• BIST 103.909
  • Altın 230,904
  • Dolar 5,4385
  • Euro 6,2157
  • İstanbul : 10 °C
  • Ankara : 9 °C
  • İzmir : 12 °C

Çin Sezaryen Doğum Oranlarını Nasıl Düşürdü?

Çin Sezaryen Doğum Oranlarını Nasıl Düşürdü?
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Çin'de sezaryen oranlarının yüzde 46 olduğunu açıkladıktan sonra, Çin hükümeti politika öncelikleri arasında aldığı sezaryen oranlarını düşürme planında büyük başarı yakaladı

Doktorlar ve araştırmacılar uzun süredir küresel çapta endişe uyandıracak kadar yüksek olan sezaryen doğum oranı hakkında uyarıda bulunuyor. Sezaryen oranı yüksek olan ülkeler arasında bunu değiştirebilen tek bir ülke var; Çin.

Ancak diğerleri başarısız olurken Çin'in bunu nasıl becerdiği biraz rahatsız edici.

Yaklaşık on yıl önce Çin Dünya sağlık Örgütü (WHO) tarafından dünyanın en yüksek sezaryen doğumlarına sahip ülke olarak eleştirilmişti. Her şey çok hızlı biçimde değişti.

Çin'in sezaryen oranı İskandinav ülkelerinin hala iki katı ancak artış oranında düşüş var. Uzmanlara göre rakamlar Çin'in sezaryen oranlarını geriye çevireceğini söylüyor.

Harvard Üniversitesi profesörlerinden Dr. Susan Hellerstein'ın Pekin Üniversitesi araştırmacılarıyla hazırladığı ortak çalışmada "Çin Brezilya'nın tersine sezaryen oranlarındaki büyümeyi yavaşlatmayı başardı" dedi.

Bu başarının anne-bebek sağlığı hizmetlerine yatırıma ve Çin kentlerinde orta sınıf içinde "sağlıklı yaşam" kültüründeki artışa bağlı. Ancak buradaki ana faktör cezai unsur. Uzmanlar doğumda kadınların özgür seçimlere sahip olmamasından endişe ediyor.

Pensilvanya Üniversitesi'nde araştırmacı Eileen Wang'ın 2016'da yaptığı araştırmada sezaryen için yalvaran bir anneye bir hemşirenin yanıtının kaydı yer aldı. Kayıtta hemşire anneye "Sancın varken neden bunu istiyorsun? rahim boynu 4 cm açılmış. Sezaryen senin ve bebek için kötü. Sezaryen olmaz" diyor.

Buna karşın 2017'de bir ülkede 17.2 milyon normal doğum yaşanması ve büyük bir değişim görülmesi dikkate değer bulunuyor.

Peki sezaryen doğumlarla ilgili sorun ne? Pek çok durumda bu hayat kurtaran bir işlem. Herhangi büyük bir ameliyat gibi risk taşıyor ve iyileşme zaman alıyor. Dünya Sağlık Örgütü tıbben gerekli olmadığı sürece tavsiye etmiyor.

İskandinav ülkelerinde her zaman sezaryen oranları düşük oldu. Bunun sebebi bu kültürün yaygın olması. Brezilya gibi yüksek sezaryen oranlarının bulunduğu ülkelerde bunu geriye çevirmek oldukça zor. Çin'de ise bu geriye dönüş bir kuşak içinde halledilmiş görünüyor.

Önemli faktör devletin gücü

Bunu araştıran uzmanlar, sağlıklı yaşam kültürü, tek çocuk politikası gibi önemli sosyal değişimleri inceledi. Ancak tek bir faktör etken olarak görülüyor. O da devlet gücü.

Ulusal Sağlık ve Aile Planlama Komitesi WHO ülkedeki sezaryen oranının yüzde 46 olduğunu açıklayınca sezaryen oranlarının düşürülmesinin 10 yıllık planda ulusal öncelikleri olduğunu açıkladı.

Şimdi Çin'de zorunlu doğal doğum ve emzirme dersleri var ve doktorlar doğum biliminde yeniden eğitiliyor ve ebelik kurumları kuruluyor.

Çin'in diğer ülkelere kıyasla yaklaşımındaki en büyük farklılık ülkedeki hastaneler sezaryen oranları konusunda çok sıkı takip ediliyor.

Pekin Medical College hastanesinde kıdemli jinekolog doğum uzmanı Dr. Liangkun Ma, "Belli bir bölgedeki hastanelerin doğum oranları kıyaslanıyor ve hedeflere ulaşılmazsa cezalar veriliyor" dedi.

Devlet fonları sezaryen oranlarına göre belirleniyor ve bazı durumlarda hastane lisansları iptal ediliyor.

2012 yılında Hubei eyaletinde yüksek sezaryen oranlarına sahip hastanelerin kapatılacağı ve "refome" edileceği söylendi.

WHO'dan Dr. Ana Pilar Betran bu alanda tek ceza veren ülkenin Çin olduğunu ve tavan oranlar koyarak sağlık servislerini cezalandırmanın tehlikeli bir yol olduğunu söylüyor.

Betran "Bir oran ihtiyacı olan kadınların sezaryen olup olmadığını bize açıklamıyor" dedi.

Sezaryen oranlarının yüksek olduğu ülkelerde bu hizmete ulaşamayan kadınlar hayatlarını kaybediyor. Dr. Bertan Peru'da zengin kadınlar arasında sezaryenin yüzde elli civarında olduğunu ancak yoksul kadınlar arasında sadece yüzde 5'inin bu hizmete erişebildiğini söyledi.

British Medical Journal dergisinde 2018 yılında bir araştırma yayınlayan Dr. Carine Ronsmans Çin'deki yönetmelik değişikliklerinin doğum sürecinde kadınlardan seçim hakkını aldığını belirtti.

Ronsmans "Çin'e has hükümek politikası bizim Batı'da endişeleneceğimiz bir konu. O da doktorların kadının rızasına karşı gelmesi. Sadece yasal yönetmeliklerde değil klinik yönetmeliklerde de doktorların kadınların isteklerine karşı gelebileceği söyleniyor" dedi.

Geçen yıl medyaya yansıyan bir haberde dopum yapan bir kadın Ma Rongrong sezaryen talebi reddedilince hastane penceresinden kendini aşağı attı. Kısa zaman önce de sezaryen isteyen eşini reddeden tıp personeline saldıran bir adam göz altına alındı.

Sadece korku ve red iklimi söz konusu değil. Çin'in gelişmekte olan orta sınıfının kadınları değişimin bir parçası ve olumlu seçimler yapıyor.

Daisy Lan ilk çocuğuna hamile olduğunu öğrenir öğrenmez detaylı bilgi edindikten sonra kendisi ve bebeği için doğal doğumun daha iyi olacağına karar vermiş. Daha önce bebekleri olan arkadaşları farklı bir seçim yapmışlar.

Lan "Acıdan korkanlar sezaryeni seçti. Ama şimdi durum farklı. Çinli anneler daha kaliteli bir hayat istiyor. Bu da daha sağlıklı bir hayat ve onlar için iyisinin ne olduğunu bilmeleri demek" dedi.

Lan doğum ağrılarını azaltabilmek için internet üzerinden seçenekler konusunda kendisini yetiştirdikten sonra doğal doğuma karar verdiğini söylüyor. Kararın arkasında ayrıca Çin'de aile bloglarında sıklıkla paylaşılan normal doğumla bebeğin daha zeki olacağı yönünde kanıtlanmamış iddia da var.

Bazı hastaneler annelerin sancılarını gidermek için yoga, farkındalık ve müzik gibi alternatif terapiler de sunuyor.

Ancak kentler ve taşrada büyük farklılıklar var. Taşrada gelişmiş tesisler ve maliyetlere bakıldığında sezaryen oranında artış görülüyor. Ancak oranların düşük olduğu bazı bölgelerde doğum sırasında kadınların tıbbi ihtiyaçlarının karşılanmayacağı endişe var.

Çin'de tek çocuk politikasının kaldırılmasının sezaryen oranlarını etkilemesi de bir olasılık ancak bununla ilgili kanıtlar net değil.

Değişimin ardında ne olursa olsun Dr. Bertan anne ve bebek sağlığı ana hedefinden saparak odağın sadece sezaryen oranları olduğunu belirtti. Bertan sezaryen oranlarını düşük tutmayı başarn Kuzey Avrupa ülkelerinin sadece bu oranı azaltmak için değil kaliteli sağlık hizmeti vermek için çalıştığını ekledi.

Çin oranları düşürmek için çoklu bir yaklaşım uyguluyor ama buradaki fark buna uymamanın cezai yaptırımı olması.

Lan doğal doğum için zorlamayla karşılaşmadı. Gerçekte bir seçim şansı yok. 34 yaşında Çin standartlarına göre yaşı geçmiş bir anne oldu ve arkadaşları onu doğal doğumu seçtiği için cesaret nedeniyle tebrik etti.Lan "Onların seçme şansı vardı ama şimdi farklı" diyor.BBC

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim