• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul : 22 °C
  • Ankara : 22 °C
  • İzmir : 24 °C

HASTANE/ KLİNİK/ ANABİLİM DALI/ BİLİM DALI

HASTANE/  KLİNİK/ ANABİLİM DALI/ BİLİM DALI
Dilek Süzen

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Medikal Onkoloji BD

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi?nden 1988 yılında mezun olan Prof. Dr. Süleyman Büyükberber , Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi?nde 1994 yılında İç Hastalıkları Uzmanlığını tamamladı. İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesinde 1995-1999 yılları arasında yardımcı doçent ve doçent olarak görev yaptı.

1996-1997 yıllarında ABD?de University of Nebraska Medical Center/Eppley Cancer Center?da çalıştı. 1999 yılında doçent oldu. 1999-2004 yıllarında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı/Tıbbi Onkoloji Bilim Dalında çalıştı. 22 yıl sonra (2004 Mayıs ayında) başlangıç noktası olan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı/Medikal Onkoloji Bilim Dalına dönüp Bilim Dalı Başkanı oldu.

2005 yılı Mart ayında profesör olan Prof. Dr. Süleyman Büyükberber? in elliden fazla yurt dışı, elliden fazla yurt içi yayınım ve çok sayıda bildirim bulunuyor.
Prof. Dr. Süleyman Büyükberber , SAĞLIĞINSESİ 'nin sorularını yanıtladı.

SAĞLIĞINSESİ :Bilim Dalınız kimin tarafından ne zaman, nasıl kuruldu? Bilgi verir misiniz?

Prof. Dr. Süleyman Büyükberber : Medikal Onkoloji Bilim Dalı 1993 yılında Prof. Dr. Nazan Günel tarafından kuruldu. Sonra Prof. Dr. Aytuğ Üner, Prof. Dr. Deniz Yamaç, Prof. Dr. Süleyman Büyükberber, Doç. Dr. Uğur Coşkun ve Doç. Dr. Mustafa Benekli akademik kadroya katılmışlardır.

Bilim Dalımızdan bugüne kadar Doç. Dr. Zafer Akcalı, Doç. Dr. Uğur Coşkun, Uz. Dr. Gökhan Çelenkoğlu ve Uz. Dr. Emel Üçgül yan dal ihtisaslarını tamamlayarak medikal onkoloji uzmanı ve/veya öğretim üyesi olmuşlardır.

SAĞLIĞINSESİ :Akademik kadronuz nasıl? Asistan sayınız ne kadar yeterli mi?
Prof. Dr. Süleyman Büyükberber : Öğretim kadromuzda halen 4?ü profesör 2?si doçent 6 öğretim üyesi ve 4 yan dal araştırma görevlisi (İç Hastalıkları uzmanı) mevcuttur. Bunun dışında 4-6 İç hastalıkları Araştırma Görevlisi sürekli rotasyonlar şeklinde Bilim Dalımızda çalışmaktadır.

SAĞLIĞINSESİ : Hemşire, yardımcı personel sayısı yeterli mi? Ne kadar kişiye daha gereksiniminiz var?
Prof. Dr. Süleyman Büyükberber : Servis, poliklinik ve kemoterapi ünitemizde olmak üzere 3 ayrı birimde yeterli sayıda hemşire ve yardımcı personelimiz vardır. Bunun dışında öğrenci hemşirelerde kliniğimizde çok yoğun şekilde çalışmaktadır. Yardımcı personelimiz olarak 4 resmi sekreterimiz, 1 adet Anadolu Tıbbi Onkoloji Derneği bünyesinde çalıştırdığımız araştırma sekreterimiz mevcuttur.

Hastane yönetimimizin Onkolojiye bakışı çok pozitiftir. Yeni büyüme planımız çerçevesinde bu konudaki isteklerimiz yöneticilerimiz tarafından genellikle hızla karşılanmaktadır.

?RANDEVUSUZ HASTA BAKILIYOR?


SAĞLIĞINSESİ :Yıllık poliklinik sayısınız nedir? Yıllara göre azalıyor mu artıyor mu, neden? Mevsimsel değişiklikler yaşanıyor mu, neden? Türkiye?de Gazi Medikal Onkolojiyi özel kılan neler vardır?
Prof. Dr. Süleyman Büyükberber : Medikal Onkolojide son 6 ay içerisinde yeniden yapılanmaya gidilmiştir. Böylece gerek hasta hizmeti ve gerekse eğitim açısından uzun vadeli bir programlama yapılmıştır. Bu kapsamda poliklinik sayısı 2 ye çıkarılarak randevu sistemi kaldırılmıştır ve İç Hastalıkları asistanlarının yanı sıra uzman hekim görevlendirilmiştir. Şu anda hastane bünyesinde 2 poliklinikte Uz. Dr. düzeyinde poliklinik hizmeti verilmektedir. Genellikle günlük başvuran hastaların tamamına randevu verilmeden bakılması için elimizden geleni yapıyoruz.

Uzmanın gördüğü her hastanın mutlaka ilgili öğretim üyesiyle günde 2 kez konsülte edilmesine dikkat ediyoruz. Gazi Medikal Onkolojinin hasta sayısı 2005 yılına göre 2 kat artmıştır. Günlük 80 hastaya poliklinik hizmeti verilirken yaklaşık 60-80 hastaya günlük kemoterapi yapılmaktadır. Kasım 2006?da poliklinik sayımız 1893 hastadır. Yatan hastalar ve özel hastalar bu rakamların dışındadır.

SAHİPSİZ HASTAMIZ YOK?


Bilim dalımızı özel kılan farklılıklar şunlardır. Bilim Dalımız genç öğretim üyelerinden kurulmuştur. Öğretim üyelerimizin birbirini tamamlayan önemli özellikleri vardır. Örneğin Doç. Dr. Mustafa Benekli kemik iliği transplantasyonunda yurtdışında eğitim almış sertifikalı bir öğretim üyemizdir. Öğretim üyelerimizin çoğu yurtdışında uzun süreli çalışmış kişilerdir. Kişi başına düşen yayın ortalamamız çok yüksektir.

Bilim Dalımız halen çok sayıda uluslar arası ve ulusal çalışmanın yürütücüsüdür. Bilim Dalımızda çok sıkı yürütülen bir hasta takip programı vardır. Sahipsiz hasta yoktur. Haftanın 4 günü yatan ve ayaktan hastaların konuşulduğu sabah toplantılarımız olmaktadır. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Medikal Onkoloji Bilim Dalı, Gazi Hastanesinin bünyesinde bulunan ve çok verimli çalışan Radyasyon Onkolojisi, PET-CT ve Gama knife cerrahi imkanları ile hem ülkemizin hem de Ankara?nın en güncel kanser tanı ve tedavi imkanlarına sahip önemli ve ayrıcalıklı bir onkoloji ünitesi olarak hizmetine devam etmektedir.

Nükleer Tıp AD?mız PET-CT?de ülkemizin en yüksek vaka sayısına sahip en tecrübeli merkez durumundadır. Çok iyi çalışan ve haftalık düzenli toplanan Hastane Tümör Konseyimiz özellikle kanserde çok önemli olan multidisipliner yaklaşımın en güzel örneklerini vermektedir.

?YATAK SIKINTIMIZ VAR!?


SAĞLIĞINSESİ : Yatak sayınız nedir, yeterli mi, ne olmalı, Açığı kapatmak için nasıl bir uygulama yapıyorsunuz? Yıllık doluluk oranınız ortalama nedir? Yıllara ve mevsimlere göre değişiyor mu, neden?
Prof. Dr. Süleyman Büyükberber :Şu anda en önemli problemimiz yatak sayımızdır. Halen kullandığımız yatak sayısı ortalama 20-24 arasında değişmektedir. Ancak bunun dışında özellikle Genel Cerrahi, özel servis gibi bir çok klinik vakalarımıza yatak temininde yardımcı olmaktadır.

Doluluk oranımız %100?dür. Yaklaşık 2 aylık bekleyen randevu listemiz nedeniyle çoğu kez hastalarımızı başka kliniklere yatırmaktayız ve çok kısa ve hızlı işlemler için yatırabilmekteyiz. Genellikle bakım hastası kabul edemiyoruz. Yatış ve poliklinik sayımızda hiçbir zaman azalma olmamaktadır.

SAĞLIĞINSESİ :Bilim Dalınızın yıllık bilimsel yayın sayısı ortalama ne kadar? Yıllara göre azalıyor mu, artıyor mu, hedefiniz nedir?
Prof. Dr. Süleyman Büyükberber : Bilim Dalımızın halen yürüyen 6 uluslar arası 12 ulusal ve 16 kendi bünyesinde çalışması mevcuttur. Hastalarımızın tamamı retrospektif amaçlı değerlendirmelere esas teşkil etmesi amacıyla kayıt altına alınmaktadır. 2007 itibarıyla tüm birimlerimiz (kemoterapi, Medikal Onkoloji 1-2 poliklinikleri, Öğretim üyesi sekreteryası, servis sekreteryası ve öğretim üyeleri odaları veri tabanı ile birbirine bağlanacak ve ortak kayıt sistemi devreye girecektir.

Halen 4 uzman ve 6 öğretim üyemizin tamamı tarafından paylaşılmış olarak 30?dan fazla çalışma devam etmektedir. Bunların sonuçları çok kısa zamanda ortaya çıkmaya başlayacaktır. Amacımız kendi ulusal verilerimizi ortaya koyacak, deneyimlerimizi ölçecek çalışmalarla yurtdışı verilerin korelasyonunu test etmektir. Böylece camiamıza sunulan, diretilen, enjekte edilen bilgileri daha ulusal bir bakışla yorumlayabileceğiz.

SAĞLIĞINSESİ :Kongre, sempozyum düzenliyor musunuz? Adı ne, ne zamanlar oluyor, katılım sayısı ortalama ne kadarı bulunuyor? Siz, diğer öğretim üyesi ve asistanlar düzenlenen yurt içi ve dışı kongrelere katılabiliyor musunuz?
Prof. Dr. Süleyman Büyükberber : 4 yıl öncesine kadar Tıbbi Onkoloji camiasının ulusal bir kongresi yoktu ve ilk kez 4 yıl önce Anadolu Tıbbi Onkoloji Derneği Ulusal Tıbbi Onkoloji Kongresi (UTOK) geleneğini başlattı. UTOK? ta sekreteryayı genellikle Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Medikal Onkoloji BD üstlenmektedir.

Bu yıl 4. UTOK 5-9 Eylül 2007?de WOW Kremlin Palace Otelde düzenlenecektir. UTOK Tıbbi Onkolojinin Ulusal Kongresidir. Tıbbi Onkoloji camiası son derece sıkı ve dar bir camiadır.

Halen toplam 140 civarında Tıbbi Onkolog vardır. Ancak yakın meslektaşlarımızdan Radyasyon Onkolojisi, Patoloji, Genel Cerrahi, Diğer cerrahi branşlar, Göğüs hastalıkları gibi kanserle yoğun uğraşan AD?dan kongremize yoğun katılım olmaktadır.
UTOK? lara katılım 400-500 civarında olur, genelde kanser camiası birbirini iyi tanır ve gayet samimi, verimli bir bilgi alışverişi sağlanır. Artık UTOK?lara oturmuş bir kongre diyebiliriz.

Bunun dışında Bilim Dalımız Anadolu Tıbbi Onkoloji Derneğinin (ATOD) Kurucu Merkezlerinden birisidir ve 3 öğretim üyemiz ATOD Kurucu üyesidir.

Ben halen ATOD Genel Sekreterliği ve Yönetim Kurulu Üyeliğini yürütmekteyim. Doç. Dr. Uğur Coşkun ve Doç. Dr. Mustafa Benekli? de ATOD yöneticileri arasındadır.

Öğretim üyelerimiz ve fellowlarımız özellikle yurtdışı kongreleri düzenli olarak çok rahat şekilde takip etmektedir. Özellikle yan dal ihtisası yapan 4 uzman asistanımızın yurtdışı organizasyonlara katılarak vizyon sahibi olmaları konusuna önem veriyoruz.

SAĞLIĞINSESİ : Burada en büyük zorluk sizce nedir? Bu zorluk sizce nasıl aşılır? Bazı alanlarda kongre enflasyonu yaşandığı görüşüne katılıyor musunuz? Bu enflasyonun sizce nedeni nedir?
Prof. Dr. Süleyman Büyükberber : Bence ulusal kongreler dışında bilim dallarının yurtiçi organizasyonlar yapması çok şık değil. Hastalık isimleriyle, marker isimleriyle, viral ajan isimleriyle kongre düzenlenmesi artık tabiri yerindeyse kantarın topuzunun kaçtığını gösteriyor.
Ben Sağlık Bakanlığı Merkezi Etik Kurul üyesiyim, aslında bu kurul ilaç araştırmalarının etik yönüyle ilgileniyor ancak buradaki bir çok arkadaşım gibi bende bu konunun merkezi bir otorite tarafından kontrol edilmesinin gerektiğine inanıyorum.

Zaten farkındasınızdır ülkemizde son 3-5 yıl içinde en hızlı gelişen meslek kollarından biri organizasyon şirketleri oldu. Öyle ki artık bir çok Devlet Kurumu bile her organizasyonuna sponsor ve organizasyon firması temin eder hale geldi. Bu çok ciddi şekilde etik yozlaşma yaratacaktır inancındayım. Sponsorlar da bıkmış durumda ancak halen harcamaları vergiden düştükten sonra bunu sakıncalı bulmuyorlar. İlaç piyasası bugün silah sanayinden daha güçlü ve çok daha karlı hale geldi. büyük ilaç devleri hızla tekelleşiyorlar. 8-10 kat daha pahalı ilaçlar %3-5 lik yararlar (?) için fütursuzca yazılıyor.

Ülkemiz ilaç harcamasında dünya 13. sü ancak ben kayıt sistemlerine güvenmediğimden ilk 10?da olduğuna inanıyorum. Bu harcama nüfusumuz ve ekonomik gücümüzle uyumlu değil. Birileri bize daha çok ilaç kullandırtıyor. Böyle düşünülürse ilaç firmalarının daha pahalı ilaçları daha çok hastalıkta ve daha erken evrelerde reçete ettirmesini kolaylaştıran her türlü girişime destek vermeleri normaldir.

Hekimlerimizin sağ-duyulu davranması ve basit istatistik oyunlarına aldanmaması ve araştırma makalelerini derinlemesine okuyarak sorgulamaları gerektiğine inanıyorum ve biz asistanlarımıza bu yaklaşımı öğretmeye çalışıyoruz. Çok ufak sekonder kazanımlar için ülke kaynaklarını heba etmemek vicdani bir sorumluluktur.

Ülkemiz ilaç geri ödemeleri konusunda dünyadaki en serbest ve en sosyal ülkelerin başında gelmektedir. Eğer eldeki sınırlı bütçeyi uygun dağıtmazsak bugün çok az ilaçta görülen geri ödeme sıkıntılıları ileride daha da artacak ve korkarım endikasyonunda ilaç kullanımında bile zora düşeceğiz.

SAĞLIĞINSESİ : Kliniğinizi seçecek asistanlardan beklenti ve önerileriniz nedir?
Prof. Dr. Süleyman Büyükberber : Tıbbi Onkoloji İç Hastalıkları eğitimi üzerine yapılmaktadır. Toplam süre 5+3=8 yıldır, mecburi hizmetler, askerlik vs ile Tıbbi Onkolog olma yaşı 35-38 arasında değişmektedir.

Kanser hastası çok zordur. Her gün kanserle acıyla, ölümle yaşamak çoğu kişi için dayanılmazdır. Bu nedenle kanserle uğraşacak arkadaşlarımızın hayata çok pozitif bakıyor olması gerekmektedir. Erdemli, hayatın anlamını bilen, tüm yaratılmışlara sevgi ve özenle bakmayı bilen kişilere ihtiyaç vardır.

Tıbbi Onkoloji genelde en iyi ve en iddialı iç hastalıkları uzmanları tarafından seçilmektedir. Çok iyi dahiliye ve yoğun bakım, palyatif bakım bilgisi gerektirmektedir. Ancak bizim de mutlu olduğumuz ve mutlu ettiğimiz vakalar vardır bu göz ardı edilmemelidir. Gelişmeye ve yayın yapmaya, akademisyenliğe en uygun bilim dalıdır. Bugün halen tüm ülkemizde Tıbbi Onkolog sayısı 140-150 civarındadır.

SAĞLIĞINSESİ : Bilim Dalınızın tıbbi araç- gereç durumu nasıl? İhtiyacı karşılıyor mu? İhtiyaç duyduğunuz tıbbi araç- gereçler var mı, neler, bunların maliyeti nedir, nasıl almayı düşünüyorsunuz?
Prof. Dr. Süleyman Büyükberber : Bilim Dalımızın hiçbir araç gereç ihtiyacı yoktur. Başta dekanlığımız sonra derneklerimiz genellikle her makul isteğimizi hızla yerine getirmektedir. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi bünyesinde yapamayacağımız veya yaptıramayacağımız hiçbir bilimsel aktivite eksiğimiz yoktur. Tüm branşlar (radyasyon onkolojisi, cerrahi branşlar, radyoloji, patoloji, nükleer tıp) her hastamız için özel ilgi göstermekte ve öncelik tanımaktadır. Ortak çalışmalar tam bir uyum içerisinde karşılıklı anlayışla yapılabilmektedir.

SAĞLIĞINSESİ :Tıp mesleğinin geçmişten günümüze durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz, cazibe devam ediyor mu, azalıyor mu neden? Sizce öğrenciler, asistanlar geleceklerinden umutlu mu, kaygılı mı? Neden? Sizce çözüm nedir? Tıp Fakültelerindeki eğitim yeterli mi, neler yapılmalı?

Prof. Dr. Süleyman Büyükberber , Tıp mesleği hakikaten kutsaldır. İlk kez gördüğüm ve sadece 20 dakika konuşup muayene ettiğim ve birkaç ay içerisinde öleceğini bildiğim, hatta kendisi de öleceğini bilen bir hasta, çocuklarına ve eşine söyleyemediği kaygılarını bana söyleyebilmekte, gözleri yaşlı sarılıp içini dökebilmektedir.

AMAÇ PARAYSA DOKTORLUK SEÇİLMESİN


Bildiği tüm dualarında ömrünün sonuna kadar adımı zikreden onlarca hastam vardır. Yaratılanı yaratandan ötürü sevmek tam bu meslek için söylenmiştir. Tıp mesleğini materyalist bir yaklaşımla istemek, tercih etmek doğru değildir. Artık amaç paraysa doktor olmayı istemek mantıklı değildir.

Paranın en zor kazanıldığı meslek doktorluktur. Çok az doktor hakikaten zengin olabilir. Doktorluk manevi haz ve hayatın anlamını anlamak gayesiyle seçilebilecek konuma gelmiştir. Doktorluğu bu gözle kabul edecek fedakar insanlar için doktorluk hala bir numaralı meslektir ve bu hep böyle olacaktır. Öğrencilerin umutsuzluğa kapılmasına gerek olmadığını düşünüyorum.

Ben biri yurtdışında 5 ayrı Tıp Fakültesinde çalıştım. Tıp Fakültelerinde eğitimin mutlaka noksanları var. Ancak şunu belirtmek gerekir ki bir toplumun tüm birimleri birbirine benzer , toplum olarak sosyo-kültürel ve ekonomik seviyemiz neyse milli eğitimimizde, hoşgörümüzde, ahlakımızda birbirine paralel olacaktır. Tıp eğitimimizde bunun bir yansımasıdır. Milletçe topyekün bir dirilişe ihtiyacımız olduğu kesindir. Tıp eğitimi çok iyi olduğumuz bir konu olmasına karşın bu da böyledir. Ancak pek çok şey gibi bu da bireyseldir. Tıbbiyede hasta varsa ve bilgiye erişmeyi öğrenmişsen ve hakikaten ilgiliysen kendini çok iyi yetiştirebilirsin.

SAĞLIĞINSESİ :Ekonomik güçlükler hekimin yaşamını, başarısını sizce etkiler mi, nasıl? Hekim nasıl bir ortamda, hangi şartlarda çalışırsa sizce, mutlu, gelecek kaygısı taşımadan, başarılı ve üretken olur?
Prof. Dr. Süleyman Büyükberber : Bu sorunuzda aslında Tıp Eğitimiyle ilgili. Yetişmiş insanları onurlandırmak ve hastanelerde tutmak gerekli. Bu da maddi yönden tatmin etmek ve manevi yönden onurlandırmakla mümkün. Bu gün insanlar profesör olduğu gün muayenehane açıyorlar ve bir anlamda tamamen eğitici sıfatlarını kaybediyorlar günde bir kaç saat hastaneye uğrayarak, ciddi hiçbir aktiviteye katılmadan yapılan part-time öğretim üyeliği hastanedeki hizmet akışına ve eğitime katkı sağlamadığı gibi zarar da veriyor.

"DOKTOR DEVLET BAŞKANINDAN FAZLA ALIYOR"


Ancak bu öğretim üyelerine hak vermemek te mümkün değil. 40-50 yaşına gelmiş ortalama bir esnaf kadar bile kazanamayan ve akşama kadar dert dinleyen gece bile telefonu yanında uyuyan bu insanların emeğinin karşılığını batıda olduğu gibi vermek gerekiyor. Bugün hem Avrupa hem de ABD de en iyi kazanan grup doktorlardır. ABD?de ortalama bir doktor Devlet Başkanından 4-5 kat daha fazla kazanmaktadır.

"UTANIYORUM"


Ayrıca bir çok profesör bugün para dışında hastanelerdeki ortam nedeniyle hasta bakmak istemiyor. Sekreterya yetersiz, ortam kalabalık, karışık ve pis, laboratuar birimleri kalabalık, randevular çok geç ve insanca yatılacak banyolu, tuvaletli oda bile yok. Refakatçının nerede yattığı kalktığı belli bile değil, tam bir rezalet yani, Zaten ?hastaneye düşmek deyimi de bize özgü?. Siz en güncel bilgi ve tedaviyi verseniz de hasta bunu alamıyor. Ben bundan dolayı utanıyorum ve kendi hastalıklarım sırasında en torpilli odalarda kalsam ve en hızlı tetkik ve tedavi olsam bile işleyişin ne kadar bozuk olduğunu yaşayarak görüyorum. Hasta ve hasta yakını olmak çok zor.

Bir de fakültelerde kadro işgal eden bir hocalar zümresi vardır ki, bunlar geride kalmış, bir şekilde küsmüş, güncelden kopmuş öğretim üyeleridir. Bu grubu da uygun şekilde ya yeniden değerlendirmek veya tasfiye etmek gerektiğine inanıyorum.

Diğer bir konuda herkesin eşit ücretlendirilmesi . Üretkenliğin ve kalite anlayışının önündeki en önemli engel. Hiçbir yönetici veya öğretim üyesi rahatını bozacak hiçbir aktivasyona girmiyor. Nasıl olsa aynı ücreti alacak ya. Eğitim için kafa patlatan ile boş duran, hasta bakmaktan akşama kadar nefes alamayanla, hastaneye yemek ve sohbet için gelen arasında hiçbir fark yok. Hatta hiçbir iş yapmayan daha makbul. Bunlarda kaliteyi çok etkiliyor.

Yani kısacası maddi yönden muayenehane özlemi duymayan, aktif, üretken, çalışan ve çalıştığı oranda kazanan öğretim üyeleri ve doktorlarla, temiz, insanca hizmet verilen hastanelere ihtiyacımız var.

SAĞLIĞINSESİ :Döner sermayeden anabilim dalınıza ayrılan pay ne kadar, bu oran, miktar sizce yeterli mi? Ne olmalı? Motivasyonda bu payın yeterli olduğuna inanıyor musunuz?
Prof. Dr. Süleyman Büyükberber : Bu sorunuza da aslında cevap vermiş oldum. Çünkü üniversite hastanelerinde performans uygulaması oturtulamadı. Bu gün haftada 2 saat ders anlatarak sosyal faaliyetler ile gününü gün eden, felsefe yapan, siyaset yapan, akşama kadar gevezeliklerle hükümetler kurup yıkan bir grup öğretim üyesi? ile günde 12 saat çalışan, hasta bakan, vizit yapan konsültasyonlara bakan, eğitim için yeni arayışlar içinde olan bir grup öğretim üyesinin ücreti arasında fark yok. Hatta 2. grup kıdem vs gibi nedenlerle daha az ücret alıyor. Bu dengesizlik bir anlamda muayenehaneler sayesinde kapatılıyor ancak o da üniversite ve eğitim penceresinden bakılınca zararlı.

Medikal Onkoloji BD olarak biz hiçbir ilacı hastane eczanesinden karşılamıyoruz yani ilaç gelirimiz hiç yok. Ancak gelir gider dengesine bakılırsa tüm hastane içinde en çok net gelir getiren branş konumundayız. Ki bizim kliniğimizde gereksiz tek bir kalem tetkik yapılmaması için sürekli teyakkuz halindeyiz (Çünkü bu kitlerin hepsi ithal) ve hiçbir hastaya gereksiz ve pahalı tedaviler vermemeye çalışıyoruz.

Ancak verilen döner sermaye temel bilimlerdeki ?.. bilim dalından daha fazla değil. Biz dönem 3, 4, 6, iç hastalıkları asistanları, yan dal asistanları, onkoloji hemşireleri olmak üzere 6 gruba eğitim veriyoruz. Hastalara kemoterapi eğitimi veriyoruz. Yoğun bakım ve acilde en çok hasta bakan grub bizim meslek grubumuz. Gece sabaha kadar asistanından profesörüne kadar hepimizin telefonu susmuyor.

Tatillerde sürekli hastanedeyiz. Hayatımız acı ve dert üzerine kurulmuş. Buna rağmen bu dengesizlik hastane ortamında giderilmiyorsa insanların bir an önce muayenehane açma arzularına söyleyecek bir şey bulamıyorum. Üniversitede yapılan özel hasta muayenelerinin %80-85?i vergi ve döner sermaye olarak kesiliyor. Bu da kanser hastası gibi çok problemli vakalar için 20 YTL demektir ki bu da para için hasta bakıyor dedirtmeye değmez diye düşünüyorum.

Bence bugün full-time mı?, part-time mı? tartışması yerine özel muayenelerden öğretim üyesine verilen pay artırılsa (%50-60 gibi) hastaneler çok daha verimli ve düzgün çalışır diye düşünüyorum
SAĞLIĞINSESİ :Türk tıbbının ve Tıp Fakültelerinin, hekimliğin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Prof. Dr. Süleyman Büyükberber : Hekimliğimiz de, fakültelerimizde geleceğimiz gibi daha iyi olacaktır. Günümüz gençleri bir çok konuda yozlaşsa bile daha demokratik, daha hoşgörülü, daha mantıklı ve daha azimli görünüyor. Öğrenciler istekli ve umutlu.


SAĞLIĞINSESİ :Uzmanlık dalınızın geleceğini nasıl görüyorsunuz, ilgi devam ediyor mu edecek mi? Neden?
Prof. Dr. Süleyman Büyükberber : Onkoloji Tıbbın en önemli bilim dalı olmaya devam edecek çünkü insanların en çok korktuğu ve çaresiz kaldığı kanser hastalıkları artarak devam edecek ve tedavide alınması gereken daha çok yol var gibi gözüküyor. Ancak temennim şu ki inşallah kanser tamamen tedavi edilebilir basit bir hastalık haline gelir de bizlerde yine iç hastalıkları uzmanlığımıza döneriz.


SAĞLIĞINSESİ :Sizce iyi bir hekim hangi özellikleri taşımalı?
Prof. Dr. Süleyman Büyükberber : Bence iyi bir hekim iyi bir insan olmalı. İyi insan olmak en önemlisi, bilimsellik bence daha sonra geliyor. Tabi iyi insan ne demek bunu burada konuşup irdelememiz mümkün değil


SAĞLIĞINSESİ :Rotasyon ve eğitim programınız nasıl? Ders müfredatı sizce yeterli mi, eksiklik var mı nedir? Sizce hangi konuların de ders olarak tıp fakültelerinde okutulması gerekir neden?
Prof. Dr. Süleyman Büyükberber :Medikal Onkoloji olarak rotasyon yaptırmıyoruz, ancak kanser multidisipliner bir hastalık olduğu için sanki bir çok klinikle iç içe gibiyiz, yan dal asistanlarımız ilgili branşlarla sürekli diyalog halindeler. İç Hastalıkları asistanları da kliniğimize 6 ay rotasyona gelmekteler.

Bence Tıp Fakültelerinde müfredat fazlalığı var. Ben bu yaşa gelmiş öğrencinin okulda meslek dersleri dışında hiçbir şey okumasını doğru bulmuyorum. İngilizce okumasını da doğru bulmuyorum. Bu açığı kişi kendi kapatmak zorunda.

Bugün Tıbbiye 1. sınıfta okutulan derslerin tamamı, 2. sınıf derslerinin yarısı gereksiz. Bunun yerine fizyopatoloji dersleri yeniden konulmalı, klinik dersleri uygulamalı olarak daha erken başlatılmalı diye düşünüyorum. Temel tıp derslerinin çok ciddi olarak klinisyen gözüyle kısaltılıp revize edilmesi lazım. Bunun dışında tıbbi ahlak, erdem, hoşgörü içerikli sohbet dersleri özellikle son 2 yıl okutulabilir.


SAĞLIĞINSESİ Son olarak neler eklemek istersiniz?
Prof. Dr. Süleyman Büyükberber :Yeni yılda her şeyin ülkemiz ve okuyucularınız için daha iyi olmasını diliyorum.

SAĞLIĞINSESİ :Zaman ayırdığınız için teşekkürler.


Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim