• BIST 109.332
  • Altın 156,185
  • Dolar 3,8622
  • Euro 4,5556
  • İstanbul : 15 °C
  • Ankara : 1 °C
  • İzmir : 13 °C

HASTANE/ KLİNİK/ ANABİLİM DALI/ BİLİM DALI

HASTANE/  KLİNİK/ ANABİLİM DALI/ BİLİM DALI
Dilek Süzen


İstanbul Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı


1980 yılında İstanbul Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı?nda ihtisasını tamamlayıp uzman olan Prof. Dr. Güzin Özarmağan,1985?te Lund Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Kliniği?nde 3.5 ay süre ile fototerapi eğitimi aldı. 1987?de İstanbul Tıp Fakültesi?nde Dermatoloji Doçenti oldu. 1991?de St Thomas?, St Mary?, St Stephen? ve Middlesex Hastaneleri?nin ?Genitourinary Medicine? kliniklerinde cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlarla ilgili çalışmalar gerçekleştirdi. 1994 yılında, İstanbul Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı?nda Dermatoloji Profesörlüğü?ne yükseltildi. 24.11.2004 tarihinde Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanı oldu.

1994?ten bu yana, İstanbul Tıp Fakültesi Veneroloji Bilim Dalı Başkanlığı, 2001?den bu yana İstanbul Tıp Fakültesi Lepra Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü, anabilim dalı bünyesinde görev yapan, multidisipliner Cinsel İlişki ile Bulaşan Hastalıklar ve Psöriyazis (Sedef Hastalığı) poliklinikleri ile Fototerapi Birimi?nin sorumlu öğretim üyesi görevlerini sürdürenProf. Dr. Güzin Özarmağan SAĞLIĞINSESİ ?nin sorularını yanıtladı.

SAĞLIĞINSESİ :Anabilim dalınızın kimin tarafından, ne zaman, nasıl kuruldu?
Prof. Dr. Güzin Özarmağan:Kliniğimizin binasının yapımı 1910?lu yıllara dayanır. Atatürk?ün 1933?teki Üniversite Reformu?ndan sonra, bu binanın bir kısmı bugün olduğu gibi Dermatoloji?ye tahsis edilmiştir.

Türkiye isminin dünya tıp tarihinde yer almasında önemli katkıları olan Ord.Prof.Dr.Hulusi Behçet 1933 yılında yeni kurulan İstanbul Tıp Fakültesi Deri Hastalıkları Kliniği?nin direktörü olmuştur. Behçet Hastalığı?nın tanımı, leşmanyazisteki çivi arazı bulgusunun tespiti ve frengi ile ilgili çalışmaları tıp tarihimize yazdırdığı ana başlıklardandır. Bu klinikte başlangıcı gibi sonrasında da, birbirinden değerli çalışmaları ile önümüzü açan, Türkiye?ye dağılarak, yeni dermatoloji kürsüleri kuran ve buralarda çalışmalarını yürüten çok sayıda uzman ve öğretim üyesi yetişmiştir.

Kliniğimiz öğretim üyelerinden Ord.Prof.Dr.Cevat Kerim İncedayı 1963?te Cerrahpaşa Tıp Fakültesi?ne atanmıştır. Sonrasında Prof.Dr.Osman Yemni, Prof.Dr.Nevzat Öke, Prof.Dr.Ahmet Murat, Prof.Dr.Oğuz Lav, Prof.Dr.Türkan Saylan ve Prof.Dr.Orhan Baransu kliniğimizde eğitim, laboratuar ve klinik çalışmalarını yapmış öğretim üyelerimizdir. Halen Prof.Dr.Dilek Kocabalkan Selçuki, Prof.Dr.Gülsevim Azizlerli, ben Prof.Dr.Güzin Özarmağan, Prof.Dr.Rıfkiye Küçükoğlu, Prof.Dr.Can Baykal, Prof.Dr.Afet Akdağ Köse ve Prof.Dr.Esen Özkaya öğretim üyeliği görevine devam etmektedir.

Lepra, Veneroloji, Behçet Hastalığı, İmmünoloji laboratuvar çalışmaları kliniğimizin ülkemizde önayak olduğu ana başlıklardır.

SAĞLIĞINSESİ :Akademik kadronuz hakkında da bilgi verir misiniz? Asistan sayınız yeterli mi?
Prof. Dr. Güzin Özarmağan:Anabilim dalımızda halen görev yapmakta olan 7 öğretim üyemiz profesör ünvanını taşımaktadır. Ayrıca 1 uzmanımız ve 12 asistanımız mevcuttur. Ancak, uzman sayımız yeterli değildir. Bu nedenle yeni uzman kadrolarının teminine ihtiyaç duyulmaktadır.

SAĞLIĞINSESİ : Hemşire, yardımcı personel sayısı yeterli mi? Ne kadar kişiye daha gereksiminiz var? Bu açığı nasıl kapatıyorsunuz? Hizmette bir aksama yaşanıyor mu?
Prof. Dr. Güzin Özarmağan:Hemşire ve yardımcı personel sayımız maalesef yetersizdir. Özellikle yardımcı personel konusunda sıkıntılarımız bulunmaktadır. Mevcut şartlarımızda en az 2 hemşire ve 2 yardımcı personele gereksinimimiz vardır. Bu nedenle, hemşirelerimizin ve yardımcı personellerimizin iş yükü büyük ölçüde artmakta; kişisel özveri ve fedakarlıklarla bu durum aşılmaya çalışılmaktadır.

Ancak yine de, özellikle servisimizde yatan hasta sayısının fazla olduğu dönemlerde ve gece nöbetlerinde, hizmette zaman zaman istenmeyen aksamalar yaşanmaktadır.

SAĞLIĞINSESİ :Yıllık poliklinik sayınız nedir? Yıllara göre azalıyor mu; artıyor mu; neden? Mevsimsel değişiklikler yaşanıyor mu; neden?
Prof. Dr. Güzin Özarmağan:Anabilim dalımızda; genel polikliniğimiz yanında; Büllü Hastalıklar, Behçet Hastalığı, Alerji, Sedef Hastalığı (Psöriyazis), Veneroloji, Mikozis Fungoides, Nevüs ve Kozmetoloji özel dal polikliniklerimiz ile yılda ortalama 35.000 hastaya ayaktan poliklinik hizmeti vermekteyiz. Kliniğimiz, Türkiye çapında, tüm bu birimleri bünyesinde barındıran ender merkezlerden birisidir.

Tanı koyma ve tedaviyi yürütme konularında sağladığımız başarılar ile ulaştığımız hasta memnuniyeti sonucunda, birimimiz, İstanbul?un ve Türkiye?nin referans hastaneleri arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Bu doğrultuda, birimimize başvuran hasta sayısı da yıllar içinde artış göstermiş ve Türkiye?nin dört bir yanına uzanan geniş ve zengin bir hasta popülasyonumuz oluşmuştur.

Yaz aylarında; tatil dönemi olması ve güneşin bazı cilt hastalıkları üzerine olumlu etkilerinin olması nedeniyle, hasta sayımızda hafif bir azalma yaşanmaktadır.

SAĞLIĞINSESİ :Yatak sayınız nedir; yeterli mi; ne olmalı? Açığı kapatmak için ne tür bir uygulama yapıyorsunuz? Yıllara ve mevsimlere göre değişiyor mu; neden?
Prof. Dr. Güzin Özarmağan:Servisimizde 20 adet yatağımız mevcut olup; yataklarımızın doluluk oranı %50-70 arasında değişmektedir. Yaz dönemlerinde bu oranlarda bir azalma yaşanabilmektedir. Yatak sayımız yeterli olmakla birlikte; oda ve servis koşullarının iyileştirilmesi ve daha konforlu hale getirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca günümüzdeki modern dermatolojik tedavi yöntemleri, hastaların hastaneye yatırılmasını gerektirmeden, ayaktan da başarıyla uygulanabilmektedir.

SAĞLIĞINSESİ :Anabilim dalınızın yıllık bilimsel yayın sayısı ne kadar? Yıllara göre azalıyor mu; artıyor mu? Hedefiniz nedir?
Prof. Dr. Güzin Özarmağan:Anabilim dalımızın yıllık bilimsel yayın sayısı, yurt içi ve yurt dışı olmak üzere toplam 45 ila 60 arasında değişmekte ve bu rakam yıllara göre artış göstermektedir. Hedefimiz mümkün olduğu kadar fazla sayıda kaliteli, bilimsel değeri, geçerliliği ve güvenilirliliği yüksek yayınlar yapmaktır.

KONGRELERE KATILIM ÜCRETLERİ YÜKSEK


SAĞLIĞINSESİ : Kongre, sempozyum düzenliyor musunuz? Adı ne, ne zamanlar oluyor, katılım sayısı ortalama ne kadarı buluyor? Siz, diğer öğretim üyeleri ve asistanlar, düzenlenen yurtiçi ve yurtdışı kongrelere katılabiliyor musunuz? Burada en büyük zorluk sizce nedir? Bu zorluk nasıl aşılır?
Prof. Dr. Güzin Özarmağan:Yılda 1 yurt dışı ve 2 yurt içi kongreye katılımımız olmaktadır. Ulusal Dermatoloji Kongresi, Ege Dermatoloji Günleri, Dermatokozmetoloji Günleri, Lütfü Tat Simpozyumu, Dermatoloji Bahar Simpozyumu, Pediyatrik Dermatoloji Günleri ve Çukurova Dermatoloji Günleri asistanlarımızın poster ve/veya sözlü bildirileri ile katıldıkları kongre ve simpozyumlardır.

Kongrelere katılım ücretlerinin yüksek olması nedeniyle; burada en fazla maddi zorluklar yaşanmaktadır.Üniversitelerin bütçelerinin bir kısmını, bu tip bilimsel faaliyetler için kaynak olarak ayırmaları ile bu sorun aşılmaya çalışılabilir.

SAĞLIĞINSESİ :Bazı alanlarda kongre enflasyonu yaşandığı görüşüne katılıyor musunuz? Bu enflasyonun sizce nedeni nedir?

İLKLERE İMZA ATMIŞ BİR BÖLÜMDE ÇALIŞMAK BÜYÜK AVANTAJ


Prof. Dr. Güzin Özarmağan:Dermatoloji alanında bir kongre enflasyonu oluştuğu görüşüne katılıyorum. Bu kadar fazla sayıda kongre yapmak yerine, daha az sayıda, fakat belirli konulara yoğunlaşmış, bilimsel ve öğretici değeri yüksek bilimsel toplantıların ve uzmanlık sonrası eğitime yönelik kursların düzenlenmesinin daha faydalı olacağına inanıyorum.

SAĞLIĞINSESİ :Kliniğinizi seçecek asistanlardan beklenti ve önerileriniz nelerdir?
Prof. Dr. Güzin Özarmağan:Öncelikle asistanlar bölüm tercihi yaparken, bunun emekliliği olmayan, yaşam boyu birlikte yaşayacakları, yaşam tarzlarını ve karakterlerini etkileyecek hekimlik mesleği olduğunu unutmamalıdırlar. Dermatoloji ihtisası yapmaya karar veren bir hekim için İstanbul Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı?nı tercih etmek birçok avantajla başlamak demektir. Sıcak ve kapsayıcı bir çalışma ortamının yanı sıra, teknik olanakların genişliği de ayrı bir yönüdür.

Bugüne kadar dermatoloji alanında birçok ilk?e imza atmış olan bölümümüzde, birçok hastalığı görerek tanıma fırsatı veren zengin hasta potansiyeli, yılların kazandırdığı eğitim tecrübesini edinen öğretim üyelerinin varlığı ve referans hastanelerden birisi olma karakteri, asistanlara hedeflerine ulaşabilmek için geniş olanaklar sunmaktadır.

EKSİKLERİMİZ VAR


SAĞLIĞINSESİ :Anabilim dalınızın tıbbi araç-gereç durumu nasıl? İhtiyacı karşılıyor mu? İhtiyaç duyduğunuz tıbbi araç-gereçler var mı, neler, bunların maliyeti nedir, nasıl almayı düşünüyorsunuz?
Prof. Dr. Güzin Özarmağan:Kliniğimizde aktif olarak hizmet veren Fototerapi Ünitemiz, İmmünoloji ve Mikoloji Laboratuvarlarımız bulunmakta; Alerji Birimimizde prick ve patch testleri yapılabilmektedir. Bu birimlerimiz şu an ihtiyacımızı karşılar düzeydedir.Ancak kliniğimizde ne yazık ki henüz Lazer ve Fototerapi UVA1 cihazları mevcut değildir.

Bu cihazların her birinin maliyeti yaklaşık olarak 100.000 USD civarındadır. Bu cihazları Üniversitemiz Tıp Fakültesi Dekanlığı?ndan istek yoluyla almayı planlamaktayız. Ayrıca kliniğimiz bünyesinde bir Kozmetoloji Ünite?miz mevcut olup, henüz gelişme aşamasındadır.

SAĞLIĞINSESİ : Tıp mesleğini geçmişten günümüze durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz, cazibe devam ediyor mu, azalıyor mu, neden? Sizce öğrenciler, asistanlar geleceklerinden umutlu mu, kaygılı mı, neden? Sizce çözüm nedir? Tıp fakültelerindeki eğitim yeterli mi, neler yapılmalı?
Prof. Dr. Güzin Özarmağan:Tıp bilimini, diğer bilim dallarından ayıran en önemli özelliği, uğraşı alanının ?insan? olmasıdır. Başka hiçbir bilim dalının materyali, bu kadar önemli ve hata kabul etmez değildir. Bu nedenle, hekimlik mesleği geçmişten günümüze, hemen hemen her toplumda ve her dönemde en saygın mesleklerden biri olmuş; hatta bazı toplumlarda hekimler, iyileştirme bilgi ve becerilerinden ötürü ?yarı tanrı? olarak kabul edilmişlerdir.

Ancak günümüze gelindiğinde, hekimlik mesleği, uygulanan yanlış sağlık politikaları sonucunda bir sömürü merkezi haline gelmiştir. Hekimler günümüzde, düşük maaşlarla ve aşırı bir iş yükü altında, büyük özverilerle mesleklerini icra etmeye çalışmaktadırlar. Tüm bu olumsuz faktörler nedeniyle hekimlik mesleği artık eskisi gibi bir cazibe merkezi olmaktan çıkmıştır.

KARAMSARLIK HAKİM


Günümüz şartlarında, hekimlik mesleğini seçen bir kişiyi büyük zorluklar beklemektedir. Ağır ve meşakkatli bir 6 yıllık tıp eğitiminin ardından, bir uzmanlık programına başlayabilmek için, her hekim Tıpta Uzmanlık Sınavı?nı (TUS) kazanmak zorundadır. Kadro sayısındaki yetersizlik ve her yıl tıp fakültelerinden mezun olan hekim sayısının ihtiyacın çok üzerinde olması nedeniyle, bu sınav sonucunda çok az sayıda hekim bir uzmanlık programına yerleştirilebilmektedir.

Sınavı kazanamayan hekimler ise ancak, pratisyen hekim statüsünde mesleklerini icra edebilmektedirler. Ayrıca şu an yürürlükte olan mecburi hizmet yasası da öğrenci ve asistanlarımız için ayrı bir karamsarlık nedenidir. Bu yasa, hekimlerin istihdam sorununu çözmekten çok; hekimleri mesleklerini doğru şekilde icra edebilmeleri için yeterli donanıma ve teknik imkana sahip olmadıkları ortamlarda çalışmaya zorlayan, haksız ve popülist bir siyasi yaklaşımdan başka bir şey değildir.

Tıp fakültelerine yeterli miktarda ödenek ayrılmaması ve ihtiyacın üzerinde, yeterli fiziki alt yapıya ve akademisyen kadrosuna sahip olmayan tıp fakültelerinin açılması sonucunda, tıp fakültelerinde verilen eğitimin kalitesi düşmüştür. Çağdaş tıp eğitimi programlarında, küçük grup ve öğrenci merkezli aktif veya interaktif eğitim ön planda olmalı; pratik uygulamalarla öğrencilerin bilgi ve becerilerini pekiştirmeleri sağlanmalıdır. Bu nedenle, içinde bulunduğumuz koşullarda, hekim sayısını arttırmak yerine; hekim dağılımını düzenlemek ve tıp fakültelerine alınan öğrenci sayısını kısıtlayarak, mevcut tıp fakültelerini güçlendirmek uygun yaklaşım biçimi olacaktır.

Kuşkusuz tüm bu olumsuz faktörlerin düzeltilebilmesi, doğru, gerçekçi ve istikrarlı sağlık politikalarının uygulanması ile tıp fakültelerine yeterli ödeneklerin ayrılması ve sağlık sektörünün siyasi bir rant kapısı olmaktan çıkarılması ile mümkündür.

MADDİ ZORLUK YAŞAYAN HEKİMLER VAR


SAĞLIĞINSESİ : Ekonomik güçlükler hekimin yaşantısını, başarısını sizce etkiler mi, nasıl? Hekim nasıl bir ortamda, hangi şartlarda çalışırsa sizce, mutlu, gelecek kaygısı taşımadan, başarılı ve üretken olur?
Prof. Dr. Güzin Özarmağan: Ne yazık ki günümüzde hekim maaşları, hekimlerin ürettikleri emekle kıyaslandığında, komik denecek miktarda azdır. Bu nedenle, toplumun en aydın kesimine mensup olan hekimlerin, kendileri ve aileleri için hak ettikleri yaşam standartını yakalamaları bir yana, asgari şartlarda geçimlerini sağlamaları bile çoğu zaman mümkün olmamaktadır.

Günümüz şartlarında, birçok hekimin ciddi maddi zorluklar yaşadığı görülmektedir. Bu ekonomik zorlukları hekimler, birkaç yerde birden çalışarak veya bilimsel faaliyetlerini kısıtlayarak, kişisel özveri ve fedakarlıklarla aşmaya çalışmaktadırlar. Bu durum kuşkusuz hekimin iş yükünü arttırmakta, bilimsel gelişimini ve bir noktadan sonra da verdiği hizmeti olumsuz olarak etkilemektedir.

Bir hekim, ancak kendisi ve ailesi için gelecek kaygısı taşımadığı, maddi sorunlarla boğuşmadığı ortamlarda, sadece mesleğine konsantre olarak, bilim üretebilir ve kaliteli bir hizmet sunabilir.

SAĞLIĞINSESİ :Döner sermayeden anabilim dalınıza ayrılan pay ne kadar, bu oran sizce yeterli mi ? Ne olmalı? Motivasyonda bu payın yeterli olduğuna inanıyor musunuz?
Prof. Dr. Güzin Özarmağan:Anabilim dalımıza döner sermayeden ayrılan belirli bir pay yoktur. Fakültenin döner sermaye gelirleri ortak bir havuzda toplanmakta ve oradan klinikler arasında ihtiyaçları doğrultusunda paylaştırılmaktadır. Kliniğimizin verdiği hizmet ve döner sermayeye sağladığı katkı göz önüne alındığında, tarafımıza verilen miktarın yeterli ve adil olduğunu söylemek ne yazık ki güçtür. Bu da, motivasyonu olumsuz yönde etkileyen bir durumdur.

SAĞLIĞINSESİ :Türk tıbbının ve tıp fakültelerinin, hekimliğin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Prof. Dr. Güzin Özarmağan:Tıp fakültelerinin en önemli görevlerinden biri ülkemize yeterli bilgi ve beceriye sahip nitelikli hekim ve akademisyen kadroları yetiştirmektedir. Ancak verilen eğitimin kaliteli olabilmesi için tıp fakültelerinin yeterli alt yapıya ve öğretim üyesi kadrosuna sahip olması gerekmektedir. Ne yazık ki günümüzde bu kriterlere sahip olmayan çok sayıda tıp fakültesi açılmakta, bu da verilen eğitimin kalitesine gölge düşürmektedir. Ülkemizde mevcut olan hekim sayısı zaten ihtiyacın çok üstündedir. Bu nedenle gelecekte yeni tıp fakülteleri açmak yerine, mevcut fakültelerin sorunlarını çözmek uygun yaklaşım olmalıdır.

Bilindiği gibi, günümüzde tıp fakülteleri varlıklarını sürdürebilmek ve yeterli hizmet sağlayabilmek için ciddi maddi zorluklarla boğuşmaktadırlar. Bu durum düzeltilmediği taktirde tıp fakültelerinin geleceğinden umutlu olmak mümkün değildir. Fakat tüm bu olumsuz faktörlere rağmen, Türk Tıp Fakülteleri bilimsel yönden dünyadaki tıp fakülteleri arasında ön sıralarda yer almaktadırlar. Bu durum, Türk tıbbının yeterli destek sağlandığı taktirde, gelecekte ulaşabileceği başarılar için ipucu teşkil etmektedir.

SAĞLIĞINSESİ :Uzmanlık dalınızın geleceğini nasıl görüyorsunuz, ilgi devam ediyor mu, edecek mi? Neden?
Prof. Dr. Güzin Özarmağan:Uzmanlık dalımız, vücudun en büyük organı olan deri ve derinin hastalıkları yanında, toplum sağlığı için büyük tehlike oluşturan cinsel yolla bulaşan hastalıklar ile de ilgilenmektedir. Toplumun bilinçlenmesiyle birlikte, deri ve deri hastalıklarına olan duyarlılık da her geçen gün artmakta, bu da dermatolojik hasta popülasyonunun büyümesine yol açmaktadır. Ayrıca bilimsel ve teknik gelişmelerle birlikte kendini sürekli yenileyen dinamik yapısı ve geniş hastalık spektrumu ile zengin içeriği, uzmanlık dalımızı, uzmanlığa hazırlanan hekimler arasında da bir cazibe merkezi haline getirmiştir.

Bu nedenle uzmanlık dalımız, özellikle de kliniğimiz, Tıpta Uzmanlık Sınavı?nda (TUS) en çok tercih edilen yerlerin başında gelmektedir. Tüm bu veriler, uzmanlık dalımıza olan ilginin günümüzde olduğu gibi gelecekte de devam edeceğine ilişkin inancımı güçlendirmektedir. Ne yazık ki günümüzde, dermatolojik tedavi ve girişimler, ?güzellik merkezi? adı altında, dermatolog olmayan hekimlerce, hatta ve hatta çoğu yerde, hekim olmayan kişilerce uygulanmaktadır.

Gerekli eğitime sahip olmayan bu kişilerin yaptığı kontrolsüz ve uygun olmayan, yanlış müdahaleler sonucunda, her gün birçok kişinin sağlığı tehlikeye atılmaktadır. Medyanın da bu kişi ve kuruluşlara destek vermesi, halkımızı yanlış yönlendirmektedir. Bu nedenle, Sağlık Bakanlığı?nın kontrol mekanizmalarının daha iyi işlemesi ve bu kişilerin yasalar önünde cezalandırılmasının sağlanması ile medyanın olayın ciddiyetine yaraşır şekilde halkımızı doğru yönlendirecek ve bilinçlendirecek haberlere yer vermesi gerekmektedir.

HEKİM KENDİNİ SÜREKLİ YENİLEMELİ


SAĞLIĞINSESİ :Sizce iyi bir hekim hangi özellikleri taşımalı?
Prof. Dr. Güzin Özarmağan:Hekimlik mesleği insanla uğraşma sanatıdır. Bu nedenle, iyi bir hekim öncelikle insana değer vermeli, insan haklarına saygı göstermelidir. Bilime ve bilgiye önem vermeli, bilgiye ulaşma yollarını bilmeli, öğrenmeye olan hevesini asla kaybetmemeli, bilimsel gelişmeleri takip ederek, kendini sürekli yenilemelidir. Mesleğini icra ederken, deontolojiye bağlı kalmalı, hastayla olan ilişkisini saygı ve güven temellerine oturtmalıdır. Kendini çağın gereklerine uygun bilgi ve becerilerle donatmalı, bu bağlamda, yeterli düzeyde yabancı dil bilmeli ve bilgisayar kullanabilmelidir.

SAĞLIĞINSESİ : Rotasyon ve eğitim programınız nasıl? Ders müfredatı sizce yeterli mi, eksiklik var mı, nedir? Sizce hangi konuların da ders olarak tıp fakültelerinde okutulması gerekir, neden?
Prof. Dr. Güzin Özarmağan:Asistanlarımızın iç ve dış rotasyonları bulunmaktadır. Kendi alt birimlerimizde yaptığımız iç rotasyonlar, asistanın kıdemine göre belirlenmektedir. Ayrıca 2 yılını dolduran asistanlar, Dahiliye ve Enfeksiyon Hastalıkları rotasyonlarını yapmaktadırlar. Beş yıllık asistan eğitim programımızda Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi ve Dermatopatoloji rotasyonları da planlamaktayız.

Yıllık asistan eğitim programı çerçevesinde, haftalık seminerlerimiz olmakta ve her asistan yıllık ortalama 2 seminer hazırlamakta ve sunmaktadır. Asistanlarımızın yanında, öğretim üyelerimiz de seminerler vermekte ve dönem dönem konuk konuşmacılar da seminer vermek üzere kliniğimize davet edilmektedir.

Ayrıca, haftalık literatür toplantısı yapılmakta ve yenilikler takip edilerek, tartışılmaktadır. Yine 15 günlük aralarla, fakültemiz Patoloji Anabilim Dalı ile ortak yürüttüğümüz Dermatopatoloji Toplantısı düzenlenmekte ve ilginç vakalar tartışılmaktadır.Ayrıca serviste yatan hastalara günlük vizit yapılmaktadır.

Asistan eğitim programı çerçevesinde her asistanın yerine getirmesi gereken minimum koşullar belirlenmiş durumdadır. Seminer hazırlama, toplantılarda olgu takdimi, girişimsel işlemlerde bulunma , kongrelere katılma ve sözlü ya da yazılı bildiri/poster hazırlama gibi konularda asistanlarımız, yıllık olarak değerlendirilmektedir. Bu değerlendirmeler ışığında da asistan karneleri doldurulmaktadır.

Tıp fakültelerinde okutulan ders müfredatı oldukça yüklü ve ayrıntılıdır. Bu bağlamda önemli bir eksikliği olduğunu düşünmüyorum. Ancak tıp eğitiminde pratik ve hasta odaklı eğitimin güçlendirilmesi gerektiği inancındayım.

Üniversitemiz Tıp Eğitimi Anabilim Dalı?nın, tüm klinik birimlerin öğretim üyeleri ile yaptığı toplantılarda, eğitim müfredatı yeniden değerlendirilerek, yatay ve dikey entegrasyonu yönünde çalışmalar başlatılmıştır.

SAĞLIĞINSESİ :Son olarak neler söylemek istersiniz?
Prof. Dr. Güzin Özarmağan:İstanbul Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı, dünya tıp tarihine, tanımladığı bir hastalığa adını veren ilk ve tek Türk hekimi olarak geçen, Ord.Prof.Dr.Hulusi Behçet tarafından 1933 yılında kurulmasından günümüze kadar, Türk Dermatoloji camiasına büyük hizmetler veren, birbirinden değerli hekimler kazandırmış öncü ve lider bir kuruluştur.

Kliniğimiz bugün olduğu gibi gelecekte de, yüklendiği bu şerefli misyona yaraşır şekilde, eğitim, araştırma ve hizmet alanlarındaki çalışmalarına devam ederek, ülkemizde ve dünyada dermatoloji bilimini daha da ileriye taşıyacaktır.

SAĞLIĞINSESİ : Zaman ayırdığınız için teşekkürler.


Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim