• BIST 102.270
  • Altın 148,843
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1883
  • İstanbul : 22 °C
  • Ankara : 18 °C
  • İzmir : 19 °C

Dr. Siyami Ersek Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği

Dr. Siyami Ersek Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesini bitiren Doç Dr. Azmi Özler, 1976 yılında açılan sınavı kazanarak, merhum Dr. Siyami Ersek’in yanında Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi ihtisasına başladı ve 1982 yılında uzman oldu.

Askerlik sonrası döndüğü Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde başasistan olarak çalışmaya başladı. 1987 yılında İsviçre, 1989 yılında ise İngiltere’de bulundu. 1989 yılında şef yardımcısı, 1992 yılında Klinik Şefi ve Doçent oldu. 1997–2001 yılları arasında başhekimlik görevinde bulunduğu Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde halen Klinik şefi görevini yapıyor. Doç Dr. Azmi Özler , SAĞLIĞINSESİ ’nin sorularını yanıtladı.

Kliniğinizin kuruluşu ,ne zaman, kimin yada kimlerin tarafından nasıl kuruldu?
Hastanemiz 1962 yılında Dr. Siyami Ersek ve arkadaşları tarafından kurulmuş olup Türkiye’de Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisinin gelişmesi ve yaygınlaşması konusunda öncü bir kurumdur. Başlangıçta göğüs cerrahisi ağırlıklı çalışan hastanemizin ismi bildiğiniz gibi Haydarpaşa Göğüs Cerrahisi Merkezi idi.

Daha sonraları ülkemizde de büyük eksikliği görülen kalp hastalıkları tanı ve tedavisine de başlanılan hastanemizde 1966 yılında Avrupa’da aynı hastada ilk 3 kalp kapağı değişimi ameliyatı gerçekleştirilmiştir.

Hastanemizden ayrılan Dr. Cemil Barlas İstanbul Tıp Fakültesi’nde göğüs kalp damar cerrahisini başlatmış. Dr. Kemal Beyazıt hocamız ise Ankara Yüksek İhtisas Hastanesi’ni kurarak burada kalp ameliyatlarına başlamışlar, yine eş zamanlı olarak Dr. Kemal Beyazıt ve hocamız Dr. Siyami Ersek 1968 yılında Türkiye’de ilk kalp naklini gerçekleştirmişlerdir.

Hastanemiz daha sonra dünyada ve Türkiye’deki gelişmelere uygun olarak gelişimini göstermiş, 2001 yılında Cumhurbaşkanımız Sn. Ahmet Necdet Sezer’in katılımlarıyla 18 katlı yeni binasını devreye sokarak halkımıza en iyi hizmeti verme yarışını sürdürmektedir.

Akademik kadronuz hakkında bilgi verir misiniz?
Hastanemiz özel bir dal hastanesi olduğu için kompakt bir yapıda çalışmakta olup kendi içinde ayrı cerrahi klinikler yerine cerrahi ekipler oluşturarak işler yürütülmektedir.

Hemşire, yardımcı personel sayısı yeterli mi? Ne kadar kişiye daha gereksiniminiz var? Bu açığı nasıl kapatıyorsunuz? Hizmette bir aksama oluyor mu?
Şu anda hemşire ve yardımcı personelin yeterli olduğunu düşünüyorum.

Yıllık poliklinik ve ameliyat sayısınız nedir? Yıllara göre azalıyor mu artıyor mu, neden? Mevsimsel değişiklikler yaşanıyor mu, neden? Türkiye’de ender yapılıyor diyebileceğiniz ama sizin anabilim dalı öğretim üyeleri tarafından yapılan ameliyatlar var mı, neler, özellikleri neler?
Ekip olarak yılda yaklaşık 400 ameliyat gerçekleştirmekteyiz. Bu ameliyatlar kalp damar cerrahisinin bütün çeşitliliğini kapsamakta olup, son zamanlarda endovasküler ameliyat yöntemi olarak bilinen endovasküler stentleme işlemleri de gerçekleştirmekteyiz.

Bu konudaki yurtdışı gelişmeler ekibimce yakından takip edilmekte olup, her yıl ekibimizden 3 kişi deneyimlerini arttırmak için zaman zaman yurtdışında eğitim almaktadır.

Yatak sayınız nedir, yeterli mi, ne olmalı, Açığı kapatmak için nasıl bir uygulama yapıyorsunuz? Yıllık doluluk oranınız ortalama nedir? Yıllara ve mevsimlere göre değişiyor mu, neden?
Yatak sayısı şu anda yeterli olup, Ekip olarak %96 doluluk oranıyla çalışmaktayız.

Kliniğinizin yıllık bilimsel yayın sayısı ortalama ne kadar? Yıllara göre azalıyor mu, artıyor mu, hedefiniz nedir?
Ekip olarak yurtiçi ve yurtdışı kongreler yakından izlenmekte, ve bilimsel çalışmalar yürütülerek Avrupa’nın ve Amerika’nın belli başlı saygın dergilerinde yayınlanmaktadır. Bilgi ve deneyimlerimizi de diğer yabancı meslekdaşlarımızla paylaşmak amacıyla yerli ve yabancı bilimsel konferanslara ve toplantılara ekip olarak katılmaktayız.
Yayınlarımız yıllara göre artış göstermekte olup, genç arkadaşlarımızın akademik kariyer mücadelesi özellikle bilimsel ortamı daha da yoğunlaştırmaktadır.

Her yıl en az 3 yabancı bilimsel araştırma makalesi saygın Avrupa ve diğer dergilerde yayınlanmaktadır. Daha fazla oranda yerli makale, oral sunum ve poster sunusu bilimsel kongrelerde sunulmaktadır.

Kongre, sempozyum düzenliyor musunuz? Adı ne, ne zamanlar oluyor, katılım sayısı ortalama ne kadarı bulunuyor?Siz, diğer öğretim üyesi ve asistanlar düzenlenen yurt içi ve dışı kongrelere katılabiliyor musunuz? Burada En büyük zorluk sizce nedir? Bu zorluk sizce nasıl aşılır?
Dr. Siyami Ersek Hastanesi olarak kongre ve sempozyumların her zaman içerisinde yer alıyoruz. Düzenli olarak yurt içi ve yurt dışı kongrelere katılıyoruz. Katılımlarda her yerde olduğu gibi ekonomik güçlükler yaşanmakta olup, hastane yönetimiyle görüşülerek alınan mali desteklerle, kongre, konferans katılımları ile bilimsel yayınların yurt içi ve yurt dışı sunumları sağlanmaktadır.

EKONOMİK SAVAŞLAR SÖZ KONUSU

Bazı alanlarda kongre enflasyonu yaşandığı görüşüne katılıyor musunuz? Bu enflasyonun sizce nedeni nedir?
Ülkemizde kongre enflasyonu yaşanmaktadır. Bu sayının artışının bence en büyük nedeni parasal kaygılar olarak nitelendirilebilir. Dünyadaki silahlı savaşların yerini ekonomik savaşlar almıştır. Tıp camiası da direkt veya dolaylı olarak bu savaşa katkı sağlamaktadır.

Ayrıca, derneklerin güç ve etkinliklerinin ölçütünü parasal olarak algılamalarının da, son yıllarda düzenlenen kongre sayısında artışı getirdiğini düşünüyorum.

Kliniğinizi seçecek asistanlardan beklenti ve önerileriniz nedir? 
Öncelikle insan ve meslek sevgisi, etik değerlere bağlı, çalışkan ve özverili kişilik yapısına sahip olması tercih sebebidir. 

Kliniğinizin tıbbi araç gereç durumu nasıl? İhtiyacı karşılıyor mu? İhtiyaç duyduğunuz tıbbi araç gereçler var mı, neler, bunların maliyeti nedir, nasıl almayı düşünüyorsunuz?
Şu anda gerekli tıbbi araç ve gereçlerin yeterli olduğunu düşünüyoruz.

MESLEK CAZİBESİNİ YİTİRİYOR

Tıp mesleğinin geçmişten günümüze durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz, cazibe devam ediyor mu, azalıyor mu neden? Sizce öğrenciler, asistanlar geleceklerinden umutlu mu, kaygılı mı? Neden? Sizce çözüm nedir? Tıp Fakültelerindeki eğitim yeterli mi, neler yapılmalı?
Günümüzde tıp mesleğinin cazibesini yitirdiğini düşünüyorum. Nedeni, eğitim süresinin uzun olması, eğitim sonrasında yüzleşilen olumsuz çalışma koşulları ve karşılaşılan ekonomik güçlükler ile siyasi otoritenin her dönemde doktorlara belirli bir planlama ve kriter olmaksızın getirdiği zorunlu hizmetin yol açtığını düşünüyorum.

Tıp fakültelerinin büyük bir çoğunluğunda, eğitimin yeterli olmadığını düşünüyorum. Buna uzmanlık sonrası eğitimi veren ihtisas eğitimi hastaneleri de dahildir.

Çözüm olarak tüm üniversite ve eğitim hastanelerinin doktorlara özlük haklarını vererek, düzgün, saygın bir çalışma ortamını sağlaması ve ekonomik koşulları düzeltmesi koşulu ile tam gün yasasına geçilmesinin ülkemizdeki sağlık sorunlarının çözülmesi için önemli bir katkı sağlayacağına inanıyorum.

ÇALIŞMA KOŞULLARI DA DÜZELTİLMELİ

Ekonomik güçlükler hekimin yaşamını, başarısını sizce etkiler mi, nasıl? Hekim nasıl bir ortamda, hangi şartlarda çalışırsa sizce, mutlu, gelecek kaygısı taşımadan, başarılı ve üretken olur? 
Ekonomik koşullar hekimin yaşamını ve başarısını etkileyebilir. Ama tek başına bu etmeni salt nedenselliğe indirgemek de doğru bir yaklaşım olmaz.

Ekonomik sorunların çözümü yanında çalışma koşullarının da düzeltilmesi ve insana verilen değerin de arttırılması büyük önem taşımaktadır.

Geçmişte hekimlik mesleğini seçenler, öncelikle insanlığa saygı ve değerler çerçevesinde mesleklerini icra ederken, değişen dünya koşullarında parasal değerlerin ön plana çıktığını gördüler. Özel tıp fakültelerinin sisteme dahil olması ile parasal kaygılar daha da ön planda yer almaya başladı.

Ayrıca Türkiye’de hekim eksikliği olmadığı, bu hekimlerin istihdam ve planlamasında sağlık otoritelerinin büyük hatalar yaptığını, bunun sonucunda da çalışma koşullarının bozulduğunu, ortaya çıkan güç durum ve artan ekonomik sıkıntıların bunu izlediğini düşünüyorum.

FARKLI PRİMLER ADALETSİZLİĞİ KÖRÜKLÜYOR

Döner sermayeden anabilim dalınıza ayrılan pay ne kadar, bu oran, miktar sizce yeterli mi? Ne olmalı? Motivasyonda bu payın yeterli olduğuna inanıyor musunuz?
Döner sermaye yasası performans payı adı altında yeniden düzenlenerek tam bir karmaşaya yol açtı. Özel dal hastanesinde çalışmamız nedeni ile bu dengesizliklerden bizler de etkilendik. Aynı işe farklı statüdeki meslekdaşların farklı primle ödüllendirilmesi ortamdaki adaletsizliği körüklemiştir.

Aynı süre çalışanlar arasında büyük maddi farklılıklar ortaya çıktı. Bir şef 1 milyar lira döner sermaye pirimi alırken başasistan 5 milyar lira gibi bir pirim alma hakkını kazanmıştır. Aynı süre çalışma için yaratılan bu adaletsizlik ve karmaşa hem meslekdaşlar arası hiyerarşik yapıyı hem de insan doğası gereği çalışma düzenini olumsuz etkilemiştir. Bu durumun defalarca ilgili bakanlığa iletilmesine karşın düzeltilmesinde hiçbir olumlu adım atılmamıştır.

GELECEĞİMİZ ÇOK AYDINLIK OLMAYACAK

Türk tıbbının ve Tıp Fakültelerinin, hekimliğin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Eğer gerekli düzenlemeler yapılmazsa ve özellikle de sağlık konusunda radikal adımlar atılmazsa sadece teknolojinin verdiği olanakları kullanmayı ön plana taşıyan ve insanı ikinci plana atan bir anlayışla korkarım ki geleceğimiz çok aydınlık olmayacak düşüncesindeyim.

Uzmanlık dalınızın geleceğini nasıl görüyorsunuz, ilgi devam ediyor mu edecek mi? Neden?
Dünyada kalp damar cerrahisi uzay teknolojisi ile yarışan bir hızla gelişmiş, bu gelişmelerin ülkemizde de yansımaları elbette ki olmuştur. Planlamayı başaramamak, başarısızlığı planlamaktır. Plansız bir gelişme sonucunda uzmanlık dalımız yeterli teknoloji desteğini yakalayabilecek ama bunun yanında da ahlaki değerlerin yitirildiği bir konuma gelineceğini düşünüyorum. 

Sizce iyi bir hekim hangi özellikleri taşımalı?
Öncelikle insan sevgisi olan etik değerlere bağlı, çalışkan, ve özverili kişiliğe sahip olan bir hekimin zamanla parasal doygunluğa da ulaşabileceğini düşünerek, kendisine, ailesine, ülkesine ve tüm insanlığa yararlı olacağını düşünüyorum.

Rotasyon ve eğitim programınız nasıl? Ders müfredatı sizce yeterli mi, eksiklik var mı nedir? Sizce hangi konuların de ders olarak tıp fakültelerinde okutulması gerekir neden?
Rotasyon ve eğitim programları yeterlidir. Hastane içi ve hastane dışı çeşitli dallarda rotasyon görevleri ile bu eğitim sağlanmaktadır.

Tıbbi etik ve insanı tanımaya yönelik psikoloji derslerinin tıp eğitimi esnasında gençlere verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Son olarak neler eklemek istersiniz?
Özdemir Asaf’ın dediği gibi, “Bütün renkler olanca hızıyla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler.”, beyazı kirletmemek uğruna tüm etik değerlere bağlı ve insanı ön planda tutan, öncelikli düşüncesi para olmayan bir sağlık ordusuna sahip olmak dileğiyle.

Zaman ayırdığınız için teşekkürler.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim