• BIST 99.065
  • Altın 228,803
  • Dolar 5,7905
  • Euro 6,7009
  • İstanbul : 21 °C
  • Ankara : 22 °C
  • İzmir : 23 °C

GRİP VE SOĞUK ALGINLIĞI

Özgür Yiğit



Soğuk algınlığı (nezle); çeşitli virüsler tarafından oluşturulan, üst solunum yollarının bulgu ve belirtileri ile seyreden hafif seyirli bir hastalık tablosudur.

Toplu halde yaşamak bilinen en önemli risk faktörüdür. Gelişen ulaşım olanakları sayesinde etken virüsler dünyanın her yerinde ve ikliminde enfeksiyon gelişmesine neden olabilir. Okul öncesi çocuklar yılda 4-8 kez, erişkinler 2-5 kez infeksiyona maruz kalırken, yaş ilerledikçe bu oranlar gittikçe azalır. Bebekler, çok yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf olan hastalarda ciddi akciğer enfeksiyonlarına neden olarak ölümcül seyredebilir. Küçük çocuklar ana rezervuardır ve enfeksiyon genellikle evde, kreşte yada okulda kazanılır.

200 FARKLI VİRÜS

Hastalığa yaklaşık 200 farklı virüs neden olabilmektedir. Ancak vakaların yarısında rhinovirüs adı verilen virüs sorumlu tutulmaktadır. Etken virüslerin oluşturduğu enfeksiyonlar mevsimsel bir dağılım gösterir. Rhinovirüs infeksiyonları sonbahar başlarında ve ilkbahar orta ve sonlarında, enterovirüsler sonbahar aylarında , coronavirüsler kış aylarında daha sıktır.

Bulaşma; damlacık veya hava partikülleri içindeki virüslerin solunumu ile ve daha da önemlisi hasta insanların elleri ve eşyaları ile temas sonucu olmaktadır. Virüsle bulaşmış ellerin göz ve burun mukozasına teması sonucu hastalık bulaşmaktadır. Hava soğutma sistemlerinin de virüsler ile enfekte olmamıza katkısı vardır. Klimalar havadaki nemi aldıkları için burundaki koruyucu mukoza ortamının kurumasına neden olur ve enfeksiyona yatkın hale getirir. Soğuk hava virüslerin burun mukozasında üremesini kolaylaştırmaktadır.

BELİRTİLERİ

Kış aylarında, soğuk nedeniyle kapalı yerlerde bulunma ve daha yakın temas olasılığının artması ile ilişkili olarak bulaşma oranı artmaktadır.
En sık görülen belirtiler burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırma, boğaz ağrısı, boğazda yanma ve öksürüktür. Ateş normal veya hafif yüksektir. Bebek ve küçük çocuklarda yüksek ateş daha sık görülür. Gözlerde yanma ve yaşarma çoğu hastada saptanabilir. Koku ve tat duyusunda azalma, kulaklarda basınç hissi ve ses kalitsindeki değişiklikler diğer bulgulardır.
Hastalık sırasında gelişen ödem genellikle sinüs adı verilen boşlukların tıkanmasına ve östaki kanalında fonksiyon bozukluğuna neden olur. Böylece orta kulak iltihabı, sinüzit, bronşit gibi daha ciddi problemlere yol açar

Grip ise influenza dediğimiz virüs tarafından oluşturulan, solunum yoluyla insan vücuduna girerek özellikle sonbahar sonu, kış ve ilkbahar başında salgınlar yapan bir infeksiyon hastalığıdır. Ani olarak 39 - 40 derece ateş, şiddetli kas ve eklem ağrıları, halsizlik, yorgunluk, titreme, baş ağrısı ve kuru öksürük gibi belirtiler ile başlayan bir enfeksiyon hastalığıdır. Hastalık tablosuna daha sonra boğaz ağrısı, burun akıntısı, hapşırma, gözlerin akması ve kanlanması gibi belirtiler eklenir ve bazı vakalarda karın ağrısı, bulantı, kusma görülebilir.

ÖLDÜRÜCÜ OLABİLİYOR

Grip daha ağır, hastayı yatağa düşürecek kadar şiddetli seyreder ve özellikle çocuklarda, yaşlılarda enfeksiyonlara zemin hazırlamakta ve orta kulak iltihabı, zatürre, beyin zarı ve beyin dokusu enfeksiyonlarına neden olabilmektedir. Hastalığın bu özellikleri nedeniyle halk arasında grip, paçavra hastalığı olarak da tanımlanır.

Soğuk algınlığı ve saman nezlesinin de ortak yanları vardır. Her ikisi de burun hastalığıdır ve burun akıntısının yanında burun tıkanıklığı ile seyreder. Soğuk algınlığında boğaz ağrısı, baş ağrısı varken, saman nezlesinde gözde ve burunda kaşıntı söz konusudur. Çünkü burun polene karşı alerjik yanıt nedeniyle hassaslaşmıştır ve bu da viral enfeksiyona yanıtı artırır. Alerjik rinit soğuk algınlığı bulguları ile karışabilir.

Bazı durumlarda "öldürücü" bile olabilen gripten korunmak için aşı yapılabilir. Aşının yararlı olması için salgın başlamadan önce yapılması gerekiyor. Grip aşısı, bir önceki senede en sık karşılaşılan virüs tipine karşı, Dünya Sağlık Örgütü' nün önerileri doğrultusunda hazırlanmaktadır.

Her yıl Ekim-Kasım aylarında tek doz şeklinde yapılmalıdır. Aşı ile koruyuculuk sağlıklı kişilerde yüzde 80' lere varmaktadır; yaş ilerledikçe koruyuculuk yüzde 50-60' lara inmekle birlikte hastalığın hafif geçirilmesi sağlanmaktadır.

Grip aşısı, genel olarak 65 yaş ve üzerindeki bireylerle, grip sonrası hastalık riski olan herkese, 6 aylık bebeklikten itibaren yapılmalıdır. Çünkü ağır seyirli hastalık nedeniyle hem işgücü kaybı ve dolayısıyla ekonomik kayıp olmakta hem de özellikle risk gruplarında ölümle karşılaşabilmekteyiz.

Grip aşı yapılması gereken yüksek risk grupları;
65 yaş ve üstündeki kişiler (özellikle bakımevlerinde kalanlar), kronik hastalığı olan kişiler: Kronik kalp, akciğer (astımlılar dahil), karaciğer, böbrek hastalığı, şeker hastalığı ve diğer endokrin sistemi hastalığı olanlar, kronik hastalık dışında bağışıklık sistemleri zayıflamış olan kişiler: kanserli-lösemili kişiler, bağışıklık sistemi hastalığı olanlar, organ ve kemik iliği nakli yapılan kişiler, uzun süreli aspirin tedavisi alan çocuk ve gençler.

Ayrıca risk grubundaki kişilere grip bulaştırabilecek sağlıklı kişilerin de (örneğin hastanelerde yoğun bakım, yeni doğan, nakil, bağışıklığı zayıf hastaların bakıldığı bölümlerde çalışan doktor, hemşire, hastabakıcılar; kreş ve huzurevleri çalışanları; birlikte yaşayan aile bireyleri) aşılanması önerilmektedir.

Hamilelik sırasında bulaşan gribin, bebekte ve anne adayında çeşitli komplikasyonlara neden olduğuna işaret ediyor. İlk 3 ayından sonra tüm hamilelere, 6 ayından itibaren de bütün bebeklere de grip aşısı yaptırılması gerekir.
Erişkinlerde omuz kası içine veya cilt altına, iki yaşın altındaki çocuklarda uyluğun ön-yan kısmına ve sağlık personeli tarafından yapılmalıdır. Her sene aşı içeriği değiştiğinden o sene üretilen aşı ile aşılanmalıdır. Bu şekilde yapılan aşı, kişiyi 1 yıl kadar gripten korur.

Grip aşısı olan kimse sadece gribe karşı ve ancak belli oranda korunur. Aşının bağışıklık oluşturmadığı kimselerde ve grip dışındaki diğer solunum yolu hastalıklarında genel korunma tedbirlerine dikkat etmeliyiz.

Aşının yan etkileri var mıdır? : Aşı, embriyonlu yumurta kesesinden elde edilmektedir; bu nedenle yumurta alerjisi olanlarda kullanmamalıdır. Aşı sonrası nadiren, hafif geçen, nezle benzeri bir tablo oluşabilir. Aşı yerinde kızarıklık, ısı artışı, hafif ateş, kas ağrıları, kırıklık hissi olabilir, 1-2 günde düzelir.

Sağlıklı insanlarda grip, 1 hafta içerisinde kendiliğinden iyileşir. Ancak bazı kişilerde, örneğin vücut direnci zayıf kronik hastalığı olanlar, kalp-akciğer hastalığı olanlar, yaşlılar, şeker hastaları, vb. olanlarda zatürre, menengoensefalit (beyin iltihabı), miyokardit (kalp kası iltihabı) gibi ciddi ve ağır seyredip ölümle sonuçlanabilecek hastalıklar görülebilir.

Grip ve Soğuk algınlığının kontrolünde en önemli nokta bulaşmanın önlenmesidir. Özellikle el teması bulaşmada önemli olduğundan el yıkama vurgulanmalı, kontamine parmakların burun ve göze temasından sakınılmalıdır.

Açık havada veya doğal havalandırılması iyi olan yerlerde bulunmak enfeksiyon riskini azaltır. Hastalar ilk 3-4 gün zorunlu değilseler sinema, okul, işyeri, metro, otobüs gibi kalabalık ortamlara girmemeli, evlerinde istirahat etmeli, mutlaka gerekiyorsa başkalarına bulaştırmamak için maske ile sokağa çıkmalıdırlar. En etkili korunma hastaların alacağı bu gibi tedbirlerle olur.

Korumada sağlıklı kişilerin alacağı tedbirler: sonbahar-kış aylarında uygun giyim ve beslenmeye dikkat edilmesi; kalın-yünlü sıcak giysiler kullanılması, terli kalınmaması, bol sebze meyve tüketilmesi. Vücut direncini düşüren ve kolayca hasta olmamızı sağlayan etkenlerden uzak durulmalıdır.

Grip ve Soğuk algınlığı dünyada çocuk ve erişkinlerde en sık görülen hastalık tablosu olmasının yanında tedavisinde antibiyotiklerin yeri olmamasına rağmen bu yanlışın en sık yapıldığı klinik durumdur. Grip ve benzeri hastalıklarda antibiyotiklerin hiçbir faydası yoktur. Tersine çok ciddi sakıncaları olabilir. Yatak istirahati ve ortaya çıkan şikayetleri azaltmaya yönelik destekleyici tedaviler yanında doktor gerek görürse komplikasyonlara yönelik tedaviler verir.

C vitamininin soğuk algınlığı ve daha bir çok hastalıkla ilgili olumlu etkileri olduğuna dair medyada spekülatif, medikal dergilerde bilimsel çalışmalar yayınlanmaktadır. Literatürde C vitamininin soğuk algınlığından korumada ya da semptomlarının iyileşmesinde bir etkisi olmadığına işaret eden birçok makale yayınlanmıştır. Öte yandan C vitamini kullanılan doza bağlı olarak etkili olabileceği iddia edilmiş ancak yüksek dozların insan üzerindeki olumsuz etkileri pek araştırılmamıştır. Gereksiz ilaç kullanımından kaçınılmalıdır. Genel durumun bozulduğu durumlarda mutlaka doktora başvurulması gerekir.

 

Bu yazı toplam 2775 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim