• BIST 93.469
  • Altın 228,909
  • Dolar 5,7332
  • Euro 6,5830
  • İstanbul : 16 °C
  • Ankara : 10 °C
  • İzmir : 16 °C

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Ve Marie Curie

Faik Çelik

Ne, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü?nün tarihinden bahsedeceğim ne de kamuoyunda algılandığı biçimde kadınlara karşı şiddetin dünyada en yaygın, ancak en az cezalandırılan suç olduğundan, ne fuhuşa zorlanan ya da bunun için satılan kadınların sayılarının yüksekliğinden ne de töre cinayetlerinden.

Ne Birleşmiş Milletler verilerine göre dünyadaki yapılan işlerin %66?sı kadınlar tarafından görülüyorken kadınların dünyadaki toplam gelirin ancak %10?una sahip olmaları, ne de dünya?daki mal varlığının % 1?ine sahip olmaları, başka bir deyişle dünyadaki işlerin % 34?ü erkekler tarafından yapılıyorken dünyadaki toplam gelirin % 90?ına ve toplam mal varlığının % 99?una sahip olmaları gerçeğini aktarmak değildir benim bahsetmek istediğim.

Kendini insanlık ve bilim uğruna feda eden bir yürekli kadından Marie Curie?den bahsedeceğim 2009 Kadınlar Günü?nde. Varşova doğumlu kimyacı Marie Curie, radyoaktivite konusundaki çalışmalarda bir öncüydü ve Nobel ödülünü iki kez kazanan ilk kadın oldu.

Polonya asıllı bilim kadını 7 Kasım 1867'de, Varşova'da doğan Maria Sklodowska ya da Fransa'da yaptığı evlilik sonrası, dünyada bilinen adıyla Marie Curie. Eşi ve meslektaşı olan Pierre?in trajik ölümü, olay üzerine türetilen dedikodular, bilimsel kuruluşlar tarafından sürdürülen karalama kampanyalarına zorluklara göğüs germek zorunda kalan ve ağır bir bedel ödemeye mecbur bırakılan M. Curie?nin buluşları, sonunda yaşamına mal oldu.

Sorbonne?u bitirdikten sonra doğa bilimleri ve matematik dalında yüksek lisans yaptı , 1895'te bu eğitimini tamamladı. Aynı yıllarda Fransız fizikçi Pierre Curie ile tanıştı ve evlendi. Curie'ler, 1897 kışında "Becquerel ışınları"nın gizemini çözmeye karar verdiler. Marie'nin adını verdiği "radyoaktivite?yi ortaya çıkardılar.

Haziran 1898'de, uranyumdan 400 kat daha radyoaktif bir kimyasal elementi bularak ilk başarılarına ulaştılar. Bu elemente Marie'nin anayurdundan esinlenerek "polonyum" adını verdiler. Curie'ler, araştırmalarını sürdürdüler ve Kasım 1898'de, polonyumdan da güçlü bir başka radyoaktif element keşfettiler ve adına Latince'de "ışın" anlamına gelen "radyum" adını uygun gördüler.

1903 Nobel Fizik Ödülü'nü Henrie Becquerel ile birlikte paylaştılar. 19 Nisan 1906'da da, trajik bir kaza sonucu Pierre Curie atlı bir arabanın altında kalarak hayatını kaybetti. Marie, acısını kendini işine vererek hafifletmeye çalıştı. Sorbonne' da eşinin kürsüsüne profesör olarak atandı, bu okulda ders veren ilk kadın unvanını kazandı.

Karı-koca kendilerini bilime adarcasına çalışırken ?amipsi yaşamı? seçenler boş durmuyordu. 4 Kasım 1911'de Fransa'nın yüksek tirajlı gazetesi Le Journal'in manşeti şöyle çıkmıştı: "Bir aşk hikâyesi: Madam Curie ve Profesör Langevin".

Marie ile fizikçi Langevin uzun zamandan beri çok yakın iki arkadaştı. Kocası Pierre' in ölümünden sonra Prof. Langevin ona çok destek olmuştu. Marie' nin 1911'de Nobel Kimya Ödülü'nü aldığı açıklandı, ancak Komite üyeleri onun törene gelmemesini istiyordu. Marie bu öneriyi dikkate almadı ve törene gitti. Ancak ?amipler? amacına ulaşmış ,bu dedikodular sonucunda iki dostu birbirinden ayrılmıştı. Marie laboratuarına geri döndü. İlginçtir, Langevin çok kısa bir süre sonra metresiyle birlikte yaşamaya başladı. Dedikoduların kaynağı karısını terk etti.

İlk olarak radyumun tıbbi uygulamalarda kullanılmasına öncülük etti. Kansere karşı çok etkili sonuçlar veren "radyoterapi", uzun yıllar boyunca milyonlarca insanın hayatını kurtardı. Ama radyumun öldürücü etkisi de artık ortaya çıkmaya başlamıştı. 1930'lu yıllarda doktorlar başta olmak üzere radyumun kullanıldığı saat fabrikalarında çalışan işçilerin büyük bir bölümünde özellikle kemik kanseri vakalarına rastlandı.

Marie Curie de radyum tehlikesini fazlasıyla yaşamaya başladı. Gece gündüz demeden birlikte yaşadığı element şimdi ona karşı geliyordu
. Mayıs 1934'te çok ciddi şekilde rahatsızlanmıştı. Şiddetli bir kansızlığı vardı bunun için Fransız Alpleri'ndeki sanatoryuma gönderildiyse de artık çok geçti. Uzun yıllar üzerinde çalıştığı radyum nedeniyle kan kanserine yakalanmıştı ve çok geçmeden 4 Haziran 1934'te gözlerini hayata yumdu.

Yıllar süren mücadelesi onun pırıl pırıl beynini değil, ancak ellerini vurmuştu, parmakları nasırlarla ve radyasyon yanıklarıyla doluydu.
İnatçı bir mücadeleyle geçen bilimsel kariyerinde, binlerce kişinin hayatını kurtaran Curie, yine kendi adını verdiği maddeye yenik düşmüştü. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü benim için M. Curie ile anlam kazanıyor.

BU YAZI SAĞLIĞINSESİ GAZETESİNİN MART 2009 SAYISINDA YAYINLANMIŞTIR


Bu yazı toplam 2556 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim