• BIST 99.547
  • Altın 236,023
  • Dolar 6,1132
  • Euro 7,1851
  • İstanbul : 21 °C
  • Ankara : 17 °C
  • İzmir : 21 °C

20 Yıllık BAŞARILI YOLUN iZLERİ…

<blink>20 Yıllık BAŞARILI YOLUN iZLERİ…</blink>
Hipertansiyon ve Ateroskleroz Derneği tarafından Avrupa Hipertansiyon Derneği’nin himayesinde 6 -10 Nisan 2011 tarihinde Marmaris’te düzenlenen 8. Akdeniz Hipertansiyon ve Ateroskleroz Kongresine yabancı uzmanlar akın etti.

 

 

Kurulduğu 1991 yılından  günümüze değin hızla gelişen ve gerçekleştirdiği kongrelerle sadece Türkiye'de değil, dünyanın pek çok ülkesinde de adından söz ettiren "Hipertansiyon ve Ateroskleroz Derneği" yıllardır  Prof. Dr. Serap Erdine'nin omuzlarında yükseliyor. Dernekle adeta bütünleşen Prof. Dr. Serap Erdine ile Hipertansiyon ve Ateroskleroz Derneği'nin 20 yılını ve bu yılki kongreyi konuştuk.

Sizi tanıyabilir miyiz?
İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesiyim ve Hipertansiyon Ünitesinin sorumlusuyum. 1999 yılına kadar derneğin genel sekreterliğini yürüttüm. 1999'den bu yana ise dernek başkanıyım.

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hipertansiyon Ünitesi 3 yıl önce Avrupa Hipertansiyon Derneği (ESH) tarafından çeşitli kriterlere göre değerlendirilerek hipertansiyon mükemmeliyet merkezi olarak seçildi ve bir diploma aldı. ESH'nin bir önceki dönem başkan yardımcısıydım, şu an ESH'de EBAC kongresini, EBAC'ta da ESH'yi temsil ediyorum. ESH tarafından hipertansiyon uzmanı seçildim. Değerlendirme komitesinin yürütücü sekreteriyim. ESH hipertansiyon çalışma grubunun bir önceki dönem başkanıydım. Uluslar arası Hipertansiyon Derneği'nde yönetim kurulu üyeliği yaptım. Avrupa Kardiyoloji Derneği'nde 2000-2002 yıllarında, seçilen ilk kadın yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptım.

Derneğin kuruluşundan günümüze değin izlediği başarı grafiğini sizden
öğrenebilir miyiz?
Hipertansiyon ve Ateroskleroz Derneği Ocak 1991 yılında kuruldu. Dernek kurma fikrini, o dönemin İ.Ü rektörü Prof. Dr. Cem'i Demiroğlu ile paylaştığımda büyük bir ileri görüşlülükle derneğin adının 'Hipertansiyon ve Ateroskleroz' olmasını önerdi. O yıllarda global kardiyovasküler risk kavramı bugünkü kadar ağırlık kazanmamıştı. Derneğin kuruluşu bu yüzden multidisipliner bir temele oturtularak Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden kardiyoloji, nefroloji ve endokrinoloji uzmanlarınca kuruldu.

İlk kongre 1991 yılında derneğin kuruluş yeri olan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde yapıldı. 1992'den 2002'ye kadar 2 yılda bir, 2000'den bu güne kadar ise yılda bir düzenlendi. 1994'te kongre Türk-Alman, daha sonra ise Türk-İtalyan-İspanyol kongresi olarak düzenlendi. Kongreden sonra 'Akdeniz' adını aldı ve bu yıl ise 6-10 Nisan'da 8. Akdeniz Hipertansiyon ve Ateroskleroz Kongresi düzenlendi.

Her kongreniz ayrı bir ilde yapılıyor, neden?
Çok seyahat eden biri olarak söylemek isterim ki, dünyanın en güzel ülkesi Türkiye. Sadece İstanbul değil, her yöresi, doğal güzelliği ve tarihi zenginliğiyle katılımcıların ilgisini çekmekte. Biz, insan sağlığıyla ilgilenen bilim insanları olsak da tarih ve doğa ile yakından ilgileniyoruz.
Antalya, Marmaris, İzmir, Kapadokya katılımcılarımız tarafından ilgi gören bölgeler.

Yıllara göre  kongreniz hangi illerde yapıldı?
Cerrahpaşa'dan sonra sırasıyla Marmaris, Antalya, tekrar Marmaris ve Antalya, İzmir, Kapadokya ve bu yıl Marmaris'te yapıldı. Önümüzdeki yıl ise İzmir ya da Antalya'da düzenlenmesi planlanıyor.


Katılım durumu nasıl?
Önceki yıllarda Türkiye'den katılım çok daha fazlaydı ancak koşulsuz destek veren ilaç firmalarının ekonomik olarak içine düştükleri sıkıntıların giderek artmasına paralel olarak hekim katılımı da azaldı. Üzülerek söylüyorum ki bu nedenle iptal edilen kongreler bile oluyor. Performans kriteri meslektaşlarımızı ne kadar çok hasta bakarlarsa o kadar gelir elde edeceği bir duruma soktuğu için hekimler kliniklerinden kısa süreli de olsa ayrılamıyor, kongrelere eskisi kadar sık katılamıyorlar.
Akdeniz Hipertansiyon ve Ateroskleroz kongresinin 3 güne sığdırılmış yoğun bir bilimsel programı var. Hekimlerin belki yıl boyunca okumaya fırsat bulamadıkları en güncel bilgiler çok özet ve yoğun bir şekilde sunulup, tartışılıp, alanında en üst bilim insanları tarafından paylaşılmakta. Her bilimsel oturumun sonunda konuşmacılar ve katılımcıların sunulan konular hakkında derinlemesine tartışma imkânı oldu. Tartışma kısımları pek çok kişi tarafından çok yararlı bulundu.

Aile hekimlerinin hipertansiyon gibi yaygın görülen bir hastalığın kontrolündeki önemi yadsınamaz. Bu yılki kongrede aile hekimlerine yönelik de programlarımız oldu. Çeşitli konularda workshoplar alanında uzman kişilerin kılavuzluğunda düzenlendi.

Derneğinizin 20. yılı kapsamında düzenlenen bu yılki kongre adeta yabancı uzmanların akın ettiği bir toplantı haline geldi.
Doğru bir yorumlama. Sadece ülkemizden değil Estonya'dan  Finlandiya'dan katılımcılarımız oldu. Diğer Avrupa ülkelerinden de.

Avrupa  Hipertansiyon Derneği yönetim kurulunun sadece 2 üyemiz hariç hepsi geldi. Eski başkanlar, yeni başkan, Avrupa hipertansiyon derneği tedavi ilkeleri komisyonunun iki başkanı dahil olmak üzere tüm üyeler geldi. Bu bizim içi gurur kaynağıdır.

Bu yılki kongrede tartışılan önemli konulardan  da bahseder misiniz?
Bu kongrede tartışılan önemli konulardan biri toplam kardiyovasküler riskin değerlendirilmesi oldu. 
Framingham, SCORE ve ESH'nin risk tabloları kıyaslandığında ESH'nin tablosundaki detaylı klinik belirti göstermeyen (subklinik) organ hasarı incelemesinin daha doğru hesaplamalar yaptığı görüldü.

“TOPIC ÇALIŞMASINI BAŞLATIYORUZ"
Ülkemizin de katıldığı CRUCIAL çalışması da desteklemiştir ki ESH skorlaması, diğer risk tabloları ile orta ya da düşük riskte sınıflanan hastalar yüksek ya da çok yüksek risk grubuna girmişlerdir. SCORE ve Framingham'ın daha düşük risk tahmini yapmasının nedeni subklinik organ hasarını değerlendirmeye almamalarıdır. Subklinik organ hasarı, hipertansiyon ve diğer risk faktörlerinin yol açtığı kardiyovasküler riskte son derece önemi rol oynamakta ve antihipertansif tedaviye erken dönemde başlanması için yol göstererek kardiyovasküler riski azaltmaktadır.

Kardiyovasküler olaylar (inme, kalp yetmezliği, miyokard infarktüsü gibi) ortaya çıktıktan sonra kan basıncı düşürücü tedaviye başlansa da maksimum risk azaltıcı etkiyi ne yazık ki elde edemiyoruz. Onun için bugün artık prensibimiz mümkün olan en erken dönemde tedaviye başlayarak riski en aza indirmektir. Bu amaçlar doğrultusunda ESH olarak Haziran ayının sonunda TOPIC çalışmasını başlatıyoruz. Bu çalışma Avrupa'nın çeşitli hipertansiyon
merkezleri tarafından yürütülecek web tabanlı bir çalışma ve web tabanı ülkemizde, bizim tarafımızdan geliştirildi. ESH bu sofistike ve gelişmiş programı kabul etti. Böylece klinik belirti göstermeyen organ hasarının saptanması ve tedavi stratejilerinin etkileri gibi çok değerli veriler elde edebileceğiz.

Yeni kılavuzlarda değişiklikler örneğin eklemeler  olacak mı?
Kan basıncı ne kadar düşük olursa o kadar iyidir düşüncesi artık terk ediliyor, "J" eğrisi fenomeni tartışılmakta. En çok vurgulanan konulardan bazıları tedaviye erken başlamanın yararları ve toplam kardiyovasküler risk kavramı oldu.

Genç erişkinlerde, hatta çocuklarda esansiyel hipertansiyon sıklığı artıyor. Bu durumun temelleri anne karnına kadar uzanıyor, annenin ve çocuğun çevresel ve genetik faktörleri ile şekilleniyor. Düşük doğum ağırlıklı bebeklerde ileride hipertansiyon gelişme riski normal ağırlıkta doğanlara göre çok daha yüksek.Bu
nun nedeni, düşük doğum ağırlıklı bebeklerin anne karnındaki gelişiminin daha yavaş oluşunun damar duvarındaki yapısal değişikliklerin daha erken dönemde ortaya çıkmasına neden olması diye düşünülmekte.

Bu yılki kongrede başka neler ele alındı?
Kalp hızının önemi kapsamlı olarak ele alınan konulardan biri. Kalp hızı ne kadar yüksekse kalp ve damar hastalıkları riski de o kadar yüksek oluyor. Kalp hızını düşürmek bir hedef ama bunun da sınırları var. Kalp hızında da kan basıncı gibi "J" eğrisi fenomeni geçerli. Kalp hızı 65-70/dk'nın altında ve 90/dk'nın üstünde ise kalp ve damar hastalıkları riski artıyor.

Kongre değerlendirmesi yapmanızı rica ediyorum. Şöyle ki; düzenleyen kişi
olarak ve dışarıdan bir doktor olarak bu kongreyi değerlendirir misiniz?

Kongreye hipertansiyon, kalp ve damar hastalıkları ile ilgilenen, alanında en başarılı, üst düzey bilim insanları katkıda bulundu. Katılımcıların oturumlara yoğun ilgisi, her konunun derinlemesine tartışılabilme fırsatı eminim hepimizi bir adım daha ileriye taşıdı. Yoğun bilimsel programın yanında sosyal ve kültürel etkinlikler dünyanın birçok yerinden gelen hekimler tarafından beğeniyle karşılandı.

Akıllı kapı sistemi başarıyla kullanıldı.

Açılış gecesinde sahne alan dünyaca ünlü piyanistimiz 
Emre Şen, Londra Kraliyet Akademisi'nde bir hafta önce verdiği konserdeki aynı repertuarı bizimle paylaştı. Gala gecesinde performanslarını sergileyen Blue Note orkestrası seslendirdiği evrensel şarkılarla çeşitli ülkelerden hekimlerin hep beraber eğlenmesini sağladı.

Gastronomi şefi Mestan Elbüken'e birbirindenlezzetli yemekler için ayrıca teşekkür etmek gerekir.

Kongrenin düzenlenmesinde baştan sona en çok emeği geçen, sorunsuz geçen bu organizasyonun mimarları olan SLS Turizm çalışanlarına başta Cahit Seles olmak üzere, Yeşim Tanrıverdi, Gökçer Mumcuoğlu ve Emre Koçaş'a ayrı ayrı teşekkür ederim.

Bu yıl ki kongreye baktığınızda 'şöyle olsaydı daha iyi olurdu' diyebileceğiniz bir şey var mı?
20. yılında 2 bin kişinin katılmasını beklerdim ama belirttiğim nedenlerle hekim katılımı az oldu. Ama bu sadece Türkiye için değil tüm Avrupa dünyadaki global ekonomik sıkıntıya bağlı olarak hekim katılımının daha az sayıda olması, böylesine bilimsel düzeyi yüksek bir kongrede olmaması üzücü. Bu durumu telafi etmenin yolunu, tüm konuşmacıların izinleri alınarak kongrede sunumların video kaydı alındı. Kongrenin web sayfasında yayımlanmak ve ayrıca CD'ler halinde hekimlere sunulmak üzere hazırlanıyor.


Avrupa Hipertansiyon Derneği'nin tüm yönetim kurulunun böyle toplu halde
katıldığı,  başka bir ülkede başka bir toplantı var mı?
Her yıl düzenlenen Avrupa hipertansiyon kongresi dışında Avrupa derneğinin kendi yapmış Avrupa hipertansiyon yaz okulu ve kış okulu gibi toplantılar düzenliyor. Eğitsel toplantılar dışında toplu halde gelinen tek kongre Türkiye'de.

Zaman ayırdığınız için teşekkürler.


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim