• BIST 103.909
  • Altın 230,904
  • Dolar 5,4385
  • Euro 6,2157
  • İstanbul : 10 °C
  • Ankara : 9 °C
  • İzmir : 12 °C

"Hemşire Aile Sağlığı Elemanı Ya da Yardımcı Sağlık Personeli Değil"

Süheyla Altuğ ÖZSOY

Hemşirelik profesyonel bir meslektir. Hemşire, bir uğraşın tüm inceliklerini veya açıklarını kavramış yüksek becerili kişidir. Dünyada hemşirelik “bağımsız” bir meslek grubu iken, ülkemizde halen birinci basamak hizmetlerde “eleman” (Aile Hekimliği Yasası’nda), ikinci, üçüncü basamak hizmetlerde “yardımcı sağlık personeli” olarak adlandırıldığını görürsünüz.

Bu sonuç doğru mu? Ya da neden bu sonuç? Bu noktada bunu tartışmak ve irdelemenin önemli olacağına inanıyorum. Dünyada hemşirelerden beklenen rol ve sorumluluklara bakacak olursak; bakım verici, danışman, hasta hakları savunucusu, sağlık eğitimcisi, yönetici, araştırmacı, değişim ajanı vb. rol ve sorumlulukları olduğunu görürüz.

Ülkemizde ise 21. Yüzyılda, hemşirelik eğitimini standart hale getirememiş olmamızın yanı sıra; sağlık kuruluşlarında hemşirelerin eğitimlerini ve deneyimlerini gösteremedikleri alanlarda çalıştırıldıklarına şahit olmaktayız. Örneğin, kaşe, mühür basan, tedavileri yazan, yazar kasa başında fiş kesen, kayıt hizmetleri vb. Hastane duvarlarında uzun yıllar “SUS!” simgesi halinde olan “hemşire resmi” sessizliğin hastalara iyi geleceğini ifade etse de; hiçbir konuda sesini çıkarmayan hemşirelerin de tarihsel süreçte, mesleki saygınlığın şekillenmesinde etkin oldu diyebiliriz. Sorun hemşirelerin yaptığı bu işleri küçümseme ya da önemsememe değil, buradaki sorun, sağlık hizmeti alan bireylerin genellikle gördükleri manzarada; hemşirelerin sekreterlik ve büro işlerine yönlendirilmiş olmasındadır. Çünkü hemşirelerin gerçek anlamda mesleğin inceliklerini sergilediği, insanı dinlediği, anladığı, yeniden sağlığına kavuşturduğu alanlar sağlık kurumlarının izole alanlarıdır; örneğin, yoğun bakımlar, ameliyathaneler, diyaliz merkezleri, terapiler vb. Belki bu alanların kısmi görünür hale gelmesi, mesleğin profesyonelliğine katkı sağlayacağı gibi, içeride neler olup bittiğini görme, bilme açısından hasta yakınlarını da rahatlatacaktır.

Türkiye de hemşirelik mesleği üzerine etki eden iki temel kurum var: Birincisi Sağlık Bakanlığı, ikincisi Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK). Bu iki kurumun ülkemizde hemşireliğin gelişimine olan olumlu katkıları muhakkak vardır. Bunu inkar etmek kimseye fayda sağlamaz.  Fakat bu kurumların zaman zaman aldıkları bazı kararların, kelebek etkisiyle yukarıdan aşağıya doğru etkileri sarsıcı olabilmektedir; örneğin Sağlık Bakanlığı, neredeyse bütün yönetmelik ve genelgelerinde kullandığı “hemşirelik” mesleğinin adını, kendisine bağlı çalışan yaklaşık 170 bin hemşireyi (ayrıca 80 bin öğrenci hemşire) görmezden gelerek, “aile sağlığı elemanı” yapmıştır. Bu süreçlerin içinde yer almadığımız için gerekçelerini de anlayamıyoruz. Aile sağlığı elemanı kavramı ile ilk kez 24 Kasım 2004 tarihinde yayımlanan “5258 Sayılı Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkındaki Kanun” metninde karşılaşmıştık. Düzce’de 2005 tarihinde başlayan Aile Hekimliği uygulamaları çerçevesinde ise Hemşire, Ebe ve Sağlık Memuru unvanındaki birçok sağlık çalışanı “Aile Sağlığı Elemanı” ismi ile resmen göreve başlatılmıştır. Üstünden bunca yıl geçmiş neden hala bu konu denilebilir; aslında bizler pek çok toplantı ve platformda bu konuyu dilimizin döndüğü, gücümüzün yettiğince gündeme getirdik, bazı sözler aldık, fakat maalesef yıl 2019 başladığımız yerdeyiz. 

Ayrıca YÖK’de her yıl öğrenci sayımızı artırarak, alt yapısı olamayan yüksekokullar açarak, öğretim kalitesini göz ardı ederek, “profesyonel hemşirelik” için umudumuzu yitirmemize neden olmaktadır. Gerekçeleri ise, Avrupa Birliği’ne (AB) uyumlandırma politikalarını gerçekleştirme adına, nitel sorunu unutarak, hasta başına düşen hemşire sayısını artırmak oluyor. Biz hemşireleri ve mesleği derinden etkileyen diğer bir konu ise; nasıl ki bir hekimi hekim, bir eczacıyı eczacı, bir veterineri bir veterinerin eğitmesi beklenirken, neden bir hemşireyi bir hemşire eğitmesi konusunda aynı hassasiyetin gösterilmediğidir. Hekimlerin, veterinerlerin, biyologların ve diğerlerinin hemşirelik akademik kadrolarına atandığına şahit oluyoruz. Ne acı ki, ülkemizdeki karar vericiler, hemşireleri AB yolundaki yaptırımlar vesilesiyle görmek zorunda kalıyor. AB ülkelerinde serbest dolaşım hakkına sahip yedi meslek arasında yer almasını ancak böyle açıklayabiliriz.

Biz hemşireler neyi yapamadık biliyor musunuz? Ağır iş koşulları altında, düşük ücretle çalışmaktan kurtulup sosyalleşemedik, kendimizi tanıtamadık, kendimizi ifade edemedik, kendimizi görünür ve vazgeçilmez kılamadık. Bir olmak, birlik olmak, on bin, yüz bin hemşire olarak mesleğimize sahip çıkmak, mesleki çıkarlarımızı korumak hepimizin düşü. Bunu gerçekleştirmek için mesleki derneklerde, sendikalarda, politikada her platformda var olmalıyız. Şu günlerde pek sözü edilmese de, AB kapısında şansını zorlayan ülkemiz için, ilgililerin sesimizi duymasını sağlamalıyız. Belki o zaman, meslekten yana hepimizin ve toplumun yüzünün gülmesi olasıdır diye düşünüyorum. Her şeyden önce olmazsa olmaz “mesleği temsil hakkı” Sağlık Bakanlığı ve YÖK düzeyinde verilmedikçe güçlenmemiz çok zor... Hemşireliği ilgilendiren yasal düzenleme ve uygulamalar yapılırken, mesleğin profesyonellerine, dernek temsilcilerine, akademisyenlere görüş sorulsaydı, dünyada aile sağlığı hemşiresi (family health nursing) denilen kavram, “aile sağlığı elemanı” olarak yasada yer almazdı belki de. Bir diğer önemli nokta kuşkusuz öğrenci sayılarımızın azaltılması yönünde yapılacak düzenlemeler... Eski Sağlık Bakanımızın “Türkiye’deki sağlık insan gücünün niceliksel artışının önünde kim duruyorsa, ülkenin geleceğine çok büyük yazık ediyor” sözü bu noktada düşündürücü... Oysa her durumda nitelikten söz edilen günümüzde, sadece nicelikle bir şeyler yapmak ya da konuşmak, sizce de bir yanılgı değil midir?

Bu yazı toplam 3512 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Zehra DURU YILMAZ
17 Mart 2019 12:04
Evet çok güzel dile Getirmişiniz. Emeklerinize sağlık.
178.245.61.196
Esra ENGİN
13 Mart 2019 22:39
Kaleminize sağlık hocam
176.88.36.130
M. Hasanoğlu
12 Mart 2019 22:02
Işığımız yol göstericimiz tartışmasız eşsiz bir hocamızsınız. Saygıyla sözlerinizi başımızın üstüne koyuyoruz hocam. Fikrinizle sağlık.
212.253.112.220
Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim