• BIST 96.636
  • Altın 144,667
  • Dolar 3,5715
  • Euro 4,0214
  • İstanbul : 19 °C
  • Ankara : 13 °C
  • İzmir : 23 °C

ANNE SüTÜ : Değerinin Farkındamıyız?

Raşit Yağcı

İnsanoğlunun dünyada varolduğu 200.000 yıldan beri, bizi yaratan gücün, insanoğlu için  kurguladığı sağlıklı yaşam proğramında anne sütünün çok önemli bir yeri vardır. Yaradan tıpkı bizden önce dünyaya yerleştirdiği diğer memelilerde yaptığı gibi , dünyaya gelen bir insan yavrusunun büyümesi ve gelişmesi için gerekli tüm ihtiyaçlarını karşılayan anne sütünü yaratmıştır. Sütün içeriğini kurgularken, memelilerin son temsilcisi olan insanoğlunun diğer memelilerden daha gelişmiş, daha zeki ve akıllı olabilmesi için gerekli ayrıcalığı sütümüzün içeriğine yansıtmıştır.

Bugün bilim dünyası anne karnında başlayan yaşamımızın ilk 1000 gününü (gebelik+ilk 2 yaş) doğru yaşayarak geçirirsek , çok daha sağlıklı ,kaliteli ve uzun yaşayabileceğimizi savunmaktadır. 1000 günün doğruları arasında en önemlileri normal doğum ile ANNE SÜTÜ dür.

Normal doğuran bir annenin 2 -3 saat içinde sütü gelir ve bu bebek için son derece önemlidir. Çünkü doğum sonrası bebeklerin aradığı ilk şey annenin memesi ve anne sütü olacak ve normal doğum sayesinde başka besinler ile hiç tanışmadan kendi sütüne ulaşabilecektir.

Anne sütü insan yavrusunun nasıl büyümesi ve gelişmesi gerekiyor ise ona göre hazırlanmıştır. Bebeğin gerektiği kadar büyümesi için ne gerekiyor ise hepsi içindedir. Büyüme dışında ideal ölçülerde beyin gelişimi ile daha zeki ve akıllı olabilmenin yanısıra , bağışıklığımızın doğru proğramlanması , özgüven geliştirerek, doyuma ve hazza ulaşarak daha sağlıklı ve korunmalı bir beden ve ruh sağlığına kavuşmak gibi çok önemli desteklerinin olduğu da asla unutulmamalıdır. Anne sütü bebeğin hem karnını, hemde ruhunu doyurur.

Annelerimizin sütlerinin kıymetini daha iyi bilmelerini diler ,bebeklerini ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslemelerini , ek gıdaya erken geçmemelerini ve anne sütünü 2 yaşına kadar ana içecek olarak korumalarını öneririm.

Anne sütü yaşayan ,dinamik bir besindir. İçinde canlı hücreler vardır. Bileşimi hafta ve aylar içinde bebeğin özelliklerine göre kendiliğinden değişir. Ayrıca Sütün ilk 5 dk lık ilk kısmının içeriği ile son kısmınınki de farklıdır.

Annenin göğsünden gelen sütün ilk bölümü protein ve karbonhidrat yüksek iken son bölümü yağdan zengindir. Bu yağlar bebeğin beyin gelişimi için çok kıymetlidir. Bu nedenle bebeğin tek göğüsü en az 10 dk emmesi önerilir. Ilk gün gelen ve 5 gün kadar devam eden kolostrum dediğimiz başlangıç sütü olgun anne sütünden içerik olarak farklıdır. Kolostrumda protein olgun anne sütünden 10 kat daha fazlayken, karbonhidrat ve lipitleri düşüktür. Yüksek protein kolostrum volümünün düşük (5-7 ml) olması nedeni ile bebeği rahatsız etmez. Düşük volüm nedeni ile sık sık emen bebek anne beynine uyarı vererek süt yapan hormon prolaktini uyararak sütün artışını sağlar. Sık sık emen bebek aynı zamanda karnında yaşadığı annesinin kokusu ile onu hatırlayarak annesine alışır. Sık sık annesini emme isteği anne sütünün YETERSIZLİĞİNİ GÖSTERMEZ.

Normal doğum ile dünyaya gelen bebeğin anne sütü 2-3 saat sonra hazırdır. Bu süt bebeği gerektiği gibi büyütmek ve geliştirmek için son derece yeterlidir. Birbirinden değerli bileşenleri içeren anne sütü birbirinden kıymetli mücevherleri içeren bir hazine gibidir. Büyüme için gerekli protein ve kalori yanısıra bebeğin gelişmesi adına çok değerli biyoaktif bileşenleri ve fonksiyonal ögeleri içerir. Gelişim deyince akla ilk gelenler beyin ve bağışıklık sisteminin gelişimidirki, anne üstündeki bu bileşenler bu amaçla süte yerleştirilmiş olup , diğer memelilerin sütlerinde bulunmazlar. İnsanoğlunun gelişim basamakları diğer memelilerden farklı olup çok daha önemlidir. Anne sütü dönemi olan 0-2 yaş yani süt çocukluğu dönemini doya doya anne sütü ile geçiren bebeklerde beyin gelişimi diğerlerine göre(inek sütü , keçi sütü) çok daha iyi olmakta ve zeka puanlarıda (I.Q) 4-5 puan daha önde olmaktadır.

Anne sütü içindeki pratikte prebiyotik diye adlandırılan sindirilemiyen şekerlerden galacto-oligosakkaritler normal doğum ile anneden transfer edilen çok sayıdaki bakteri için bir besin kaynağı olmaktadır. Anne sütü bebeğin sağlığını yönetecek ve bağışıklık sistemini eğitecek bu bakteriler içinde bir besin kaynağı olmakta ve barsaklardaki düşük pH ya dayanabilen dost bakterileri(probiyotik ) geliştirip sayılarının süratle artmasını sağlamaktadır .

Böylece dünyaya gelen bebek bu bakterilerin desteği ile hastalıklardan korunma adına çok anlamlı bir destek almakta ve arkadan bebeğin bağışıklık sistemi adeta eğitilerek korunma geliştirilmektedir. Örneğin annenin yediği yiyeceklerin protein yapılarının süt aracılığı ile bebeğe ulaştırılması ile yabancı besinlere karşı tolerans kazandırma eğitimi alarak allerjinin oluşmasına engel olunmaya çalışılacaktır. Daha sonrada ileri yaş sağlık proğramlanması ile bulaşıcı olmayan hastalıklardan korunma için bağışıklık sistemine doğru bağışıklık yanıtı verme eğitimi yapılacaktır. Bulaşıcı olmayan ancak hayat boyu yaşanan bu hastalıklar(alerji, obesite, diyabet , hipertansiyon, koroner kalp hastalıkları,inme, kanser, romatolojik hastalıklar.......) önce kişiyi daha sonra aileyi manen ve madden yıpratarak hayatın kalitesini bozmaktadır.  Görüldüğü gibi anne sütü bir yandan bebeği beslerken bir yandanda sağlığımızı yönetecek bakterilerimizi beslemektedir.

Anne sütünün günlük pratiğimizde hiç bahsedilmeyen çok önemli bir katkısıda ileri yaş ruh sağlığımıza olumlu katkılarıdır. Freud'a göre hayatımızın ilk yaşı insanoğlu için oral dönemdir. Bu dönemde bebeğin ağzı dünyaya açılan penceresidir. Emerek tanır,algılar ve doyuma ulaşır, haz duyar. Emme olayı ile duyulan haz ve doyum kişinin özgüven geliştirmesine önemli katkıda bulunur. Emerek sevildiğini anlayan,korkularını giderirken özgüvenini geliştiren bebek ileride kendi kararlarını verebilen, kişilik olarak ayakta durabilen bir kimlik ile sevgiye doymuş, bu nedenle sevgiyi başka yerlerde aramayan,iç dünyasında  psiko sosyal çatışmalar yaşamayan sağlıklı bir ruhsal yapının temellerini atmış olur.

Bu nedenle bebeklerimize ilk 6 ay sadece anne sütü vermeli,ek gıdaya erken başlanmamalı ve 2 yaşına kadar anne sütü ana içecek olarak tüketilmelidir. Bu uygulama ile anne sütü fakirin bebeğini malnütrisyondan( beslenme yetersizliği ), zenginin bebeğinide obeziteden korumuş olur.

Özetle anne sütünü doyasıya tüketen (enaz 1 yıl) bebekler, bedenen, aklen ve ruhen daha sağlıklı olacaklardır. Daha sağlıklı ve korunaklı büyüyen çocuk kolay hasta olmayacak,olsa bile diğerlerine göre 10 kat daha çabuk iyileştiklerinden eğitim döneminde devamsızlık yapmadan ve daha yüksek zeka puanı ile daha kaliteli eğitim şansını yakalayacak ve ileride sağlıklı ve başarılı bir birey olarak topluma karışacakdır. Bu başarı onlara ve aileye daha çok gelir getirecek ve donanımlı bireyler olarak ülkeye tüketimden çok üretim ile katkıda bulunmuş olacaklardır. Bu kalitede bir toplumun oluşturulması ileriki yıllarda ülkeyi daha zengin, refah seviyesi yüksek bir ülke konumu ile daha güçlü ve başarılı kılacaktır.

Bu bilgileri ve görüşleri paylaşmayın bilim adamı yoktur. Anne sütü ile ilgili bu gerçekler ülkemizde nasıl değerlendirilmektedir ? sorusuna verilecek yanıt: Anne sütünün çok kıymetli ve değerli bir besin olduğu gerçeğinin iyi bilinmediğidir. Ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenme oranı* % 42 dolayında olup 6. ay sonrası ana içecek olarak tek başına annesütü tüketen bebek % 1-2 seviyesindedir. Bu gerçekler bebek sağlığı ile ilgilenen tüm sağlık çalışanlarının bu konuda daha gayretli olması gerektirdiğini ve daha inandırıcı eğitim proğramlarına gereksinim duyulduğunun apaçık göstermektedir.

Unutulmamalıdırki bir anne adayının heyecan ile beklediği bebeğine verebileceği en güzel armağan normal doğum ile kendi bakterileri ve kendi sütüdür.

 

 

Bu yazı toplam 1814 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
gülümser
07 Ekim 2015 Çarşamba 12:57
12:57
Teşekürler bildik ama çok çarpıcı.
194.27.134.61
Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim