• BIST 102.270
  • Altın 148,843
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1883
  • İstanbul : 22 °C
  • Ankara : 18 °C
  • İzmir : 19 °C

Hastasının Kalp SORUNU VARSA DİŞ HEKİMİ NE YAPACAK?

Hastasının Kalp SORUNU VARSA DİŞ HEKİMİ NE YAPACAK?
Dilek Süzen

Diş hekiminin iskemik kalp hastalığı olan hastalarla çalışırken bu hastalığa bağlı olarak gelişen ve acil girişim gerektiren sorunlarla karşılaşabiliyor. Olası sorunlar diş hekiminin tedavi öncesinde gerekli önlemleri alması ve tedavi sırasında göstereceği özenle kontrol altına alınabiliyor.

Bu hastalarda tedavi planlarken sadece tedavi sırasında çıkabilecek tıbbi sorunlarla değil, hastanın kullandığı ilaçların oral yan etkileri ve kullanacağı ilaçlarla olabilecek etkileşimi de göz önüne almak gerekiyor

Muayenehaneye gelen hastanın tıbbi hikayesinin alınması tedavi planının başlangıç aşamasını oluşturuyor. Buna göre diş hekimi uygulamaya ilişkin endişesi olduğunda hastanın doktoruyla iletişime geçebiliyor.

Hasta tıbbi hikayesinde iskemik kalp hastalığı veya anjina pektoris nedeniyle ilaç kullandığını belirtebileceği gibi hastalığın ismini bilmeden sadece kullandığı ilaçları gösterebiliyor.


Diş hekimi gerekli önlemleri alabilmek için hastalık semptomlarına ve kullanılan ilaçlara ilişkin bilgi sahibi olması gerekiyor?


Hasta Hangi İlaçları Kullanıyorsa Angina Pektoris tanısı aklımıza gelmeli:


Nitrat grubu ilaçlar iskemik hastalıkların tedavisinde ilk sıradaki ilaçlardır Nitrat grubu ilaç kullandığını belirten hastanın angina pektoris sorunu olduğu kesindir.

Angina Pektorisli Hastada Diş Hekiminin Yaklaşımı


Hastanın anjin durumu stabil değilde dinlenme halinde de ağrı oluyorsa yakın zamanda sık sık akut ataklar yapmışsa ve oral nitrogliserinle rahatlamıyorsa isteğe bağlı dental işlemler hastanın tıbbi durumu kontrol altına alınana kadar ertelenmelidir.

Bu hastalarda sadece diş ağrısını hafifletmeye infeksiyon kontrolüne ya da kanama kontrolüne yönelik acil konservatif tedavi yapılabilir. Diğer uygulamalar isteniyorsa ancak hastane koşullarında EKG ve kan basıncı gözlenerek yapılabilir.
Aslında stabil anjinli hastalarla muayenehanede karşılaşma olasılığı da düşüktür. Çünkü bu hastalarda erken fazla yararı kanıtlanmış olan koroner balon anjiyoplasti stent ya da koroner by pass greft cerrahisini kapsayan tedavi seçenekleri yaygındır.

Eğer hasta anjin atağının sadece aşırı egzersizle olduğunu oral nitrogliserinle 3-5 dakika içinde rahatladığını ayrıca yakın zamanda sık sık anjin atağı olmadığını belirtiyorsa, basit rutin cerrahi, işlemler yapılabilir.


Stabil anjini olan hastadan muayenehaneye gelirken kısa süreli nitrat grubu ilacının yanında olması istenmelidir. Zaten genelde bu hastalar ilaçlarını yanında taşırlar.


Basit cerrahi işlemler sırasında hastanın aşırı korku ve heyacanı miyokardın oksijen gereksinimini arttırır, ani korkuya neden olabilecek işlemlerden kaçınılmalıdır.

Huzursuz ve korkak hastalarda tedavi öncesi diazepam ile sedasyon uygulanması (tedaviden bir gece önce ve tedaviden yarım saat önce 5-10 mg ile) hastalığın ciddiyetini göre profilaktik olarak(0.3-0.6) mg) nitrogliserin verilmesi düşünülmedir.

Diş hekimi acil setinde mutlaka dil altı nitrogliserin tabletleri bulundurmalıdır. Acil setteki bu tabletler 6 ayda bir de yenilenmelidir.


Kalp damar hastalığı olana kişilerde vazokonstriktörlü lokal anestezik kullanılması sakıncalı mı?


Yıllardır tartışılmakta olan bu konuya ilişkin günümüzde benimsenen görüş ve yeterli derinlikte ansetezi sağlamak için vazokonstriktör içeren lokal anestezik kullanımının önemli olduğu yönündedir. Her randevuda vazokonstriktör miktarının adrenailin için 0.040 mg yi geçmemesine bence dikkat edilmelidir.

Yüksek riskli hastalarda vazokonstriktör kullanımı hastanın doktoruyla tartışılabilir. Ama vazokonsriktörlü lokal anestezinin yanlışlıkla damar içine enjekte edilmemesine de dikkat edilmelidir.

Kardiyak risk düzeyi ne olursa olsun iskemik kalp hastalığı olanlarda adrenalin emdirilmiş retraksiyon ipliklerinden kaçınılmalıdır.

Taşikardi oluşabileceği için antikolinerjik ilaç kullanımından kaçınılmalıdır. Hastanın tedavisinde antikoagülan ilaç kullanılıyorsa kanama riski olabilir. İlgili doktorun kararına gerek duyulursa yapılacak cerrahi işlemin boyutu ve kanama olasılığını belirterek tedavi planında aktif rol oynanmalıdır.

Aspirin de bu hastalarda tedaviye eklenmiş olabilir. Aspirinin kanama zamanını artırdığı biliniyor.Günde 160-325 mg aspirin alan hastalarda cerrahi ve postoperatif kanamada artma beklenebilir. Ağrı kesici amaçla aspirin ve NSAİİ kullanımında dikkatli olunmalıdır.

TEDAVİ EDERKEN OLASI HANGİ PROBLEMLER GÖRÜLEBİLİR?


Diş hekimi anjina pektorisli bir hastada tedavi sırasında anjin atağı gelişme olasılığını dikkate almalıdır Korku, anksiyete ve ağrı nedeniyle muayenehane ortamında anjin atağı olasılığı yükselir.

Mueynehanede tedavi sırasında karşılaşılan anjin atağında ne yapılacağının bilinmesinden daha önemlisi atak gelişme olasılığına karşı önlem almaktır.

Hastanın ayrıntılı tıbbı hikayesine semptomların stabil olup olmadığı araştırılmalı, gerekirse anjin başlatabilecek işlemlerden kaçınılmalıdır. Örneğin günün rahat bir bölümünde sabah geç saatlerde ve akşamüzeri olabilir. Kısa süreli randevular ayarlanarak hastanın yorulmasını önlemek, stres ve endişesini azaltmasını sağlamak, çalışma sırasında ağrıya yol açabilecek girişimlerden kaçınmak anjin riskini en aza indirir.
Ayrıca vücudun salgıladığı endojen adrenalinin sabahın erken saatlerinde üst düzeyde olduğu ve ani kalp durmalarının yine bu saatlerde görüldüğü dikkate alınamlıdır.

TÜM ÖNLEMLERE RAĞMEN

Diş tedavisi sırasında stabil anjini olan hastada göğüs ağrısı olursa tedavi derhal durdurulmalıdır.
Hasta sakinleştirilmeli rahat edebileceği pozisyonda tutulmalıdır. Dilaltından nitrogliserin tablet ya da sprey kullanılabilir

Genellikle bu ilaçlar hastanın yanındadır. Yoksa diş hekiminin acil setinden karşılanır. 2-3 dakika içinde akut atak geçer ve hasta rahatlarsa 10-15 dakikalık dinlenme sonrasında diş tedavisine devam edilebilir. Yada tedavi ertelenerek evine gönderilebilir.

Nitrogliserinli tabletler anjini hafifletmediği takdirde 5 dakika aralıklarla tekrarlanabilir. Ancak 15 dakika içinde 3 tabletten fazla da verilmemelidir.


Nitrogliserin hipotansiyona yol açması nedeniyle kan basıncı kontrolü mutlaka yapılmalıdır. Sistolik basınç 100 mm Hg nin altına düşerde hasta; derhal sırt üstü yatırılmalı, ayakları da yukarı kaldırılmalıdır.


Miyokard İnfaktüsü Geçirmiş Kişilere Diş Hekiminin Yaklaşımı


Profilaktik antibiyotik uygulaması gerekli değildir. Miyokard infaktüsü geçirmiş hastada kompleks diş tedavileri, hastanın doktoruyla konsültasyon yapıldıktan sonra uygulanmalıdır. Problem yoksa stabil anjinli hastada olduğu gibi yeterli anestezi kısa süreli randevu gerekirse sedasyon ve oksijen faktörleri geçerlidir.

Günümüzde basit oral cerrahi ve periodontal cerrahiyi kapsayan çoğu işlemlerin düşük risk grubu(yüzde1) içinde değerlendirilmesi önerisi benimsenmiştir.

Yakın zamanda (geçmiş 7-30 gün içinde) geçirilmiş miyokart infarktüsü ve stabil anjin, perioperatif komplikasyonlar için majör riskin klinik göstergeleri olarak değerlendirilir.

Koroner arter stentli hastalarda ve by-pass hikayesi olanlarda antibiyotik profilaksisine gerek yoktur. Önceden miyokart infaktüsü geçirmiş hasta, doktoru ile yapılan konsültasyona göre tedavi edilse bile koltukta ani bir infaktüs krizi geçirebilir. Böyle bir durumda da acil yapılması gerekenler işleme konulur

KISACA;

Acil durumlarda yardım gelene kadar hastaya yaşam desteği sağlamak için gereken girişim, yapmak diş hekiminin görevidir. Bu nedenle diş hekimi koroner damar hastalarına yaklaşım ve karşılaşılabileceği acil durumlar için önlemler konusunda donanımlı olmalıdır.

Muayenehanedeki acil setinde oksijen bile bulunmayan ya da tüm acil girişim ilaç ve gereçlerine karşın, uygulama yapabileceğinden emin olmayan diş hekimleri az değildir.
Bu konuda yeterli bilgi birikimine sahip olabilmek için mezuniyet sonrası eğitimin önemi de tartışılmaz.

Sürekli yeni ilaçların tedaviye girdiği günümüzde diş hekiminin kardiyovasküler hastalıklarda kullanılan tüm ilaçlar hakkında bilgi sahibi olması imkansızdır.

Ancak diş hekimi en azından kalp damar hastalarının rutin olarak kullandığı ilaçlar ve kendi kullanacağı ilaçlarla olabilecek etkileşmeler hakkında bilgi sahibi olmalıdır ve yeni gelişmeleri de takip etmelidir.
Gerekli durumlarda hastanın doktoruyla görüş alış verişinde bulunabilecek kadar yeterli bilgisi olmalıdır.

Yazan :
Prof. Dr.Filiz Bal
İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi


Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim