• BIST 103.773
  • Altın 145,843
  • Dolar 3,4963
  • Euro 4,1879
  • İstanbul : 22 °C
  • Ankara : 22 °C
  • İzmir : 24 °C

"Aile Hekimliği Sistemi Hekimliğin Etik Değerlerini Erozyona Uğratacak!”

İstanbul’da 1 Kasım 2010 tarihinde başlayacağı açıklanan Aile hekimliği uygulamasının hekimliğin etik değerlerini erozyona uğratacağı öne sürüldü.

İstanbul Tabip Odası ve SES İstanbul Şubeleri’nin 10 temmuz 2010 tarihinde düzenlediği Aile Hekimliği Forumu’na İstanbul’da Sağlık Ocakları’nda çalışan pratisyen hekimler, ebe, hemşire ve diğer sağlık çalışanlarından olmak üzere toplam 250 sağlık çalışanı katıldı.

Forumun bitiminde   17 maddeden oluşan sonuç bildirgesi  açıklandı. İşte o bildirgedeki maddeler:

       

  1. Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın en önemli bileşenlerinden birisi olan Aile Hekimliği Uygulaması ile sosyal devlet anlayışının sağlık alanında da terk edilmesi süreci tamamlanacaktır.
  2. Yarım yüzyıl önce yürürlüğe giren 224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Yasası bu uygulama ile kadük kalacak ve ücretsiz, toplum katılımlı koruyucu sağlık hizmetleri ve ekip anlayışının yerine; özelleştirilmiş, bireye yönelik, hekimin patronlaştırıldığı, ekibin diğer üyelerinin ise işçileştirildiği yeni bir sisteme geçilecektir.
  3. Aile Hekimliği Uygulaması ile sağlığın finansmanında genel bütçenin yerini katkı payları, sigorta ve cepten ödemeler alacak. Ücretsiz sunulması gereken temel sağlık hizmetleri halkın cebinden çıkacak paralarla finanse edilecektir.
  4. Aile Hekimliği Uygulaması ile tek yanlı sözleşmelerle sağlık çalışanlarının iş güvencesi ortadan kalkacak, çalışma saatleri esnetilecek, 7 gün 24 saat çalışma düzenine geçilecektir.
  5. Sistemin temel ayağı olan basamaklı sağlık sistemi (sevk zinciri), muhtemelen “tüketim” ve katkı-katılım payı verme alışkanlıkları yerleşinceye kadar ertelenmiş,  birinci basamağın en temel misyonu sulandırılarak gerçek amacın tüketim odaklı olduğu bir kez daha onaylanmıştır.
  6. Aile Hekimliği Uygulaması ile sağlık hizmetleri toplum odaklı ve koruyucu olmaktan çıkıp bireye yönelik ağırlıkla tedavi edici yönelik hale gelecek ve rekabete açılarak sağlık harcamaları kışkırtılacaktır.
  7. Nüfusa dayalı sistem nedeniyle Aile Hekimleri arasında hasta paylaşım yarışı körüklenecek, hekimliğin etik değerlerini erozyona uğrayacak, çalışma barışı ve ekip anlayışı yok olacaktır.
  8.  Aile Hekimliği Uygulaması ile birlikte hasta kaybetme kaygısıyla gereksiz tahlil ve ilaç yazımında artış olacak ve sağlık çalışanı ile halk karşıya gelebilecektir.
  9. Aile Hekimleri ile Toplum Sağlığı Merkezlerinde çalışanlar arasındaki ücret uçurumu nedeniyle Aile Hekimliği hekimler için cazip hale getirilmeye çalışılsa da bir balayı dönemi olarak değerlendirilebilecek bu süreç, pilot uygulama sonrasında hekimler için de “ücret mağduriyetleri” olması şaşırtıcı olmayacaktır.
  10.  Yıllık izin, sağlık sorunları, doğum ve askerlik sonrası gibi durumlarda var olan özlük hakları iş güvencesizliği gibi bir düzeyde erozyona uğrayacaktır.
  11.  Aile Hekimliği Uygulaması ile birlikte birinci basamakta taşeronlaşmanın önü açılacak, kayıt dışı istihdam artacak, çalışma sürelerinde hekime bağlı esnekleşme zorunlu hale gelecek, ortak çalışma ve ortak yaşam alanlarının kaybı söz konusu olacak ve sonuç olarak sağlık çalışanlarının meslek tanımları ortadan kalkacaktır.
  12.  Toplum Sağlığı Merkezlerinde çalışanlar sürekli geçici görevlendirme şeklinde bir çalışmayla karşı karşıya kalacak, çalışanlar yıllardır eğitimini aldıkları alanlar veya görev unvanlarının dışında çalışmak durumunda kalacaklardır.
  13. Sosyal Devlet anlayışının gereği olarak kamusal bir alan olan Sağlık Ocakları kalkacak, örgütlü mücadele için elverişli kurumların yerini ASM’ler gibi özelleştirilmiş merkezler alacaktır.
  14.  Aile Hekimliği Uygulaması ile birlikte sağlıkta bölge kavramı ortadan kaldırılarak, toplum katılımı yok edilecek, köy ve çevre il ve ilçelerde sağlık hizmetlerine ulaşım zorlanacak, koruyucu ve geliştirici sağlık hizmetleri arka plana itilerek tedavi edici sağlık hizmetleri öncelikli hale getirilecektir.
  15. Ebe, hemşire, sağlık memuru, laborant vb. sağlık personeli “Aile Sağlığı Elemanı” olarak tanımlanacak; meslek tanımı yok edilerek, patronu haline getirilen hekimin vereceği her türlü işi yapacak elemanlar olarak görülecektir.
  16. Aile Hekimliği uygulamasının bu haliyle birinci basamak koruyucu hekimlik ortamında yaratacağı tahribat ve buradan başlayarak tüm sistemin prim, katılım-katkı payı ve fark ücretleri üzerinden kurgulanması karşısında halkın sağlık hakkına sahip çıkmak üzere tüm sendikaların, sağlık hakkı ve hasta yakını derneklerinin, engelli kurumlarının ve tüm demokratik muhalefet bileşenlerinin tepkisine ihtiyaç duyulduğu görülmektedir.
  17. Tüm bu gelişmeler, gerek Aile Sağlığı Merkezlerini seçecek hekimler, gerek toplum Sağlığı Merkezlerinde kalacak olanlar için, gerekse aile sağlığı “elemanı” haline getirilecek olan hemşire ve ebeler için zorlu bir sürecin yaşanacağını göstermektedir.  İş güvencesinden yoksun bırakılmanın ya da sürekli geçici görevlere maruz kalmanın yanı sıra, görev tanımsız çalıştırılmanın karşısında tek başına bireysel olarak muhatap olmanın zorlukları açık olarak görülmektedir. Bu durum örgütlü olmanın, tabip odası üyeliğinin/aktif çalışmasının ve sendikalı olarak bu süreci karşılamanın ne kadar değerli olacağını göstermektedir. Gerek hukuksal haksızlıklar gerekse eşitsiz uygulamalar karşısında mücadelenin birlikte ve örgütlü olması gerekmektedir."

 

 

 

  

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim