• BIST 93.469
  • Altın 228,500
  • Dolar 5,7332
  • Euro 6,5830
  • İstanbul : 16 °C
  • Ankara : 9 °C
  • İzmir : 16 °C

Hasta Hakları Açısından Yeni Türk Ceza Kanunu

Tevfik Özlü


1 Nisanda yürürlüğe girecek yeni Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu, evrensel hasta hakkı normları bakımından genel olarak olumlu iyileştirmeler getirmektedir. Örneğin:

? Akıl hastası, alkol, uyuşturucu ve madde bağımlısı suçluların yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında gözetim ve tedavi altında tutulması ve bu sürelerin cezalarına sayılması kabul edilmiştir.

? İnsan sağlığı önemsenmiş ve sağlık hakkını istismara
yönelik haller ağır yaptırımlara bağlanmıştır.
? Örnek olarak organ ve doku ticareti yasaklanmış, insan üzerinde bilimsel amaçlı deney yapılması çağdaş normlarla sınırlamalara tabi tutulmuştur.

? Gebe kadınlar, çocuklar ve savunmasız hastalar üzerinde işlenecek suçlar, özel koruyucu yaptırımlara bağlanmıştır.

? Hastaların özel hayatı ve mahremiyet hakkı, özel hükümlerle koruma altına alınmıştır.

? Hâkim veya savcı kararı olmaksızın rıza dışı genital muayene yasaklanmış ve yaptırıma bağlanmıştır.

Ancak, sağlık çalışanlarının görevleri sırasında karşılaşacakları suçları bildirme yükümlülüklerinin kapsamının aşırı genişletilmesi ve bu görevin ihmali halinde uygulanacak cezaların aşırı ağırlaştırılması (madde 280) hasta hakları bakımından oldukça sakıncalıdır.

Mevcut Ceza Kanunumuzda (Madde 530), sadece kişiler üzerinde işlenen suçların bildirilmesi zorunlu iken ve hastanın kendisi hakkında kovuşturmaya neden olacak bir suçun bildirilmesi zorunlu değilken; yeni Ceza Kanunu bu makul sınırlamaları kaldırmıştır. Suçun kapsamını aşırı genişlettiği gibi, önceden ön görülen hafif para cezasını da 1 yıla kadar hapis cezasına dönüştürmüştür.

Bu hüküm bir suça bulaşmış hastaların hekime başvurmalarını ve tedavi olmalarını engelleyebilecek ve onların sağlıklarını tehlikeye atabilecektir. İhtiyacı olan tıbbi bakım hizmetini almak üzere başvuracağı sağlık çalışanı tarafından ihbar edileceğini düşünen suçlu bir hasta, tedavi olma hakkını kullanamayabilir. Bu durum onun sağlığını ve yaşama hakkını riske edebilir. Oysa, suçlu da olsa herkesin ihtiyacı olan tıbbi bakıma ulaşabilmesi, evrensel bir hasta hakkıdır. Aynı zamanda hekimlik meslek etiğinin de gereğidir.

Yine suça bulaşmış hastalar, bu durumlarının hekim tarafından bilinmemesi için gerçeğe aykırı yanıltıcı bilgiler verebileceklerdir. Bu da hekimin doğru teşhis ve doğru tedavi uygulamasını güçleştirecek ve mesleğinin icrasını engelleyecektir. Yanlış tanı ve tedavilere yol açabilecektir.

Ayrıca bu düzenleme, hekimlerin tedavi sırasında öğrendikleri hastalarına ilişkin sırları hiç bir şekilde açıklamama borcuna da aykırıdır. Çünkü, hasta-hekim ilişkisi son derece özel ve mahrem bir ilişkidir. Hastalar anne-babalarından, eş ve çocuklarından bile sakladıkları bilgileri hekimleriyle paylaşırlar. Çünkü, hayatta kalma dürtüsü çok güçlüdür. Hekimin meslek icabı vakıf olduğu bu sırları başkalarıyla paylaşması Yeni TCK?nun 134-137 Maddeleri gereği suçtur.

Yeni Ceza Kanunu meslek sırrının ifşası suçunun cezasını 3 aydan 9 aya çıkarmış bulunmaktadır. Hekimin mesleği gereği kendisine emanet edilen mahrem bilgileri açıklamakla yükümlü tutulması, hekim hasta ilişkisinde güven unsurunu zedeler. Özellikle psikiyatrik hastalarda bu durum ciddi sorunlar doğurabilir.

Hekimin asıl sorumluluğu hastasını tedavi etmek, onun sağlığını düşünmektir. Kamu güvenliğine yardımcı olma sorumluluğu, bu görevin önüne geçmemelidir.

Hasta hakları bakımından sakıncalı bulduğumuz bu düzenlemelerin yeniden gözden geçirilmesini beklemekteyiz.

 

Bu yazı toplam 2672 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim