• BIST 98.808
  • Altın 229,000
  • Dolar 5,7932
  • Euro 6,7050
  • İstanbul : 21 °C
  • Ankara : 23 °C
  • İzmir : 21 °C

Doğu'da Sağlık Sistemi Neden Rahatlamadı!

Ercan Kırımi

Doğu'da Sağlık Sistemi Neden Rahatlamadı!

Sağlıkla ilgili yapılan bir sürü değişikliklere, kanun ve sistem değişikliklerine rağmen Doğu Anadolu’da sağlık sistemi bir türlü rahatlayamadı, tam yerli yerine oturamadı; tekrar tekrar başa dönüp geliyoruz sanki.

Üniversiteden başlıyalım. Son aylarda yine alabildiğince öğretim üyeleri istifaları ve yer değiştirmeleri izleniyor. Ben 16-17 yıldır buradayım, yine gerekçeler, bahaneler bitmiyor. Biraz kariyer yapan meslektaşlarımız batıdaki yeni üniversitelerin veya özel kurumların tekliflerine dayanamıyorlar ve yer değiştiriyorlar. Demek ki daha önce güvenlik, terörizm gibi öne çıkan bahaneler de aslında doğru değilmiş, yalanmış.

Günümüzde hiçbir terörist olay olmamasına ve ortamın güllük gülistanlık olmasına rağmen yine ayrılmalar devam ediyor. Halbuki Üniversite Hastanesi yeni binasında ve kampüs içerisinde faaliyetine başladı. Maaş ve performanlar da diğer bölgelere göre 3-4 bin lira farkediyor. Ayrıca lojman sorunu da kalmadı. Tüm bunlara rağmen yine de ayrılmalar devam ediyor.

Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi ise tam klasik bir devlet hastanesi halinde çalışmaya devam ediyor. Adındaki ‘Eğitim ve Araştırma’ kelimeleri çok gereksiz zaten. Eğitim için ayrılmış çok kısıtlı alanı da alakasız personellere kaptırmışlar. Eğitim için geldiğimizde, eğitimcilerin kullanabileceği hiçbir alan bırakılmamış. Nerdeyse niye geldiniz buraya diye bakıyorlar.

Hastanede araştırma yapıldığını ise hiç duymadım. Sadece hasta hizmeti amaçlı çalışıyor doktorlar. Ama hakkını yemeyelim, dürüst ve çalışkan idareciler, meslektaşlar hasta memnuniyeti için çırpınıp duruyorlar, fakat gerek imkansızlıklar ve gerkese tehditlerden istediklerini yapamıyorlar.

 Hastaneye gelen ve giden, ayrılan hekimleri izleyemiyoruz artık. Mecburi hizmeti bitenler hemen ayrılıyorlar. Bir de tayin olup da başlamayanlar var, sistemi iyice kilitliyorlar. Örneğin geçen günlerde Sağlık Bakanının da gündeme getirdiği gibi, şu anda ilimizde çocuk nöroloğu yok.

Üniversitedeki meslektaşımız görev süresi dolunca, eşi ve çocukları il dışında olduğundan ayrıldı. Bununla birlikte Van Bölge Hastanesi’ne atanan bayan uzman doktorumuz rapor almış ve ortalıkta yok. Böyleye kadro işgal etmesine ve var gözükmesine rağmen fiiliyatta olmadığı için hastalar perişan vaziyette. Yazının başında da dedim ya ‘yine başa dönüyoruz’ aynen öyle oluyor. 10-15 sene önce de çocuk nöroloğu yoktu zaten…

İlçe hastanelerinde de değişen hiçbir şey yok hekimler adına. Mecburi hizmetle gelenler elinden gelen (bazen de gelmeyen) çabaları gösterip hızla bölgeden ayrılıyorlar. Telefon ajandama yazdığım ilçedeki meslektaşların numaraları kısa süre sonra ulaşılamaz veya yer değiştirmişler olarak karşıma çıkıyor. İlçelerde kapsamlı tedaviler maalesef yine yapılamıyor, hatta eskiden olduğu gibi basit hastalıklar yine sevkedilmeye devam ediliyor.

 İddialı biçimde bazı başhekimler tarafından açılmak istenen yoğun bakımlar açılamıyor, veya kısa süre sonra işlevsiz kalıyor. Tek başınıza, zaten kısıtlı mecburi hizmet süresinde, eğitilmiş yardımcı sağlık personeli yokken ve hele bu azgın, vahşi hasta yakınları da varken nasıl yoğun bakım yapacaksınız ki? İlçelerde başa dönüş adeta bir rutin halinde. İşin ilginç tarafı ise halkın da bunu kanıksamış olması. Doktor değişikliklerine hiç aldırış etmiyorlar. Ben bunca yıldır ilçelerden, doktor değişti, niye gidiyorlar diye bir şikayet duymadım. Allah’tan 112 sistemi eskiye göre oldukça iyi çalışıyor da sistemi bir nebze olsun rahatlatıyor.

Bölgemizde sağlıkta şiddet artarak devam ediyor, hem de çok vahşice müdahalelere dönerek. Tüm Türkiye’de yansımaları oldu, Yüksekova Devlet Hastanesi’nde sevgili kadın doğumcu Soner Bey ciddi biçimde bir sürü insan tarafından darp edildi. Kendisiyle arada sırada hasta sevki ve danışma için telefonda görüştüğümüzü hatırlıyorum. Oldukça nazik ve çalışkan biriydi. Çok vahşice saldırıya uğramış ve çok üzüldüm doğrusu. Kesinlikle çok daha ciddi önlemler alınmalı. Özellikle mecburi hizmetle atanmış hekimlerimiz daha bir yakından korunmalı ve gözetilmeli. Çünkü hekimler o bölgede, aşiretler, kalabalık aile gruplarına karşı maalesef yapayalnız ve savunmasız kalıyorlar. Darp edilseler bile şikayet edemiyorlar. Çünkü karakolda ifadesi alınan şahıs hemen serbest kalıyor ve bu sefer daha kalabalık bir kaba güruh ile meslektaşımızı taciz ediyorlar. Pek bilinmez ama bizim bölgemizde nice meslektaşımızın görev yeri bu yüzden hatta ölüm tehditlerinden dolayı değiştirildi.

Birkaç kelime de sözüm ona hekimleri temsil edeceğiz iddiasıyla ortaya çıkan yeni Van-Hakkari Tabip Odası yöneticilerine söylemek istiyorum. Bu kadar yoğun sağlık sorunlarının yaşandığı ortamda, bu sorunların çözümüne yönelik öneri, toplantı panel vs yapmak varken gündem oluşturmak varken yaptıkları icraatları görünce hayretler içinde kalıyoruz.  1.Kürtçe’nin sağlık alanında kullanılması,

 2.Polis şiddetine ve meydanlar etrafındaki ablukaya son protestosuna katılım,

3.Rojava’da katliamı protesto için Feqiye Xeyran parkında toplanma,

4. 1 Mayıs işçi bayramına katılım,

 5. Hekime şiddete protesto için yalnızca SES ile küçük katılımlı toplantı…. İnanamıyoruz değil mi? Maalesef böyle.

Yeni başa dönüşlerin olmadığı bir sağlık hizmeti modeli temennisiyle.

BU YAZI SAĞLIĞINSESİ GAZETESİ EYLÜL 2013 SAYISINDA YAYINLANMIŞTIR.

 

 

Bu yazı toplam 1666 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim