• BIST 110.248
  • Altın 155,637
  • Dolar 3,8262
  • Euro 4,5259
  • İstanbul : 8 °C
  • Ankara : 7 °C
  • İzmir : 12 °C

Adolesanlarda Madde Bağımlılığı Neden Oluyor?

Adolesanlarda  Madde Bağımlılığı  Neden Oluyor?
Madde kullanımı toplumu tehdit eden en önemli halk sağlığı sorunlarından biri. Ergenler en önemli risk grubunu oluşturuyor. Ancak, aynı zam

Madde kullanımı toplumu tehdit eden en önemli halk sağlığı sorunlarından biri. Ergenler en önemli risk grubunu oluşturuyor. Ancak, aynı zamanda ergen madde kullanımı en sık atlanan tanı gruplarından birini teşkil ediyor.
Erken dönemde kullanımın önlenmesi, daha sonraki dönemde zararlı madde kullanımının azalmasını sağlıyor.

İlk madde kullanımı çoğunlukla ergenlik döneminde başlıyor ve madde kullanmaya başladıktan ortalama 2 yıl sonra fark ediliyor. Erken tanı sorunun büyümesine engel oluyor.

Ergenlik dönemi ruhsal yapının yeniden düzenlendiği bir dönemdir. Pubertede cinsel ve saldırgan dürtülerin artması ile önemli bir döneme geçilmiş oluyor. Bu dönemde ortaya çıkan biyolojik değişiklikler, ebeveyn ilişkilerinde ortaya çıkan değişiklikler ve sosyal ilişkilerde ortaya çıkan değişiklikler ile, ergenin ruhsal yapısı yeniden düzenleniyor. Bu değişikliklerin,nesne ilişkilerinde oluşturduğu etkilerin anlaşılmasının ergen madde kullanımını anlamada önemli bir rolü bulunuyor .

Son yıllarda madde kullanımının yaygınlığı giderek artıyor. Lise 2 öğrencileri arasında yapılan çalışmalarda madde kullanımının giderek arttığı görülüyor. İki bin üç yılında yapılmış olan yaygınlık çalışmasında yaşam boyu herhangi bir madde kullanımı %6, esrar kullanımı %5.1, uçucu madde kullanımı %5.2, ecstasy kullanımı %3.2, eroin kullanımı %2.8 bulunmuştur. Gençler arasında madde kullanım yaygınlığının artma hızı ise çok daha çarpıcı veriler sunmaktadır. 2001-2004 yılları arasında esrar kullanımı %75.7, uçucu madde kullanımı %40.5, ecstasy kullanımı %287.5 ve eroin kullanımı %100 artmıştır.

Dünya Sağlık örgütünün tanımlamasına göre psikoaktif madde normal sağlığın sürdürülmesi için gerekli olmayan, yaşayan bir organizma tarafından alındığında bu organizmanın bir veya daha fazla işlevini değiştiren herhangi bir maddedir. Psikoaktif maddeler, merkezi sinir sistemini etkileyen algı, duygudurum, düşünce, davranış ve motor işlevlerde uyarı veya baskılama ortaya çıkarır. Yasal ve yasadışı olan tüm maddeleri kapsar. Doğal veya sentetik olabilir.

Madde kullanımı 4 evreden oluşan bir süreklilik gösterir.
1.Duygudurumda oluşan değişiklikleri öğrenme (deneysel kullanım)
2.Duygudurumdaki dalgalanmaları arama (sosyal kullanım)
3.Duygudurumda dalgalanma ile aşırı ilgilenme (işlemsel kullanım)
4.Normal hissedebilmek için madde kullanma (bağımlı kullanım)

Bu 4 evreyi belirleyen özellik; her evrede madde kullanımı ile ortaya çıkan duygudurumdaki değişikliklerdir.

Birinci evre gencin madde kullandığı zaman duygudurumunda değişiklikler olduğunu keşfetmesidir.İlk kullanılan madde çoğunlukla alkoldür ve maddenin onda nasıl bir etki yarattığının araştırılması ve denenmesidir.

Deneme aşamasında maddenin entoksikasyon etkisinin yaşanması ve bu yaşantının denetim altına alınabildiğinin görülmesi genç için önem kazanmaktadır. Ayrıca korkulan yaşantıların nasıl bir şey olduğu, söylendiği kadar korkutucu olup olmadığı, denetim altına alınıp alınamayacağı araştırılmaktadır. Birçok ergen için ilk denemelerden Sonra 2. evreye geçiş olmaktadır.

İkinci evre, sosyal kullanım evresidir. Çeşitli sosyal ortamlarda ki, bu çoğunlukla akranlarla birlikte yapılan partilerdir, maddenin duygudurumda yaptığı değişimi tekrar sağlamak için kullanılmasıdır. Daha sık sarhoş olur.

Alkol dışı maddelerin kullanımı da mümkündür. Bu evre sosyal içicilik olarak tanımlanabilir. Ancak bu tanım ergenin sosyal ortamlarda madde kullanmasının uygun ve onaylanabilir bir davranış olduğu anlamına gelmemelidir.Ergen, bu evreden bir sonraki evreye geçmeyebilir. Ancak bu evrede de birçok risk bulunduğu unutulmamalıdır.

Üçüncü evre madde kötüye kullanımının geliştiği evredir.
Bundan sonra bağımlılık gelişmesi olasılığı artmaktadır. Bu evrede madde kullanımı anksiyete ve gerilimden kurtulmak veya sadece eğlenmek amacıyladır.
Madde kullanımı adaptif, uyumsal bir yaşantı olarak algılanır, ancak bu uyumu bozan bir davranıştır. Bu DSM IV’te kötüye kullanım evresine denk düşmektedir.

Dördüncü evrede artık bağımlılık gelmiştir. Yaşamını devam ettirebilmek için kimyasal bir maddeye bağımlıdır. Madde kullanımı ile oluşan duygudurum dalgalanmalarının tekrarlanması için duyduğu kompülsif bir istekle madde kullanır. Çeşitli kimyasal maddelerle değişikliğe uğratılmış bu içsel durum ergen için normal olarak adlandırılır. Yani normal hissedebilmek için madde kullanma gereksinimi vardır.

Birçok biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörün etkisiyle ergen bu evrelerin birinden diğerine geçebilir. Birçoğu için madde kullanımı 1. ve 2. evrede kalırken çok daha az bir kısım kötüye kullanım ve bağımlılık evresine geçer.

Bu evrelerde daha az sorunlu bir evreye geçme veya kullanımın kesilmesi genellikle dıştan gelen müdahaleler ile mümkün olmaktadır. Kendiliğinden gerileme çok ender görülen bir durumdur.

Biyopsikososyal Model

Ergen madde kullanımını anlamak için sorun çok boyutlu ele alınmalıdır.
1.Biyolojik etmenler
Ailede alkol ve diğer madde bağımlılığının varlığı genetik bir yatkınlığı ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca çocukluk çağından itibaren bazı sorunlar dikkate alınmalıdır. Öğrenme güçlüğü, davranım bozukluğu, ADHD gibi bazı durumların varlığı ileride madde kullanımı açısından risk oluşturmaktadır.
Bu çocukların erken yaşta tespit edilmesi, tedavi edilmesi, sistem içinde tutulmaya çalışılması gelecekteki madde kullanımını önlemek açısından dikkate alınmalıdır.

2.Ergenin psikolojik gelişimi
Asilik, dürtüsel davranışlar, okul başarısının düşük olması, okuldan ayrılma, suç işleme gibi özellikler risk oluşturmaktadır. Ergenlik döneminde artmış cinsel ve saldırgan dürtülerini yönlendirebilecekleri uygun koşullara sahip olmayan gençler için madde kullanımı uygunsuz bir çıkış yolu olarak ortaya çıkabilmektedir.

3.Kişilerarası çevre belirleyicileri (aile, akran etkisi)
Parçalanmış aile, ailenin bakabileceğinden fazla çocuk sahibi olması, dolayısıyla çocuğun sağlıklı gelişimini sağlayacak ekonomik ve duygusal ortamı sağlayamama,aile içi şiddet madde kullanımı açısından risklerin ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Çok sıkı disiplinin uygulandığı aile ortamı da, aşırı gevşek bir disiplin kadar gencin madde kullanımı açısından risk altında kalmasına yol açmaktadır.

Okul başarısı düşük olan, aile içinde gelişimi için yeterli doyurucu ortamı bulamayan genç, çözümü kendini ait hissedeceği, kendi ile benzer sorunları yaşayan akran gruplarına katılmakta ve burada da madde kullanımı kabul gören bir davranış olmaktadır.

4.Çevresel belirleyiciler
Okul, belediye hizmetleri, spor olanaklarının sağlanması, medya etkisi gibi çevresel belirleyiciler gençler arasında madde kullanım eğilimleri üzerinde etkili olmaktadır.

5.Toplumsal etmenler
Bütün bu etmenlerin en üstünde ise toplumsal etmenler gelir.Bu, madde kullanımının önlenmesi, madde ticareti ve maddeye ulaşılabilirliğin azaltılması, madde kullanımı tedavisi, zarar azaltma stratejilerinin belirlenmesi gibi birçok alanda bir devlet politikasının olması anlamına gelmektedir.

Ergen madde kullanımını hazırlayan bazı risk etmenleri olduğu gibi, madde kullanımda etkili olan koruyucu etmenler de bulunmaktadır. Ergen madde kullanımının önlenmesi ve tedavisinde risk etmenleri ve koruyucu etmenler önem kazanmaktadır.

Risk Faktörleri

* Ruhsal sorunları ya da bağımlılığı olan ebeveynin bulunduğu kaotik aileler,
* Doğru olmayan yetiştirme yolları,
* Ebeveyn-çocuk arasında bağlanma ve ilgi eksikliği,
* Sınıfta aşırı utangaçlık ya da şiddet içeren davranışlar,
* Okul başarısında düşüş,
* Sosyal becerilerin zayıf olması,
* Sapkın davranışlar sergileyen arkadaşlarla birliktelik,
* Okul, iş, aile ortamlarında uyuşturucu kullanımının onaylanması.

Koruyucu Faktörler

* Güçlü ve pozitif aile bağları,
* Ebeveynlerin çocuklarının arkadaşlarından ve neler yaptıklarından haberdar olması,
* Aile içi kuralların açık olması ve herkesin bunlara uyması,
* Ebeveynlerin çocuklarının yaşamları ile ilgili olmaları,
* Okulda başarılı olma; okul, kulüpler gibi kurumlarla kurulmuş güçlü bir bağ,
* Uyuşturucu kullanımı ile ilgili doğru bilgilenme.

Yazan:Dr. Defne Tamer GÜROL
Ord.Prof.Dr.Mazhar Osman Uzman Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim Hastanesi

KAYNAKLAR
1.EstroffTW (2001) Manual of Adolescent substance abuse treatment. American Pychiatric Publishing
2.Ögel K. Eke C. Tamer S ve ark (2004) İstanbul’da öğrencilerde renkli davranışlar araştırması. Yeniden bilimsel Araştırma raporlar no.6 İstanbul http/www. Yeniden org.tr/dokuman/bm_ raporlar.asp
3.Muisener PP (1994) Understanding and treating adolescent substance use. Sage Publication Inc.
4.UNODC Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (2003) Madde kullanımı üzerine ulusal değerlendirme çalışması: 6 büyük şehirde elde edilen sonuçlar. Türkiye Proje Ofisi. Ankara.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim