• BIST 99.639
  • Altın 140,677
  • Dolar 3,5032
  • Euro 3,9191
  • İstanbul : 24 °C
  • Ankara : 26 °C
  • İzmir : 30 °C

İnfertilide ve Gebelikte Gıda Takviyeleri

Eray Çalışkan

 

Hem nüfus baskısı ile dünyada azalan kaynaklar hem de sanayi kirliliği, tarım ilaçları nedeniyle yiyeceklere bulaşan atıklar dikkatleri yediğimiz gıdalara çevirmiştir. Son on yılda gittikçe artan sayıda bilimsel makale yediğimiz gıdalardaki ağır metal atıklarına, tarım ilacı kalıntılarına bakarak bunun üreme sağlığı ve gebeliğe etkilerini incelemektedir. Toprağın destekleyebileceğinden daha çok yemeklik bitki yetiştirilmesi bitkilerin ve meyvelerinin yeterli mineral ve vitamin depolamasını azaltmakta birçok meyve ham iken toplanıp satışa sunulacağı alana varana kadar kasalarında olgunlaşmaktadır. Dahası yeni dünyada daha fazla kapalı mekanlarda uzun süre çalışma koşulları daha az açık hava egzersizi, daha kapalı giyinmek bizi D vitamininden yoksun bırakmaktadır.

 Orta çağda insanları sınıflara ayırmak için aracı olarak kullanılan “Ne yersen Osundur” deyimi günümüzde insanları sağlıklarına göre sınıflamak için kullanılabilir. Vücudumuz birçok eser elementi, bazı vitaminleri, yağ asitleri ve amino asitleri besinlerden almak zorunda olduğundan vücudumuzdaki yapı taşlarının doğru miktarlarda olması için “Ne yersek Oyuz”.

 Tüm vitamin ve eser elementlerin burada bilgisini verebilmek mümkün olmaz ancak büyük çaplı araştırmalar yeterli demir alan kadınlarda ovülasyona bağlı infertilitenin daha az olduğu gösterilmiştir.

Folik asit kadınlarda yumurta kalitesi ve olgunlaşmasını kolaylaştırırken çinko da yumurtlamayı kolaylaştırır adetlerin daha düzenli olmasını sağlar. Ayrıca yüz binin üstünde kadında yapılan araştırma da doymuş yağ oranlarını azaltıp doymamış yağ ile beslenen, hayvansal proteini azaltıp sebze proteinini arttıran, yüksek lifli düşük glisemik endeksli gıdalarla beslenen, tam yağlı süt ürünleri tüketen ve demir alımını arttırmış kadınların daha kolay gebe kalabildiklerini göstermiştir.

Yine tüp bebek yaptıracak hastalar üzerinde yapılan çalışmalar altı ay öncesinden şu altı öneriyi uygulayan çiftlerin daha yüksek gebelik oranları olduğunu bulmuştur; günlük dört dilim tam buğday unlu ekmek yemek, doymamış yağ kullanmak, günde 200gr’ın üzerinde sebze tüketmek, günde iki adet meyve tüketmek, haftada en az üç öğün et yemek, haftada en az bir öğün balık yemek.

Bazı gıda ve vitamin eksiklikleri ise bir halk sağlığı sorunu boyutundadır. Bunların örneği iyot, folik asit – vit B12 ve vitamin D dir. Sağlık Bakanlığı demir gibi Türkiye sloganı ile tüm gebelere demir takviyesi yapmaktadır.

İyot: Her ne kadar ülkemizde iyot kullanımı 1998 tarih ve 23397 nolu resmi gazete ile gıda kodeksine girmişse de iyotsuz olarak himalaya tuzu, okyanus tuzu vb bulunmaktadır. Türkiye’de iyot eksikliği yine Sağlık Bakanlığı araştırmasına göre % 30.3’tür. Bu veri tüm toplum için geçerlidir. Türkiye Nüfus Sağlığı araştırmasına göre 2008 yılında iyotlu tuz kullanımı kentte % 89.9 kırda ise % 71.5’ tir ancak gebelerde yapılan araştırmalar halen bölgelere göre gebelerin % 50-70 inde iyot eksikliği olduğunu göstermektedir. İyotlu tuz tüketimi artmasına rağmen gebelerde iyot eksikliğinin fazla olmasının sebebi gebelerde iki katına çıkan iyot ihtiyacıdır. Ayrıca iyotlu tuzun üretimden rafa kadar % 50’sinin kaybolduğu, İyotlu tuzların % 75 kadarının Türk Gıda kodeksinden az iyot bulundurduğu bazı bilimsel çalışmalar da gösterilmiştir.

İyotlu tuzdaki iyottan tam yararlanmak için kağıt kapalı kutuda nem ve güneş görmeden saklanmalı, yemek ateşten indikten sonra sofrada tuz konulmalı, tuzun kapağı hep kapalı tutulmalı ve altı ay içinde tuz tüketilmelidir. İyot emilimini bozan lahana, karnabahar, bürüksel lahanası, şalgam, turp, soya fasulyesi, soya unu, soya yağı, çam fıstığı, yer fıstığı, çilek, şeftali, ıspanak, tatlı patates, armut ve yaban turpu (hardal) gibi yiyeceklerde sofralarımızda sevilerek ve sıkça tüketilmektedir. Hafif iyot eksikliğinde bile algı kapasitesi etkilenmekte okuma, anlama becerisi azalmakta, zeka kullanma kapasitesi %10 düşmektedir. Özellikle gebeliğin ilk dört haftasından itibaren iyot takviyesi alan gebelerin bebeklerinde IQ skoru iyot takviyesi almayanların çocuklarından ortalama 13.5 puan fazla bulunmuştur. Dünyada ve Türkiye’de birçok dernek iyotlu tuz kullanılsa bile gebelerin günlük ek olarak 150 mcg iyot takviyesi almasını önermektedir.

D vitamini: Sağlık Bakanlığının ve bağımsız araştırmacıların Türkiye genelinde yaptığı araştırmalarda gebelerin ve yeni doğum yapmış emziren annelerin ortalama %80’inde D vitamini eksikliği vardır. Maalesef bu yüksek eksiklik oranı yazın, kışın, ülkenin doğusunda, batısında aynı kalmaktadır. Bu durum mangal yapmak dışında açık havada dolaşmayı, spor yapmayı sevmeyişimizden, iş ortamları dahil sıklıkla kapalı mekanlarda günümüzü geçirmekten, kapalı giyim tarzlarımızdan ve tüm sosyal aktivitelerimizi kapalı mekanlarda gerçekleştirmekten kaynaklanıyor olabilir.

Sağlık Bakanlığı tüm gebelere 1200 ünite vitamin D  takviyesi önermiş ancak bu uygulama sahada halen yeteri kadar yaygınlaşamamıştır. Halbuki çok geniş çaplı araştırmalar da gebelerde 4000 ünite vitamin D bile güvenli bulunmuştur. D vitamini eksikliği osteoporoz dışında otizm, obezite, kanser oluşumu, diyabet, yaşlanma, multiple skleroz ve bağışıklık azalması ile ilişkilendirilmiştir. Gebede eksikliği preeklempsi, subklinik myopati, yüksek PTH düzeyleri ve kemik kütlesi kaybı ile ilişkilidir. Gebelik ve yenidoğan üzerinde D vitamini eksikliği neonatal hipokalsemi, hipokalsemik nöbet, infantil rikets, gebelik haftasına göre küçük fetus, geniş fontanel, düşük kemik mineral dansitometresine yol açabilmektedir.

Folik asit ve Vitamin B 12: Folik asit yeşil yapraklı sebzeler, baklagiller, fındık, ceviz, ıspanak ve narenciyelerde bulunmaktadır. Vitamin B12 ise en çok süt, biftek ve kabuklu deniz hayvanlarında vardır. Daha önce kalp veya omurilik hasarlı bebek doğumu olmayan kadınlarda önerilen günlük folik asit dozu 0.4 mg/gün vitamin B12 düzeylerinin de 300 pg/dl nin üzerinde tutulmasıdır. Folik asit ve B12 aynı biyokimyasal yollarda görev aldıklarından birlikte verilmeleri daha etkilidir. Daha önce nöral tüp defektli bir doğu yapmış kadınlarda bir daha ki doğumdan  3 ay önce başlanarak önce 5 mg/gün folik asit önerilmektedir. Folik asit ve B12 gebelikten önce başlandığında sadece nöral tüp defektini değil yarık dudak ve damak riskini %40, kalp anomalilerini %34-43 azaltmaktadır. En belirgin azalma ventriküler septal defekt, konotrunkal defektler ve sendromik olmayan kalp hastalıklarında olmaktadır.

Bahsi geçen vitaminler gebelikten önce başlanıp gebelik sırasında alındığında bir insanın ortalama 70 yıllık ömrünü etkileyebilmekte, alındığında sağlıklı veya eksikliklerinde bakıma muhtaç yaşamasına neden olabilmektedirler. Sağlık camiası olarak önce kendimizden başlayarak topluma bu bilgi ve önlemleri yaymalıyız.

Bu yazı toplam 13522 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
tugba
05 Ocak 2015 Pazartesi 11:48
11:48
Erey hocam size çoook tsk beni okadar güzel aydinlatinizki inş tedavim başarılı olur size guveniyorum önce allah sonra size
88.236.146.224
Namiser
26 Aralık 2014 Cuma 11:13
11:13
Toplumu bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederim. Çalışmalarınızda başarılar dilerim.
85.99.119.63
Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim