• BIST 103.773
  • Altın 145,843
  • Dolar 3,4963
  • Euro 4,1879
  • İstanbul : 22 °C
  • Ankara : 22 °C
  • İzmir : 24 °C

H1N1 Virüsünden(DOMUZ GRİBİ) Korunmak İçin Nasıl Beslenmeliyiz?

H1N1 Virüsünden(DOMUZ GRİBİ) Korunmak İçin Nasıl Beslenmeliyiz?
Türkiye Diyetisyenler Derneği İstanbul Şube Başkanı ve İstanbul Bilim Üniversitesi Sağlık Yüksek Okulu Beslenme / Diyetetik Bölümü Öğretim üyesi Prof. Dr.Emel Alphan ülkemizde de hızla yayılmaya başlayan (domuz gribi) H1N1 virüsünden korunmak için beslenm

Alphan, SAĞLIĞINSESİ okurları için beslenmede dikkat edilecek hususları kaleme aldı:

"Zararlı mikroorganizmalar vücuda alındığı zaman toksin üreterek enfeksiyon hastalıklarını oluştururlar. Vücudumuz savunma sistemi (bağışıklık sistemi) ile bu enfeksiyon hastalıklarına karşı korunmaya çalışır. Enfeksiyona karşı korunmaya çalışan vücudumuzda yıkım süreci başlar.
Bu yıkım sürecinin etkisini gidermek için bağışıklık hücrelerinin (antikorlar) sentez edilerek vücutta pozitif dengenin sağlanması gerekir. Bu süreç beslenmeyle sağlanır.

Savunma sistemimiz, virüsün vücuda girmesine tepki olarak ateşi yükseltir. Ateşin yükselmesi ile artan enerji gereksiniminin karşılanması gerekir (ateşin yükselmesi ile birlikte bazal metabolizma enerjisinde artış olur). H1N1 virüsünden korunmak için enerji kaynakları olan ve besinlerde bulunan karbonhidrat, proteinler ve yağların sağlıklı beslenme çerçevesinde alınması (karbonhidratlar: enerjinin %50-60’ı, proteinler :%15-20’si, yağlar: %25-30’u), vitaminlerin normalin biraz üzerinde alınması ve ayrıca su ihtiyacının da karşılanması gerekir.

Bu noktada zayıflamak amacı ile veya başka nedenlerle yapılan yanlış/yetersiz diyet uygulamalarına dikkati çekmek istiyorum. Bu tarz diyet uygulamaları, insanların bağışıklık sistemini zayıflatarak, virüsün vücuda daha kolay girmesine zemin hazırlar, ayrıca hastalığın uzun sürmesine ve kötü sonuçlanmasına neden olabilir.
 KALİTELİ PROTEİNLER
Enerjinin temel kaynağı olan karbonhidratların tüketimi, enerji ihtiyacını karşıladığı gibi, karbonhidratların yeterince alınması, proteinlerin enerji için kullanılmasını önleyerek protein sentezi için kullanılmasını sağlarlar. Antikorların oluşabilmesi için proteinlerin kaliteli olması ve yeterli düzeyde alınması gereklidir.

Proteinin yeterli alınabilmesi için günde 2 porsiyon et, balık, tavuk vb. besinlerle yumurtanın alınması önemlidir. Ayrıca alınan proteinin bir kısmının da bitkisel protein sağlayan kurubaklagillerle , bitkisel protein yanında mineraller ve besin öğesi olmayan biyoaktif bileşenleri (flavanoidler, flavanoller) de içeren fındık, fıstık, ceviz vb. sert kabuklu meyvelerin (günde 1 avuç kadar) de tüketilmesi gerekir.

Et, balık, tavuk vb. besinlerin doğru pişirme yöntemleri ile hazırlanarak tüketilmesi çok önemlidir. Örneğin; mangalda yapılan etlerde B vitaminleri kaybı olduğu gibi etlerin ateşe çok yakın olması halinde sağlığa zararlı kanserojenler de oluşabilir. Kurubaklagillerin haşlanarak sularının dökülmesi ile de yine vitamin ve minerallerde kayıplar oluşabilir.
BOL MEYVE- SEBZE
Vücudumuz antioksidan sistemi ile vücuda giren mikroorganizmalara karşı koymaya çalışır. Antioksidan sistemin güçlenmesi, aminoasitler, riboflavin, folik asit, B6, B12 vitaminleri, A, C, E gibi antioksidan vitaminler ve karotenoid, flavanoid vb. besin öğesi olmayan biyoaktif bileşenler ile gerçekleşir.

Bu vitaminler ve biyoaktif bileşenler, genel olarak sebze ve meyvelerde bulunur. Beyaz (soğan, sarımsak, lahana, muz, elma armut), sarı (kayısı, tatlı kabağı, limon, kavun, beyaz üzüm), turuncu (havuç, portakal), kırmızı (domates, kırmızı biber, çilek, kiraz, vişne, kırmızı üzüm, karpuz), yeşil (tüm yeşillikler, ıspanak, semizotu, yeşil biber, brokoli, bezelye, taze fasulye) mor renkli (patlıcan, mor lahana, mürdüm eriği) sebze ve meyveler, bu biyoaktif bileşenlerin tümünü içerirler.

Sebze ve meyvelerin bir günde toplam olarak 5 porsiyon ve üzerinde tüketilmesi, biyoaktif bileşenlerin vücuda alınabilmesi için gereklidir. Her gün çeşitli renklerde 2 porsiyon sebze, yanında yine renkli bir salata yenilmesi, meyvelerden de en az 3 porsiyon olacak şekilde, çeşitli olarak tüketilmesi çok önemlidir (örneğin; aynı günde 1 elma, 1 portakal ve 1 salkım üzüm gibi).

Sebze ve meyvelerin tüketilmeden önce, çok iyi yıkanması, hijyenin sağlanması ve tarım ilaçlarının vücuda alınmaması açısından çok önemlidir. Ayrıca sebze ve meyvelerin sağlıklı pişirme yöntemleri ile hazırlanması (sebzelerin haşlanarak sularının dökülmemesi, kendi suyunun içinde pişirilmesi) vitaminlerin ve biyoaktif bileşenlerin kayıplarını önleyecektir. Vitamin ve minerallerin suplement (ek) olarak alınması, sebze ve meyveler kadar yarar sağlamaz.

ÖNERİLER
• Enerji ihtiyacının karşılanması (tam tahıllardan ve ürünlerinden), yeterli protein sağlanması, posa da içeren, vitamin ve minerallerden zengin sağlıklı bir beslenmenin uygulanması sağlanmalıdır.

• 2 porsiyon et, balık, tavuk, yumurta ve 1 porsiyon kurubaklagiller ile 1 avuç fındık, fıstık ceviz tüketilmelidir.

• Antioksidan içeren besin tüketimini arttırmak gerekir. Bu, sebze ve meyve tüketimini arttırmakla gerçekleşir. Her gün 2 porsiyon sebze, her öğünde salata ve çeşitli ve renkte sebze ve meyveleri (günde 2-3 porsiyon) bulundurmak. Sebze ve meyvelerin de çok iyi yıkanması (hijyenin sağlanması), doğru pişirme yöntemleri ile vitaminlerin ve biyoaktif bileşenlerinin kaybının önlenmesi gerekir.

Probiyotik içeren süt, yoğurt ve kefirin günde en az 2-3 porsiyon/bardak tüketilmesi ile bağışıklık sisteminin güçlenmesi sağlanır."
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim