• BIST 96.455
  • Altın 222,078
  • Dolar 5,6626
  • Euro 6,5275
  • İstanbul : 17 °C
  • Ankara : 16 °C
  • İzmir : 21 °C

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) İle Oluşan Hekimlik Mesleğine Yönelik

Faik Çelik

Toplumların yaşamlarında yönlendirici olan ceza hukuku kültürünü, ceza yasasının oluşturduğu kurallar ve hükümler belirler.Bu yönlendirme içinde mesleklerin de yer alması kaçınılmazdır.Hekimlik mesleği M.Ö. 3500 yıllarından itibaren Eski Mısır?da hekim ve devlet adamı olan İmhotep?ten, MÖ.4 yy.da Hipokrat?a ve nihayet günümüze kadar hep ?riskli? meslek grubu olarak kabul görmüştür.

Gerçekten, hekimin uğraşı insan ve yaşamı olduğundan verdiği kararlar ve uygulamalar insan hayatına yön verici, hayat kurtarıcı bazen de telafisi mümkün olmayan olumsuzlukları içerir. Hekim bu kararları hep bir ince çizgide alır,yani bıçak sırtındadır. Çizginin bir tarafı komplikasyon,diğer tarafı hatalı hekimlik uygulaması yani malpraktistir.

Komplikasyon hukuken kabul edilebilir risk iken, malpraktis kusur kabul edilir, sorumluluk getirir.

1 Haziran? da yürürlüğe giren yeni TCK?nu bu bilgiler ışığında değerlendirdiğimizde, yasanın amacını tanımlayan 1. maddedeki kişi hak ve özgürlüklerini,hukuk düzenini ve kamu (toplum) sağlığını,çevreyi korumak ve suç işlenmesini önlemek gibi çağdaş ve insancıl yaklaşımın ne yazık ki ?hekimlik mesleği? için geçerli kılacak maddeleri içermediği gibi hekimliği ?riskli? meslek olmaktan çıkarıp ?tehlikeli? meslek olmaya yönlendiren bir yapılanma içinde olduğu kolayca görülmektedir.

Komplikasyon neredeyse ortadan kaldırılmış, hatalı hekimlik uygulaması kapsamı genişletilmiş ayrıca taksirle işlenen bu suçlar kast ile de taçlandırılmıştır (!).Bu durum oldukça vahimdir.Yasada hekimler açısından sosyal bakış açısı hiç görülmemektedir.

Keza taksirle yaralama ve ölüme sebebiyet maddesi statta bıçak sallayıp adam yaralayan veya öldüren holiganla, yaptığı tedavi ve ameliyat ile hastada bir olumsuzluğa neden olan hekimi aynı olarak değerlendirip ayni maddeden yargılamaktadır. Hekimlik mesleği holiganlıkla bir tutulmaktadır, nerede kaldı mesleğimizin kutsallığı, yüceliği, insani boyutu ?

Yeni yasada hekimlere verilen hapis cezalarının süreleri mevcut yasadakinden daha da ağırdır ayrıca hekimleri kolayca kapsam içine alacak kavramlarla ,hekimlerin hapis cezalarının kalem olarak sayısı da arttırılmıştır. Halbuki Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde hazırlanan bu yasada bulunan hekime hapis cezası verilmesi Amerika, İngiltere, Fransa ve diğer Avrupa ülkelerinin çoğunda genel ve adi suçlar dışında mesleki uygulamalarından dolayı söz konusu değildir , Almanya 'da teoride var , pratikte yoktur.

Ancak şunu da söylemek gereğini duymaktayım.1926 tarihli eski TCK çağın çok gerisinde kalmış köhne bir yasa idi, değişmesi gerekiyordu,yeni TCK ile bazı çağdaş değişikliklerin de getirilmiş olması sevindiricidir.

TCK (5237) ile birlikte cezai sorumluluklar açısından özellikle hekimlere yönelik yeni yükümlülükler ve yaptırımlar söz konusudur.
Yeni TCK ile birlikte aşağıdaki kaygılar da gündeme gelmektedir:
* Malpraktis cezası ağırlaştırılıyor mu ?

* Meslekten alıkoyma mahkemelere mi ait ?
* Sır saklama yükümlülüğü askıda mı ?
*Hekim potansiyel suçlu mu görülüyor?
* Hekimlerin kaderi hakim-savcının yorumuna mı terkediliyor ?

İlk bakışta yasada yeni olan iki kavram dikkati çekmektedir : Bilinçli taksir mad.22- (3) bilinçli taksir
Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi hâlinde bilinçli taksir vardır; bu hâlde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır .

Olası kasıt : mad.21-(2)
Kişinin, suçun kanunî tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi hâlinde olası kast vardır.
ÖNERİ: Her iki madde de bir yere kadar aynı hedefe gelmektedir ancak muğlak kavramlardır,özellikle bilinçli taksir hekimleri kolayca kapsayabilecek yapıdadır,olası kast ise bir hekim ile kasıtı yan yana getirebilecek eşyanın tabiatına aykırı bir durumdur. Bu nedenle, yeni TCK' da hekim uygulamalarının taksirli suç ve kasıtlı suça kolayca sokulabilecek, pek çok madde nedeniyle hekimlere hapis cezası öngörülecektir.

Aslında deprem felaketinde gördüğümüz inşaat sektörü rezaleti ve trafik canavarlarının neden olduğu feci kazalar için yetersiz cezaları arttırmak için düşünülen bu maddeler , hekimleri de kapsayacak şekilde kaleme alınmıştır.

Bu maddelerden bilinçli taksir yoruma açık ve kolayca bizleri içine alacak bir kavramdır.Uygulamalar ile durum anlaşılabilir. Beklemek dışında bir seçenek yok gibi görülmektedir.

Diğer maddelere sırayla bakacak olursak:

mad.50- (e) mahkum olunan cezanın yarısından tümüne kadar meslek ve sanatı yasaklama ,(4) taksirli suçlardan dolayı 1 yıldan fazla hapis cezası verilmişse, bilinçli taksir yoksa adli para cezasına çevrilebilir .
ÖNERİ : hekimlik mesleği kapsam dışı tutulmalıdır,çünkü,1219 ve 6023 sayılı yasada bu yetki meslek örgütüne verilmiştir.

mad.53-kişi,kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyet sonucu (1/e) bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabii bir mesleği kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı olarak icra etmekten yoksun bırakılır ve (6)?meslekten men (3 ay-3 yıl) Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir .
ÖNERİ : taksirli veya olası kastla,her ne nedenle olursa olsun mahkumiyet halinde, hekimlik mesleğinin yasaklanması kabul edilemez, ayrıca bu maddede açıkca görüleceği gibi alkollü araç kullanan kişinin ehliyeti ile hekim diploması bir tutulmaktadır.Ehliyeti geri almak mantıklı,tıp veya uzmanlık diplomasını geri almak ise mantık dışıdır.

mad 83- Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi (1) kişinin yükümlü olduğu belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi dolayısıyla meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu tutulabilmesi için,bu neticenin oluşumuna sebebiyet veren yükümlülük ihmalinin icrai davranışa eşdeğer olması gerekir (3) belli bir yükümlülüğün ihmali ile ölüme neden olan kişi hakkında,temel ceza olarak,ağırlaştırılmış müebbet hapis yerine 20-25 yıl,müebbet hapis yerine 15-20 yıl, diğer hallerde ise 10-15 yıl hapis cezasına hükmolunabileceği gibi,cezada indirim de yapılmayabilir.
ÖNERİ: Maddenin gerekçesinde acil servise ait tıbbi örnek verilmesi niyeti ortaya koyan ürkütücü ve çok tehlikeli bir madde olduğu kanaati oluşturmaktadır, hekimler kanunen hastalara bakmakla yükümlü oldukları hal dışında (Hususi Hastaneler Kanunu 32. mad. ve Tıbbi Deontoloji Tüzüğü 18. mad.) bir hastanın bakımını üstlenmesi dolayısıyla gönüllü üstlenmeyle garantörlük sıfatını taşırlar.
Öngelen Tehlikeli Eylemden Kaynaklanan Garantörlük aynı maddenin 2. bendinde tanımlanmıştır, bu garantörlük türünde, davranışı ile bir zarar doğması tehlikesine neden olan kişinin zararın meydana gelmesini önleme yükümlülüğünden kaynaklanan garantörlük söz konusudur. Burada neticeye neden olma ile neticeyi önlemeyi ihmal birlikte söz konusu olmaktadır.Nitekim bir tıbbi girişimde dikkatsizlik sonucu bir kimseye zarar veren hekim, mağdurun ölümü halinde taksirle öldürme neden olmaktan sorumlu tutulacak iken;,bu hastayı, kurtulması mümkün olabilecek ileri bir merkeze sevketmeyi düşününen ama ihmal sonucu sevketmeyen hekim, hastanın ölümü halinde ,yani öngelen tehlikeli eylemden kaynaklanan garantörlük dolayısıyla , olası kast içinde değerlendirileceğinden, hekim kasten öldürmeden dolayı sorumlu tutulacaktır.
Bu madde hekimin garantörlük kaynağı madde dışına çıkaracak şekilde yeniden düzenlenmelidir.

mad.89-(1) taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi 3 ay-1 yıl hapis cezası veya adli para cezası, (2) duyu veya organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması,kemik kırılması, sürekli konuşma zorluğu,yüzünde sabit iz,prematüre doğuma neden olmuşsa, ceza yarısı oranında arttırılır, (3) iyileşmesi olanaksız bir hastalık veya bitkisel hayata,duyu ve organ fonksiyon kaybına,konuşma ve çocuk yapma yeteneğinin kaybolmasına,düşüğe,yüzün sürekli değişimine neden olmuşsa ceza bir kat arttırılır.
ÖNERİ : ?acı? çok tartışmalı bir kavramdır,açıklığa kavuşturulması gerekir, ayrıca yukarıda kırmızı ile belirtilen hususlar her an mesleki pratiğimizde ?sonuç? olarak karşımıza çıkabilecek olumsuzluklardır. Bitkisel hayat ile düşüğün aynı ciddiyet içinde değerlendirilmesi anlaşılır değildir.

mad.90- (1) insanlar üzerinde bilimsel deney yapan kişi 1-3 yıl hapis cezası....,(3) çocuklar üzerinde hiçbir surette bilimsel deney yapılamaz, (5) birinci fıkrada tanımlanan suçun işlenmesi sonucunda mağdurun yaralanması veya ölmesi halinde kasten yaralama-öldürme suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
ÖNERİ: Bir şeyi hem ?bilimsel? olarak tanımlayacaksınız hem de yasaklayacaksınız,bu bilimi inkar demektir. Bu nedenle yukarıdaki ?bilimsel deney? deyimi ?DENEYSEL ÇALIŞMA? olarak değiştirilmelidir. Ayrıca 3. madde tümüyle kaldırılmalıdır.

mad.99- 2) Tıbbî zorunluluk bulunmadığı hâlde, rızaya dayalı olsa bile, gebelik süresi on haftadan fazla olan bir kadının çocuğunu düşürten kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu durumda, çocuğunun düşürtülmesine rıza gösteren kadın hakkında bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur ,(4) rızaya dayalı olsa bile tıbbi zorunluluk bulunmadığı halde gebelik süresi 10 haftadan fazla olan bir kadının çocuğunu düşürtürken kadının beden ve ruh sağlığı bakımından bir zarara uğramışsa , 3-6 yıl hapis cezası,fiilin kadının ölümüne neden olması halinde 4-8 yıl hapis cezası verilir.
ÖNERİ: çocuğunun düşürtülmesine rıza gösteren kadın hakkında bir yıla kadar hapis cezası hekim olarak kabul edilemiyecek bir cezadır,zaten canını tehlikeye atan,yavrusunu feda etmek zorunda kalan bir kimseye tekrar ceza vermek hekimlik mesleğinde kabul edilemez bu cümle kaldırılmalıdır.Ayrıca ?ruh sağlığının bozulması? subjektif bir tanım olup hekimi zora sokabilir,bu ibare kaldırılmalıdır.

mad.101-(2) rızaya dayalı olsa bile kısırlaştırma fiilinin yetkili olmayan bir kişi tarafından işlenmesi halinde 1-3 yıl hapis cezası
ÖNERİ: buradaki yetkili kişi tanımlanmalıdır,üroloji uzmanı,kadın-doğum uzmanı vb. gibi, genel cerrah ,onkolojik cerrah yetkili mi değil mi ? bu belli değil !

mad.280 (1) (suç bildirme ???) Görevini yaptığı sırada bir suçun işlendiği yönünde bir belirti ile karşılaşmasına rağmen, durumu yetkili makamlara bildirmeyen veya bu hususta gecikme gösteren sağlık mesleği mensubu, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
ÖNERİ :Çok tehlikeli,mesleğimizi engelleyici olduğu kadar bir şekilde suça bulaşmış bir kişinin tedavisini de engelleyecek bir madde.Eski TCK?da, sadece kişiler üzerinde işlenen suçların bildirilmesi zorunlu iken ve hastanın kendisi hakkında kovuşturmaya neden olacak bir suçun bildirilmesi zorunlu değilken, ve gerekli tıbbi müdahale ve yardımı yaptıktan sonra durumu adliye veya zabıtaya bildirmek istenirken ; yeni TCK, suçun kapsamını aşırı genişletmiş,hekimin asli görevinin sağlık hizmeti olduğunu göz ardı etmiş, üstelik de hafif para cezasını da 1 yıla kadar hapis cezasına dönüştürmüştür.Böylece hem suça bulaşmış hastaların tedavi olma hakkı engellenmiş, hem de hekimlerin tedavi sırasında öğrendikleri hastalarına ilişkin sırları açıklamaya zorlamıştır. Bu madde hiç olmazsa eski haline döndürülmelidir.Ayrıca ?belirti? çok muğlak bir kavram.

mad.287- (1) Yetkili hâkim ve savcı kararı olmaksızın, kişiyi genital muayeneye gönderen veya bu muayeneyi yapan fail hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur .
ÖNERİ: Genital muayene kavramı çok geniş ve yoruma açık bir kavramdır,bu madde hükmünde söylenmek istenen açık ve ayrıntılı bir şekilde belirtilmeli (kızlık zarı muayenesi,tecavüz şüphesinde muayene edilmesi gereken organlar gibi) ve maddedeki genital muayene ibaresi ?adli amaçlı cinsel muayene? şeklinde değiştirilmelidir.

mad.298 (beslenmeyi engelleme ) (2) Hükümlü ve tutukluların beslenmesini engelleyenler hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir.
ÖNERİ: Bu madde kanunun kendisiyle çelişmektedir. Mad.26 da ?hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası? başlığı altında 2. fıkrasında ? kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere,açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilemez? demektedir. Beslenmeyi kendi rızası ile kabul etmiyen bir insana zorla besleme ancak tıbbi girişim ile olur,bu girişim de hekimler yapar (parenteral beslenme gibi). Hekim evrensel tıp etiği kurallarına uyduğu için cezalandırılamaz.Bu madde tümüyle kalkmalıdır.Hekim devletin infaz memuru olamaz.

Sonuç olarak : yeni TCK hekimlik mesleği için zorluklar ve kabullenilmesi kolay olmayan hükümler içermektedir,yasa hazırlanırken hekimlere danışılmamış,yürürlük tarihi 1 Nisan?dan, 1 Haziran?a ertelendiğinde her platformda dile getirilen eleştiri ve öneriler hiç ciddiye alınmamış,bırakın tıp hukukunu, ceza hukuku yönünden dahi yeterlilikleri hukukçularca da tartışılan dar bir kadronun hazırladıkları bu yasa ile hekimlerin mesleki gelecekleri karartılmış, savunmacı (defansif) tıp denen, etliye sütlüye karışmayan bu nedenle ciddi ameliyatları yapmaktan kaçınan veya kendisini güvence altına almak için hastadan bir çok ek tetkik isteyerek hem hasta için hem de ekonomik açıdan sıkıntılar yaratabilecek bir uygulamaya başvurmak zorunda kalan hekim modeline davetiye çıkartılmıştır.


Bu yazı toplam 2714 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim