• BIST 97.334
  • Altın 221,825
  • Dolar 5,6202
  • Euro 6,4302
  • İstanbul : 20 °C
  • Ankara : 12 °C
  • İzmir : 18 °C

VAKİT ÇOK GEÇMEDEN

Celal Yıldırım



Bugün yanlış dediğini iktidar olduğunda düzeltmiyorsa, iktidara gelirken vaat ettiklerinin tersini yapıyorsa, etik kuralları yani siyasetin ahlaki değerlerini hiçe sayıyorsa ve bunun sonucunda da ?iki Türkiye?nin varlığını tescil ettiriyorsa bu siyasi anlayışı ve bu siyasetçileri yaşamımızdan çıkarıp atmalıyız.

Ülkemizde siyasi kimliklerin tanımlamasında kullanılan sağcı, solcu, liberal, muhafazakar, milliyetçi, ulusalcı,dindar, laik, tarikatçı, sivil toplumcu vb. sıfatlar birbirinden ne kadar uzak görünse de hepsine sirayet eden bir hastalık var. Bu birbirinden çok farklı sözcüklerle kendilerini tanımlayanların demokrasi ve farklı olana yaklaşım açısından birbirine oldukça benzediği görülüyor. Günün moda deyimi ile özü ile sözü bir olmayanlar siyasi, kültürel, ticari, sportif; her alanda yaşamımıza hükmediyor.

Ülkemizin geldiği yere bakalım: Siyasi, etnik, dini vb. kimliklerin bir diğerini yok etmeye çabaladığı bir siyaset yapma anlayışı. Laik olanlar ve olmayanlar, cumhuriyetten yana olan ve olmayanlar... Bunun sonucunda dış basın ?iki Türkiye?nin varlığından bahsettiğinde ise iktidarı ve muhalefeti ile hemen ?asla böyle bir şey yok ve olamaz? yanıtını yapıştırıyoruz. Ne kadar bize özgü: işleri içinden çıkılmaz hale getirmek için elimizden geleni yapıyor, bunun vahim sonuçları ortaya çıktığında da görmeyi reddederek ?vatanseverliğe? sığınıyoruz.

Spor karşılaşmalarında birbirine tahammül edemeyen ?taraftarlar?, farklı etnik kimliğe sahip olanı kurşunlayan ?vatanı için kendini feda edenler?.

Kendi inancı dışında olanların boğazını kesen ?inançlı kişiler?. Yapılanları ?ülkenin hassasiyetleri? açısından uygun gören siyasetçiler ve bunun sonucunda da ortaya çıkan kamplaşmayı yok sayan açıklamalar.

Ülkemizde demokrasi algısının son derece sorunlu olduğu ortada. Herkes körün fili tarif ettiği gibi tarif ediyor demokrasiyi. Parmak sayısı ile alınan kararların demokrasi olduğu söyleniyor. Demokrasinin kurumlar ve kurallar rejimi olduğu, siyasetin en önemli ilkesinin etik değerler olduğu, demokraside uzlaşı kültürünün egemen olması gerektiği hep arka plana itiliyor.

?Bugün çoğunluk bende, ötekinin ?burnunu sürterek? karar alacağım ve uygulayacağım?. Bir dönem sonra ?burnu sürtülen? çoğunluğu kazandığında o da benim burnumu sürtecek. Siyasi yaşamımız böyle mi sürüp gidecek?

Sezen Aksu?nun şarkısındaki gibi ?eller günahkar, diller günahkar? olmaya devam edecek mi? Gitmeyeceği ortada. Deniz bitti. Gemi karaya oturdu. Uzatmalar oynanmaya başlandı. Şimdi herkes başını ellerinin arasına alıp düşünmek zorunda.

Bugün yanlış dediğini iktidar olduğunda düzeltmiyorsa, iktidara gelirken vaat ettiklerinin tersini yapıyorsa, etik kuralları yani siyasetin ahlaki değerlerini hiçe sayıyorsa ve bunun sonucunda da ?iki Türkiye?nin varlığını tescil ettiriyorsa bu siyasi anlayışı ve bu siyasetçileri yaşamımızdan çıkarıp atmalıyız.

Hak ve adalet duygusunu yitirmemişler olanlar, ?sol memesinin altındaki? vicdan kasları çalışmaya devam edenler artık sessizliklerine son vermeli. Vakit çok geçmeden, zaman daralmadan, umutlar tükenmeden, emeğin, özgürlüğün, eşitliğin, adaletin, kardeşliğin, paylaşmanın, barışın egemen olduğu; farklı Türkiyelilerin zenginliğine sahip çıkarak ?tek Türkiye?nin varlığı? için çaba göstermek hepimizin görevi ve sorumluluğu olmalı.


Bu yazı toplam 1984 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim