• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul : 19 °C
  • Ankara : 19 °C
  • İzmir : 23 °C

Domuz Gribi Aşılamasındaki Başarısızlık ... NEDEN ?

Domuz  Gribi  Aşılamasındaki  Başarısızlık ...  NEDEN ?
Bu yazıyı yazdığım 7 Aralık tarihi itibariyle ülkemizde domuz gribinden Sağlık Bakanlığı açıklamalarına göre 296 kişinin öldüğü belirlendi.




Haziran ayında ilk domuz gribi vakasıyla tanıştığımızı düşünürsek 6 ayda ölüm yaklaşık üç yüz kişiye ulaştı. Dünyada ise bugüne dek 8750 ölüm bildirilmiş. Bir kıyaslama yapmak gerekirse 2008 de Amerika’da normal mevsimsel gripten 35.000 üzerinde insan ölmüş, trafik kazalarından ölüm ise tüm dünyada yılda 1.200.000 kişi. Ülkemizde ise her yıl 5.000 kişiyi trafik kazasından kaybediyoruz ki tüm ölümler sıralamasında 7. sırada yer alıyor.

Salgına ait ilk bilgiler Nisan ayında dünya kamuoyuna duyurulmuştu. Ülkemizde ise bu hastalık ilk kez Haziran’da görülmüş ve hastalıkla ile ilgili kaygılar WHO Dünya Sağlık Örgütü) ile paralel seyir göstermişti, aşılama çalışmaları ise Eylül ayında hız kazandı.

Tüm dünyada haber ve yorumları kendisinden daha hızla yayılan domuz gribi salgını, tartışmaları da beraberinde getirdi. Gerçekten söylendiği gibi hızla yayılan bir salgın mı var, yoksa daha önce örneklerini gördüğümüz Çin gribi, İspanyol gribi, kuş gribi, vb. salgınlarda olduğu gibi “saman alevi” olgusu mu söz konusu ? virüs ne kadar ölümcül, aşı olmalı mı, olmamalı mı? Domuz gribinin öldürücülüğünün mevsimsel (olağan) gribe göre çok daha az olduğunun ortaya çıkması nasıl açıklanabilir ?

Pandeminin yani milyonlarca insanın hasta olması ile hastalığın öldürücülüğü arasında yapılan yanlış hesaplamalar, başka bir deyişle sadece hastaneye yatırılan insanlardaki ölüm oranlarına bakılarak virüs bulaşan tüm insanlardaki orana göre hesap yapılmaması sonucu ortaya çıkan ürkütücü rakamlar bilim insanı heyecanı ile yapılan basit bir hata olarak açıklanabilir mi ? Bilim insanlarının “pardon” deme lüksleri var mı? Yoksa Nisan ayında Meksika’da başlayan domuz gribi salgınının dünya çapında bir salgına (pandemi) dönüşebileceği ve milyonlarca insanın ölümüne yol açabileceği endişesini oluşturmak bir ticari manupilasyon mu ?

Bu sorulara cevap vermeden, hem de sıradan vatandaşın değil benim gibi binlerce bilim insanının kafasındaki sisleri dağıtacak sağlıklı, açık, net, açıklamalar yapılmadan aşılamada başarılı sonuç almak zor olacak sanırım. Aşılama başarısızlığını basit bir iletişim kazası veya strateji hatasına bağlamak ya da Başbakan veya diğer devlet büyüklerinin demeçleri ile etkilenen halkın aşılamadan uzaklaştığı gibi yüzeysel gerekçelere sığınmak kolaycılık olur.

Medyanın tüm desteğine rağmen, yapılan anketlerde aşılanmayacaklarının oranı yüksek çıkıyorsa, hele sağlıkçılar % 60 oranında aşılanmayacağını söylüyorsa bu işte bir yanlış var demektir.

Beni düşündüren ne alınan 45 milyon doz aşının elde kalması (şimdiye dek ancak bir milyona yakın aşılama yapıldı), ne de bu panik ortamında el dezenfektanları ve maske satışıyla kendisine yeni iş sahası yaratan insanların fırsatçı kazançlarıdır. Bugüne kadar birçok salgın yapan hastalık aşılar sayesinde ortadan kalmıştı.

Korkarım aşı ve aşılamanın önemi ve hayatiyeti konusunda toplum bilincindeki yerleşik kazanımlarda büyük zararlar oluştu, beni olayın bu yönü gerçekten ürkütüyor. Bu işten aşının ve aşılanmanın zarar görmesinin vebali sanırım başta WHO ve onun çaldığı büyüleyici müziğe kendini kaptıranların üzerinde olacaktır.


Yazan: Prof. Dr.Faik ÇELİK

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim