• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul : 14 °C
  • Ankara : 1 °C
  • İzmir : 14 °C

Bakırköy’de Asistan Olmak!

Bakırköy’de Asistan Olmak!
85 yıllık mazisi ile çeşitli dönemlere, yönetimlere (hastane içi-dışı) tanıklık etmiş filmlere, tiyatro oyunlarına, günlük dilimize girmiş Bakırköy Akıl Hastanesidir orası…




Biz de Tıpta Uzmanlık Sınavı gibi bir yarışta “performans” göstererek, gülerek(!) girdik kapıdan .
Çünkü orası Türkiye’nin ilk ve en geniş kapasiteli Ruh Ve Sinir Hastalıkları Hastanesi(RSHH)dir. Psikiyatrist olunacak ise ilk akla gelen yerdi.

180 kadar asistan, 40 kadar uzman, 10 kadar şef… hastanede hizmet dağılımı yaptığınızda bir uzman aynı anda birkaç poliklinikte, yataklı serviste, sağlık kurulunda bazen aynı anda acil serviste hizmet verir görünebiliyor.

Bu noktada sistem ağırlıklı olarak asistan hekimler (kıdemine bakılmaksızın) üzerinden ilerliyor.
Hastalara ayrılan süre zamanla daha da azaldı. (Daha çok hasta, daha çok döner sermaye)
Bu, detaylandırılamayan anamnez ve belki gereğinden fazla ama bu koşullarda zorunlu ileri tetkikler getirdi.
Daha sonra “doktor yüzüme bile bakmadı” yakınmaları… çünkü doktor bu az zamanda doldurması gereken bilgisayar kayıtları ile uğraşıyordu. Gelsin hasta haklarına şikayetler…

Mevcut güvensizlik ortamında “ilgilenemedi” değil, “ilgilenmedi” idi öne çıkan.
Randevu saati vardı, maaşımızı vergileri ile vermişlerdi, bir önceki hastanın işi uzayamazdı(her gün karşılaşmaya başladığımız cümleler)
Psikiyatri hastaları hezeyanları doğrultusunda şikayetçi olabilirlerdi.

Bu şikayetlerin öncesinde değerlendirilip elemeden geçmesine gerek yoktu.
“Hastalar haklarına kavuşuyor” sloganlarıyla hekimin hiçe sayıldığı bir anlayış ile Sağlık Bakanlığının önerisi; her şikayet değerlendirilmeliydi, doktorun kendisini savunması gerekirdi.
Hastane içi hasta- hekim güvensizliği zamanla yönetim ile de kendini gösterdi.
Mesai saatleri giriş ve çıkışında uygulanmaya başlanan kartlı sistem, sonrasında kamera gözetiminde devam etti.
Hiç kimse güvenmediğine göre bu doktorlar kötü birileri miydi?..Tüm bunların sonucu olarak tükenmişlik çok açıkça yüzlerden, dillerden okunur.
Bir başka hastaneden psikiyatrist rotasyoner arkadaşımız “bizim hastanede de yoğunluk var ama buradan eve gidince nedense kolumu kaldırmaya gücüm olmuyor” demişti.
Çünkü işimiz psikiyatriydi burada ya da kendi hastanesinde.
Fiziksel yorgunluk(burada olmadığı düşünülen, tercih edilme nedeni sayılan bir hezeyan) bir yana, her hastadan aktarılan bin bir yük vardı; her dakika hastane bahçesinde, acilde, kliniklerde, polikliniklerde, çığlıklarda, hikayelerde, görüntülerde… insanın
“bilinçaltında”…
“bilinç üstünde” kaybolmadan gün geçtikçe büyüyen yükler…
Sonunda nedeni bilinmeyen yorgunluk.

Her şeye rağmen kimse kolay kolay gidemez, uzaklaşsanız bile özlersiniz?
Bir sohbetimiz sırasında arkadaşlarımızdan biri dile getirmişti; tesadüftür ki Bakırköy Kadın ve Çocuk Ceza Evi, Lepra Hastanesi, Erişkin-Ergen Madde ve Alkol Bağımlıları , hayatlarını burada geçiren kronik servis psikiyatri hastaları, akut servis psikiyatri hastaları hep beraber koskoca şehrin içinde bu bahçenin içindedirler.
İyi taraflarından elimizde kalan her mevsim ayrı güzelliği olan iç bahçemizdir özellikle. Dinlenmek için birebirdir. Bir tur atmak, dolaşmak, o rengarenk bitki örtüsünün içersinde yükünüzü hafifletir.
Bir de eşini dostunu selamlayan, gülümseyen yüzler eklendi mi?..

Muhakkak belli aralarla karşılaşırız oraların sahipleri ile ve selamlarlar bizi “ bir sigara versene” diyerek.
Kronik Hastalarımız Bakırköy RSSHH’den, yıllardır yaşadıkları evlerinden taşınmaya başlıyorlar, servisleri kapatılıyor başka bir şehre taşınıyorlar. Meyvelerini ikram eder ağaçlar, “erken gelen kapar” dercesine.
Bir başkadır kantinimizin değişilmez yeşillikler içinde binbir çeşit müzik eşliğindeki dost sohbetleri. Hiçbir çay bahçesinde, hiçbir kafede bulamazsınız bu keyfi. Sanırım elimizde kalan hiç de azımsanmayacak bir şey. Kaybetmemek dileğiyle. (hekim formu)
Yazan: Dr. Belinda Maşalı
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Eczacılar Bowling Turnuvası’nda Yarıştı08 Mayıs 2014 Perşembe 10:23
  • BAŞSAĞLIĞI!!!!!!08 Şubat 2014 Cumartesi 14:07
  • Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı'ya Barış Ödülü19 Ekim 2011 / 12:59
  • Ata’ya Borcun Var28 Ağustos 2011 / 14:32
  • “Taşı Düşsün İstedi, Alkolik Oldu”11 Nisan 2011 / 13:34
  • Bir Varmış, Bir Daha Varmış!..14 Mart 2011 / 17:09
  • BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ27 Şubat 2011 / 17:49
  • Bakırköy’de Asistan Olmak!07 Aralık 2009 / 08:11
  • Ata’ya Borcun Var29 Ekim 2009 / 14:02
  • ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim