• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul : 22 °C
  • Ankara : 22 °C
  • İzmir : 24 °C

Her 10 Kişiden Birinin Hastalığı!

Her 10 Kişiden Birinin Hastalığı!
Nedenleri; genetik veya çevresel faktörler. Görülme sıklığı; %5-10 arasında. Her yıl dünyada 250.000 kişi bu hastalıktan ölüyor.

 4 Mayıs Dünya Astım Günü nedeniyle Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD) tarafından İstanbul’da düzenlenen basın toplantısına Dernek Genel Başkanı Prof. Dr. Can Öztürk , Derneğin  Astım ve Alerji Çalışma  Grubu Başkanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu  ile Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Haluk Çokuğraş  katıldı. Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan uzmanlar özetle şu bilgileri verdiler.

 

 

Prof. Dr. Can Öztürk:

Astım; bronşların daralmasına bağlı olarak akciğerlere hava giriş çıkışının zorlaşmasıyla ortaya çıkan ve nöbetler şeklinde, bazen kriz boyutunda – öksürük, nefes darlığı, hırıltılı solunum ve göğüste sıkışma hissi – ile seyreden kronik bir akciğer hastalığıdır. Toplumun % 5-10’unu etkileyen bu hastalık ülkemizde yaklaşık 4 milyon kişide mevcuttur. Dünyada ise yaklaşık 300 milyon astım hastası vardır. Hastalık her yaşta ortaya çıkabilir ancak çocukluk döneminde daha sık görülmektedir. Ancak çocuklarda görülen astım, yetişkinlik dönemine geçişle birlikte % 30-80 oranında düzelmektedir.

 

 Şehirleşme, modern yaşam, kontrolsüz gıdaların tüketimi ve küresel iklim değişikliği nedenleriyle 2025 yılına kadar 100 milyon kişinin daha astım hastası olması beklenmektedir.

           

Dünyada astımın %10’undan mesleki nedenler sorumludur. 300’den fazla faktör mesleki astıma yol açmaktadır.

 

 

Astım, KOAH, Akciğer Kanseri, Zatürre, Tüberküloz  ve Solunum Yetmezliği gibi akciğer hastalıkları yüzünden, dünyada her yıl onmilyonlarca insan nefes alma ve yaşam mücadelesi vermektedir ve 10 milyondan fazlası da hayatını kaybetmektedir.

 

Akciğer Hastalıklarının dünya nüfusunu tehdit eden önemli bir sorun olduğuna dikkatleri çekmek için: Akciğer Sağlığı ve Hastalıkları ile ilgili Uluslararası Kuruluşlar, 2010 yılını “ Dünya Akciğer Sağlığı” yılı olarak ilan etmişler ve bunu “Akciğer Sağlığı Nefes almak ve Yaşamak için esastır “ sloganı ile ve ortak bir deklarasyonla duyurmuşlardır.

 

Astım, KOAH ve Akciğer Kanseri gibi hastalıklar, özellikle düşük ve orta gelir düzeyindeki ülkelerde büyük sorunlar oluşturmakta ve toplum sağlığı hizmetlerine büyük bir yük getirmektedir. Bu hastalıklara bağlı olarak 2025 yılında ölümler; erkeklerde 4.3 kat, kadınlarda 2.8 kat artacaktır. ”

 

 

 

Prof. Dr. Haluk Çokuğraş:

 Ülkemizde yöresel farklılıklar olmakla birlikte, genel olarak çocukların %8-10 kadarında astım görülmektedir. Astımın sıklığında tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de, özellikle çocukluk yaş grubunda ciddi bir artış gözlenmektedir.

Astım çocuklarda büyük oranda alerjik etmenlerle ortaya çıkmakla birlikte, özellikle küçük yaşlarda sık geçirilen virüs enfeksiyonları da astım atağına yol açmaktadır.

Çocuklarda pasif sigara içiciliği de astım atağını başlatan önemli bir nedendir.

Astım tanısı alan çocukların tedavisinde temel olarak, solunum yoluyla alınabilen bazı ilaçların, gerektiği kadar uzun bir süre kullanılması gerekmektedir. Bu ilaçlar doğru kullanıldığında son derecede güvenilir ve etkili ilaçlardır.

Astım tanısı almış olan çocukların sadece çok küçük bir kısmı “aşı” tedavisinden yarar görebilir. Başka bir deyişle, astım tanısı alan her çocuğun aşılar ile tedavi edilmesi son derecede yanlıştır.

 

Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu:

Küresel iklim değişikliği sonucu polen mevsiminin erken başladığı, uzun sürdüğü, polenlerin alerjenik potansiyellerinin artarak daha çok ve ciddi alerjiye yol açtığı biliyoruz. Artan ısı ile polenlerin artışı arasında da paralellik olduğu da gözlemlenmiştir. Polen alerjisi olan astımlıların zorunlu olmadıkça polen döneminde dışarı çıkmaması önerilmektedir. Ne yazık ki bu konuda hastalara yardımcı olabilecek detaylı günlük polen seviyeleri bildirim sisteminden yoksunuz. Ayrıca küresel ısınma ile birlikte artan ozon seviyeleri de astımlılar açısından risk teşkil etmektedir. Ozon yüksek konsantrasyonlarda, astımda hava yollarında var olan aşırı duyarlılığı körüklemekte, havayollarının çok kolay ve abartılı bir şekilde kasılmasına neden olmaktadır.  Havayollarında oluşan aşırı  duyarlılık sonucunda hastalarda ağır parfüm, yemek vs. kokuları, sigara dumanına maruziyet sonrası veya  gülerken, konuşurken ortaya çıkan öksürük ve nefes darlığı atakları görülebilir.

Tüm uyarılarımıza rağmen 10 astımlı hastamızdan 2-3 ‘ünün hala sigara içtiğini gözlemlemekteyiz. Geri kalan astımlı hastaların önemli bir bölümü de pasif sigara dumanına temas etmek zorunda kalmaktadırlar Obez veya  aşırı kilolu hastalarda potansiyel diğer sağlık problemlerinin yanı sıra, astım gelişme riski çok daha fazladır. Yapılan araştırmalar obez astımlılarda hastalığın çok daha ciddi seyrettiğini, astımın kontrolünde güçlükler yaşandığını göstermiştir. Bu hastalarda zayıflama ile astım çok daha iyi kontrol edilebilir bir hale gelmiştir.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim