• BIST 107.112
  • Altın 145,460
  • Dolar 3,5237
  • Euro 4,1103
  • İstanbul : 28 °C
  • Ankara : 28 °C
  • İzmir : 33 °C

Ekmek,Şeker, Diyabet,Kolesterol İlacı Alzheimer'e Neden Olur mu?

Kaynak Selekler

"İnternet, yazılı ve sözlü medya imkanlarıyla bilgiye ulaşmak, eskiye göre daha kolaylaştı. Bu olumlu gelişmeye mukabil bilgi kirlenmesinde de artma oldu.  Özellikle medyada, konunun uzmanı olmayanlar, kendi uzmanlık dışı konularda toplumu yanıltacak, yanlış/ hatalı bilgiler verir oldu. Artık Nörolojinin bir alt dalı ve özel uzmanlık alanı olan Alzheimer hastalığında da bu tip yorumlar yapılıyor. Örneğin ekmek, şeker, diyabet, obesite, statinler Alzheimer'e sebep olur mu? Bu satırların yazarı bu yazıda, bu ve benzeri konular hakkında literatür bilgilerine dayanarak kendi görüşlerini anlatıyor."

Soru: Ekmek, şeker Alzheimer hastalığına sebep olur mu?

Yanıt: HAYIR. Tıpta sebep-sonuç ilişkisi vardır. Örneğin Tifo mikrobu (sebep) Tifo hastalığına (sonuç ) yol açar. Ekmek, şeker yemek, şişmanlatır (obesite) ve diyabet hastalığına neden olur; bunlar da Alzheimer yapar düz mantığı geçerli değildir. Her ekmek veya şeker yiyen şişman veya diyabet olmaz. Bu olsa olsa bazı kişiler için geçerli olabilir. Ekmek veya şeker yemekle Alzheimer hastalığı arasında sebep sonuç ilişkisi yok. Ekmeğin Alzheimer’e neden olduğuna dair tıp literatüründe hiçbir –bildiğim- araştırma yok. Şekerle yapılan çalışmalar var. Şekerle Alzheimer arasında kanıtlanmamış bağıntı iddiaları var, sebep-sonuç ilişkisi değil. Doğruluğu ispatlanmamış iddialar, kanıta dayalı tıp prensipleri içinde, kesin bulgu olarak kabul edilmez.

Bir literatür

New England Journal of Medicine dergisinde, 2013 Ağustos ayında yayınlanan ve Washington (Seattle) Üniversitesi’nde yapılan “Adult Changes in Thought (ACT)” çalışması araştırmacılarından Dr. Crane’in yorumu:

 “İnsanlar bunamamak için daha az şeker veya “glisemik endeksi” düşük gıdalar mı yemeli? ŞART DEĞİL! Vücut yenen gıdaları glikoza çevirir, bu nedenle kan şekeri düzeyi sadece ne yendiğine bağlı değildir. Aynı zamanda bireysel metabolizmaya, yani vücudun gıdayı nasıl işlediğine de bağlıdır. Bu çalışmada elde edilen bulgular gözlemsel bir araştırmadan elde edildi. Bulgular daha yüksek glikoz düzeyine sahip kişilerde demans riskinin, glikoz düzeyi daha düşük olanlara kıyasla daha yüksek olduğunu gösteriyor. Bu bulgu ilginç ve önemli olsa da, glikoz düzeyini düşürmeye çalışan kişilerde demans riskinin azaldığına dair hiçbir veriye sahip değiliz.”

S: Diyabet hastalığı veya obesite Alzheimer hastalığına sebep olur mu?

Y: HAYIR. Diyabet ve obesite Alzheimer hastalığının risk faktörleridir, sebepleri değil. Diyabeti olanlarda, diyabeti olmayanlara göre Alzheimer riski iki kat fazla. Risk faktörleri hastalığa yakalanmaya zemin hazırlar veya kolaylaştırır. Fakat hastalığın ortaya çıkması için daha başka faktörlere gereksinim var. Alzheimer hastalığı için ileri yaş, kan basıncı yüksekliği, kanda kolesterol yüksekliği, depresyon, düşük eğitim düzeyi gibi birçok neden daha risk faktörleri olarak ileri sürülmüştür. Bunların yüzde yüz doğruluğu da tartışmalıdır. Çünkü aksini iddia edenler de var. Örneğin ileri yaşlarda zayıflığın Alzheimer’de risk faktörü olduğu ileri sürülmüştür. Bu bağlamda diyabet veya obesite ile Alzheimer arasında sebep-sonuç ilişkisi yok.

S: Kolesterol ilaçları (statinler) Alzheimer’e sebep olur mu?

Y: HAYIR. Alzheimer hastalığı çok semptomlu olan bir hastalıktır. Statinler çok ender olarak bazı kişilerde bilinç bulanıklığına bağlı bellek bozukluğu yapabilir. Bu yan etki kalıcı olmayıp ilacı kesince düzelir. Alzheimer hastalığı sadece bellek bozukluğu ile giden bir hastalık değil. Dikkat, konuşma, karar verme, yargılama, yer-zaman- kişi tanıma gibi birçok zihinsel bozuklukla giden ilerleyici bir hastalık. Durdurulamaz ve düzeltilemez. Statin’in bellek bozukluğu ise geçicidir, ilacı kesince düzelir.

Alzheimer müti-faktöriyel (çok faktörlü) bir hastalık. Sebebi (etiyolojisi) henüz bilinmiyor. Sebebini bulan kişi veya kişilere çok muhtemel Nobel ödülü verilir.

S: Kolesterol ilaçları statinlerin zararlı yan etkileri olduğu söyleniyor, ilacı keseyim mi ? (veya kestim)

Y: İlacı veren doktorunuza danışmadan HAYIR. (1) Her ilacın yan etkisi vardır. Yan etkisi olmayan ilaç dünyada daha yapılamadı. Plasebo (boş ilaç)’nun dahi yan etkileri olur. “Yan etkisi olmayan ilacın, etkisi de yoktur”. Burada fayda-zarar etkisi değerlendirilir. Yan etkisi (zararı) çoksa ilaç kesilir, faydası varsa devam edilir.

(2) Eylül 2016’da tıp dünyasının en prestijli  dergilerinden “Lancet”’te yayımlanan uzun bir gözden geçirme yazısında yazarlar, statinlerle ilgili 30 yıldır yapılan ve yayımlanan 309 makaleyi gözden geçirdi. Sonuçta ortak kanı: “Statin tedavisi küçümseniyor ve yan etkileri abartılıyor. Statinlerin kesilmesi kalp damar hastalığı olanlarda tehlikeli sonuçlara yol açabilir”.

S: 50 yaşımdayım, bol bol kırmızı et, katı yağ (tereyağı, kuyruk yağı), sakatat, günde 10 yumurta yiyebilir miyim?

Y: Hiçbir sağlık sorununuz yoksa bol bol değil ama, makul, mutedil/ılımlı miktarda EVET.  Eğer tansiyon yüksekliği, kalp-damar veya beyin damar hastalığı, diyabet, şişmanlık, kanda kolesterol yüksekliği, gibi hastalıklardan bir veya bir kaçı varsa HAYIR. Beslenmenizin düzenlemesi için en yakın bir beslenme uzmanından bir diyet almanız gerekir. Eskiden haftada bir taneyle sınırlanan yumurta günde bir taneye çıktı, 10 değil. Son yıllarda en sağlıklı diyet olarak (Alzheimer'e karşı da) “Akdeniz diyeti” tavsiye ediliyor.

Soru: Zerdeçal Alzheimer’i önler mi?

Y:  Zerdeçal (turmeric)’ın içindeki etkin madde kurkuma (curcumin) Asya ve Orta Doğu’da köri ve diğer baharatlı yiyeceklerde kullanılır. Çeşitli çalışma ve araştırmalar Hindistan’da Alzheimer sıklığının az olduğunu göstermiştir. Araştırmacılar köri tüketimi ile zihinsel düzey arasındaki ilişkiyi araştırmış ve bazen (ayda birden az) köri yiyenlerle sık yiyenlerin (ayda birden çok), hiç yemeyenler veya nadir yiyenlere göre, zihinsel fonksiyonlarının daha iyi olduğunu bulmuştur. Aksine bir iddiaya göre, zerdeçal laboratuvar ortamında beyinde Alzheimer’e neden olduğu ileri sürülen amiloid plak yapımını ve birikimini önler. Fakat problem, zerdeçalın etkin maddesi kurkuma beyne yeteri kadar giremez. Bu nedenle Alzheimer hastalığının beyinde yaptığı patolojik değişiklikleri önlemesi şüphelidir. 

S: Hindistan cevizi yağı Alzheimer’e iyi gelir mi?

Y: Alzheimer’li hastaların beyinlerinde ensülin iletişiminde birçok bozukluk bulunur, bu da glikoz kullanımında ve enerji metabolizmasında azalmaya neden olur. Tip 2 diyabette glikoz kan düzeyi artmıştır ve beyinde yakıt problemi olmaz. Problem ise glikoz kullanması gereken nöronların bunu yapamamasıdır  (ensülin rezistansı). Beyin 2 farklı tipte enerji kaynağı kullanır:  Beynin primer enerji kaynağı glikoz, diğeri ise keton olarak bilinen keton cisimcikleridir. Uzun zamandan beri bilinmektedir ki, alternatif yakıt olarak beyin, keton cisimciklerini kullanır ve mutlak olarak ketonlara bağımlıdır.

Glikoz metabolizması Alzheimer’de direkt olarak etkilenen alanlardan biri. Glikoz beyinde yeteri kadar kullanılamadığından ketojenik tedavinin kullanımı Alzheimer’de yeni bir strateji. Ketosisi uyaran en sık doğal yol karbonhidratın azaltılması ve yağ ile proteinin alımının artırılması. Kalorik kısıtlama, düşük karbonhidratlı diyet veya ilaç kullanarak nutrisyonel (beslenme ile ilgili) ketosis diyetle başarılabilir. Son zamanlarda Alzheimer’lilere önerilen Hindistan cevizi yağı az miktarda karbonhidrat, bol miktarda keton içerir. Aynı mekanizmayla Alzheimer’lilerde yararlı olacağı ileri sürülüyor. Fakat Hindistan cevizi yağıyla Alzheimer’lilerde yapılmış yeterli bilimsel çalışma veolumlu bulgu yok.

S: Bazı doktorlar bazı konuda bir şey, bazıları ise tam aksini söylüyor. Hangisine inanalım?

Y:  (1)Tıpta bilgiler zamanla değişir. Eskiden bu 20-25 senede bir olurken son yıllarda çok kısa zaman dilimi içinde oluyor. (2) Tıpta tartışmalı konular nadir değildir. Bir araştırmada elde edilen sonuçlar, başka bir yerde, laboratuvarda yapılan çalışmalarda elde edilen bulgularla çelişebilir. (3)Kapsamlı çalışmalar olan çok merkezli, randomize, kontrol gruplu araştırmalarla, meta analizlerin veya sistematik analizlerin sonuçları daha güvenilirdir ve kanıta dayalı tıp prensibi içinde değerlendirilir. (4) Kanıta dayalı tıp, iyi tasarlanmış ve düzenlenmiş çalışmalardan elde edilen bulguları kapsar. Kanıta dayalı tıp kararları, uygulayıcıların/ uzmanların inançlarına göre değil, kanıtlara dayandırılmasını sağlar.

Kanıta dayalı tıp yalnızca en güçlü türler(sistematik incelemeler, meta analizler ve randomize kontrollü çalışmalar)’dan elde edilen bulguları karar vermek için önerir. Zayıf  türler (vaka kontrol çalışmaları)’ndan elde edilen bulgular için zayıf öneride bulunulur.  Sistematik gözden geçirme, önyargıyı azaltmak amacıyla, belli bir konuda yapılmış bütün araştırmaları toplayan, değerlendiren ve kapsamlı biçimde sentezleyen bir araştırma stratejisidir. Meta analiz, belirli bir konuda yapılmış, birbirinden bağımsız, birden çok çalışmanın sonuçlarını birleştirme ve elde edilen araştırma bulgularının istatistiksel analizini yapma yöntemidir. Meta-analiz, klinikçilere ve tıbbi araştırmacılara çeşitli çalışmaların sonuçlarını özetleyen ve ortak yargıya ulaşmalarını sağlayan kanıtlar sunar.

Randomize klinik çalışmalar, ilaçların veya diğer tedavi tiplerinin etkisi, yan etkileri ve güvenirliğini direkt olarak test etmenin en iyi yoludur. Bu çalışma tipinde bazı deneklere rastgele (randomize)  etkili ilaç, diğerlerine ise plasebo  (etkisiz ilaç) verilir. Hangi ilacın verildiğini doktor da, hastada, sonunda bulguları değerlendiren de bilmez. Çok merkezde, binlerce denekte, randomize (deneklerin rastlantısal seçildiği), plasebo kontrollü, çift kör (kimin ne aldığının bilinmediği) çalışmalardan elde edilen bulgular daha güvenilirdir. Randomize klinik çalışmalar, araştırmaların altın standartıdır. (5) Yöntemi, bulguları, bilimselliği tartışmalı olan araştırmalar güvenilir değildir. (6) Bir araştırmadan elde edilen bulgular birçok araştırmada da elde edilirse kanıta dayalı tıp ilkelerine uyar. Zaten araştırmacılar böyle bir çalışmanın sonuna “bu çalışmanın bulgularının başka araştırmalar tarafında da desteklenmesi gerekir” diye not düşer. (7) Zıt görüşlerin, bulguların, kanaatlerin olduğu konular, kanıta dayalı tıp prensiplerine uymaz. (8) Sonuçta, kanıta dayalı tıp ilkeleri içinde olan bulgular, bilgiler güvenilirdir.

YORUM: (a)Tıp bilgilerinden uzak sade bir vatandaş çelişkili, zıt bilgilerin olduğu konularda, bunların tam kanıtlanmamış bilgiler/bulgular olup, sadece bir iddiadan ibaret olduğunu düşünebilir. En iyi tutum güvendiği doktoruna danışmaktır. (b) Doğruluğu kanıtlanmamış, zıt görüşlerin olduğu tartışmalı konular, konunun uzmanlarının olduğu akademik forumlarda tartışılmalıdır. Bu bilgilerden uzak kişilere hitap eden medya organlarında değil! (c) Tartışmalı konularda medyada yapılan ve madalyonun sadece bir yüzü, yüzde yüz doğru imiş gibi yapılan konuşmalar, halk sağlığına zararlı olabilir.

Bu yazı toplam 1288 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim