimleri Birliği tarafından ilköğretim öğrencilerinde, ağız diş sağlığı düzeyinin yükseltilmesini amaçlayan; sağlık eğitimi ile kişisel hijyen, ağız diş sağlığı alanında diş fırçalama alışkanlığını kazandırma ve floridlerin kullanımı ile diş çürüklerini azaltarak, ağız diş sağlığının korunması ve geliştirilmesini sağlamak amacıyla organizasyonu yapılan  Sağlığı Geliştiren Okullar Projesi tamamen gönüllü diş hekimleri tarafından yürütülen bilimsel temelli çok önemli bir projedir.

Pilot  olarak 11 ilde (Adana, Ankara, Antalya, Diyarbakır, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, Konya, Rize, Tekirdağ) ve toplam 29 ilköğretim okulunda Türk Diş Hekimleri Birliği tarafından  uygulanmakta olan Sağlığı Geliştiren Okullar Projesi (SGOP)’un amacı; ilköğretim öğrencilerinde, diş fırçalama alışkanlığını % 75’e çıkarmak, 12 yaş grubunda düşük ve orta çürük risk grubunda diş çürükleri ve sonuçlarını 1’e düşürmek, 12 yaş grubunda yüksek çürük risk grubunda diş çürükleri ve sonuçlarını  2,5’e düşürmektir.

Proje kapsamında  4.718 1.sınıf öğrencisi, 1.510 2.sınıf öğrencisi olmak üzere toplam 6.228 öğrenci yer almakta, bunların

Yılda bir kez ağız durumu tespiti yapılarak düşük ve orta çürük risk gruplarına ayrılmakta  buna göre flor vernik uygulamaları gerçekleştirilmektedir.

29 okuldaki toplam 29.234 öğrenciye ve bu okullardaki toplam 1.282 öğretmen, idareci ve personele diş fırçası ve diş macunu dağıtılmaktadır.

Tamamen TDB organizasyonunda yürütülen ve alanları itibariyle konunun  asal ayakları olan Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıklarının bu projeye daha fazla sahip çıkarak ülke geneline yayılmasının sağlanması  gerektiğini düşünüyoruz. Ancak bu şekilde gelecek nesillerdeki ağız diş sağlığını gerçekleştirebiliriz.

FDI  (Dünya Diş Hekimleri Birliği) Kongresi ile yakalanan başarı...

Dünyanın 139 ülkesinden, diş hekimliği mesleği ile doğrudan ilgili yaklaşık 17 bin kişinin yer aldığı FDI 101. Dünya Diş Hekimliği Kongresi, son 10 yılın bu alandaki en büyük kongresi olarak yerini aldı.

Kongreyi ülkemiz adına anlamlı kılan bir başka başarı da mesleğimize yeni misyonlar yükleyerek vizyonunu değiştiren "İstanbul Deklarasyonu" nun FDI Genel Kurulunda kabul edilmesidir.  İstanbul Deklarasyonu diş hekimliği mesleğinin gelecekte sağlık sistemi içerisinde oynayacağı rolü  belirleyen önemli bir referans kaynağı olup, temennimiz Sağlık Bakanlığı’nın, YÖK’ün ve Fakültelerimizin bu yeni değişimle dünya ile paralel hareket etmeleridir.

2014 yılına, ülkemizin temel eksiği "diyalog" dediğimiz; konuşma ve anlama, empati sorunun giderilmesi temennisi ile başlamalıyız diyorum.

Adeta ateş çemberinde olan ülkemizin savaştan uzak, eşit yurttaşlık ilkesiyle huzurlu bir yıl geçirmesini diliyorum…

 

Bu yazı toplam 4962 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim