• BIST 96.455
  • Altın 222,078
  • Dolar 5,6626
  • Euro 6,5275
  • İstanbul : 18 °C
  • Ankara : 18 °C
  • İzmir : 20 °C

Alzheimer Hastalığının Toplumdaki Tıbbi, Sosyal ve Mali Yükü

Kaynak Selekler

Çok muhtemeldir ki, kanser, kalp/beyin damar hastalıklarının tedavilerindeki gelişmeler, ilerlemelerle önümüzdeki on yıllarda kanser ile kalp damar hastalıları ve beyin damar hastalıklarından ölümler azalacak. Bu hastalıklar tedavi edilebilir hale gelecek. Bunun işaretlerini bugünden görmek olası: ABD’de 2000-2010 arasında AIDS’den ölüm: %42,  felçten ölüm: %23, kalp hastalıklarından ölüm: %16 azaldı.

Buna karşılık halen tedavisi olmayan ve yaşlılığın en korkunç hastalığı olan Alzheimer, eğer etkili bir tedavi bulunamazsa gelecek yıllarda toplum için önemli sorun oluşturacak.  Alzheimer ortaya çıktığı dönem itibariyle bir yaşlılık hastalığı ve ortalama ömrün uzamasıyla yakalanması artan bir hastalık. 2000-2010 arasında ABD’de Alzheimer’den ölenlerin sayısı % 68 arttı. Dünyada birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de ortalama ömür uzuyor ve uzamaya da devam edecek. Bunun bir anlamı da, ilerdeki yıllarda toplumumuzdaki Alzheimer hasta sayısının çoğalması, bu hastaların bakımı ve tedavisi için yapılacak masrafların artması demek. Bu durumdan sadece hasta ve aileleri değil bütün bir toplum etkilenecek.

Türkiye’de toplumun sağlık sorunlarının dışında uğraştığı birçok (ekonomik, sosyal, politik vd gibi) sorunu var. Aktüel sağlık problemleri dışında kalanlar çok değerlendirilmiyor. Fakat dikkat edilmeyen husus, bugün uğraşılan birçok hastalık ilerde tedavi edilir hale gelirken, önemsenmeyenlerin büyük problem yaratabileceği. Yaşlılık hastalığı olarak kabul edilen Alzheimer, hem sağlık kurumları hem de toplum tarafından yeteri kadar önemsenen, göz önüne alınan bir hastalık değil. Önümüzdeki birkaç/on yılda devasa bir problem olarak ortaya çıkması olası bir problem/hastalık için yetkili/yetkisiz kimsenin yeterli ilgilendiği yok.

Pek göz önüne alınmayan, birçok kimsenin bilmediği bir özellik ise, tedavisi olmayan Alzheimer hastalığını önlemek, geciktirmek için önlemlerin genç-orta yaşlarda alınması. Hastalık belirtileri ortaya çıkmadan 20 yıl önce. Yani hemen bu günden.

Türkiye’deki genel umursamazlığa karşılık batılı ülkelerdeki bilim insanları bu konuda girişimlerde bulunuyor, kamu dairelerini, sağlık kurumlarını, politikacıları, sivil toplum kuruluşlarını, dernekleri ve finans çevrelerinin dikkatini bu konuya çekiyor. Bu bağlamda konunun uzmanlarından oluşan Lancet Nöroloji Komisyonu, Lancet Neurology  dergisinin Nisan 2016 sayısında bir makale yayımladı (*). Aşağıdaki yazıda bu uzun makalenin bazı bölümlerinden özetler sunuldu.  

“Bütün dünyada Alzheimer hastalığının sıklığı, yaşlı nüfusta dramatik olarak artıyor ve buna paralel demansın sosyal yükü ve tıbbi bakımın maliyeti çoğalıyor. Alzheimer hastalığının tedavisinde eğer gelişme olmazsa ve demansın maliyeti hızla artarsa, hükümetler ve politika yapıcılarının Alzheimer tedavisinde, daha çok kaynak için, güçlü teşvikler sağlaması gerekecek. Sağlık ekonomisi, epidemiyoloji, genetik, biyoloji, tanı, tedavi, bakım ve etik alanlarını temsil eden sağlık profesyonelleri liderleri tarafından oluşan Lancet Nöroloji Komisyonun amacı, demansın önde gelen nedeni Alzheimer hastalığına odaklanarak demansın Avrupa’da artan yükü hakkında kamuoyunu bilgilendirmek, rehberlik yapmak ve tartışmayı teşvik etmek. Bu amaçla komisyon politika yapıcılar ve hükümetler için, Alzheimer ve diğer demansların büyüyen problemleri hakkında kapsamlı ve uzman önerilerini içeren bir bilgi yazısı hazırladı.

Geçmiş yirmi yılda Alzheimer’lilerin bakımının kalitesinde olağan üstü gelişmeler oldu. Epidemiyolojik ve genetik çalışmalar Alzheimer’in riskini çoğaltan birçok etkeni belirledi. Korunma çalışmaları, risk faktörlerini ve önleyici etkenleri saptadı. Hastalığın başlangıcının geciktirilmesi ve demansın sıklığının azaltılması için hedefler sağladı. Mamafih hastalığı durduran veya tersine çeviren bir tedavi halen yok. Nitekim Alzheimer hastalığı için etkili bir tedavi, modern tıbbın çözmesi gerektiği en büyük sorun.

Yaşlanma, Alzheimer ve diğer demansların en önemli risk faktörü. Dünyada ortalama ömür uzadığı için demanslı kişilerin artacağı beklenir. 2015’te dünyada 4,7 milyon kişinin demanslı olduğu tahmin edilmektedir ve bu rakam 2030’da 75 milyona ve 2050’de ise 131 milyona varacak. En büyük artış düşük gelirli ve orta gelirli ülkelerde olacak. 2012 ve 2015’te Dünya Sağlık Örgütü (WHO) bu trendi gözlemleyerek Alzheimer hastalığı ile diğer demansları “küresel bir halk sağlığı önceliği” olarak kabul edilmesini önerdi. Benzer politika beyanı Avrupa Birliği ve bazı ülkeler tarafından da yapıldı.

Demansın global (küresel) ekonomik maliyeti 2010 için 600 milyar dolardan, 2015 için 818 milyar dolardan fazla tahmin edilmiştir. Tıbbi ve sosyal bakım maliyeti 487 milyar dolar olup bu miktar küresel gayri safi yurtiçi ürünlerin % 0.65'ini temsil eder. Bu, tek bir hastalık için çok büyük meblağdır ve bunun %87’si yüksek gelirli ülkelerden sağlanmıştır. Hastalık maliyeti çalışmaları, 2010’da Avrupa’da yapılan masrafı 238,6 milyar dolar ile 105,6 milyar euro arasında tahmin etmiştir. Alzheimer ve diğer demanslar için bakım maliyetinin artması ürkütücüdür, fakat demanslı kişilerle ailelerinin çektikleriyle demansın ekonomik ve sosyal yükü hâlâ daha korkutucudur. Alzheimer ve demansların tam tedavisi olmadığından hastalığın ilerleyici tabiatı hasta ve ailesini yıllarca etkiler. Bu hastalığın etkisi halen muazzam olup gelecek yıllarda yaygınlık artış oranı göz önüne alındığında Alzheimer ve diğer demanslar, her toplum için büyük bir sorun olacaktır.

2014'de ABD'de Alzheimer hastalığının maliyeti 214 milyar dolar
oldu.Karşılaştırma yapılırsa,doğrudan küresel maliyet
(önleme ve tedavi için yapılan masraflar) ve dolaylı maliyet
(hastalık ve ölüm nedeniyle iş gücü kaybı gibi) 2010 yılında
kanser için 290 milyar dolar,diyabet için 472 milyar dolar
ve bütün kalp -damar hastalıkları (beyin ve damar hastalıkları
 dahil) 863 milyar dolardı.
Alzheimer için yapılan harcamaların %16'sı doğrudan tıbbi
masraf % 41.7'si gayri resmi masraf ve % 42.3'ü sosyal
bakım masrafıdır.Böylece Alzheimer'in masrafları tedavi
ve önleme yerine fonksiyon kaybının giderilmesine
yönlendirilmiştir.Alzheimer'in teşhisi ve tedavisi için
bütün küresel pazar 2015'te 10 milyar dolar olup hastalığa
yapılan toplam masrafın kabaca %1'dir. Bu sadece
Alzheimer için etkili bir tedavi olmadığını vurgulamakla
kalmayıp aynı zamanda toplum sağlığı yararı için yeni
tedavilerin keşfinin gerekliliğini gösterir.
Dünyanın birçok bölgesinde demansın yaşa göre standart
 prevalansı 60 yaşından büyük kişilerde % 5-7'dir.
Avrupa ve Asya'da özellikle yaşlı-yaşlılarda yapılan
çeşitli çalışmalarda Alzheimer ve demans sıklığının
kadınlarda erkeklerden yüksek olduğu rapor edildi,
gerçi Kuzey Amerika'da yapılan çalışmalarda
 cinsiyet farkı daha az bulundu.

Kaybedilen potansiyel yaşam yılı, eğer kişi demans nedeniyle vaktinden önce ölmeseydi, yaşayacağı ortalama yıl sayısıdır. 75 yaşındaki demanslı bir kişinin 3-5 yıl yaşayacağı tahmin edilir.75 yaşından büyüklerde yapılan bir İsveç çalışmasına göre demansın yaşam süresi, kalp-damar hastalıklarına benzer, fakat kanserden kısadır. Demans veya kalp-damar hastalıklarının ölüm riski, bu hastalıkları olmayanlara göre, iki katı fazla, fakat kanserli bir hastanın ölüm riski, olmayanlara göre, üç kat fazladır. Ayrıca bu hastalıklar nedeniyle kaybedilen yıllar, tanı konduğu zamanki yaşa çok bağlıdır ve yaşlı-yaşlı (85 yaşından büyükler) grubuna göre orta yaşlılarda (75-84 yaşlılar) daha yüksektir. Dünya Sağlık Örgütü Alzheimer ve diğer demansların hastalık veya erken ölüm nedeniyle kaybettirdiği yıl sayısını 2012’de 18 milyon yıl olarak hesapladı.

Toplum temelli birkaç çalışmada, 65 yaşından büyük kişilerde demans teşhisinden sonra hayatta kalma süresi 3-9 yıl olarak bildirildi. Bazıları 20 seneye kadar yaşayabilir. Her ne kadar mental ve fiziksel fonksiyon değişebilse de, demanslı ve özellikle Alzheimer’li kişilerde klinik yıkım ilerleyicidir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre hafif veya erken evre demansta (unutkanlık, bazı lisan zorlukları ve davranış değişikliği) ilk bir veya ikinci yılda,  ılımlı veya orta evrede (artmış unutkanlık ve konuşma bozukluğu ve öz bakım faaliyetlerinde yardıma muhtaç olma) dördüncü-beşinci yılda ve ağır veya geç evre de (şiddetli bellek bozukluğu ve total olarak bağımlılık) beşinci yıldan sonra gelişir. Demanslı kadınlar, erkeklerden daha uzun yaşar, çünkü ağır evrede daha uzun yaşamaya meyillilerdir.

Gayrı resmi bakım (hasta bakımının aile fertleri veya arkadaşlar tarafından yapıldığı), resmi bakımlara (bakım evleri veya sağlık kurumlarında yapılan) göre sağlık sigorta kurumları için daha ucuzdur, fakat maliyet sosyal perspektifinden değerlendirildiğinde bu, gerekli ve doğru değildir. Dünyanın her yerinde Alzheimer ve diğer demanslı birçok kişiye eşi veya kızı tarafından evde bakılır. Düşük ve orta gelirli ülkelerde evde yaşayan hastaların oranı yaklaşık % 94 civarında tahmin edilir. Yüksek gelirli ülkelerde bu oran % 66’dır.Evde bakılan hastaların oranı kentsel alandan çok kırsal alanda fazladır.

Çeşitli takip çalışmalarına göre, hangi demansın ömür beklentisini hangi ölçüde kısalttığı başlangıç yaşına, cinsiyete ve demans tipine bağlıdır. “UK Medical Research Council  Cognitive Function and Ageing Study (MRC CFAS)” çalışmasından elde edilen bulgulara göre, demans sıklığı ve ölümden önceki periyodtaki şiddetli bilişsel bozukluk yaşla hızla artar. 90’lı yaşlarda yaklaşık hastaların % 66’sı demanslı veya şiddetli bilişsel bozukluklu olarak ölür. Demans sadece ömür beklentisini kısaltmakla kalmaz, toplam bilişsel fonksiyonlardaki hafif bir azalma, klinik olarak fark edilmese bile, kısa yaşam süresiyle kuvvetle ilişkilidir.

Alzheimer ve demanslar hakkında ölüm raporları pek bildirilmez. Gerçi son 20-30 yılda sağlık personeli ve toplumda hastalık hakkındaki bilginin artması sonucu bu durum iyileşmiştir. Demansın ölüme olan katkısını sadece ölüm raporlarıyla değerlendirmek zordur, çünkü bu bağlamda ölümün doğrudan veya dolaylı nedeni olarak demans nadiren düşünülür. Gerçekten de, yaşlı kişilerin demansla ilgili doğrudan veya dolaylı olarak ölüme neden olan farklı kronik veya akut hastalıkları vardır. ABD’de yapılan toplum temelli bir çalışmada toplumda Alzheimer’e atfedilen ölüm riski, 75 yaşından büyük kişilerde yaklaşık %36’dır ve Alzheimer en az kalp hastalıkları ve kanser kadar yüksek oranda ölüme neden olur.  Benzer  şekilde ABD çapında yapılan bir çalışmada, 2010 yılında 65 yaşından büyüklerde Alzheimer’den ölümlerin, bütün ölümlerin %32’sini kapsadığı tahmin edildi. Bu oranın 2050’de %43’e ulaşacağı düşünülüyor. ABD Alzheimer Derneğine göre ABD’de Alzheimer, bütün yaşlardan ölümde altıncı sırada ve 65 yaşından büyüklerde beşinci sıradadır. Demansla ilgili ölüm değerlendirildiğinde, 85 yaşından büyük üç kişiden biri demans nedeniyle ölmektedir.  

Demansın küresel yükü ve ekonomik ve sosyal etkileriyle mücadele etmek, etkili tedavilerin keşfini ve geliştirilmesini hızlandırmak ve hastalığın önlenmesi için geniş halk sağlığı desteğiyle birleştirilen araştırmalara, önemli ölçüde mali yardım gereklidir. Halen demansın birçok zorlukları hakkında farkındalık yaratmak için hastalar, aileler, sağlık bakım profesyonelleri, politikacılar ve mali kaynaklara yönelmeye ihtiyaç var. Araştırmalardan elde edilen yeni bilgiler hızla klinik pratikte uygulanmalı ve yaygınlaştırılmalıdır. Bütün eğitim programlarında sağlık profesyonelleri, mevcut en iyi kanıta dayalı bilgilerden haberdar edilmelidir. Kamu sektörü temsilcileri ve politika yapıcılar, klinik ve temel araştırmalar geliştirilmesi için, etkili bir halk sağlığı politikası uygulanmasını sağlamak bakımından sorumludur. Böyle bir araştırmanın gündemi geniştir ve geniş yelpazede sektörlerin katılımını gerektirir. Avrupalı politika yapıcıları daha iyi tanı, bakım planlanması ve kanıta dayalı tedaviye evrensel erişimi desteklemelidir. Aynı zamanda Avrupa ülkeleri hastalık önleme programları uygulamak ve ilaç geliştirme ve klinik deneyler için teşvikler sağlamak zorundadır.

Bu konuda Lancet Nöroloji Komisyonunun önerileri:

1.Alzheimer hastalığı olan bütün kişiler, sosyal eşitsizliklere bakılmaksızın güvenilir ve zamanında tanı ve tedavi imkanlarına erişebilmelidir.
Doğrun ve zamanında tanı, az masraflı bir bakım için ön koşuldur.
Kullanıma girdiğinde yeni geliştirilen tedavilerin maliyeti şimdilik belli değildir
 fakat maliyet, bu grubun tedavisinde sınırlandırıcı bir unsur olmamalıdır.
2.Bütün ülkeler için ulusal politika stratejileri veya ulusal planlar olarak
demans bakım yönergeleri gereklidir.
Bu yönergeler sağlık, sosyal bakım ve diğer ilgili sektörler arasında
koordinasyonu sağlamalı ve demans bakımı için uzun vadeli finans
planlarını içermelidir.

3.Farmakolojik olmayan müdahaleleri (psikososyal, davranışsal ve çevresel girişimler)

etkinleştirmek için bir alt yapıya gerek vardır.

Kamu sağlığı yetkilileri tarafından rehberlik ve danışmanlık ile kanıta dayalı girişimler için uygun eğitim, destek ve bakım uygulamaya konmalıdır.
4. Önleme çalışmaları orta yaşta başlatılmalı ve etkili girişimler için fırsatları değerlendirmekte uzun zaman olduğu akılda tutulmalıdır. Yüksek kan basıncı, obesite, fiziksel hareketsizlik ve sağlıksız diyet gibi birçok değiştirilebilir/düzenlenebilir risk faktörü, Alzheinmer dahil birçok demans yanında kalp hastalığı ve inme gibi diğer hayatı tehdit eden majör kronik hastalıklarda da söz konusudur. Orta yaşta sağlıklı yaşam tarzını teşvik eden halk sağlığı çalışmaları, ileri yaşlarda toplumun genel sağlığını düzeltici potansiyele sahiptir. 

5. Alzheinmer’i iyileştirecek etkili bir tedavi kaçınılmazdır ve yeni, geçerli tedavi hedefleri belirlenmelidir.

6.Alzheimer hakkında toplumu bilinçlendirme iletişim araçları, sosyal medya ve hasta örgütleri aracıyla konferanslar, açık oturumlar şeklinde yapılmalıdır.  

7.Hasta kişileri ve aileleri korumak ve araştırmalarda verileri kullanmak için yasal bir düzenlemeye gerek vardır. 

8.Uluslararası araştırma grupları arasında bilimsel işbirliği, mevcut verilerin daha etkili kullanımı sağlamak için uygun alt yapılara ve çok uluslu çalışmalarda katılımcıların hızlı iştirakine ihtiyaç gösterir. Hükümetler, kamu ve özel kuruluşlar arasında artmış işbirliği klinik araştırmaların gücünü artıracak ve hızlandıracaktır.    

9.Alzheimer tedavisinde gereksiz ilaç geliştirme araştırmaları şeffaflığın artırılmasıyla önlenebilir. Detaylı sonuçlar, veri tabanları ve çalışmanın sonucu, araştırmanın sonunda ayrıntılı bir şekilde hem diğer araştırmacılar hem de toplum için ulaşılabilir olmalıdır. 

10.Klinik ilaç geliştirme ve araştırmaları uluslararası koordine edilmelidir. İlaç keşfi, geliştirmesi ve klinik araştırmalar için bütçe, uluslararası gruplar, etik ve düzenleyici kuruluşlar tarafından artırılmalı ve klinik araştırmaları hızlandırmak için standart metotlar tesis edilmelidir.

11.Kamu, özel ve kurumsal finans kararları taraflılık,özel görüş,

ikna veya kurumsal düşünceler yerine, kanıta ve bilimsel

liyakata dayalı olmalıdır."

SONUÇ:  Lancet Nöroloji Komisyonunun belirttiği gibi, önümüzdeki yıllarda Alzheimer hastalığı ve diğer demansların yükü, ekonomilerin gelişmesine ve Avrupa sosyal refah sistemlerine ciddi bir tehdit oluşturacaktır. Aynı tehdit Türkiye için de geçerlidir. Bu yazıda özetlenen görüşlerin, Sağlık Bakanlığı, Tabip Odaları, Üniversiteler, sağlık kurumları ve diğer ilgili kuruluşlar tarafından dikkate alınması umulur ve temenni edilir.

(*)Kaynak: Winblad B, et al. Defeating Alzheimer’s disease and other dementias: a priority for European science and society. Lancet Neurology, 2016; 15: 455-532.

Bu yazı toplam 3785 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim