• BIST 93.469
  • Altın 228,500
  • Dolar 5,7332
  • Euro 6,5830
  • İstanbul : 16 °C
  • Ankara : 9 °C
  • İzmir : 16 °C

Estetisyenler Dergiyi Bastı

Dilek Süzen

Yıldırım Aktuna Sağlık Bakanıydı. Aylık yayımlanan Kadınca dergisinde çalışıyordum. Genel yayın yönetmeni Esra Kazancıbaşı, yardımcısı Sibel Güneş, yazı işleri müdürü de Nihal Yazan idi. Dergi Yaşam Yayıncılığın yayınıydı ve satış rakamı da oldukça iyiydi.

Güzellik Merkezleri?nde sağlığı tehdit eden çalışmaları gözler önüne seren bir haber yapmıştım. Bu merkezlerin çalışma şartları ile ilgili standartları ve kimler tarafından denetleneceklerini gösteren bir yönetmelik yoktu. Yani tam bir başıboşluk hakimdi. Bu boşluktan yararlanıp çalışma izni almadan çalışan güzellik merkezleri de vardı.

Estetisyen diplomasıyla çalışan merkezler, eldiven kullanmayan estetisyenler, defalarca kullanıldığı için rengi belli olmayan ya da kullanıldıktan sonra salonun bir kenarında kurutulup tekrar kullanılan havlular, işlem yapılan salonun içinde serbestçe dolaşan kedi ve tüylerinin bulaştığı koltuklar, halılar?

Zaten haberimin yayınlanmasından sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanı (o zaman Doçentti) Prof. Dr. Bülent Zülfikar , bana telefon açarak, haberimle bir yaraya parmak bastığımı söyledi. Haberimden sonra çok sayıda güzellik merkezini denetlediklerini , bazılarının ruhsatının olmadığını, çalışan personelin sağlık muayenelerinin yaptırılmadığını, bazı güzellik merkezlerinde epilasyon ve cilt bakım işlemlerini yapan kişilerin uzmanlık belgelerinin bulmadığını gördüklerini, tüm bu nedenlerden birçok güzellik merkezine uyarı cezası verilirken, 5 tanesinin de kapatıldığını söyledi.

Bülent Hoca bununla da kalmamış güzellik merkezlerine giden kadınları bilinçlendirmek için kampanya düzenlemişti.

O günlerde bazı gazetelerde epilasyonda yüzü yanmış veya gittiği güzellik merkezinden mikrop kapmış kadınların yakarışları yer alıyordu. Bu konuda kurulmuş iki dernek vardı ve her iki dernek arasında da çekişme.
"Güzelleşeyim derken sağlığınızdan olmayın?
başlıklı haberimde tüm bunları işlemiştim, dernek başkanları ile de görüşmüştüm. Gerçekten mesleğinin hakkını veren yurt dışında eğitim almış olan estetisyenlerin görüşlerine de yer vermiştim.

Bunların arasında o yıllarda İstanbul?da Nişantaşı?ndaki güzellik merkezinde estetisyenlik eğitimi veren Leyla İnanır da vardı.

SİNİRLİ GELDİLER GÜLEREK AYRILDILAR

Dergi çıktıktan bir hafta sonra danışmadaki görevli yazı işlerini aradı. Çok sayıda kadının benimle konuşmak için beklediğini söyledi. Kim oldukları soruldu, estetisyenlermiş. Bunun öğrenen yazı işleri panikledi. Haberim üzerine geldikleri belliydi. Benimle görüşmeden gitmeyeceklerinden emindim. Yok dedirtsem, Esra, Sibel veya Nihal? le görüşmek isteyeceklerdi.

Binanın üçüncü katında Kadınca dergisinin yanında genel müdürün de odası bulunuyordu. Genel Müdürün odasının hemen karşısında iç içe geçmiş iki odada hazırlanıyordu Kadınca dergisi. Bu odalardan birini Esra kullanıyordu. Diğerinde Sibel, Nihal, ben ve iki muhabir arkadaş vardı. Ortada dört köşe bir masa bulunuyordu.

Sibel ve Esra ile uzun yıllara dayanan bir arkadaşlığımız vardı. Nihal? le burada tanışmış ama çabuk kaynaşmıştık. Arkadaşlara Esra?nın odasına geçmelerini ve ne olursa olsun karışmamalarını, danışmaya da misafirleri yukarı göndermelerini söyledim.

Kendimden de yaptığım haberden de emindim. Haberimi de ancak ben savunabilirdim. Salondan içeri 20?e yakın kadın girdi . Hepsinin de sinirli olduğu yüzlerinden okunuyordu. O daracık yere, masanın etrafına herkesi topladım. Bazıları oturacak yer buldular ama 20 kişiyi oturtamadım tabii.

Bilmiyormuş gibi ziyaretlerinin nedenini sordum. Habere çok kızmışlardı, asılsız ve gerçek dışı olarak yorumladılar haberimi. Kimse kimseyi dinlemiyor, her biri haberimin bir ucundan tutmuş, acımasızca eleştiriyordu. Genel müdür odasından çıkmış bize bakıyordu. Sayfa sekreterleri, foto muhabirleri de öyle. Binada bulunanların çoğu bizim kata inmiş seyrediyorlardı. Çünkü kadınlar yüksek sesle ve birbirine dinlemeye gerek duymadan konuşuyorlardı.

Esra ve diğerleri de aralık bıraktıkları kapıdan durumu gözlüyorlardı. Önce hepsini dinleyeyim dedi. Ama susmuyorlardı. Sonunda sert bir ses tonuyla ama sakin bir şekilde hepsini susturdum. Eleştirmeden önce beni dinlemelerini istedim. Haber kaynaklarımdan aldığım bilgileri, yaptığım araştırmanın sonuçlarını, şahit olduğum olayları bir bir anlattım.

Sağlık Bakanı Yıldırım Aktuna ile yaptığım telefon görüşmesinden bahsettim. Güzellik merkezlerine çeki düzen verilmesi için yönetmelik hazırlandığını anlattım.

Güzellik Salonlarının Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmeliğin 1-2 aya kadar Resmi Gazete? de yayımlanarak yürürlüğe gireceğini bakandan öğrendiğimi söyledim.

Bunları duyunca beni bıraktılar, kendi aralarında tartışmaya başladılar. Estetisyenler arasındaki çekişme, bu sefer gözümün önünde sergilendi. Yönetmeliğin hazırlandığı müjdesine sevinmişlerdi. Bu seferde haberimin doğruları yansıttığını, eldiven kullanmayan estetisyenler, hijyen koşullarına uymayan güzellik merkezleri olduğunu söylemezler mi!..

Bizi dinleyenler, seyredenler, gülmeye başladılar sonra da yerlerine geri döndüler.

10 dakika sonra da estetisyenler dergiden, mutlu bir şekilde, benimle tokalaşıp öpüşerek ayrıldılar.


Bu yazı toplam 2728 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim