• BIST 108.934
  • Altın 154,635
  • Dolar 3,8280
  • Euro 4,5256
  • İstanbul : 14 °C
  • Ankara : 0 °C
  • İzmir : 9 °C

HEPİMİZİN BAŞI SAĞ OLSUN…

HEPİMİZİN BAŞI SAĞ OLSUN…
Dilek Süzen

Prof. Dr. Türkan Saylan, 17 yıldır savaştığı kanser hastalığına bugün (18 Mayıs 2009) sabaha karşı saat 04.30 civarında tedavi gördüğü İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsü Yoğun Bakım Servisi?nde yenik düştü. Tüm sağlık camiasının, ülkesini sözde değil özde seven tüm aydınların, ?bu ülkeyi onlar kalkındıracak? diye okumaları için büyük çaba sarf ettiği genç kızlarımızın? hepimizin başı sağ olsun.

Bir doktor olarak hastalığının sonucunu çok iyi biliyordu. Kolay değil 17 yıl kanserle savaşmak? Ama bu savaş sırasında hastalarına ve kurucusu olduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği aracılığıyla okuttuğu kızlara ilgisini hiç eksik etmedi.

Derneğe gelen her yardımın bir genç kızın okuması olarak gördüğünden yapılan bağış arttıkça kendisini daha mutlu hisseden biriydi o.Derneğe gelecek herhangi bir bağış veya bu topluma genç kızların okuması gerektiği mesajı verileceği her yerde, her mekanda gördüğü tedavinin sonucu o dökülmüş saçlarına küçük bir eşarp bağlayarak bulunurdu.

Hastalığın son dönemlerinde Ergenekon Soruşturması kapsamında sorgulanması da onu yolundan çevirmedi. Basına, ?kızlarımız okumalıdır? çabasında ne kadar haklı olduğunu açıklamaya çalıştığında, kemoterapiden dökülen saçlarıyla toplum karşısına çıkmak istememesini, başını küçük bir baş örtüsüyle kapatmaya çalışmasını bile bazı aydın geçinenler malzeme konusu yapabildi.

Neredeyse ?kanser hastası olsa bu kadar dinç bir şekilde basının karşısına çıkamaz? demeye getiren bu aydın geçinenler, acaba yazdıklarından şimdi utanıyorlar mı?

Eğer şimdiki nesil cüzam hastalığının ne olduğunu ancak kitaplarda okuyup hastalıkla ilgili fotoğrafları görebiliyorlarsa bunda en önemli rolün; Prof. Dr. Türkan Saylan ve "SAĞ KOLUM" dediği Prof. Dr. Ayşe Yüksel'de olduğunu biliyor mu, bu aydın geçinen kişiler.


O Türkiye?de cüzamı bitiren kişi olarak tanınırdı. Cüzamlılar tarafından da cüzamlıların annesi olarak bilinirdi.


Türkan Saylan? la yaklaşık 20 yıl kadar önce tanıştım. Gazeteci olarak onunla bir çok röportaj yaptım. Yıllar geçtikçe onun hastalarına özellikle de cüzam hastalarına olan sevecen, sahiplenen tutumuna daha fazla şahit oldum. Hastalığın verdiği çirkin görüntüleri yüz ve ellerinde bariz bir şekilde taşıyan bu hastalara iğrenmeden, itelemeden, sevgiyle, şefkatle yaklaşırdı.

Hiç unutmam bir gün bir cüzam yani lepra hastası gelmişti yanına, mahcup, çekingen,utangaç bir tavırla, başı önüne eğik bir vaziyette.
Ona adıyla hitap etti :
?Ahmet ne oldu, bir sıkıntın mı var.?

Yerinden kalkıp onun yanına gitti elini omzuna attı. Ahmet başı önünde bir şeyler mırıldandı.
Türkan hoca
?Peki Ahmet, yarın gel halletmeye çalışacağım.?
Ahmet?in hastalıktan sakat kalmış eline sarılarak,
?Ama sende söylediklerimi sakın ihmal etme?
diyerek kapıya kadar yolcu etti. Benim duymadığım bazı şeyleri de kulağına fısıldadı.
Ahmet kapıdan çıkarken ?Allah Senden razı olsun, sen olmasan ben ne yaparım? dedi.

Sonra anlattı Türkan hoca , Ahmet hastalığından ötürü iş bulamıyordu, sokaklarda dilenmek istemiyordu. ?Bak Dilek? dedi Türkan hoca.
"Bu kişiler o kadar zavallı ki sokağa çıkamıyorlar, insanlar görünce yüzünü buruşturup kaçıyor, devlet iş vermiyor ne yapsınlar, işte hayırseverlerden para toplayıp bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Bu hastaların evlerinden çıkmaları lazım ama toplum devamlı itelediğinden, hor gördüğünden dışarı çıkmak istemiyorlar. Sen yaz toplum bunlara acımasın,onlardankaçmasın, cüzamın tedavisi var, biz onları tedavi ediyoruz ama devlette toplumda bu insanlarımıza sahip çıksın, birşeyler yapılsın.?

Ne ilginçtir ki Türkan hoca cüzamı tedavi ederken hastalarıyla bu kadar yakın olduğundan kendi de hastalığı kapmış hem kendisini hem de hastaları tedavi etmiş.

Tüm bunlardan sonra diyorum ki;

Onu tanımayan ya da tanımak istemeyen sözde aydınlar; cüzamın nasıl bir hastalık olduğunu lütfen kitaplardan okuyun ve Türkan Hocanın, bu hastalığının Türkiye?de kökünün kurutulmasında öncü bir kişi olarak da artık hakkını verin.

Onun için yazdığınız ?ilk defa başını örttü, hasta ama basın toplantısı düzenleyebiliyor? şeklindeki cümlelerinizden dolayı da hem rahmetli Türkan hocadan hem onun yakınlarından hemde tüm toplum dan özür dileyin.

Türkan hocayı ülkesi için hastaları için yaptıklarını bu toplum unutmayacak, ama böyle bir insanın ölüme hızla yaklaştığı günlerde acımasızca eleştirenleri de?

Yazan:
Dilek SÜZEN
Sağlığınsesi Haber Editörü


Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim