• BIST 98.808
  • Altın 229,000
  • Dolar 5,7932
  • Euro 6,7050
  • İstanbul : 21 °C
  • Ankara : 23 °C
  • İzmir : 21 °C

Ord. Prof. Dr. Sadi Irmak’ın Ardından…

Faik Çelik


??İstanbul Üniversitesi Atatürk İlke ve İnkılapları Araştırma Enstitüsü?nü kuran, 1945'te Türkiye'nin ilk Çalışma Bakanı olan, 1974'te partiler üstü hükümeti kurmakla görevlendirilen Tıp mesleği yanında tarih, felsefe, sosyoloji, eğitim, din ve kültür alanlarında da derin bilgi sahibi olan Sadi Irmak??

?Tıp eğitimime 1971 yılında İstanbul Tıp Fakültesi?nde başladım. Eğitimim süresince beni çok etkileyen ve bu nedenle unutamadığım bazı hocalarımı zaman zaman sizlerle paylaşmak, hatırlamak, hatırlatmak istiyorum. Prof. Dr. Sami Zan, Prof. Dr. Cihat Abaoğlu ve diğer değerli hocalarımı yazmak istiyorum. Bugün ilk olarak Sadi Irmak Hocamızla başlayalım.

Ord. Prof. Dr. Sadi Irmak 15 Mayıs 1904 ?de Seydişehir'de doğdu. 1923 yılında İstanbul Üniversitesinde öğrenci olduğu yıllarda Üniversite'nin Devlet Bursu ile Avrupa'ya öğrenci gönderileceğine dair üniversite duvarlarında gördüğü ilana başvuran 150 kişi arasından seçilen 11 kişiden birisi olarak Berlin Üniversitesi?nde tıp ve biyoloji öğrenimi görüp 1929 yılında ?pekiyi ? derece ile tıp doktoru oldu. Hagen ve Düsseldorf Hastanelerinde asistan olarak çalıştı.1933 yılında İstanbul Tıp Fakültesi doçentliğini kazandı.

1940 yılında fizyoloji profesörü oldu. ATATÜRK? ün 1933 Üniversite Reformu? nu gerçekleştirmesi ile birlikte ülkemize gelen Prof. Dr. Hans Winterstein Genel Fizyoloji?nin başına getirilmiştir. Prof. Winterstein' ın 1953 yılında emekli olması ile Fizyoloji Enstitüsü Başkanlığına Ord. Prof. Dr. Sadi Irmak getirilmiştir. Sadi Irmak İ.Ü. Atatürk İlke ve İnkılapları Araştırma Enstitüsü?nü kurmuş, 1974 yılında emekli olmuş, daha sonra Atatürk İlke ve İnkılapları Araştırma Enstitüsü?nde yaşamının sonuna kadar görev almıştır.

1943 yılında Konya Milletvekili seçilip 7 Haziran 1945'te Türkiye'nin ilk Çalışma Bakanı oldu. 1950 yılında yeniden bilim hayatına dönen Irmak, önce Münih daha sonra İstanbul Tıp Fakültesi?nde akademik hayatını sürdürdü.

1974 yılında Kontenjan Senatörü seçildi. 17 Kasım 1974'te partiler üstü hükümeti kurmakla görevlendirildi. Oluşturduğu hükümet güvenoyu almamasına karşın 31 Mart 1975'e değin başbakanlık yaptı.12 Eylül 1980 Darbesi'nden sonra 15 Ekim 1981'de kurulan Danışma Meclisi'ne Konya üyesi olarak atandı ve 27 Ekim'de bu meclisin başkanlığına seçildi. Irmak bu görevi Danışma Meclisi'nin kapandığı 1 Aralık 1983'e değin sürdürdü. 11 Kasım 1990 tarihinde İstanbul?da vefat etti.

Fizyoloji derslerini Beyazıt?taki Üniversite merkez binasının sıcacık anfisinde anlatırdı Sadi Hoca, bir öykü anlatır gibi başlar, anekdotlarla süslü konuşmasında bize hayata dair mesajlar verirdi. Harvey?i anlatırken eş seçiminin öneminden bahseder, Helmotz? u anlatırken fiziksel görünümün insan hayatında önemsiz olduğunu vurgulardı. Atatürk mutlaka dersinde birkaç kez gündeme gelir, tok sesi ve zarif anlatımıyla ?keşke ders bitmese? duygusunu bizlere yaşatırdı.

Fizyolojide uzmanlaşmış olmasına karşın edebiyatla da yakından ilgilenmiş olan Sadi Irmak Hocam, 1960 yılında Goethe'nin Faust'unu Türkçe' ye çevirmiş, önsöz olarak Goethe ile ilgili bir değerlendirme yazısı yazmıştır. Çevirisinde Osmanlıca' dan Türkçe' ye nasıl geçildiği açık bir şekilde gözlemlenir.

Keza Nietzsche?nin Böyle Buyurdu Zerdüşt kitabını da Türkçe? ye ilk kazandıran Sadi Irmak?tır. Tıp mesleği yanında tarih, felsefe, sosyoloji, eğitim, din ve kültür alanlarında da derin bilgi sahibi olan Sadi Irmak Hocamız, İslamiyetin doğru anlaşılmasına da çok önem verirdi.

Doğu tefsircilerinin ve tarafsız batı bilginlerinin eserlerinden faydalanarak ve yetkililere danışılarak hazırladığı 1962 yılında yayımlanmış "KUTSAL KUR'AN- Türkçe Meali" adlı meal kitabı ile ?Peygamberlerin Hayatı ? isimli kitabı onun çağdaş bir bilim adamı kimliği yönünde önemli ipuçlarıdır.

Ancak en önemli eserlerini Atatürk hakkında vermiştir. Sadi Irmak, Atatürk döneminde yaşamış, onun fikirlerini, ilkelerini, devrimlerini içtenlikle benimsemiş bir insandı. Atatürkçülüğü topluma tanıtmaya ve benimsetmeye çalışmıştır. Devrim Tarihi, Atatürk ve Çevresi, Atatürk Etki ve Yankıları, Atatürk?ten Anılar, İlk Mücahitler, Millî Mücadele?de Atatürk?ün Çevresi, Atatürk, Bir Çağın Açılışı ilk akla gelen eserlerindendir.

Türkiye'nin ilk kadın mimarlarından Perran Doğancı anlatıyor:
?Babam, zamanın meşhur bir doktoruydu. Haseki Başhekimliğini yapıyordu ve çok da sevilirdi. Bu, benim üzerimde çok tesir etti. Liseyi bitirdikten sonra hiç kimseye sormadan, babamın yerini doldurmayı mı düşündüm bilmiyorum, gidip Tıp Fakültesi?ne yazıldım.

Ama annem çok çekti babamın hekim olmasından. Babam, çok verici bir insandı. Sofradayken falan, bir telefon gelirdi ve babam kalkıp giderdi, fakir babasıydı. Annem, doktor olmamı kesinlikle istemedi. Sadi eniştem, Prof. Dr. Sadi Irmak, ?Kızım, hassas insanların doktor olması doğru değil. İnsanların kendi derdi kendilerine yetiyor. Verici insanların, başkalarının da dertleriyle ilgilenmesi çok yıpratıcı olur. Bunu göze alıyorsan devam et? dedi. Bir sene sonra tıbbı bırakıp Teknik Üniversiteye geçtim?


Sadi Irmak kendi anılarında şöyle anlatır: "İstanbul Üniversitesi'nde öğrenci olduğum sıralar, okul duvarında bir ilan gördüm:"Avrupa'ya talebe yollanacaktır."Allah Allah, dedim! Ülke yıkık dökük, her yer virane, Lozan yeni imzalanmış, bu durumda Avrupa'ya talebe...Lüks gibi gelen bir şey...Ama bir şansımı denemek istedim. 150 kişi içinden 11 kişi seçilmişiz.

Benim ismimin yanına Atatürk, "Berlin Üniversitesi'ne gitsin." diye yazmış. Vakit geldi, Sirkeci Garı'ndayım; ama kafam çok karışık. Gitsem mi, kalsam mı? Beni orada unuturlar mı? Para yollarlar mı? Tam gitmemeye karar verdiğim, geri döndüğüm sırada bir post müvezzi ismimi çağırdı. "Mahmut Sadi! Mahmut Sadi! Bir telgrafın var." "Benim" dedim. Telgrafı açtım, aynen şunlar yazıyordu:"Sizleri bir kıvılcım olarak yolluyorum, alevler olarak geri dönmelisiniz." İmza Mustafa Kemal.

Okuyunca düşündüklerimden olağanüstü utandım. "Şimdi gel de gitme, git de çalışma, dön de bu ülke için canını verme." dedim. Düşünün 1923'te o kadar işinin arasında 11 öğrencinin nerde, ne zaman, ne hissettiğin sezebilen, telgraf çeken bir liderin önderliğinde bu ülke için can verilmez mi? Çok başarılı oldum. Ülkeme alev olarak döndüm.?

Prof. Dr. Irmak 1930'dan itibaren tıp terimlerinin Türkçeleşmesi ile uğraşır. Bu çalışmalarını (Atatürk'ten Anılar) adlı kitabında şöyle anlatıyor :

"Tıbbiyeye hoca olduğum zaman terimler, Türk Bilginlerinin Arap diline hediye ettikleri tamamıyla Arapça' dan uydurma terimler idi?.. Ben buna içten bir isyan duyuyordum. Türkçeye vurgundum ve Türkçenin olanaklarına inanıyordum?..Ben Berlin'deki tıp tahsilimi Latin terimleri ile yapmıştım. Artık hele yeni harflerin kabulünden sonra,Arapça terimleri çocuklarımıza okutmak ve yazdırmak olanağı kalmamıştı.

Ben, Türkçede gereksindiğimiz bütün terimlerin yaratılabileceğine inanırdım. Bu hava içinde "akyuvar", "alyuvar", "beyin, omuriliği", "mide salgısı" gibi yüzlerce yeni kelimeyi terim olarak yerleştirmeye çalışıyordum. Kısa zamanda şunu gördüm ki öğrenciler ana dilden yapılmış terimleri hem daha kolay öğreniyorlar, hem de belleklerinde daha güvenceli olarak saklayabiliyorlardı."


Prof. Dr. Sadi Irmak'ın bu çalışmalarını öğrenen Atatürk, Dolmabahçe ve Florya'da, Türkçe ile ilgili olarak yaptığı toplantılara onu da davet ederdi. Bu toplantılarla ilgili gözlemlerini şöyle anlatmaktadır :

?...Son derece özgürlükçü bir sohbet adamı olan Atatürk bu özgürlük içinde konuşmanın insiyatifini daima elinde bulundurmaya çok önem veriyordu. Umulmayan zamanlarda, beklenmeyen konulara geçişi bundandı??.Florya'daki bir toplantıda Atatürk : Su, tuz ve deniz kelimelerinden Türkçe' de, Fransızca' da, Almanca' da kaç cümle yapılabileceğinin sorar. Almanca 'da ve Fransızca? da ancak iki cümle yapılabilmesine karşılık Türkçe? de aşağıdaki cümleler yapılabilir : (Denizin suyu tuzlu ; Denizin tuzludur suyu ; Suyu tuzludur denizin ;Tuzludur denizin suyu)?.

Fizyolojiyi son olarak bizim kuşaklara sevdiren rahmetli hocamız Prof. Dr. Sadi Irmak?ı saygı ve minnetle anarım.


Bu yazı toplam 5720 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim