• BIST 98.943
  • Altın 228,427
  • Dolar 5,7809
  • Euro 6,6888
  • İstanbul : 21 °C
  • Ankara : 22 °C
  • İzmir : 23 °C

İLAÇTA REKLAM SERBEST BIRAKILIRSA…

Semih Güngör



Anayasanın 56. maddesi sağlık hizmetlerini şöyle tanımlıyor:
?Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Devlet herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak, insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.?


Yani Anayasaya göre halkın sağlığını korumak devletin görevidir. Ancak devletin sağlık politikası bu ülkede öyle Anayasada yazdığı şekilde yürümüyor ve bizler sağlık hakkı mücadelesini sürdürüyoruz. Bu mücadeleyi doğru vermek için, ?Sağlığımız nereye gidiyor?? sorusunu yanıtlamamız gerekiyor. Küreselleşen dünyada sağlık nereye gidiyorsa, bu ülke insanının sağlığının gideceği yer de orasıdır.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programının 2006 raporuna göre dünyada 2,5 milyar insan günlük 2 dolar gelir düzeyinin altında yaşıyor ve dünya nüfusunun yüzde 40?ını oluşturmasına rağmen dünyanın toplam gelirinin yüzde 5?ini alıyor.

En zengin yüzde 10 ise dünyanın toplam gelirinin yüzde 54?üne sahip bulunuyor. Dünyada 850 milyon kişi açlık ve kötü beslenme ile karşı karşıya, 1,1 milyar kişi temiz içme suyuna erişemiyor. Saatte 1200 çocuk önlenebilir hastalıklar nedeniyle ölüyor. Bu tabloyu yaratan kapitalist küreselleşmedir. Dünyada korkunç bir eşitsizliğe ve adaletsizliğe yol açmıştır. Türkiye?de nüfusun yüzde 20?si günlük 2,15 dolarla yaşamaktadır.

Neoliberal Politikalar Ve İlaç


Ülkemizde neoliberal politikalara geçiş süreci 24 Ocak 1980 kararlarıyla başladı. Ekonomik ve sosyal yaşamda pek çok değişikliğe gidildi. Bu değişiklikleri sağlık ve eğitim alanında başlatılan özelleştirme politikaları izledi. Devlet sosyal kimliğinden hızla uzaklaşmaya başladı. IMF ve Dünya Bankası?nın desteğiyle hazırlanan sağlıkta dönüşüm programı, ?devrim? olarak piyasaya sürüldü.

İlaç ve eczacılık alanı da neoliberal politikalara göre yeniden düzenlenmeye başladı. 1980 yılından başlayarak bugüne kadar pek çok düzenleme yapıldı. 1984 yılında yayınlanan İlaç Fiyat Kararnamesi ile ilaç fiyatları serbest bırakıldı. İlaç sanayisi altın çağını yaşamaya başladı. İlaçta patent yine bu süreçte gündeme geldi.

Tansu Çiller?in başbakan olduğu koalisyon hükümetinin bakanlarının 1996 yılında bir gece yarısı yataklarından kaldırılarak pijamalarıyla imzaladıkları kararname ile ilaçta patent kabul edildi.
Bu kararname ile Türkiye ilaç pazarı giderek artan hızla yabancı ilaç tekellerinin denetimine girmeye başladı.

Bu imzaların ardından geçen yedi yılın sonunda Tansu Çiller İstanbul Eczacı Odası?nın düzenlediği bir toplantıda geçiş süresi hakkını kullanmadan ilaçta patenti kabul etmelerini siyasi bir hata olarak kabul etti. Ancak artık çok geçti ve atı alan Üsküdar?ı geçmişti. İlaçta patentin faturasını toplum olarak ödemeye devam ediyoruz, daha uzunca süre de ödeyeceğiz.

İlaçta patentin kabul edilmesinin ardından 15 Ocak 2001?de çıkarılan Ruhsatlandırma Yönetmeliği ile ?veri imtiyazı? kabul edildi. Böylece orijinal ilaçlar 6 yıl süreyle koruma altına alındı. Patent ve veri imtiyazı sayesinde küreselleşmenin dayattığı yeni bir ilaç düzeninin alt yapısı oluşturuldu. Bugün ilaç şirketlerinin hedefi, önümüzdeki süreçte ilaç tüketimini en az 2-3 kat artırmaktır. Bu hedefin gerçekleşebilmesi için hazırlanan İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Yasası, OTC, ilaç reklamının serbest bırakılması gibi yeni düzenlemeler bugün gündemimizdedir.

OTC Listesi Geri Ödemeden Çıkartılacak


Dünyada OTC pazarı 100 milyar dolar civarındadır.
Yine dünya genelinde reçetesiz ilaçların toplam ilaç sektöründeki payı yüzde 6?dır. Türkiye?de öngörülen reçetesiz ilaç pazarı kutu bazında 503 milyon kutudur. Türkiye?deki toplam ilaç tüketimi kutu bazında 1 milyar 360 milyon kutudur. Reçetesiz ilaçlar kutu bazında pazarın yüzde 41?ini oluşturmaktadır.

Perakende satış fiyatları üzerinden reçetesiz ilaçların tutarı toplam ilaç fiyatlarının tutarının yüzde 22?sini oluşturmaktadır ve yaklaşık 2,5 milyar dolardır.

2007 yılı sonu itibariyle satış fiyatı üzerinden 12 milyar dolar düzeyinde olan yıllık ilaç tüketiminin önümüzdeki 10 yıllık süreçte 30 milyar dolar seviyesine çıkarılması ve Türkiye?nin 2009 yılında dünyanın en çok ilaç tüketen 10?uncu ülkesi olması hedeflenmiştir.
(ABD, Japonya, Almanya, Fransa, İngiltere, İspanya, Çin, İtalya, Kanada, Türkiye). Bu hedefe ulaşabilmek için ilk adım olarak reçetesiz ilaçlar listesi genişletilecek, ikinci adım olarak bu grupta yer alacak olan ilaçlara fiyat serbestisi getirilecek, sonrasında bu ilaçlar Sosyal Güvenlik Kurumu?nun geri ödeme listesinden çıkarılacak ve son adım olarak da bu ilaçlarda reklam serbestisi getirilecektir.

Reklamla birlikte reçetesiz ilaçların maliyeti, fiyatı ve tüketimi artacaktır.

Tasarruf Mu?


Bu uygulamaya kılıf arayanlar, reçetesiz ilaçların ödeme dışına çıkarılmaları sonucu, 1,8 milyar dolarlık bir tasarruf sağlanacağını ileri sürüyorlar. Sosyal Güvenlik Kurumunun ilk planda 800 kalemi aşkın ilacı ödeme kapsamı dışına çıkarması öngörülüyor. Reçetesiz satılması gündemde olan ilaçlar vitaminler, ağrı kesiciler, öksürük ilaçları, bazı mide ilaçları, boğaz pastilleri, soğuk algınlığı ilaçları, merhemler, gargaralar, burun damlaları gibi halkın yakından tanıdığı, fiyatları ucuz, hekimler tarafından sıkça reçeteye yazılan kalemlerden oluşmaktadır.

Bu ilaçların ödeme kapsamı dışına çıkartılmasının ardından, yerlerini patentli, ithal, pahalı ilaçlar alacaktır ve bu ilaçlar Sosyal Güvenlik Kurumu ilaç harcamalarına yaklaşık 8 milyar dolarlık bir yük getirecektir. Bir SGK reçetesinin bugünkü ortalama tutarı 31 YTL?dir. Bu uygulama başladıktan sonra süreçte bu tutar 70 YTL?ye çıkacaktır.

Ayrıca reçetesiz ilaçlarda yapılacak reklamlarla tüketimin artırılması planlanmaktadır. RTÜK Başkanı 2008 yılında televizyonlarda ilaç reklamlarının başlayacağının mesajını vermiştir. Reklam şirketleri büyük bir iştahla bu uygulamanın başlamasını beklemektedirler. 3 milyar YTL?lik yıllık reklam pastasının yüzde 5-8?ini ilaç reklamlarının oluşturması amaçlanmaktadır. İlk planda ilaç reklamlarından 200 milyon YTL?lik bir gelir beklenmektedir.

Reklamla Etkiler Abartılır, Yan Etkiler Saklanır


Oysa reklamla ticari bir meta haline getirilmek istenen ilaç, sıradan bir tüketim maddesi değil, temel bir sağlık ürünüdür. İlacın yerine başka bir ürün ikame edilemez. Talep esnekliği yoktur. Sadece eczacının denetiminde ve danışmanlığında satılabilir. Kullanılacak ilacın seçimi tanıtımla değil, konunun uzmanı hekim tarafından yapılabilir. Her ilaç bir zehirdir, yanlış kullanıldığında yan etkiler ve istenmeyen diğer etkiler nedeniyle başka sağlık sorunlarına yol açabilir. Tüm bu nedenlerin yanı sıra Türkiye insanının reklama karşı olan zaafı dikkate alındığında, ilaç reklamı toplum için büyük tehlike oluşturacaktır. Reklamlarda çoğu zaman gerçekler saptırılmaktadır. Reklamlar ile etkiler artırılır, yan etkiler saklanır.

Reklamlarla halk sağlığının ne derece tehlikeye atılacağı, dünyadaki uygulamaları ile görülmüştür. Dünyada Amerika ve Yeni Zelanda dışında reçetesiz ilaçların reklamı yapılabilmekte, bu iki ülkede ise aynı zamanda reçeteli satılan ilaçların da reklamı yapılmaktadır. İngiltere?de reklamlarla antidepresan kullanımı 1998-2001 yılları arasında yüzde 30 artmıştır. 1991-2001 yılları arasında bu artış yüzde 173 olmuştur. ABD?de her yıl ilaçlara bağlı yan etkiler nedeniyle 1,5 milyon kişi hastaneye yatmakta, yılda 100 bin kişi hayatını kaybetmektedir. Dünyada ilaçlara bağlı zehirlenme ve intihar riski giderek artmaktadır.

Bu tespitler ışığında ülkemizde ilaç reklamını serbest bırakmak toplum sağlığını tehlikeye atacaktır. Devletin görevi toplum sağlığını korumak, herkese sağlıklı bir yaşam sağlamaktır.


Bu yazı toplam 2891 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim