• BIST 96.636
  • Altın 144,667
  • Dolar 3,5715
  • Euro 4,0214
  • İstanbul : 19 °C
  • Ankara : 13 °C
  • İzmir : 23 °C

29. Ulusal Nükleer Tıp Kongresi'nin Ardından

29. Ulusal Nükleer Tıp Kongresi'nin Ardından
Türkiye Nükleer Tıp Derneği (TNTD) tarafından düzenlenen 29. Ulusal Nükleer Tıp Kongresi Antalya Belek’te 10-14 Mayıs 2017 tarihleri arasında yapıldı.Yaklaşık 400 katılımcının takip ettiği kongrede, 49 oturum başkanı,50 konuşmacı görev aldı.

Kongre kapsamından düzenlenen  basın toplantısına Türkiye Nükleer Tıp Derneği Başkanı Prof.Dr. Zehra Özcan,Derneğin Genel Sekreteri Prof. Dr. Tevfik Fikret Çermik, Derneğin Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Gülin Uçmak katıldı.

TÜRKİYE'DE 3 TANE

Türkiye Nükleer Tıp Derneği Başkanı Prof.Dr. Zehra Özcan, kanser teşhis ve tedavisinde kullanılan son teknoloji PET/BT ve PET/MR cihazlarının dünyada 80 tane, Türkiye’de ise 3 tane bulunduğunu ve bu sayıyla Türkiye’nin birçok Avrupa ülkesini geride bıraktığını söyledi. Söz konusu  cihazlarla kanser öncesi teşhis ve tedavide büyük yol kat edildiğini belirten Özcan, Türkiye’nin bu cihazlara sahip olmasını büyük bir şans olarak gördüğünü dile getirdi.  

PET/BT ile PET/MR’ın dünyada çok yeni ve üst bir donanım olduğunu belirten Özcan, bu cihazların Onkoloji de çok avantaj sağladığına vurgu yaptı.. PET/BT ile yanıt bulamadıkları hastalar için PET/MR’yı kullandıklarını belirten Özcan, cihaz sayısının Türkiye’deki kanser hastaları için büyük bir şans olduğuna dikkat çekerek şöyle dedi:

“Radyasyon dozu olmadığı için çocuk ve genç hastalarda daha faydalı olacağını düşünüyoruz. Dolayısıyla Türkiye’deki 3 rakamı, bence şu anda Türkiye ihtiyaçları için makul rakamlar. Şuanda İspanya’da daha birincisi almak için görüşmeler yapılıyor. Dünyadaki 80 rakamını göze aldığınızda Türkiye’deki 3 rakamı aslında Türkiye ihtiyaçlarını şuan için büyük oranda karşılayabilir. Çünkü bu cihazlar sadece klinik hizmet amacıyla değil. Klinik hizmeti büyük oranda PET/BT görüntüleme yapıyoruz. Bu cihazları ilk önce araştırma çalışmalarında bir pilot cihaz olarak görmek lazım.

    "BT VE MR SAYISINDA BİRİNCİYİZ"

  OECD rakamlarına göre Türkiye’nin en çok BT ve MR çeken ülke olduğunu söyleyen Özcan, bu durumu endişe verici olarak yorumladı.Özcan, “ Bir şeyi çok kullanıyor olmak, rakamın yüksek olmasının olumsuz bir mesajı da var aslında bizlere. Biz her hastaya bu işlemleri yapıyor muyuz? Dolayısıyla bu cihazların bence Türkiye ihtiyacına göre, Türkiye’deki nüfusa göre, kurulacak merkezin kapsamlı bir onkoloji merkezi olup olmadığı, orada ileri onkoloji diğer tanı işlemlerinin, cerrahilerin, radyoterapinin yapılıp yapılamadığına yani başka parametreleri göz önüne alınarak optimum seçilmiş referans, eğitim veya kamu hastanelerine yönelik bir planlama yapılması gerekiyor” dedi.

Prof. Dr. Tevfik Fikret Çermik ise konuşmasında son 20 yılda tıpta yaşanan büyük gelişmelerden Türkiye’nin de etkilendiğine dikkat çekti.

 Çermik, şöyle devam etti:

“ Hücresel düzeyde de artık neler olup bittiğini bilebiliyoruz. Biz ilaç kavramını kullandığımız zaman, miligramlarla konuşuyoruz. Görüntüleme ise bunların dışında bazı bileşiklerin ama aynı zamanda radyoaktif niteliği olan bileşiklerin çok düşük düzeylerde hastaya verilmesi üzerinde kurulu bir görüntüleme metodu . Yaptığımız bu son derece düşük radyasyon dozu içeren, oldukça bu anlamda güvenli, her yaş gurubuna rahatlıkla uygulayabildiğimiz ve var olan vücut içerisinde bu tüm patolojiyi aynı anda tüm vücudu görüntüleme yaparak anlayabildiğimiz bir görüntüleme yönteminden bahsediyoruz. Ne istiyorsanız, amacınız ne ise nükleer tıp görüntüleme bu amacı tek bir seansla tüm ayrıntısıyla görüntüleme şansına sahip oluyorsunuz. Moleküler düzeyde ne olup bittiğini artık değerlendirebiliyoruz. Bu da artık bizim 21. yüzyılda özellikle öne çıkacak bir görüntüleme teknolojisi olduğumuza sahip olduğumuzu ortaya çıkarıyor.” 

Prof. Dr. Gülin Uçmak da, vücuttaki kanser hücrelerinin dağılımını çok net görüntülemeyi başardıklarını, görüntüledikten sonra ise tedavi edici ajanlarla birleştirerek o hücrelerle hedeflemeyi sağladıklarını söyledi.

Uçmak, “Diğer tedavilerden farkı, sistemik etkileri olan kemoterapi gibi sağlam hücrelere çok zarar verebilen ya da belli bir hedefe yönelik kemoterapide çevre dokuları çok fazla koruyamama gibi bir dezavantajımız var. Yani yarar zarar olayında yararlarının çok yüksek olması. Erkeklerde çok sık olan prostat kanserlerinde ve diğer tedavilere yanıt alınamayan vakalarda çok yüz güldürücü veriler toplanıyor. Önümüzdeki yıllarda somut sonuçlarına ulaşabileceğiz. Son yıllarda teronostik dediğimiz terapi ve radyostik kelimelerinin birleştiği bir alan açıldı. Özellikle kanser hastalarında çok umut vaat ettiğini düşünüyoruz.”

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim