• BIST 109.633
  • Altın 156,528
  • Dolar 3,8676
  • Euro 4,5585
  • İstanbul : 15 °C
  • Ankara : 2 °C
  • İzmir : 16 °C

HASTANE/ KLİNİK/ ANABİLİM DALI/ BİLİM DALI

HASTANE/ KLİNİK/ ANABİLİM DALI/ BİLİM DALI
Dilek Süzen


Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi 1983 mezunu Prof. Dr. M. Gökhan Erpek, 1988 yılında Kulak Burun Boğaz Uzmanı, 1993 yılında İnönü Üniversitesi?nde doçent, 1999 yılında Adnan Menderes Üniversitesi?nde profesör oldu. İnönü Üniversitesi ve Adnan Menderes Üniversitesi?ndeki KBB Kliniklerinin kuruculuğunu yaptı.

1996 yılında hizmet vermeye başlayan Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi?nin önce 2 yıl kurucu başhekim yardımcılığının ardından 4 yıl Başhekimliğini yaptı.

1996-1999 yılları arasında Tıp Fakültesi Yönetim Kurulu üyeliği, 1999-2002 arasında Tıp Fakültesi Dekan Yardımcılığı ve 2001-2004 arasında Üniversite Senato Üyeliği görevlerini yürüttü. Evli ve bir çocuk babası olanProf. Dr. M. Gökhan Erpek , Türk Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Derneği Danışma Kurulu üyesi ve Tıp Eğitimini Geliştirme Derneği Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yapıyor. Halen Anabilim Dalı Başkanı olan Dr. Erpek? in çok sayıda yurtiçi ve dışı makaleleri ile kitap bölümleri yayınlanmıştır. İşte SAĞLIĞINSESİ ? nin soruları ve Prof. Dr. M. Gökhan Erpek ?in yanıtları:

SAĞLIĞINSESİ: Anabilim Dalınızın kuruluşu hakkında bilgi verir misiniz?
Prof. Dr. M. Gökhan Erpek: Anabilim Dalımız 1996 yılında Doç.Dr.M. Gökhan Erpek ve hemen ardından Yard.Doç.Dr. Onur Odabaşı?nın göreve başlaması ile kuruldu. Daha sonra Yard.Doç.Dr. Sema Başak?ın ve kuruluş sırasında yurtdışında bulunan Yard.Doç.Dr. Cemil Mutlu?nun katılımıyla güçlendi. Dr. Mutlu?nun bir süre sonra ayrılması ve yerine Yard.Doç.Dr. Kubilay Metin?in gelmesi ile gelişimini devam ettiren anabilim dalımızdan Dr. Metin?in de ayrılması sonucu bugün üç öğretim üyesi ile hizmet vermeye devam etmektedir.

SAĞLIĞINSESİ : Akademik kadronuz ve asistan sayınız hakkında neler söyleyeceksiniz?
Prof. Dr. M. Gökhan Erpek :Şu anda öğretim üyesi kadromuz üç profesörden oluşuyor. Asistan sayımız ise beş. Bugüne kadar 8 tane de uzman yetiştirdik.

SAĞLIĞINSESİ :Hemşire, yardımcı personel sayısı yeterli mi? Ne kadar kişiye daha gereksiniminiz var? Bu açığı nasıl kapatıyorsunuz? Hizmette bir aksama oluyor mu?
Prof. Dr. M. Gökhan Erpek :Hastanemiz henüz 220 yatak kapasiteli olduğu için şu anda kendimize ait servis düzeni yok. Bu nedenle cerrahi bölüm hemşireleri ve personeli hizmet veriyor. Bunların mevcut fiziki koşullarda zor yetiştiklerini söyleyebiliriz. Ancak önümüzdeki yıl bitecek kendi hastanemiz için bu kadroların yetersiz olacağını düşünüyoruz.

SAĞLIĞINSESİ : Yıllık poliklinik ve ameliyat sayısınız nedir? Yıllara göre azalıyor mu artıyor mu, neden? Mevsimsel değişiklikler yaşanıyor mu, neden? Türkiye?de ender yapılıyor diyebileceğiniz ama sizin anabilim dalı öğretim üyeleri tarafından yapılan ameliyatlar var mı, neler, özellikleri neler?
Prof. Dr. M. Gökhan Erpek :Yılda ortalama 6000 dolayında hastaya poliklinik hizmeti veriliyor. Son yıllarda biraz düşmekle birlikte yaklaşık 500-700 hastaya ameliyat yapılmaktadır. Kış mevsiminde bir miktar artsa da kapasite ölçüsünde çalışıldığı için sonuçta çok fazla değişmiyor. Türkiye?deki eğitim hastanelerinde yapılan ameliyatların bir kaçı dışında hemen hepsi kliniğimizde yapılmaktadır.

SAĞLIĞINSESİ :Yatak sayınız nedir, yeterli mi, ne olmalı, Açığı kapatmak için nasıl bir uygulama yapıyorsunuz? Yıllık doluluk oranınız ortalama nedir? Yıllara ve mevsimlere göre değişiyor mu, neden?
Prof. Dr. M. Gökhan Erpek :Şu an için haftada iki gün olan ameliyat günü nedeniyle üçü sabit 9 yatakla çalışıyoruz. Sirkülasyonu hızlı tutarak ve bazen aynı gün içinde bir yatağa hızlı çıkışla iki hasta yatırarak bu sıkıntıyı aşmaya gayret ediyoruz. Bu nedenle doluluk oranı yüksek gitmektedir.

SAĞLIĞINSESİ : Anabilim Dalınızın yıllık bilimsel yayın sayısı) ortalama ne kadar? Yıllara göre azalıyor mu, artıyor mu, hedefiniz nedir?
Prof. Dr. M. Gökhan Erpek :Yılda 4-5 yayın yapılıyor. Daha önce kadromuz daha genişti. Ancak önümüzdeki dönemde yeniden genişleyip bu sayıyı daha yukarı taşımayı hedefliyoruz.

SAĞLIĞINSESİ :Kongre, sempozyum düzenliyor musunuz? Adı ne, ne zamanlar oluyor, katılım sayısı ortalama ne kadarı bulunuyor?.Siz, diğer öğretim üyesi ve asistanlar düzenlenen yurt içi ve dışı kongrelere katılabiliyor musunuz?
En büyük zorluk sizce nedir? Bu zorluk sizce nasıl aşılır? Bazı alanlarda kongre enflasyonu yaşandığı görüşüne katılıyor musunuz? Bu enflasyonun sizce nedeni nedir?
Prof. Dr. M. Gökhan Erpek :Biz 2002 yılında Kuşadası?nda uluslararası katılımlı ?Ses Hastalıklarına Güncel Yaklaşım? adıyla sempozyum düzenledik. ABD?den iki konuşmacı yanı sıra yurtiçinden konusunda yetkin kişilerin konuşmacı olduğu toplantıya o zaman yaklaşık 85 dolayında katılım oldu. Çeşitli toplantılarda anabilim dalımızdan hem konuşmacı hem de katılımcı olarak bulunuyoruz.

Ancak son yıllarda toplantı sayısının artması, konu ve konuşmacıların benzemesi ve artan mali yük nedeniyle seçilmiş toplantılara gitmeyi tercih ediyoruz. Meslek dernekleri yıllık takvim düzenleyerek bu toplantıların farklı konularda olmasına ve belirli aralıklarda yerleşmesine katkıda bulunmalıdır. Bu toplantıların bir kısmının kazançlı olduğu düşünülerek yapıldığını sanıyorum. Bu yüzden ekonomik ve bilimsel tedbirlerin birlikte alınması doğru olur diye düşünüyorum.

SAĞLIĞINSESİ : Kliniğinizi seçecek asistanlardan beklenti ve önerileriniz nedir?
Prof. Dr. M. Gökhan Erpek : Özverili, deontolojiye ve hasta haklarına dikkat eden, okumayı ve yazmayı seven bilimsel çalışmalara katılan asistanlar istiyoruz.

SAĞLIĞINSESİ :Anabilim Dalınızın tıbbi araç- gereç durumu nasıl? İhtiyacı karşılıyor mu? İhtiyaç duyduğunuz tıbbi araç- gereçler var mı, neler, bunların maliyeti nedir, nasıl almayı düşünüyorsunuz?
Prof. Dr. M. Gökhan Erpek : Anabilim Dalımızın gelişen teknolojiyle bağlantılı olarak ihtiyacı olan tıbbi araç ve gereçleri özel bütçe ve döner sermaye yoluyla temin ediliyor. Şu anda önemli eksiğimiz bulunmamaktadır.

SAĞLIK SİSTEMİ İLE BU KADAR ÇOK OYNAMAK İYİ DEĞİL


SAĞLIĞINSESİ :Tıp mesleğinin geçmişten günümüze durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz, cazibe devam ediyor mu, azalıyor mu neden? Sizce öğrenciler, asistanlar geleceklerinden umutlu mu, kaygılı mı? Neden? Sizce çözüm nedir? Tıp Fakültelerindeki eğitim yeterli mi, neler yapılmalı?
Prof. Dr. M. Gökhan Erpek : Çok gerilere gitmeden benim mesleğe giriş yıllarım diyebileceğim Tıp Fakültesine girdiğim 70?li yıllardan bugüne çok şey değişti. Öğrencilik yıllarımda Tam Gün Yasası (1978) çıktı. Ancak ben mezun olana kadar yasa yolundan çıktı.

Amacına ulaşamadı. Ben mezun olmadan hemen önce Mecburi Hizmet Yasası (1982) yürürlüğe girdi. Bununla 2+2 yıl mecburi hizmet yaptık. Sonra bu yasalar kalktı. Bugün Mecburi Hizmet Yasası yeniden yürürlükte ve Tam Gün Yasası da mecliste çıkacağı günü bekliyor. Buradan bakarsak 30 yılda pek bir değişiklik yok. Ancak sağlık sistemiyle bu kadar sık oynamak iyi değil.

İyice düşünüp, tarafların (Bakanlık ve meslek örgütlerinin) üzerinde anlaşacağı bir yasayı yürürlüğe koymak gereklidir. Mezun olduğumda çıkan Tıpta Uzmanlık Tüzüğü (1983) uzun çalışmalardan sonra 2002 yılında yenilendi. Ancak sonra Danıştay tarafından en önemli maddeleri yürürlükten kaldırıldığı için şu anda bu alanda da karışıklık devam ediyor.

Uzmanlık öğrencileri hem 2002 hem de kısmen 1983 tüzüğünden sorumlu tutuluyor. Şimdi bu kadar karışıklık ve belirsizlik içinde bırakın yeni mesleğe girecekleri, asistanları, yıllarını veren bizler bile endişeliyiz. Bunların dışında toplumdaki sağlık çalışanlarına karşı yer yer şiddet uygulanması da mesleğin diğer acı ve zor yönleri olarak geçmişten bugüne değişiklik olarak görülmelidir. Meslek adına geçmişten günümüze en iyi görünen konu ise eğitim alanıdır.

Hem tıp fakültelerinin sayısının artması, hem de eğitimdeki yeniliklerin yansıması, internet ve yayın miktarının artması bu alanda geçmişe göre kıyaslanmayacak ilerleme sağlamıştır. Yaklaşık 10 yıldır (iki yılda bir olmak üzere) tıp eğitimindeki yeniliklerin tartışıldığı Tıp Eğitimi Kongreleri yapılmaktadır.

Mezuniyet sonrası eğitim konusunda da sempozyumlar yapılarak uzmanlık eğitiminde de standartlar geliştirilmeye çalışılmaktadır. Bu arada uzmanlık dernekleri de kendi alanlarında eğitimin standartlarını yükseltmek için geçmişten daha sıkı çalışmalar yapmaktadır. Bu konuda gelişmeleri yakından izleyen ve uygulayan fakültelerin öğrencileri ve uzmanlık öğrencilerini daha şanslı görüyorum.

GELECEK KAYGISI NASIL SON BULUR?


SAĞLIĞINSESİ :Ekonomik güçlükler hekimin yaşamını, başarısını sizce etkiler mi, nasıl? Hekim nasıl bir ortamda, hangi şartlarda çalışırsa sizce, mutlu, gelecek kaygısı taşımadan, başarılı ve üretken olur?
Prof. Dr. M. Gökhan Erpek : Her meslek gurubunda ekonomik koşullar başarıyı etkiler. Hekimlik gibi ağır ve hasta sağlığı gibi önemli sorumluluk gerektiren meslekte ise bu daha da önem kazanmaktadır. Sık sık değişmeyen, mesleğin yasal sınırları iyi belirlendiğinde etik değerlerin kontrolü düzgün yapıldığında ve hastanede verilecek hizmet ortamının fiziksel ihtiyaçları sağlandığında bu meslekte çalışanlar gelecek kaygısı olmadan sağlıklı hizmet üretebilir.

SAĞLIĞINSESİ :Döner sermayeden anabilim dalınıza ayrılan pay ne kadar, bu oran, miktar sizce yeterli mi?
Prof. Dr. M. Gökhan Erpek :Anabilim Dalımıza ayrı bir pay ayrılmamaktadır. Kişiler, kişisel katkılarına göre döner sermaye paylarını almaktadırlar.

SAĞLIĞINSESİ : Türk tıbbının ve Tıp Fakültelerinin, hekimliğin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Prof. Dr. M. Gökhan Erpek : Ben şu andaki karışık ortamın düzeleceğine ve mesleğin tekrar eski saygınlığına kavuşacağına inanıyorum.

SAĞLIĞINSESİ :Uzmanlık dalınızın geleceğiniz nasıl görüyorsunuz, ilgi devam ediyor mu edecek mi? Neden?
Prof. Dr. M. Gökhan Erpek : Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi alanında Türkiye eskisinden daha ileri noktada. Uzmanlık eğitim süresi eskiye göre uzamış olsa da ilgilendiği alanların genişlemesi ve bu alandaki eğitim olanaklarının artması nedeniyle ilgi devam edecektir.

SAĞLIĞINSESİ : Sizce iyi bir hekim hangi özellikleri taşımalı?
Prof. Dr. M. Gökhan Erpek :Her şeyden önce iyi insan olmalı. İnsanları sevmeli. Bu mesleğin ağırlığına ve zorluğuna katlanabilmek için bunlar gerekli. Ayrıca eğitimini iyi yapar, mesleğindeki gelişmeleri yakından izler ve yaptığı işi severse iyi hekim olabilir.

SAĞLIĞINSESİ : Rotasyon ve eğitim programınız nasıl? Ders müfredatı sizce yeterli mi, eksiklik var mı nedir? Sizce hangi konuların de ders olarak tıp fakültelerinde okutulması gerekir neden?
Prof. Dr. M. Gökhan Erpek :Yasal zorunlu rotasyonlar (anestezi, genel cerrahi, nöroloji ve göz) dışında acil serviste asistanlarımız rotasyon yapıyorlar. Ancak plastik cerrahi bence eklenmesi gereken bir rotasyon. Eğitim programımız ise Tıp Fakültesi web sayfasında ayrıntılı şekilde yer alıyor. Tıp Fakültemizin ders müfredatı ise bana göre fazla yüklü. Bir kısım derslerin ve saatlerinin azaltılması ve öğrencilerimize hem bağımsız çalışma zamanı hem de başka konularla ilgilenme olanağı yaratılmalıdır.

Yetiştireceğimiz hekimin yalnızca medikal bilgilerle dolu değil aynı zamanda insani değerlerle donatılmış, beceri kazanmış olması gerekir. Bu yüzden memnunlukla söyleyebilirim ki birçok tıp fakültesi beceri laboratuvarları kurup uygulamalı eğitim konusunda eskisinden daha ileri duruma geldi. Ancak tıbbi kültür ve sanat uygulamaları da (tıbbi konulu filmler, romanlar, resim sanatı ve bunların düzgün bir şekilde sunulması) müfredat içinde yerleştirilmeli ve yetişen hekimlerin bu yönden de donatılmasına önem verilmelidir.

SAĞLIĞINSESİ : Son olarak neler eklemek istersiniz?
Prof. Dr. M. Gökhan Erpek :Toplumu, insanları ve mesleğini seven hekimler yetiştirilmesine katkıda bulunmalıyız. Bu yüzden mesleğin içinden ve dışından insanların çalışma koşullarını düzenlemede üzerine düşeni yapmaları gerekmektedir.

SAĞLIĞINSESİ: Sorularımızı yanıtlamak için zaman ayırdığınız için teşekkürler.


Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim