• BIST 97.454
  • Altın 221,376
  • Dolar 5,5966
  • Euro 6,4117
  • İstanbul : 19 °C
  • Ankara : 14 °C
  • İzmir : 17 °C

Gazeteciler “Doktoru” Nu Kaybetti!

Dilek Süzen

O, gazeteci dostuydu. Gazeteciyi haberini yaptırmak için " reklam aracı? olarak değil, insan olarak görür ve değerlendirirdi. O, doktor gibi doktordu! O, 1980?lerin sonunda başhekimlik yaptığı Okmeydanı eski adıyla SSK yeni adıyla Eğitim ve Araştırma Hastanesi?nde gazetecilerin sağlık sorunlarına yardımcı olmaktan kaçınmazdı. O, o yıllarda gazetecilerin başhekimlere sekreterinden randevu almadan ulaşabildiği tek devlet hastanesi başhekimiydi. O, dahiliye uzmanı Dr. Emin İstanbullu idi. Onu 31 Ağustos 2008 tarihinde 83 yaşında toprağa verdik.

Son Havadis Gazetesi?nde muhabirliğe başladığım yıllarda tanıdım Dr. Emin İstanbullu?yu. Devlet hastanelerinde kapısı hep açık olan İstanbul?daki tek başhekimdi. Sabah 08.00?de geldiği hastaneden mesaisi dolmadan ayrılmazdı. Bazı başhekimlerin, sekreterine kendisini arayanlara ?ameliyatta? , ?sağlık müdürlüğünde toplantıda?, ?dışarıda toplantıda? gibi klasik kaçamak yanıtlar verdirmeden ulaşabildiği dürüst, dost canlısı, güvenilir bir başhekimdi.

Gazeteciler de onu bu nedenle severdi. Hiçbir zaman gazeteciye ?benim haberimi yap, hastanenin şu servisi açıyoruz gel haber yap? demezdi.
Kendine güvenmeyen hekimler, gazetecilerle herhangi bir konuda konuşmaktan kaçınırken o gazetecinin ulaşmak istediğinde ulaşabildiği ve sorularına açık yüreklilikle yanıtladığı bir başhekimdi.

Sadece kendini aşan bir soruya yanıt vermeye çalıştığında ?biliyorsunuz ben devlet memuruyum. Açıklama yapmam yasak. Bilgileri veriyorum, şu kişiden.. şu makamdan daha geniş bilgi alırsınız. Göreceksiniz benim söylediklerimin aynısını o da söyleyecek? diye de gazeteciyi yönlendirirdi.
Ne zaman gitsem odasının kapısı hep açıktı. Hastalar rahatça , çekinmeden odasına girer derdini anlatır, ondan sorununa çözüm bulmasını isterdi.

Yerinde bulamadığımızda biliyorduk ki o ya hastaneyi dolaşıyordu ya da gerçekten dışardan bir işi vardı.
Ama bu işi; bazı doktorlar(!) gibi muayenehanesinde hasta bakmak değildi. O, yaşamı boyunca hiç muayenehane açmamıştı. Ancak emekli olduktan sonra özel bir sağlık kuruluşunda çalışmaya başladı.

O, sadece gazetecilerin değil hastalarında ?Emin Doktor?uydu. Kapısına gelen hastanın her türlü sorununun çözümü için çabalar dururdu. Anadolu?dan gelmiş yatacak yeri olmayan bir hastanın bazı tetkikler için İstanbul?da kalması gerektiğinde hastanın çaresizliği karşısında nasıl üzüldüğüne bizzat ben şahit oldum.

O, sevilen bir doktordu ama her şeyden önce de insandı, insan gibi yaşadı, insana da insan gibi davrandı. O, doktorluk mesleğinde yeni nesile ve gelecek nesillere örnek gösterilebilecek kadar çalışkan, maddiyata önem vermeyen, cesur, yerine göre idealist, insan sevgisiyle yoğrulmuş, babacan tavırlı, hoş sohbet bir insandı.
O, gazeteci dostuydu. Zaten bu nedenle Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin de onursal üyesi olmuştu Yaklaşık 5-6 yıl onunla görüşememiştik.
Gazetede onunla ilgili
?Mecidiyeköy'deki evinde geçirdiği rahatsızlık sonucu yaşamını yitiren İstanbullu'nun (83) cenazesi, Şişli Camisi'nde öğle vakti kılınan cenaze namazının ardından Karacaahmet'teki aile kabristanına defnedildi?
haberini okuduğumda gözlerimin önünde onunla ilk tanışmamız ve daha sonraki görüşmelerimiz film şeridi gibi geçti.

Zaman ne çabuk geçiyor...
Sevdiklerimiz, dostlarımız birer birer bu dünyadan göçüyor...
Nur içinde Yat Emin Hoca, senin gibi ?önce insan sonra doktor? olan bir kişiyi tanımış olmaktan çok mutluyum.

Dilek Süzen


Bu yazı toplam 9385 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim