• BIST 104.123
  • Altın 145,814
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul : 19 °C
  • Ankara : 12 °C
  • İzmir : 15 °C

KONGRENİN ARDINDAN….

<I><B>KONGRENİN ARDINDAN….</B></I>
Dilek Süzen


Hipertansiyon ve Ateroskleroz Derneği ile Avrupa Hipertansiyon Derneği?nin işbirliğinde, 8-12 Mayıs 2007 tarihleri arasında Fethiye / Lykia World Hotel ? de düzenlenen 4. Akdeniz Hipertansiyon ve Ateroskleroz Kongresi; hipertansiyon konusunda dünyaca ünlü uzmanları bir araya getirdi.


800?e yakın hekimin katıldığı kongrede 17?si yabancı 24 konuşmacı sunum yaptı. Avrupa Birliği Tıp Uzmanları Komitesi tarafından 17 gibi yüksek bir kredi alan kongre sonunda düzenlenen basın toplantısında da Haziran ayında Milanoda yapılacak 17. Avrupa Hipertansiyon kongresinde açıklanacak tedavideki yeni ilkelerden de bahsedildi, böylece bu ilkeler ilk defa Türkiye?de açıklanmış oldu.

Avrupa Hipertansiyon Derneği Başkanı Prof. Dr. Sverre Kjeldsen, Kongre ve Avrupa Hipertansiyon Derneği Başkanı Prof. Dr. Serap Erdine, Dünya Hipertansiyon Birliği Başkanı Prof. Dr. Liu Li- Sheng, 2007 Haziran ayında yayımlanacak olan hipertansiyon tedavi ilkelerinin başkanı ve Avrupa Hipertansiyon Derneği eski başkanı Prof. Dr. Giusseppe Mancia Hipertansiyon ve Ateroskleroz Derneği Yönetim Kurulu üyesi Prof. Dr. Tevfik Ecder?in katıldığı basın toplantısında hipertansiyonun önemi korunma yolları ve tedavisi de irdelendi.

İşte basın toplantısından özetler:

Prof. Dr.Serap Erdine:

Geçmişte Avrupa Hipertansiyon Derneğinin himayesinde yapılan kongremiz bu yıl ilk defa Avrupa Hipertansiyon Derneği ile işbirliğinde gerçekleşti. Avrupa Hipertansiyon Derneğinin tüm yönetim kurulu üyeleri konuşmacı olarak katıldılar.

Haziranda Milanoda 17. Avrupa Hipertansiyon kongresi düzenlenecek. Kardiyovasküler risk konulu, doğrudan doğruya araştırmacılara yönelik uydu oturumunun kongremizin bir gün öncesinde yapılması ile 17. Avrupa Hipertansiyon kongresi de ülkemizde başlatılmış oldu. Bundan gurur duyuyoruz.

2007 HİPERTANSİYON TEDAVİ İLKELERİ


Prof. Dr. Giusseppe Mancia:

Haziranda açıklanacak tedavi ilkelerinde yeniler de var eskilerin teyid edilmesi de. Küçük risk grubunda 140-90 milimetre civa tüm hipertansif hastalarda bir eşik.

Yüksek risk grubunda 130-80 milimetre civa öneriyoruz. Koroner kalp hastalıkları serebral vasküler gibi, hastalıklar yüksek risk grubunda.

Bunlarda ilaç tedavisine başlama eşiği 130-80 milimetre civadır. Bunlar teyid edildi.

Total vasküler riskin değerlendirilmesi ile ilgili tedavinin yoğunluğu artıyor.

Aslında bunu biraz da esnek eşik tarifi olarak adlandırabiliriz.

Hafif hipertansif vakalarda 140-90 milimetre civada ilaç tedavisine başlarken riski yüksek olanlarda daha erken değerlerde başlayabiliriz. İlaç tedavisi yanından hastalara yaşam tarzı değişikliği de öneriyoruz.

Hedef organ hasarının değerlendirilmesi ile ilgili olarak da yeni yaklaşımlar var.

Daha önceleri diyabet, yaş, cinsiyet gibi faktörler birlikte değerlendirilirdi. Ama şimdi normal hastalarda, bile gizli, belirlenmeyen hedef organ hasarı görülebiliyor.

Hedef organ hasarı dediğimiz olay; kalp kasındaki büyüme, kalp büyümesi, şah damarlardaki kalınlaşma veya böbrek hasarına bağlı olarak görülen idrarda protein atılımı. Tüm damarlarda mevcut yapısal değişikliklere bağlı olarak görülen hedef organ hasarının bulunup bulunmaması da yine riski artırıyor.

Daha önceki tedavi ilkeleri sadece kan basıncı yüksekliği ve kolesterol yüksekliği, şeker düzeylerine bakılıp toplam kardiyovasküler kalp- damar hastalıklarının yakalanma riski değerlendiriliyordu.

Halbuki bu tedavi ilkelerinin diğerlerinden en büyük farkı , bu risk faktörlerinin yanı sarı hedef organ hasarının eşlik edip etmemesidir. Çünkü başlangıçta ortaya çıkan bu hedef organ hasarı klinik bir belirti göstermiyor.Hastalarda herhangi bir yakınmaya yol açmıyor.

Bunlar belirli tanı yöntemleri ile saptanabiliyor. Ancak hipertansiyon kontrol altına alınmazsa daha sonraki dönemde klinik belirti gösteren bir organ hasarına dönüşüyor. Mikroalbuminüre rutinde de bakılmalıdır. Bu da kılavuzda yer alacak.

Hedef organ hasarında gerçekleştirilecek herhangi bir iyileşmede diğer risk olaylarının ortaya çıkmasını engellediği için olumlu bir yansıma oluyor. Gizli organ hasarı varsa ve tedavi bunu iyileştiriyorsa biz bunu hastada koruyucu etki olarak değerlendiriyoruz.

Kılavuzlara diyabet tedavisinde agresif tedaviyi de ekliyoruz.
Hedef yüksek kan basıncını iyi tolore eden ilaçlarla kontrol alına almaktır. Bunun için 2-3 ilaç önerilebilir.

HEKİM KOMBİNE İLAÇ KULLANMAK İSTEMİYOR


Prof. Dr. Sverre Kjeldsen:
Hipertansiyon dünyada yaklaşık 1 milyar kişiyi etkiliyor.2025 yılında 1.56 milyar kişinin hipertansiyonlu olacağı tahmin ediliyor.Kontrol altına alınmayan yüksek kan basıncı kalp krizleri inmeler kalp yetmezliği ve böbrek hastalıklarına neden oluyor.Hipertansiyon egzersiz, kilo verme, sigarayı bırakma gibi yaşam tarzı değişiklikleri ve tuz alımının kısıtlaması ile kontrol altına alınabilir. Böylece risklerde azalıyor.

Hekimler kombine ilaç kullanmaktan kaçınıyor. Birini veriyor sonra öbürünü deniyor. Aslında kontrollü bir kombinasyonla ilaçlar daha iyi tolore edilip daha düşük dozlar verilebilir.

Hipertansiyonda başarıyı yükseltmek için hem hastaları kombine tedavi konusunda bilinçlendirmek ikna etmek hemde hekimleri bilinçlendirip ikna etmek gerekir. Eskiden maliyet ileri sürülürdü, şimdi jenerikle sayesinde daha ucuz tedaviler gerçekleşiyor

FAAST FOOD BESLENME SAĞLIĞI BOZUYOR


Prof. Dr. Liu Li- Sheng :

Biz ilaç önermiyoruz ama gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Avrupa Hipertansiyon Derneğinin kendi ilkeleri kılavuzlarını revize etmesi bizi çok ilgilendiriyor. Çünkü biz onlara göre kendimizi uyarlıyoruz.

Hipertansiyonda yaşam tarzı ve beslenme alışkanlığı büyük önem taşıyor. Faast food özellikle gençler için sorun. Mcdonald sadece Pekinde 100 şube açmış durumda. Çocuklara oyuncaklar filan veriyorlar, çocuklarda gidiyor, bunlarla baş etmemiz gerekiyor.

KRONİK BÖBREK YETMEZLİĞİ HIZLA YAYILIYOR


Prof. Dr. Tevfik Ecder :

Hipertansiyon ve diyabetin kronik böbrek yetmezliğinin oluşumundaki rolü yüzde 50?dir. Diyalize giren hastalar 2000 yılında 1 milyondu. 2005-2006 verilerine göre 1,5 milyona ulaştı. 2010 yılında da bu rakamın 2 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor.

Türkiye?de ise 30 binden fazla diyaliz hastası var ve her geçen günde sayı artıyor. Toplumun bu konuda bilinçlenmesi gerekiyor. Belirli aralıklarla cheuk up yaptırarak erken teşhiste yardımcı olması önemli."


Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim