• BIST 91.801
  • Altın 214,254
  • Dolar 5,3608
  • Euro 6,0653
  • İstanbul : 7 °C
  • Ankara : 1 °C
  • İzmir : 7 °C

Aile Hekimi Olmanın Kırk Güzel Tarafı

Aile Hekimi Olmanın Kırk Güzel Tarafı
1) "Benim hastam" diyebileceğimiz insanlar var, hayatımızda!.."3000-3500 tane hastam var" Benim diyen sanatçının yoktur bu kadar hastası!..

 

 

Sorun, Sibel Can'a,Tarkan'a!.. "Kaç hastan var?" diye. "Bana herkes hasta!" derlerse, "Olmaz" deyin. "Sizinkiler, kayıtlı değil bir kere!.. Bizimkiler bakanlık onaylı!.. Kayıtlı!.."

 2) Mükemmel bilgisayar kullanmayı öğrendik. Önceden e-mail adresi olmayan doktorlar bile bilgisayar kurdu oldu, çıktı.

 3) Tasarruf yapmayı öğrendik. Yarıya inen cari giderlerle ASM'yi geçindirmeye çalışmak hiç de kolay olmadığından her ASM de en az bir doktor elektrik düğmesi kapatma sorumlusu oldu.

 4) Bir sürü sokağımız var. Kapılarımızda adları yazılı. En meşhur insanların bile en fazla bir sokağı vardır. Ufak bir fark var; onların sokakta adları yazılı, ama olsun. Önemli bir fark sayılmaz bu. Hem belki de bundan  yirmi yıl sonra, ölen ve sevilen Aile Hekimlerinin adları, en çok hasta gelen sokağına verilir. Hani, hatırasına saygıdan gibilerinden...

 5) En ummadığımız yerde, bir hastamız karşımıza çıkıp, bize torpil yapabiliyor. Geçenlerde, bir AVM'nin manyetik kapısında, güvenlik görevlisi olarak çalışan bir hastam, alışveriş merkezinden içeriye, o kapıdan geçmeden, aramadan sokmaya çalıştı. Arkamdaki kişilere ayıp olmasın diye, dönüp, "bende kalp pili var da ondan" dedim.''Hastam da..., torpil yapıyor" diyemezdim ki!..

 6) Aşure ayında hiçbir meslek sahibi bizim kadar aşure yemiyordur. Hiç kimseye, umreden, bu kadar hurma gelmiyordur.Yiyecek maddesi ihtiva eden hediyeler, hele de saat üç dört sularında geliyorsa, çok makbule geçiyor.

 7) Gözümüzle bakıp, büyüklerin boyunu, kilosunu, bebeklerin, gebelerin ayını tahmin edebiliyoruz. Biraz daha ileride beden kitle indeksi üzerinde çalışabiliriz.

 8) "Ne doktorusunuz ?" sorusuna cevabımız çok pratik oldu. Tek kelime: "Aile"

 9) "Ortaklık" yapmayı öğrendik. Çoğumuz daha önceden hiç tanımadığı arkadaşlarla iş  ortağı şimdi. Artık anlaşamayacağımız kişi mi kalır bizim!..

 10) Geçici göreve gitmiyoruz. Yerimizde kalıyoruz.

 11) İstediğimiz gibi odamızı döşeyebiliyoruz. Renkler, modeller bize ait. Bozulan bir eşyayı çöpe atabiliriz.Hem de arkasından veda mektubu yazmadan.( Veda mektubu = heke ayırma yazısı )

 12) Ufak tefek tamirat tadilat işlerinde kendimizi geliştirdik. Bu, evde de işimize yarıyor.

 13) Hastalar biz bir yere gidince, kızıyorlar, gelince, burnumuzdan getiriyorlar diye izinlerimizi bitiremez olduk. Bunun güzel tarafı, "Çalışan demir ışıldar" atasözümüzde gizli!

 14) Bir hemşiremiz ya da ebemiz var. Sadece bizim. Önceden daha çoktu ama, bir tanesine bile "benim" diyemezdik. Atalarımız görse, bu duruma da, "Az olsun, benim olsun" derlerdi.

 15) Hiçbir meslek sahibi, odasındaki reklam unsuru içeren materyalleri bizim kadar güzel flasterleyemez. Zaten bu, akıllarına bile gelmez. Çok yaratıcıyız biz; "poliklinik ya, onlar da yaralı, bize tedaviye gelen araç ve gereçler!" biri sorarsa, cevap hazır!..

 16) Hastalarımızın her yaptıklarından haberimiz var. Muhtarların pabucu dama atıldı. Evlenmelerinden, yaptıkları bebekten, yapamadıkları bebekten, işe girmelerinden, spora başlamalarından, ehliyet almalarından, ava çıkmalarından... Mahallede bizden izinsiz kuş uçmuyor.

 17) Bir ölsek, sokaklarımızda bir duyulsa, çok kalabalık cenazemiz olacak.

 18) Ölmekten açılmışken, ölsek, emekli olsak veya istifa etsek, bir doktor arkadaşımıza yer açılmış olacak. Birinin sevinmesine neden olacağız. Giderken bile hayrımız dokunuyor.

 19) A, B, C, D rakamlarıyla maaşı değişen tek meslek grubu biziz. Ayrıcalık ayrıcalıktır!..

 20) Ceza puanları sayesinde öğrenim hayatımızda alıştığımız rakamların anlamı tersine döndü. Malum; biz yüksek puana sevinmeye alışkınız. Ama artık bu da değişti. 10 alınca, sevinip, 100  alınca üzülüyoruz. Bu durumu da şöyle bir sözle özetleyebiliriz: Değişiklik, değişikliktir!

21) Çoğumuzun lazer yazıcısı var. Fotokopi bile çekiyor. Daha önceden eve alayım demiştim, kıyamamıştım.

22) Sahip olduğumuz bilgisayar sayısı da arttı. En önemli eşyamız!

23) Herkes bize "Zengin" gözüyle bakıyor. Yeni bir imaja sahip olduk. Aman, yeni yönetmelikten kimsenin haberi olmasın...İmajımız sarsılır!

24) Gazetelerde, köşe yazarları, bizimle ilgili yazılar yazıyor. Yıllar sonra basının ilgisini çekmeyi başardık. Çoğu kötü, ama olsun, "reklamın iyisi kötüsü olmaz" lafını, biz medyamızdan  öğrendik.

 25) Odamıza istediğimiz zaman klima taktırabiliyoruz. Yazın terlemeden hasta bakabileceğiz.

 26) Belediyeler bizim sayemizde gelirlerini attırdılar. Umarım park, bahçe, asfalt, çöp arabası olarak bu tüm vatandaşlarımıza geri döner. Çok iyiyiz biz, çok!..

 27) Herkes, puanına göre yerleşti. Dayılar biraz dinlendi.

 28) Tıbbi malzeme satan firmalar en kazançlı dönemlerinden birini yaşıyorlar. Eminim bize duacılardır. Çok dua alıyoruz çok!..

 29) Sevk zinciri hala işlemediğinden, uzman doktor olan arkadaşlarımızın bizlere bakış açıları normale döndü. İlişkilerde sanki bir iyileşme var. "Yaşasın birinci basamak, ikinci basamak kardeşliği!.."

 30) Hanımlara, günlerde konuşulacak, yeni bir konu, hatta beklerken, gün yapılacak yeni bir mekân çıktı. "Eee daha daha nasılsınız? Aile Hekiminiz falan nasıl?"

 31) Birçok arkadaşımızın köyleri oldu. Hem de 3-5 tane. Bir yerde "Benim üç köyüm var!.." deyin, bakın, neler oluyor!..

 32) Yine birçok arkadaşımız bu köylerine gitmek için, dizel araç aldı. Mal sahibi oldular, bu sayede.

 33) Doktor aileleri büyüdü, Tek çocuklara, kardeş geldi!.. Hamilelikle yeni bir şans yakalamaya çalışan arkadaşlarımız bahaneyle evlat sahibi oldular.

 34) Birçok yeni dernek kuruldu. Dernekler masası da sebeplendi. Sivil toplum kuruluşlarının artmasına da katkımız oldu. Altın yumurtlayan tavuk gibiyiz.

 35) Gelirler, çıkarlar, sorunlar, ihtiyaçlar ortak olunca daha çok bir araya gelebileceğimiz ortamlar yarattık. Eğitimlere daha çok ilgi göstermeye başladık. Ne demiş Cem Yılmaz? "Eğitim şart!"

 36) Aile Hekimliği ile ilgili birçok yeni mail grubu, Face grubu, internet sitesi kuruldu. Sosyal medyayı daha iyi kullanmayı öğrendik. Sosyal medya da, bizi kullanmayı!..

 37) Türkiye'de "damga" ne pahalıymış, onu da öğrendik. Şahsen benim haberim yoktu. Bilgi bilgidir! En kalıcısı da yaşayarak öğrenilendir.

 38) Bahaneyle hepimiz mesleki sorumluluk sigortası yaptırdık. Araba kaskolarımızı ihmal etmeyiz ama bunu hep ihmal ederdik.

 39) Türkiye'nin, "Kamu mu, Özel mi" olduğu, duruma göre değişen ilk meslek grubu olma özelliği bizim elimizde. Bunu da kimseye kaptırmayacağız bu gidişle!..

 40) Ve geldik kırka!.. İtiraf ediyorum, kırk dedim baştan ama sözümde durabileceğimden emin değildim. 20'ye gelince "bebeklerin bile yarı kırkı çıkınca, dışarı çıkartılıyor" numarasına yatarım diye bile aklımdan geçirmiştim. Ama bahar da geldi, ondan mıdır nedir! Yoksa bunu da mı Aile Hekimliği öğretti, bilmiyorum ama daha bir sabırlı olduk, daha bir inatçı olduk. Baksanıza; durum ne kadar karmaşık gözükürse gözüksün, hala güzel taraflar bulabiliyoruz. Hem de  kırk tane!..

 

Yazan: Dr.Elif Kuruefe (Bursa Aile Hekimleri Derneği Yönetim Kurulu üyesi)

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim