• BIST 93.469
  • Altın 228,909
  • Dolar 5,7332
  • Euro 6,5830
  • İstanbul : 16 °C
  • Ankara : 10 °C
  • İzmir : 16 °C

Ya Hastane, Ya Muayenehane!

Özdemir Aktan



Yeni kurulan AKP hükümetinin sağlık alanında yapacağı ilk icraatlarından birinin de hekimlere tam gün çalışma zorunluluğu getirmek olduğu görünmektedir. Bir yasa taslağı olarak şimdilik karşımızda bulunan uygulama için henüz ayrıntılar bulunmamakla birlikte önce Sağlık Bakanlığı hastanelerinde ve daha sonra Üniversite Hastanelerinde tam gün çalışma düzenine geçmenin planlandığı anlaşılmaktadır.

Tam gün çalışma sisteminin uygulanması, özellikle eğitim hastanelerinde, Türk Tabipleri Birliği tarafından sürekli olarak savunulan bir sistem olmuştur. Tıp fakültelerinde yarı zamanlı çalışma son yıllarda daha çok ağırlık kazanmıştır. Türk Tabipleri Birliği?nce hazırlanan Mezuniyet Öncesi Tıp Eğitimi Raporu incelendiğinde yarı zamanlı çalışmanın giderek arttığı görülmektedir.

1997?de profesörler için tam zamanlı çalışma oranı % 81?den 2006 yılı başında %74.2?ye düşmüştür.


İstanbul?daki üniversite hastanelerinde ise bu oran %60 ın da altındadır.
Temel tıp bilimlerdeki profesörlerin yarı zamanlı çalışma olanağının sınırlı olduğu düşünülürse, tıp fakültelerinde klinik dallarda bu oran çok daha düşük bir düzeye gelmektedir.

NEDEN MUAYENEHANE?

Hekimleri kısmi statüde çalışmaya iten faktörlerin de gözden geçirilmesi gerekmektedir. En önemli neden yıllarca kamuda çalışan hekimlerin maaşların düşük tutularak muayenehanelerden ek kazanç sağlamaları ve gelirlerini bu şekilde arttırmalarının desteklenmesi olmuştur. Muayenehanelerin bir diğer çekici tarafı da hekimlere bir iş güvencesi sağlamasıdır. Kamudan ayrılması veya emekli olması durumunda hayatını kazanmaya devam edebilir olmak hekimlere her zaman bir güven hissi vermiştir.

Yarı zamanlı çalışmanın giderek artması ve döner sermaye uygulamalarıyla hizmetin öncelenmesi doğal olarak eğitime ayrılan süreyi ve öğrencinin gelişimiyle ilgili öğretim üyesinin görevlerini olumsuz etkilemektedir. Oysa üniversitelerde, özellikle tıp fakültelerinde tam zamanlı çalışma öğretim üyeliğinin temel gereğidir. Modern tıp fakültelerinin biçimlenmesini sağlayan 1910 yılında yayınlanmış ünlü Flexner raporunda tıp fakültelerinde öğretim elemanlarının tam gün çalışmasının zorunlu olması gerektiği belirtilmiş ve bu öneri o yıllardan itibaren dünyadaki pek çok tıp fakültesinde yaygın olarak kabul görmüştür.

Mezuniyet öncesi ve sonrası eğitim programlarının başarısı ancak evrensel ölçütlerde bilimsel kaliteden ödün vermeden üniversite eğitimi ideal olarak tam gün çalışma ilkesi ile gerçekleştirilebilir. Elbette bu fikirleri sadece üniversite hastaneleri için değil Sağlık Bakanlığı Eğitim Hastaneleri için de benimsemek gerekir.

İŞİN ASLI İŞLETME MANTIĞI


Ancak yeni uygulamanın bu gereksinimleri karşılayıp karşılayamayacağı henüz netlik kazanmamış olmakla birlikte elimizdeki ipuçları hekimler ve sağlık sistemimiz için iyi sinyaller vermemektedir. Yasalaşmayı bekleyen sağlıkla ilgili yasaların başında ?Kamu Hastaneleri Birlikleri Pilot Uygulaması? yasası gelmektedir. Bu yasa ilk gündeme geldiğinde adı ?Kamu Hastanelerinin İşletmeleştirilmesine Yönelik Yasa? iken işletme kelimesinin yarattığı huzursuzluk nedeni ile yasa metni aynı kaldı ancak adı değişti.

Gerçekte de işin aslı işletme mantığında yatmaktadır. İşletmeler kar etmelidir. Zaten planlanan sistemde kamu hastaneleri önce yerel yönetimlere devredilecek ve daha sonra özel sektör işbirliği ile işletilecek olan bu hastaneler, yöneticilerinin tamamının ticaret ve idareci kökenli olduğu hastane birliklerine dönüştürülecektir. Bu sistem içinde hekimler tam gün ve sözleşmeli olarak çalıştırılacak ve her hastanenin kar etmesi amaçlanacaktır. Yasa bu yönetici kadroya kar edemeyen hastaneleri kapatma yetkisi vermektedir.

Bu işletme mantığında elbette giderlerin kısılması çok önemli bir nokta olacağından sağlık hizmetinin kalitesi hiç önemli olmayacaktır. Ayrıca bu sistemde personel giderlerinin düşürülmesi de gerekmektedir. En yüksek kalem olan hekim gelirleri bu sistemde düşürülmelidir ve düşürülecektir. Ucuz emek elde etmenin en uygun ve kolay yolu hekim sayısının artmasıdır. Ucuz hekim ithal edilmek için oluşturulmuş ve veto edilen ?ithal hekim? yasası muhtemelen tekrar gündeme gelecektir.

YENİ TIP FAKÜLTELERİ GÜNDEME GELECEK


Ayrıca hükümetin yeni ve sınırsız sayıda tıp fakültesi açma isteği sürekli olarak gündemdedir. Bu yeni tıp fakültelerinin eğitici kadrolarının olup olmaması veya alt yapılarının olup olmaması kimsenin ilgisini çekmemektedir zira kalite önemsenmemekte ve sadece hekim sayısının arttırılması amaçlanmaktadır. İthal hekimlerin de Türk sağlık sistemine katkıları ucuz emek sağlamak olacaktır.

Halen yürürlükteki uygulamadan hekimler ellerine geçen paranın uygun olması ve hastalar da istedikleri sağlık kuruluşuna gidebildikleri için memnun gözükmektedirler. Ancak bunların bir seçim ve sistemi yerleştirme promosyonu olduğu gözden kaçmamalıdır.

Genel Sağlık Sigortası uygulanmaya başlandığında hastalardan sigorta primlerini ödemeleri ve sağlık giderlerine gittikçe artan miktarlarda katkı sağlaması istenecek, aile hekimliği gerçek anlamda uygulandığında ise ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına gelen hasta sayısı azalacağından hekimlerin performans sistemi ile kazandıkları gelirler düşecektir. Ayrıca unutulmamalıdır ki bu şekilde elde edilen gelirler maaş dışı tutulduğu için emeklilik maaşına yansımamakta ve hekimler ciddi bir sosyal hak kaybına uğramaktadır.

Görüldüğü gibi getirilecek tam gün uygulaması ile sözleşmeli statüye geçen hekimlerin iş güvencesi yok edilmekte, emekliliğe yansımayan gelirler ile ciddi bir sosyal hak kaybı ortaya çıkmaktadır. Ayrıca toplu sözleşme, grevli sendikal hakların olmadığı sağlık sektöründe sistem oturduğunda hekimlerin hiçbir pazarlık gücü kalmadığından kar amaçlı işletmelerin yöneticileri ve özel sağlık kuruluşlarının patronları tarafından ezileceklerdir.

Tam gün uygulaması elbette iyi uygulandığında yararlıdır. Ancak hekimlerin iş güvencesinin sağlanmadığı, sosyal haklarının korunmadığı, çalışma koşullarının düzeltilmediği durumda bu uygulama ne hastalar ve ne de hekimler için yararlı olmayacaktır. Türk Tabipleri Birliği?nin yıllar içinde oluşmuş birikiminden Sağlık Bakanlığı yararlanmalı ve bu uygulamanın planlanması birlikte yapılmalıdır. Sadece TBMM aritmetiğinden yola çıkılarak yapılan uygulamaların hekimler ve toplumun onayı olmadan yürütülmesi olanaksızdır.


Bu yazı toplam 2838 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim