• BIST 90.051
  • Altın 214,266
  • Dolar 5,3527
  • Euro 6,0808
  • İstanbul : 4 °C
  • Ankara : 1 °C
  • İzmir : 6 °C

Çocukluk Çağında Ağrının Değerlendirilmesi Nasıl Olmalı?

Çocukluk Çağında Ağrının Değerlendirilmesi Nasıl Olmalı?
Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Algoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ruhiye Reisli," Çocuğun yaşının küçük olması, sözlü iletişim kuramaması, çocuğun ağrısının olmadığını göstermez" dedi.

Prof. Dr. Ruhiye Reisli, TAEDER (Tıbbi Araştırmalar ve Eğitim Derneği)  tarafından , 23-26 Eylül tarihlerinde Bodrum'da düzenlenen  "Aile Hekimliğinden Çocuk Sağlığına Sık Karşılaşılan Sorunlar" başlıklı kongrede "Çocukta Ağrı Değerlendirilmesi" konulu bir sunum yaptı.

Prof. Dr. Ruhiye Reisli ,Türk Algoloji Derneği'nin bülteninde yayınlanmış olan yazısından alıntılar yaptığı konuşmasında, çocukta ağrının acil müdahale edilmesi gereken bir semptom olduğunu söyledi.

"IASP Uluslararası Ağrı Çalışma Grubu tarafından 'Vücudun belirli bir bölgesinden kaynaklanan doku harabiyetine bağlı olan yada olmayan, kişinin geçmişteki deneyimleri ile ilgili, hoş olmayan emosyonel bir duyum' olarak tarif edilen ağrı, çocukluk çağında da tüm dünyada büyük bir  halk sağlığı sorunudur."diyen Prof. Dr. Reisli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

" Çocuklarda ağrının varlığı bilinse de sıklıkla  tanınmamakta, ihmal hatta inkar edilmektedir.Çocuk, ailesi ve bakım verenler için ağrı; en örseleyici, çaresiz hissettiren, bazen hastalığın dahi önüne geçen öncelikli tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Çocukta ağrı asla göz ardı edilmemelidir.Ağrı; bazı şeylerin yanlış gittiğini gösteren olumsuz bir duygudur . Her yaşta karşılaştığımız bu duygu neonatal dönemden başlamaktadır.

 Günümüzde halen fetusun ağrı duymadığı, yeni doğanların sinir sistemlerinin immatür olup ağrıyı daha büyük bebekler veya çocuklar gibi aynı şekilde hissetmedikleri , çocuklarda erişkinlerdeki gibi şiddetli veya kronik ağrı tiplerinin olmadığı, çocukların ağrıları varsa bunu mutlaka söyleyecekleri ve ağrının kontrolü için opioid kullandıklarında, daha yüksek bir ilaç bağımlılık riskine sahip oldukları gibi yanlış düşünceler bulunmaktadır.

Fetüs ağrılı uyaranları algılamaktadır. Yeni doğanlar ağrıyı daha büyük bebekler veya çocuklar gibi aynı şekilde hissederler. Hatta bazı ağrılara erişkinlerden daha duyarlıdırlar."

Prof. Dr. Ruhiye Reisli, gebeliğin 26. haftasında periferik  P gibi nörotransmitterlerin gebeliğin 15.-20. haftasında sentezlendiğini, doğumda SSS çıkan yolakların çoğu gelişmişken, inhibitör yollar olan inen yolaklar tam olarak gelişmediğini söyledi.Reisli,bu durumun yeni doğanlarda  ağrının daha dayanılmaz olduğunu gösterdiğini ifade etti.

AĞRI SINIFLANDIRILMASI

Prof Dr. Reisli, çocuklardaki ağrının aynen erişkinlerdeki gibi sınıflandırıldığına da dikkat çekerek, şöyle dedi:

"Çocuklarda ağrı; süresine,fizyopatolojisine ve etiyolojisine göre sınıflandırılmaktadır.

Süresine göre;

*Akut ağrı, Kronik ağrı, Alevlenme ağrısı

Fizyopatolojiye göre:

*Nosiseptif / somatik- visseral ağrı,

*Nöropatik ağrı,

*Mixt tipte ağrı

Etiyolojiye göre;

*Maling ağrı ( kemik, yumuşak doku, visser, santral veya periferik SS)

* Tedaviye ikincil- Prosedurel ağrı

*Kemoterapiye bağlı ağrı ( mukozit, gastrit, enfeksiyon, periferik nöropati)

*Radyoterapiye sekonder ağrı (myelopati, eksopati, dermatid, yanık)

*Tanı ve tedavideki uygulamalara bağlı ağrı (cerrahi, kemik iliği  asp, biopsi LP, damar yolu...)

*Non Maling Ağrı"

"Yapılan çalışmalara göre çocukların yüzde 40'ında en az haftada bir kez ağrı olduğu ve yüzde 20-35'inde ise kronik ağrıları olduğu tahmin ediliyor" diyen Prof. Dr. Reisli, ağrının kronikleşmesi durumunda  hastalarda ve ailelerinde psikolojik ve fiziksel değişikliklerin oluşabileceğini söyledi.

Reisli şöyle devam etti:

"Yapılan çalışmalara göre yetişkinlerin yüzde 17'sinde ağrıları çocukluk ve ergenlikte de varmış.Bu kronikleşen ağrı psikiyatrik bozukluklar, hiperaktivite bozuklukları, sosyal, eğitimsel ve mesleki yetersizlikler gibi pek çok komorbid durumu beraberinde getirmektedir.

İyi yönetilmiş- tedavi edilmiş ağrı ise hastalarda hızlı iyileşme, daha az komplikasyon ve azalmış sağlık giderleri ile beraberdir.Kanser hastalarının yüzde 14-100'ünde ağrı mevcuttur. Bu ağrı hastaların yüzde 70'inde tanı anında yüzde 25-85'inde tedavi sırasında, yüzde 62-90  çocukta ileri ve terminal dönemde bulunmaktadır.

Kanserli çocuklarda  1960'lı yıllarda 5 yıl ve üzeri yaşam yüzde 28 iken günümüzde mortalite oranları giderek azalarak yüzde 78'lere yükselmiştir.

Böylece pek çok çocuk kanseri tedavi edildikten sonra yaşamlarının geri kalan yıllarında ağrı çekmektedir.

Aileler ağrının kanserde en problemli semptom olduğunu, çocuklar hastane sürecindeki en korkunç ve anksiyete artırıcı olayın ağrı olduğunu belirtmektedirler.

Ağrının subjektif ve çok boyutlu olması, sözel olarak ifade edememe, korku, yanlış inançlar, bilgi yetersizliği, ağrı belirtilerini kaygı, yalnızlık, anne babadan ayrılma, korku ve açlık belirtilerinden ayırma güçlüğü ağrının tanınmasında güçlüklere  neden olmaktadır. Tüm bu nedenlerle, ağrı değerlendirilmesi, ağrı tedavisinin köşe taşıdır."

Ağrı Nasıl Değerlendirilmeli ?

Prof. Dr. Ruhiye Reisli, ağrı değerlendirilmesi konusunda  evrensel bir standart olmadığına dikkat çekerek, değerlendirmenin anamnez ile başladığını söyledi.Reisli, konuşmasında çocuklardaki ağrının değerlendirilmesinin ve yoğunluğunun / şiddetinin ölçülmesinin zor olduğunu da belirterek şöyle dedi:

"Bu zorluklar, yaş, gelişme evresi, geçirilmiş ağrı deneyimleri ve diğer çevresel faktörlerle ilişkili olarak çocuğun algılama, yorumlama ve ifade etme sürecindeki sürekli değişimlere bağlıdır.Ağrıyı ölçmek için kullanılan yöntemlerin hiçbiri tek başına çocuklarda ağrının standart ölçümünde ve ağrının farklı komponentlerinin tümü hakkında yeterli bilgi sağlamaz.

 Eğer elde edilebiliyorsa kişisel ifade- öz değerlendirme en iyi ölçüm metodudur  ve ağrı ölçümünde altın standart olarak adlandırılır.

Küçük çocuklarda ağrı deneyimlerinin değerlendirilmesi sınırlıdır.Soruyu soran kişi bile çocuğun cevabını etkiler.

Çocuğa ağrısını sorarken sabırlı olmalı ve çocuğun bildiği, tanıdığı kelimeler kullanılmalıdır. Çocuklar her zaman hissettikleri şeyi ifade edemeyebilir. Soruyu anlamayabilir veya cevap için yeterli sözcük dağarcığına sahip değildir.

Ağrılarını yaş, kognitif veya sözlü iletişim kuramama, patoloji, sedasyon veya diğer nedenlerle  anlatamayan, puanlayamayan çocuklarda ilk olarak bakım kişilerden,sağlık profesyonellerinden yardım alınır.

Ağrı çok boyutludur ve sistematik bir yaklaşımla değerlendirilmelidir.Önerilen değerlendirme yaklaşımlarından birisi QUEST dir. Yani;

 Q-(question): Ayrıntılı anamnez alınmalı.

 U-(use): Uygun ağrı değerlendirme ölçekleri/skalalar kullanılmalı.

E-(ecaluate): Çocuğun davranışları değerlendirilmeli,

 S-(secure):Ailenin  ilgisi sağlanmalı ve yönlendirilmeli

 T-(take into account): Tüm değerlendirme sürecinde ağrı nedeni göz önonde tutulmalıdır.

 QUEST ile basamak basamak  sistemik bir değerlendirme sağlandığı belirtilmektedir. Çocuğun ağrıyı açıklaması istenir, aile sorgulamasında anne- babadan aile içinde ağrı tanımlamada kullanılan ifadeler öğrenilmelidir.

 Daha önceki ağrı deneyimleri, bunlar için kullanılan farmakolojik veya non-farmakolojik yöntemler, şimdiki ağrı deneyimi ayrıntılı biçimde sorgulanmalıdır. Bakım veren kişiler ve- veya sağlık profesyonellerinin çocuklarla daha fazla vakit geçirmeleri, belirtileri gözlemlemeleri gerekir. Aileye değerlendirme yöntemi öğretilmeli, hangi yöntemlerle konforun saplanabildiği ve ağrının şiddeti gibi bilgiler onlardan öğrenilmelidir.

 Tüm değerlendirme sürecinde ağrı nedeni göz önünde tutulmalı ve ağrı yakınmalarının süreç ile ilişkisi,  ruhsal faktörler göz ardı edilmemelidir."

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim