• BIST 96.455
  • Altın 222,078
  • Dolar 5,6626
  • Euro 6,5275
  • İstanbul : 17 °C
  • Ankara : 16 °C
  • İzmir : 21 °C

İştahsız Çocuk Yönetiminde Yapılması Gerekenler

Türkan Kutluay Merdol

Her çocuğun kendine özgü gelişim hızı olduğu bu kapasitenin büyük oranda genetik olduğu unutulmamalıdır. Doğum anındaki boy - kilo ve fizik kapasite (emme yutma refleksi vb), çocuğun ileri yaşlarda erişeceği boy ve kilo için önemli ip uçları verir. Genetik potansiyeli düşük çocuğun aşırı beslenme ile boyunun uzatılamıyacağı, buna karşın obez yapılabileceği gerçeği göz ardı edilmemelidir. Çocuğun gelişiminin izlenmesi bu açıdan büyük önem taşır.

Büyümede duraklama olup olmadığı izlenmeli, anne-çocuk arasındaki iletişime bağlı olarak beslenmesi değerlendirilmelidir. Bebeklik döneminde iştahı normal olan çocuklar okul öncesi dönemde farklı davranış sergileyebilir. Okul öncesi dönem çocuğu taklitçidir. Erkek çocuk babayı, kız çocuk anneyi taklit eder. Çocuğun aile ile masada oturması, uygun beslenme alışkanlığı kazanması için gereklidir. Ancak, anne ya da baba yemek seçisi ise ve yemekte aşırı titiz davranılıyorsa (çocuk üstüne dökmemesi, etrafa sıçratmaması için sürekli uyarılıyorsa) çocuğun olumlu alışkanlıklar geliştirmesi zorlaşır.

Kendileri süt içmeyen ve sütü sevmediklerini ifade eden ebeveynlerin çocuklarına süt içirmeleri kolay değildir. Bu dönemde çocuklar besinlere karşı belirli ve kesin tavırlar koymaya başlarlar. Bu yaş çocukları besin grupları içinde en az sebzeleri severler. Ayrıca bu yaş çocukları besinleri karışık olarak tüketmekten hoşlanmazlar. Besini tanıyabilecekleri şekilde görmek isterler ve besinler elleri ile yiyebilecekleri şekilde olursa daha çok severler. Anneler, sebzeleri çocuklara sunarken pişirme şekli ve servisine özen gestermelidirler. Bu yaş çocuklar genellikle lahana, karnıbahar, pırasa, kereviz gibi sebzeleri yemezler.

Keskin tatlar ve kokulara çok hassastırlar, bu nedenle çiğ yenebilen domates, havuç gibi sebzeleri pişmiş diğer sebze yemeklerinden daha çok tercih ederler. Bu tür sebzeler ince kesilip verilirse daha kolay ve severek tüketilir. Birçok sebzeyi sevmiyor ve yemiyor diye çocuğun hırpalanması ve annenin üzülmesi doğru değildir. Sınırlı da olsa yediği birkaç sebze ve yediği çeşitli meyveler, sebze ve meyve grubundan alması gereken besin ögelerini karşılamaya yeter. Unutulmamalıdır ki okul öncesi dönem çocuğu besin seçicidir. Her besini iştahla yemez. Sevdikleri oldukça sınırlıdır. Aile çocuğun sevmediği yemekleri sofraya koyarak onun görmesini ve öğrenmesini sağladığı sürece, çocuk ileri yaşlarda bu yemekleri severek yiyecektir.

Tekrar tekrar aynı yemeği gören çocuk genellikle bir süre sonra kendiliğinden yemeği tatmak ister. Et, bu yaşlarda büyük parçalar halinde tüketilemez. Bu nedenle genellikle kıyma şeklinde kullanılır. Anneler çocuklarının bonfile, pirzola vb et tüketmelerini istiyorlarsa, iyi pişirilmiş olmalarına dikkat etmelidir. Etler büyük parça olarak pişirilirse, çocuğa verilirken çok küçük parçalara bölünmelidir. Çocuk büyük parça eti, ancak 7-8 yaşlarında rahat yiyebilir.

Çocuklar yemek yerken iyi gözlemlenmelidir. Yemekle ilgili hiçbir uyarı çocuklar yemek yerken yapılmamalıdır. Anneye çocuğun yemek yemesi ile ilgili soru sorarken ya da önerilerde bulunurken, çocuğun ortamda bulunmamasına özen gösterilmelidir. Yemek yerken çocuklara ısrarda bulunulmamalıdır. Israr edilen çocuk kendisi yemek yemeyi öğrenemez. Çocuklar grup içinde ve anneden ayrı olduklarında daha farklı davranış sergilerler. Çocuk evde hiç yemediği bir yemeği, yuvada arkadaşları ile birlikte iştahla yiyebilir. Yuvaya giden çocukların yemek yemeleri ile ilgili davranışları yuva öğretmenlerince, annelerin işbirliği ile değerlendirilmelidir.

Yemek seçici olarak tanımlanabilecek çoçuklar, birkaç besin dışında değişik besin yemeyen yeni besine karşı ilgi göstermeyen çocuklardır. Bu tip çocukların bebeklik ve erken çocukluk dönemlerinde değişik besinlere alıştırılmamış çocuklar olduğu kanısı yaygındır. Bu nedenle bebeklere altıncı aydan itibaren her türlü besin küçük miktarlarda verilerek alıştırılmalıdır. Bir yaşına kadar tüm besinlerle tanıştırılmış çocukların daha az seçici oldukları bildirilmektedir.

Yemek seçici olarak tanımlanmış bir çocuk yeni besine alıştırılırken, önüne o besin konulmalı fakat yemesi için ısrar edilmemelidir. Çocuğun besini tekrar tekrar görmesi ve küçük bir parça denemesi sağlanmalıdır. Çocuk besini ilk tatdığında hemen ağzından geri çıkarabilir. Bu durumda telaş edilmemelidir. Katı besini ilk defa tadan çocuklar ne yapacaklarını bilmediklerinden besini dilleri ile dışarı iterler. Bu çocuğun besini beğenmediği anlamına gelmez. Besin miktarı küçülterek yeniden verilir. Çocuk ısrarla besini reddediyorsa, bırakılmalı aradan bir kaç gün hatta bazen hafta geçtikten sonra yeniden denenmelidir. Çocuklar bir yaşından sonra çevrede olup bitenlerin farkındadırlar.

Sofrada ailesi ile birlikte oturan çocuk aile bireylerinin farklı, kendisinin farklı yediğini görüp buna itiraz edebilir. Konuşamadığı için de sadece besini almayı reddederek bunu anlatmaya çalışır. Uygun olan davranış, aile bireylerinin yediklerinden çocuğa ezerek yedirmektir. Çocuklar birbuçuk yaşından sonra kaşık tutmaya başlayabilirler. Yemek yerken çocuğun eline kaşık verilmeli, yemeğini kendisinin yemesi için yardım edilmeli, ancak bir taraftan da anne yedirmelidir. Çocuğu için, çeşitli besin karışımlarından ezme hazırlayan anneler, yemeği çocuğa vermeden önce tatmalıdırlar. Tadı hoş olmayan besini çocuğun yemesi beklenemez.

Çocukların tabağına konan yemek miktarı da çocuğun iştahını etkileyen bir etmendir. İştahsız çocuk, tabağına konulan yemeğin miktarı fazla ise öğürme hissi duyarak iştahını baskılayabilir. Yemekler tabağa küçük miktarlarda konulmalı çocuğun yemeğini bitirme hazzı yaşaması sağlanmalıdır. Her defasında zorlanarak tabağındaki yemeği bitiren çocuklarda ?yemek fobisi? gelişebilir. Bu gibi durumlarda yemeğin miktarı azaltılırken yoğunluğu arttırılabilir. Şeker ve yağ oranları arttırılarak çocuğun enerjisini tamamlaması sağlanmalıdır.

Alınan enerji yetersiz olduğunda protein de enerji için kullanılacağıdan, çocuğun büyüme ve gelişmesi için yeterli protein alınamamış olur. Unutulmamalıdır ki, yeterli büyüme ve gelişmenin sağlanmasında protein çok önemlidir ve proteinin günlük total enerji içindeki oranı % 15 in altına düşmemelidir. Karbonhidrat içeriği yüksek besinler, tüketilmelerinden kısa bir süre sonra kan glukoz düzeyini yükseltirler. Buna cevap olarak insülin salınımı artar ve bu seviye aşağı çekilir. Bu da kişinin bir sonraki öğün için acıkmasını sağlar. Bazı ara öğünlerde az miktar karbonhidratı yüksek besin vererek çocukta açlık duygusu yaratılabilir. Ancak sürekli karbonhidratı yüksek besinler vermek çocukta glukoz metabolizması bozukluklarına varan sorunlar yaratabileceğinden kaçınılmalıdır. Öğünlerin protein, karbonhidrat ve yağ içeriği dengeli olmalı, vitamin ve mineral yönünden de yeterli olmalıdır.

İştahsız Çocuk Anneleri Eğitiminde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Çocuğun sağlıklı bir yetişkin olabilmesi için yalnız bedensel sağlığının yeterli olması yetmez, ruhsal sağlığının da beden sağlığı kadar güçlü olması gerekir. Bu, kolay ulaşılır bir hedef değildir. Yaşam, beden sağlığını da ruhsal sağlığı da etkileyen pek çok etmenle doludur. Çocuk sahibi olan anneler, yaşamın bu zorlu yollarının büyük bir bölümünü tamamlamış bireyler olarak, bir yandan kendileri yaşam savaşı verirken bir yandan da sağlıklı çocuklar yetiştirme çabası içinde olduklarından çok duyarlıdırlar.

Pek çok anne, henüz gebeliğinin başında bile sağlıklı çocuk yetiştirmek için yapılması gerekenler konusunda bilgi sahibi olmak istemekte ve çeşitli yayınlardan yararlanmaya çalışmaktadır. Okudukları her bilgi, duydukları her uygulama, onları endişeye sevkedebilir. Normal sağlıklı çocuk sahibi olan annelerin bile içinde bulundukları ruhsal durum dikkate alınırsa, iştahsız çocuk annelerinin ne büyük endişe ve çaresizlik içinde bulundukları anlaşılabilir. İştahsız çocuk annesi eğitiminde en temel prensip anneye içinde bulunduğu durumun çok iyi bilindiği, kendisine yardımcı olunacağı emniyetinin verilmesidir. Suçlama, aşağılama bir sonuç vermiyeceği gibi sorunun daha ağırlaşmasına neden olabilir.

Sonuç

İştahsız çocuk yönetimi, iştahsızlığa neden olan etmenlerin fazlalığı nedeniyle kolay başarılabilecek bir durum değildir. İzlenecek adımların, çocuğun ve annenin (ya da çocuğun bakımından sorumlu olan kişilerin) yemek yeme tutum ve davranışları ile çocuğun büyüme ve gelişmesinin uzmanlarca değerlendirilmesinden sonra belirlenmesi gerekir.

İştahsız çocukla uğraşan annelerin işlerinin hiç de kolay olmadığı bu nedenle bu annelere, suçlayıcı olmadan yüreklendirici davranışlarla yardımcı olunması gerektiği unutulmamalıdır.

 

Bu yazı toplam 2740 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim