• BIST 105.026
  • Altın 162,753
  • Dolar 3,9187
  • Euro 4,6430
  • İstanbul : 12 °C
  • Ankara : 4 °C
  • İzmir : 6 °C

43. Hematoloji Kongresi'nin Ardından...

43. Hematoloji Kongresi'nin Ardından...
Türk Hematoloji Derneği 50. kuruluş yıldönümünde 43. Hematoloji Kongresini Belek/Antalya'da düzenledi.

Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısına;Dernek Başkanı Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir,Dernek ikinci Başkanı Prof. Dr. Tülin Traje Celkan, Dernek Genel Sekreteri Prof. Dr. Güner Hayri Özsan, Dernek Yönetim Kurulu Araştırma Sekreteri Doç. Dr. Muhlis Cem  Ar, Minnesota Mayo Klinikten Dr. Shahrukh Hashmi katıldı.

Prof. Dr. Güner Hayri Özsan:

"50 Yılımıza Yakışır Bilimsel  Program Hazırladık"

"Derneğimizin kuruluşunun ellinci yılında, ulusal kongremizin kırk üçüncüsünü düzenlemenin gururunu yaşıyoruz. Kongremize çok başarılı geçen “BCR/ABL Negatif Kronik Miyeloproliferatif Neoplaziler (KMPN) Kursu” ile başladık. Bu sene 50. yılımıza yakışır bir bilimsel program hazırlamaya gayret ettik ve tüm meslektaşlarımıza hem sosyal hem bilimsel açıdan zengin 4 günlük bir bilimsel şölen sunmayı amaçladık. Kongremize 17 konu başlığında toplam 419 bildiri gönderildi. Bildiriler puan sıralamasına göre sözel ve e-poster sunusu olarak seçildi. Bu puanlara göre 10 oturumda 50 sözlü sunu  ve 10 ekranda 70 tartışmalı poster sunumu seçildi.

 

 Dr. Shahrukh Hashmi:

Hematoloji ve Onkolojide Karar Verici Yazılımların (Yapay Zeka) Rolü

Kemik iliği nakli ile uğraşan bir hematolog olmamın ötesinde aynı zamanda bir halk sağlığı uzmanı ve gelişen teknoloji ve hayatımızda önemli bir yer tutan internet sayesinde oluşan “büyük veri” yi (big data) kullanarak çalışan ve “yapay zeka” olarak anılan karar verici yazılımların hematoloji/onkoloji alanlarında nasıl bir etki yaratabileceği konusunda çalışıyorum. Yapay zeka yazılımları ile çalışan bilgisayar programlarından yakın bir gelecekte hastalar hakkındaki tüm muayene ve laboratuar bulgularını girerek tanı ve tedavi önerisi alınabilecek. Benzer şekilde hali hazırda bazı yapay zeka programlarının klinik çalışmalar için uygun olabilecek hastaların belirlenmesinde kullanılmaya başlandı. Söz konusu programlar henüz gelişme aşamasındadır.Gelecekte tıbbi kararların verilmesinde ve en uygun tedavinin seçilmesi konusunda hekimlere yardımcı olabilecek. Ama duygusal ve sosyal etkileri değerlendirmede yetersiz kaldıklarından hekimlerin yerini alamazlar.

Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir:

"Biyolojik İlaçlar Sayesinde Önemli Tasarruf Sağlanacak"

Avrupa’da kan hastalıkları yaklaşık olarak 80 milyon insanı etkilemektedir. Kan hastalıklarının toplam maliyeti sağlık harcamaları (15.6 milyar Avro), hastalık ve ölüme bağlı üretkenlik kaybı (5.6 milyar Avro) ve resmi olmayan bakım maliyetlerinden (1.6 milyar Avro) oluşmaktadır. Sağlık harcamalarının % 28’i ilaçlarla ilgilidir (4.3 milyar Avro).

Avrupa Birliği’nde kan kanseri, akciğer, göğüs ve kolorektal kanserlerden sonra dördüncü en maliyetli kanser türüdür. Sadece sağlık harcamalarına bakıldığında ise, kan kanserleri göğüs kanserlerinden sonra ikinci sıradadır. Kan kanseri tanısında kişi başına düşen maliyetin (14.674 Avro) bütün kanser türlerinin ortalama maliyetinden (7.929 Avro) iki kat daha fazla olduğu gösterilmiştir. Bu durum muhtemelen kan kanseri olan hastaların daha fazla miktarda hastanede kalmalarına ve karmaşık uzun süreli tedavilere bağlıdır. Tedavi maliyetlerinde düşüş sağlayacak en önemli kalem ilaç maliyetleridir. Dolayısıyla mevcut ilaçların muadillerinin üretilmesi piyasada rekabetin artmasına yol açarak ilaç fiyatlarının ucuzlamasına dolayısıyla sağlığa ayrılan bütçe yükünün hafiflemesine neden olacaktır.

Yakın tarihte  yayınlanan bir başka çalışmaya göre ise biyolojik ajan dediğimiz (hormon, protein, aşı, antikor gibi ilaçlar) ilaçların muadillerinin (biyobenzer ilaçlar) piyasaya verilmesi ile ABD’de gelecek 10 yılda 54 milyar Dolar tasarruf sağlanması beklenmektedir.  

Ülkemizde ise toplam sağlık harcamalarının 2017 içinde 75 milyar TL olması beklenmektedir. SGK verilerine göre ilaç harcamalarının toplam sağlık bütçesinden aldığı pay son 10 yıl içinde %45’lerden % 30’lara kadar inmiş ve %28’lik Avrupa Birliği oranına yaklaşmış görünmektedir. 2017 yılı içinde ilaca ödenen paranın yaklaşık 25 milyar TL olması ön görülmüştür. Türkiye’de kanser tedavisine yapılan harcamanın 10-12 Milyar TL olduğu dikkate alınırsa; bu alanda kaliteli muadil ilaçların ülke içinde üretimi ile sağlanacak rekabet ve elde edilecek fiyat düşüşünün önemi daha iyi anlaşılacaktır. 

Prof. Dr. Güner Hayri Özsan:

Akıllı Hedefe Yönelik Tedaviler

Akut lösemiler tedavi edilmez ise yaşam süresi haftalar veya birkaç ay ile sınırlıdır. Kronik lösemilerde ise sağ kalım yıllar ile ölçülebilir. AML’de de standart tedavide kullanılmakta olan kemoterapideki ajanların dozlarındaki farklılıklar, dozların arttırılması, çalışmalarda eklenen bazı genetik mutasyonları hedefleyen tedaviler ve kemik iliği nakillerindeki ilerlemeler sayesinde hastalıksızlık elde etme oranları %80’ler üzerindedir.Akut lösemilerin tedavisinde doğrudan habis lösemi hücreleri üzerindeki antijenleri veya hücreiçi sinyal ileti yolaklarında görev alan mutasyona uğramış (bozularak değişmiş) proteinleri hedef alan antikorlar veya hedefe yönelik moleküller kullanılması başarı oranlarının artmasına neden olmuştur.Örnek verilecek olursa, bazı AML alt türlerinde sağ kalımı kısaltan, tedaviye yanıt oranlarını azaltan FLT3 mutasyonları olabilir. AML hastalarının %35’inde görülen FLT3 bu mutasyon varlığında hastalıksız sağ kalım da kısadır (%30 x %46). FLT-3 ITD pozitif hasta grubunda bu proteini hedefleyen midostaurin, sorafenib gibi ajanlar çalışılmış, kemoterapiye eklenmesi sayesinde yanıt oranları ve sağ kalım oranları arttırılmıştır. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi  midostaurini tüm sağ kalım avantajı sağlaması nedeni ile 28 Nisan 2017’de FLT3 pozitif AML’de kemoterapi ile kombine kullanımda onaylamıştır. Benzeri şekilde IDH2 (isocitrate dehydrogenase-2) mutasyonu bulunan hastalarda etkili olduğu gösterilen enasidenib de bir başka etkinenzim baskılayıcı ilaçtır.Ülkemizde ulaşılabilen ve AML’de ilk sırada kullanılabilen bir diğer ajan da gemtuzumab ozogamisindir (GO). GO, toksin (zehir) ile birleştirilmiş AML hücrelerini tanıyan bir antikordan oluşmaktadır. Kötü risk grubunda olmayan 60 yaş üstü AML tanılı hastalarda standart kemoterapiye eklenmiş GO ile anlamlı sağ kalım artışı sağlanmıştır.

 

Prof. Dr. Tülin Traje Celkan:

ALL  Tedavisinde Son Gelişmeler

ALL’de uygulanan monoklonal antikor tedavileri hedefe yönelik tedavilere verilebilecek en güzel örnektir. Bazı ALL türlerinde CD20 adlı proteini taşıyan habis hücreler bulunur. Bu proteini hedefleyen bir antikor olan rituksimabın kemoterapiye eklenmesi ile sağ kalım oranları %45-%50’lerden %70-80’lere yükselmiştir. Diğer bir örnek Philadelphia kromozomu olarak da adlandırılan bcr/abl mutasyonunu taşıyan ALL’lerdir. Sağ kalım süresi oldukça kısa, tekrarlama oranı yüksek bu lösemi tipinde mutasyonla bozulmuş hücre içi yolakları baskılayan imatinib, dasatinib gibi hedefe yönelik tedaviler ile yanıt oranları arttırılabilmektedir.

Bazı ALL türlerinde hücrelerin yüzeyinde bulunan CD22 proteinini hedef alan bir başka başka antikor da inotuzumab ozogamisindir. Bu ilaç ile nüks ALL hastalarında sağ kalım oranlarında da artış sağlanmıştır. Aynı şekilde şu andan ülkemizde  de erişim imkanı olan, habis B ALL hücrelerindeki CD19 proteinine ve bağışıklık sisteminin bir elemanı olan T hücrelerindeki CD3 proteinine bağlanarak hastanın kendi immün hücrelerini (T hücrelerini) hastanın tümör hücrelerine yönlendiren iki taraflı antikor tedavisi olan blinatumumab ile nüks olgularda sağ kalım uzatılmıştır. Bu sayede nüks ALL’lerde uygun kök hücre vericisi bulunup kök hücre nakli yapılana dek hastalara zaman kazandırılmaktadır. Yine nüks etmiş ALL hastalarında kullanıma giren bir diğer tedavi de CAR T-hücre uygulamasıdır. Bu yöntem genetiği değiştirilmiş hastanın bağışıklık sistemine ait T hücrelerin vücut dışında tümör hücresine karşı eğitilmesi ve lösemi ile savaşmak üzerine yine hastaya verilmesi esasına dayanır. Bu tedavi ile başarılı sonuçlar alınmaktadır. Eylül 2017’de Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu tarafından ruhsatlandırılmıştır.

Özetle, Her iki lösemide de tedavi süresi uzun ve sancılı olup maddi manevi her yönden destek gerektirmektedir. Lösemi tedavisi için halen pek çok çalışma yapılmakta olup, gerek Amerika’da gerekse Avrupa’da onay almış ve kullanımda olan pek çok hedefe yönelik ajana ülkemizde de artık ulaşılabilmektedir.

Etiketler: ,
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim