• BIST 104.289
  • Altın 145,767
  • Dolar 3,5091
  • Euro 4,1835
  • İstanbul : 24 °C
  • Ankara : 33 °C
  • İzmir : 28 °C

AİLE HEKİMLİĞİ NEREYE GİDİYOR?

AİLE HEKİMLİĞİ NEREYE GİDİYOR?
İnsanlar her yeni yıla girerken bir önceki yıldan daha iyi olması için temennilerde bulunurlar. Daha umutlu, daha sağlıklı, daha sürprizler ve güzelliklerle dolu bir yıl olmasını temenni ederler. Bu yılda benzer temennilerle girildi 2011’e.

                     

 

  Bu temennileri yüreğinde yaşayamayan, gelecek kaygısı taşıyan, hatta mesleki onurları zedelenmiş bir kesim vardı ki onlar aile hekimleriydi. 30 aralık tarihinde öyle bir ödeme yönetmeliği çıktı ki; hekimlerden vatandaşı sınıflandırmaları, kategorilere ayırmaları, yıllardır çalıştıkları, hizmet verdikleri, vatandaşların memnuniyet anketlerinin tavan yaptığı çalışma ofislerinin bir anda LCD ya da LED TV olmadığından sınıflandırma dışı kaldığını, odalarının 1 metrekare küçük olmasından dolayı hizmet verdikleri insanların daha alt sınıf bir hizmet alacakları, lavaboları dışında koridorlarda da antiseptik bulunmazsa salgın hastalıklara davetiye çıkaracakları, işitme kaybı teşhisi koydukları hastalarını tedavi için sevketmeden önce tipini belirlemenin hayatiyetinden dolayı diapozon seti bulundurmak zorunda olmaları, hastanelerde bile 2 ya da 3 tane ancak bulunan ama her aile hekimine dayatılan defibrilatör zorunluluğu, aşılarda barkot olmamasına rağmen, henüz kullanacakları bir imkan ya da program bile bulunmamasına karşın barkod okuyucu bulundurmak zorunda olmaları, toplumun bazı kesimlerince bir türlü aile hekimine layık görülmeyen ve sürekli dillendirilen ücretleri azaltmaya çalışmanın bir yöntemi olduğu tüm aile hekimlerinin zaten malumudur.  

Son kuruşuna kadar hak ettiğimiz, hatta her geçen gün işyükü altında ezilmekten dolayı artık fazlasını da hak ettiğimiz ücretleri dillerine dolayan çevreler, yıllarca çok düşük ücretlerle ailesini bile geçindirmekte zorluk çeken hekimlerin ücretlerinin niye hiç dillendirmedikleri de düşünülmesi gereken diğer bir noktadır. Ama aslında şaşırmamak da gerekir ki; elmanın kurdu kendinden olmadıkça elmaya zarar vermediği herkesçe bilinir. Bizler aile hekimliğini seçerken, daha iyi hizmet, daha dinamik bir sağlık sunumu ve daha insanca şartlarımız olacağını öngörmüştük ve “kendi meslek örgütümüzce “onursuz” ilan edilmeyi bile hiçe sayarak ki: üçkuruşa çalıştırılmamızı, sürekli sürgünlerle tehdit edilmemizi gayet doğal karşılayıp onursuzluk saymayan bir meslek örgütünün bu söylemleri bizleri ancak doğru yolda olduğumuza ikna eti ve bizler aile hekimi olmayı seçtik ve uygulamaya sahip çıktık.

                      İlk yıllar ne kadar haklı olduğumuzu da gösterdi zaten. Artık aile hekimi gerçekten aile fotoğrafındaki yerini aldı. Vatandaş aile hekimini davet etmeden sünnet-düğün yapmaz oldu. Sağlık göstergeleri hızla yükseldi. Hepimiz zafer sarhoşluğu içinde, yorulsak ta mesleki tatmini çok yüksek olan, hizmet verdiği kitleyle içiiçe olan bir hekim kitlesi olduk.

                  Ama gelin görün ki tarih 13 aralık 2010 ‘u gösterdiğinde tüm Türkiye’nin aile hekimliği uygulamasına geçmesiyle beraber “balayı” dönemi bitti ve 30 aralık 2010 da hekimler için bu güne kadar hiç olmadığı kadar  hekimlik onurunu rencide edecek bir yönetmelik yayınlandı. Bu yönetmelikte vatandaşın kategorize edilerek eşit sağlık hizmeti şansı elinden alınırken aile hekimleri de potansiyel suçlu ilan edilip, çalışma ofislerinde ilaç ismi taşıyan bir kalemden bile ceza puanı verilerek sözleşme feshiyle tehdit edilmeleri gerçeğiyle yüzyüze kaldılar. Bugün bir öğretmen kitapevinin verdiği kalemi, kağıdı, kitabı kullanır, bir işadamı bankanın verdiği promosyonel malzemeyi kullanır, gıda sektörü ürünleriyle beraber promosyon malzemelerini halka dağıtır, Bir siyasi parti kalemini, çakmağını promosyon malzemesi olarak verir ama hiç kimse bu sektörleri puanla cezalandırmak, iş güvencelerini ellerinden almakla tehdit etmez.

Peki niye aile hekimlerine böyle bir muamele layık görülmektedir?

 İlaç firmasının kalemini, bloknotunu kullanan hekime hangi suç isnat edilmektedir?

 Etik dışı davranışta bulunan çürükleri ayıklamanın acizliği içinde herkese suçlu muamelesi yapmak etik midir?

             Aile Hekimliği uygulaması başladığından beri 5 yılı arkamızda bırakmış olmamıza rağmen halen pilot kanun ve yönetmeliklerle mevzuat gidiyor diye endişe ederken, yeni çıkan yönetmelikler  kalıcı kanunun habercisi oldu .Biz aile hekimleri yeni yasal düzenlemelerle başarı grafiği gitgide yükselen aile hekimliğinin sağlam temellere ulaştırılacağını düşünürken, hizmet kalitesini artıracak hiçbir düzenlemenin yapılmadığı, sadece makyaj yapılmaya çalışıldığı ve cezalandırmalarla motivasyonumuzun bitirildiğini, aile hekimliğinin popülist yaklaşımlara kurban edildiğinin üzülerek görmekteyiz.

              Bugün tüm Avrupa’da aşılama oranlarında %95 hedef olarak gösterilmişken yeni yönetmelikle aile hekimi %98 le bile ceza almaktadır.  İş Arkadaşlarıyla, hastalarıyla ya da amirleriyle sürtüşme cezası olan bir özel ya da resmi kuruluş var mıdır? Ben bir tek öğrenci karnelerini hatırlıyorum, davranış notu verilen. Demek ki biz aile hekimleri de halen erişkin kabul edilmiyor ve davranış notu alıyoruz ve hala cezalandırmalarla terbiye edilmeye çalışılıyoruz.

      Bindiğimiz dal fena halde kesiliyor. Ama göz ardı edilmemesi gereken biz aile hekimleri o dalların altında kalırken yalnız olmayacağız. Bizlerle beraber, o dalları dikenlerde, o dallardan hizmet alan vatandaş ta ne yazık ki nasibini alacak  ve Türkiye’de birinci basamak sağlık hizmeti bir kez daha yıllarca toparlanamayacak bir depremi daha yaşamış olacak. Ama hiçbir şey için geç değil. Umarım biran önce bu yanlışlardan dönülür, mesleki itibarımız bize iade edilir, hep beraber mantıklı yollarla aile sağlığı merkezlerinin revizyonu sağlanır ve Türk Halkının hak ettiği birinci basamak sağlık hizmeti, verilmeye başlanır.2011 başladığından çok daha güzel biter temennilerimle, tüm camiamıza mutlu yıllar dilerim.                                                                        

Yazan: Dr.İlknur SALMAN

Denizli Aile Hekimleri Derneği YK 2.Başkanı                                                                                                                  

                             (BU YAZI SAĞLIĞINSESİ GAZETESİ 0CAKK 2011 SAYAYAINDA YAYINLANMAKTADIR )                                                                   


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
DOGTUCUDAVUT
24 Ocak 2011 Pazartesi 21:21
neden hala bir dava yok
madem dernek yönetimindesiniz neden onurumuzla oynanıyor diye mızmızlanmak yerine gidip dava açmıyorsunuz.sitelerde danıştay yürütmeyi durdurdu aile hekimleri derneklerine üye olun yaşasın federasyon diye balon yazılar çıkıyor.Dernekler otoriteden sıyrılıp gerçekten mensuplarının haklarını korumaya başladığında legalize olur bence.
78.178.55.197
MANSURSAMAK
19 Ocak 2011 Çarşamba 15:55
ASM SINIFLANDIRMA
yeni yönetmelik ASM leri kalitesini yükseletmeyi amaçlamıyor. nedeni buna göre bakanlığın asıl amacı tüm ASM ler çabalayıp A sınıfa geçmeleri olmalıdır halbuki pratikte bu asla mümkün değil örnek olarak ben tek hekim olarak bir ASM de çalışıyorum ve A sınıfa geçe bilmem için 3 personel istihdam etmem gerek 1 sekrete 1 hizmetli bir de ebe . farz edin 3 eleman da asgari ücreti kabul ettiler asgari ücret sigorta dahil 1040 tl dir. 3x1040 = 3120 ödenek 2750 tl.
88.249.35.112
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim