• BIST 98.943
  • Altın 228,427
  • Dolar 5,7809
  • Euro 6,6888
  • İstanbul : 21 °C
  • Ankara : 23 °C
  • İzmir : 21 °C

BİRİNCİ BASAMAKTA AĞRI ALGORİTMASI

Gülseren Akyüz


Günümüzde ağrının basit nöronal yapıların spontan aktivasyonu olmadığı; hastalığa,yaralanmaya veya fonksiyon kaybına karşı, santral ve periferik sinir sistemlerinin verdiği dinamik bir yanıt olduğu şeklindeki tanım tercih edilmektedir.

Sinir sisteminin adapte edilebilir olmasına yönelik inanç bu görüşü kuvvetlendirmektedir. Hepimizin bildiği gibi akut ağrı, nosiseptik bir uyarı geldiğinde ortaya çıkan, altta yatan hastalığın ya da doku hasarının belirtisi olan bir semptomdur.

Beyine vücudun herhangi bir yerinden nosiseptif bir uyarı geldiğini, daha önemlisi doku hasarı olduğu haberini iletir. Bu nedenle kişiyi hasardan korumaya yönelik yararlı, adaptif bir uyarıdır.

Ağrı; uyarıcı özelliğini yitirip onu başlatan hastalık veya hasar ortadan kalktığı halde devam ediyorsa, artık ağrıyı başlatan neden önemli değildir; ağrı sebepten çok algılama sistemindeki değişikliklere sekonder olarak ortaya çıkmıştır. Bu durumda ?kronik ağrı? kavramından söz etmek gerekir.

Kronik ağrı diyebilmek için ağrının ne kadar bir geçmişi olmalıdır?
Eskiden bu sürenin en az altı ay olduğu belirtilirken, süre üç aya inmiş, şimdi ise kronik ağrının süreden bağımsız olarak var olduğu kabul edilmiştir. Çünkü aslında kronik ağrı bir ?ağrı davranışı? biçimidir ve ağrının herhangi bir evresinde ortaya çıkabilir.

Kronik ağrıda karşılaştığımız sorunlar; immobilite, kas ve eklemlerde bozulma; immün sistemin baskılanması, hastalıklara karşın dayanıklılığın azalması; uyku bozukluğu; iştahsızlık ve beslenme bozukluğu, ilâç bağımlılığı, aile bireylerine ve yakınlara aşırı düşkünlük, sağlık kurumlarının aşırı ve gereksiz kullanımı, iş gücünde azalma veya kayıp olması, aile ve toplumdan uzaklaşma (sosyal izolasyon) ve sonuç olarak depresyon şeklinde özetlenebilir.

Kronik ağrının hastanın yaşam kalitesi üzerindeki olumsuz etkileri, hastalığın maliyeti ve buna bağlı olarak kişinin yaşamla başa çıkma yeteneğinde, hatta yaşama isteğinde azalma gibi sonuçlar çok önem kazanmıştır. Kronik ağrının bir alt grubu olan kronik ağrı sendromları ise başa çıkılması gereken çok ciddi bir sorundur.

Kronik ağrı sendromları içerisinde en sık görülen nedenler;fibromiyalji, miyofasyal ağrı sendromu, kronik yorgunluk sendromu,huzursuz bacak sendromu ve irritabl barsak sendromudur. Ağrı tedavisinde konservatif tedavilerin yanısıra birtakım alternatif tıp yön-temleri de denenmekte olup ağrı ile mücadelede esas tedavi rehabilitasyondur. Çünkü rehabilitasyon kavramı,hastaya ağrı ile başa çıkmayı öğretir, ağrı ile yaşamayı kolaylaştırır, hastanın ağrıdan dolayı kayıplarını en aza indirmeyi hedefler ve elbette hastanın sosyal izolasyonunu engellemek ve yeniden sağlıklı kılabilmek için diğer disiplinler ile işbirliği yapar.

 

Bu yazı toplam 2509 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim