• BIST 91.801
  • Altın 214,429
  • Dolar 5,3608
  • Euro 6,0653
  • İstanbul : 7 °C
  • Ankara : 0 °C
  • İzmir : 6 °C

Böbrekleriniz SAĞLIKLI MI!

Böbrekleriniz SAĞLIKLI MI!
Dünyada 2 milyonu aşkın kişi diyaliz ve böbrek nakli tedavileri ile yaşamını sürdürüyor. Yıllık % 6-8’lik artış oranı ile gelecekteki 10 yıl içinde bu sayısının iki katına çıkması ve toplam tedavi maliyetinin 1.5 trilyon dolara ulaşması bekleniyor.

 

 

Türk Nefroloji Derneği verilerine göre ülkemizde diyaliz uygulanan veya böbrek nakli yapılmış yaklaşık 60.000 hasta bulunuyor. Bu sayının, gelişmiş birçok ülkenin neredeyse 2 katı olan yıllık % 10 artış oranı ile 2015 yılında 100.000’i aşacağı ve halen 1.5 milyar dolar olan tedavi maliyetinin iki katına çıkacağı tahmin ediliyor.

Türk Nefroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Kenan Ateş “Kronik böbrek hastalığının tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de adeta salgın halini almış olan önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirterek” Basit ve ucuz bazı idrar ve kan testleri kullanılarak erken saptandığında önlenebilir veya ilerlemesi geciktirilebilir olmasına karşın, farkındalığının ve erken tanısının düşük olması birçok olguda buna olanak vermiyor. Hastalık sıklıkla son dönem böbrek yetmezliği evresine ilerlemekte, yüksek sakatlık ve ölüm oranları ve kötü yaşam kalitesi ile hasta sağlığını, uygulanması gereken yüksek maliyetli diyaliz ve böbrek nakli tedavileri ile sağlık bütçesini ciddi bir şekilde tehdit ediyor” dedi.

 

Sağlık Bakanlığı verilerine göre ülkemizde diyaliz uygulanan veya böbrek nakli yapılmış 65.000’e yakın hasta bulunuyor ve toplam sağlık bütçesinin % 5.2’si bu hastaların tedavisi için harcanıyor. Bu sayının yakın gelecekte 100.000’e ulaşacağı ve tedavi maliyetinin 3 milyar doları aşacağı tahmin ediliyor.

Türk Nefroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Kenan Ateş şöyle dedi:

“Türk Nefroloji Derneği tarafından ülke çapında yapılan CREDIT çalışması, Türkiye’de erişkinlerin % 15.7’sinde çeşitli evrelerde kronik böbrek hastalığı varlığını göstermiştir. Bu oran, basit bir hesapla ülkemizde 7.5 milyona yakın kronik böbrek hastası bulunduğu, yani her 6-7 erişkinden birinin böbrek hastası olduğu anlamına gelmekte ve sorunun boyutunun tahmin edilenin çok üzerinde olduğuna dikkat çekmektedir.                                     

 

Konu hakkında farkındalığın artması için Türk Nefroloji Derneği her sene Dünya Böbrek Günü’nde Türkiye’nin dört bir yanındaki ilk öğretim okullarında hem velilere hem öğrencilere yönelik eğitim seminerleri organize etmektedir. Bu sene;  Isparta, Malatya, Edirne, Gaziantep, Eskişehir, Samsun ve Manisa pilot bölge olarak seçilmiştir. Hem küçük yaşta yemek alışkanlığının kazanılmasında tuzun azaltılması için öğrencilerle hem de onlara hazırladıkları öğünlerde tuzu daha az kullanmaları için velilere bilinçli olmaları adına uzman doktorlar tarafından bilgilendirme yapılmaktadır.

Kronik böbrek hastalığı erken saptandığında önlenebilir veya ilerlemesi geciktirilebilir olmasına karşın, farkındalığının ve erken tanısının düşük olması birçok olguda buna olanak vermemektedir. Ülkemiz de dahil dünyanın çeşitli bölgelerinde yapılan çalışmalar, hastalığın farkındalığının % 10’nun altında olduğunu göstermiştir. Bu nedenle, hastalık sıklıkla son dönem böbrek yetmezliği evresine ilerlemekte, yüksek sakatlık ve ölüm oranları ve kötü yaşam kalitesi ile hasta sağlığını, uygulanması gereken yüksek maliyetli diyaliz ve böbrek nakli tedavileri ile sağlık bütçesini ciddi bir şekilde tehdit etmektedir.

    Öte yandan, kronik böbrek hastalıklı bireylerde hastalığın erken evrelerinden itibaren malüliyet ve ölüm riskleri artmakta ve hastalık son döneme ilerledikçe bu artış daha da belirginleşmektedir. Öyle ki, diyaliz tedavisine başlayan hastaların 5 yıl içinde yaklaşık yarısı kaybedilmektedir. Yüksek malüliyet oranları ve kötü yaşam kalitesi, bu hastaların aile ve sosyal yaşantılarını da olumsuz etkilemekte ve ekonomik üretkenliklerini engellemektedir. Bu şekilde, hastalığın yarattığı ekonomik kayıp daha da artmaktadır.

 

            Toplumsal düzeydeki tıbbi, sosyal ve ekonomik yükü her geçen gün artan kronik böbrek hastalığının olumsuz sonuçlarını engellemenin en etkin yolu hastalığın tedavisinden çok önlenmesine dayalı, ulusal ölçekli bir hastalık yönetimi modelinin biran önce hayata geçirilmesidir. Bu bağlamda; düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek ve ideal vücut ağırlığını korumak, tuzu azaltmak, yeterli sıvı almak, sigaradan ve aşırı alkol tüketiminden kaçınmak gibi sağlıklı yaşam tarzı değişikliklerinin toplum tarafından benimsenmesi kronik böbrek hastalığının büyük oranda kontrolünü sağlayacaktır. Önleme programının diğer önemli bileşeni, yüksek risk altındaki kişilerin belirlenmesi ve bu kişilere yapılacak düzenli taramalar ile hastalığın erken evrede saptanması ve ilerlemesinin engellenmesidir. Kronik böbrek hastalığı için en yüksek risk grupları şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği, kalp-damar hastalığı ve ailesinde böbrek hastalığı olanlar ile yaşlılardır. Diğer risk faktörleri arasında obezite, sigara, böbrek taşı, tekrarlayan idrar yolu infeksiyonları, sık ağrı kesici ilaç kullanımı ve bağ dokusu hastalıkları sayılabilir. CREDIT çalışması, toplumumuzda kronik böbrek hastalığı için bu risk faktörlerinin de yüksek oranda mevcut olduğunu göstermiştir. Buna göre, erişkinlerin % 33’ünde yüksek tansiyon, % 13’ünde şeker hastalığı, % 32’sinde obezite, % 35’inde aktif sigara içiciliği bulunmaktadır.

 

Son dönem böbrek yetmezliğinin seçkin tedavi yöntemi böbrek naklidir. Böbrek nakli, hastalara daha uzun ve kaliteli yaşam olanağı sunmasının yanı sıra tedavi maliyetinin de önemli ölçüde azalmasını sağlamaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın büyük desteği ile ülkemizdeki yıllık böbrek nakli sayısının son 10 yılda 550’den 2814’e yükselmiş olmasına karşın, bu artışın yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir. Halen 65.000’e yakın son dönem böbrek yetmezlikli hastanın ancak % 12.5’i böbrek nakillidir, geri kalan % 87.5’lik büyük hasta grubu diyaliz ile yaşamını sürdürmek zorundadır. Öte yandan, ülkemizde böbrek nakillerinin büyük kısmı canlı vericiden yapılmaktadır, kadavradan böbrek nakli sayısı yeterli değildir.

 

Ulusal Organ Bekleme Listesine kayıtlı 19.000’e yakın hastanın böbrek beklemesine karşın, son yılda ancak 521 hasta bu şansa erişebilmiştir (tüm böbrek nakillerinin % 18.5’i). Bu alanda yapılması gereken çok iş ve alınması gereken çok mesafe vardır. En önemlisi de organ bağışının artırılmasıdır. Ülkemizde 2011 yılında toplam 1319 beyin ölümü bildirimi yapılmış olmasına karşın, sadece 343 kadavra vericisinin ailesinden organların kullanımı için izin alınabilmiştir (% 26). Nüfusu 75 milyona ulaşan bir ülkede yıllık beyin ölümü bildirimi sayısı ve bağış oranı Batı ülkelerinin çok gerisindedir. Bu durum, sorunun çözümünde sağlık personelinin eğitiminin ve toplumun bilinçlendirilmesinin önemini ve bu çabaların süreklilik arz etmesi gerektiğini göstermektedir.

 

Her yıl Mart ayının ikinci Perşembe günü Uluslararası Böbrek Vakıfları Federasyonu ve Uluslararası Nefroloji Derneği tarafından Dünya Böbrek Günü olarak ilan edilmiştir. Türk Nefroloji Derneği, bu yıl yedincisi kutlanacak olan Dünya Böbrek Günü çerçevesinde böbrek sağlığı ve hastalıkları konusunda toplum bilincini artırmak, erken tanının önemini vurgulamak, kronik böbrek hastalığının insan sağlığı ve ülke ekonomisi üzerindeki ağır yükü hakkında kamuoyunu bilgilendirmek ve organ bağışını teşvik etmek amacıyla “Organ Bağışlayın Hayat Kurtarın” teması ile 8 Mart 2012 günü ve haftasına yayılacak çeşitli etkinlikler düzenleyecektir. Bu etkinlikler, farkındalığı artırmak için çeşitli kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde yürütülecektir.”

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim