• BIST 93.469
  • Altın 228,849
  • Dolar 5,7332
  • Euro 6,5830
  • İstanbul : 16 °C
  • Ankara : 9 °C
  • İzmir : 16 °C

“Tam Gün Çalışma Sağlık Sorunlarının Çözümü Değil”

Şükrü Güner



Hekimlerin % 75 ini ilgilendiren bir konu. Kamuda çalışan hekimlerin muayenehanelerini kapatmaları, kısaca Tam Gün Çalışma yeniden gündeme geldi. Bu yılın sonuna kadar da uygulama başlatılacak.

Kamu hekimlerinin aynı zamanda özel hekimlikte yapabilmeleri Cumhuriyetimizin kuruluşundan beri verilen bir haktır.
Bu kadar köklü bir geçmişi olan uygulamanın değiştirilmesi ? kapalı kapılar arkasında ? değil, ilgili meslek örgütlerinin, tıp fakültelerinin, eğitim hastanelerinin görüşleri alınmalıdır. Başta hekimler olmak üzere, sağlık sektörünün diğer kesimlerine, tartışmaya açılmalıdır. Bu ön çalışmalar yapılmadan getirilen uygulamalar daha önceki 2 girişim gibi, başarısızlıkla sonuçlanacaktır.

Tam Süre, bir çalışma biçimidir. Doğru bir ilkedir. Ama tek başına ele almak olumlu bir sonuç getiremez.
Aynı zamanda Tam Süre, Sağlık sorunlarımızın çözümü demek değildir. Bu yanlışa düşmemek gerekir.

Geçmişte Tam Süre Uygulamaları


Türk Tabipleri Birliği 1967 yılından beri Büyük Kongre Kararı ile Tam Süre çalışma ilkesini benimsemiştir. (1)
25. 06.1965 yılında yeterli hazırlık yapılmadan kamu hastanelerinde çalışan hekimlere Tam Süre Çalışma Yasası çıkartıldı. Uygulamada başarılı olamadı. Kısa bir süre sonra vaz geçildi.

İkinci girişim ise, 29.06.1978 tarihinde çıkartılan 2162 sayılı Sağlık Personelinin Tam Süre Çalışma Esaslarına Dair Yasa ile olmuştur. Bu Yasa?nın çıkışında Türk Tabipleri Birliği destek vermiş, nasıl olması gerektiği düşüncelerini yazılı ve sözlü olarak defalarca, Bakanlığa iletmiştir.
Yasa?nın Uygulama Yönetmeliği hazırlanmasında da Bakanlıktaki çalışmalara katılmıştır.

Ne yazık ki, bu desteğe rağmen uyarılar dikkate alınmamış, Yasa?nın yaşayabilmesi için gerekli tedbirler alınmamıştır. Yapılan yanlışlıkların başında Yasa çıkmadan evvel yeterli ön çalışmanın yapılmamış olmasıdır.

Yasa Tasarısı ancak diğer Bakanlıklardan görüş almak üzere gönderildikten sonra Türk Tabipleri Birliğine verilmiştir. Yasa Meclisten geçtikten sonra Sayın Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk ?eksik ve aksak yanlarını düzeltecek yeni yasaların çıkarılması dileğiyle? yasayı onaylamıştır.(2) Zamanın Sağlık Bakanı ise Sayın Dr. Mete Tan? dır.
Yasa çıktığı günden itibaren, uygulamalar, hep hekimler aleyhine olmuştur.

1978 Tam Süre Yasasında, uygulamada önemli hatalar yapılmış ve hekimlerin güvenini sarsmıştır. Yasanın ekonomik ve sosyal güvenceler, uygulamada zedelenmiştir. Tazminatların hesaplanması yasaya rağmen yanlış yapılmıştır.

Bir çok meslek grubunun göstergeleri yükseltilerek maaşları artırıldığı halde hekimlere Tam Süre Yasasından dolayı bu yükseltme yapılmamıştır. Bu durum emekli ikramiyesi ve emekli maaşlarının düşmesi sonucunu doğuracaktır. Ve Ödenekler emekliliğe yansıtılmamıştır.

Türk Tabipleri Birliği, Tam Süre Yasası yanlış uygulamaları ve Yeni Yasalarla tam süre çalışmanın getirdiği değerleri ortadan kaldırma girişimleri üzerine Danıştay Davası açmak zorunda kalmıştır. (3)

Nihayet 12 Eylül Hükümeti 2368 No? lu Yasayı 31.12.1980 tarihli Resmi Gazete yayınlayarak Tam Süre Yasasını yürürlükten kaldırmıştır. Fakat haftalık 45 saatlik çalışmayı muhafaza etmiştir.

Hekimler Niçin Muayenehane Açıyorlar?


Hekimlerin kamuda çalışırken aynı zamanda muayenehane açmalarının nedenlerinin başında ekonomi ve siyasi iktidarların uyguladığı sağlık sistemi gelir.

Geçici bir süre kamuda çalışanların ücretleri iyileştirilse de, hekimler bunun sürekliliğinden endişe duyarlar. Ama asıl olarak sisteme ve uygulamalara duyulan güvensizliktir.

Alacağı ücretin tek taraflı olarak belirlendiği, ne zaman tayini çıkacağı, ne zaman geçici göreve gönderileceği, ne zaman önünün kesileceği, belli olmayan bir ortama hekimler güven duymamaktadır.

Günde 100' ün üstünde hasta baktırılmak zorunda bırakılan, 24 saat çalışması gereken bir ameliyathanenin çeşitli nedenlerle çoğu kez 6-8 saat çalıştırılmasıyla, ameliyat olanakları kısıtlı, Yeterli yardımcı sağlık personeli olmayan ve genellikle başına siyasi iktidarla yakınlığından başka hiç bir özelliği olmayan idarecilerin atandığı bir ortama, güven duymamaktadır.

Hekimler arası dayanışmada da kuvvetli bağlar geleneksel olarak olduğu pek söylenemez. Tüm bu değerler hekimlere bireysel çalışmayı daha çekici kılmaktadır.

Hekimin ve kamu sağlık sisteminin sorunu tek başına ücret sorunu değildir. Aynı zamanda çalışma ortamı, çalışma güvencesi ve yönetimde kendini ifade edebilme gibi önemli sorunlar vardır.


Tam Gün Çalışma Yeniden Gündemde


Son aylarda hazırlık çalışmaları hızlandırılan, kamu hekimlerinin muayenehanelerini kapatmaları çalışmaları, 1978 Tam Süre Yasası çalışmalarına benziyor.

Hatta ondan daha da içe kapanık yürütülüyor. Sadece basına sızan haberlerden bilgi sahibi oluyoruz. Hazırlık çalışmalarında geçmişteki deneyimlerden faydalanılmıyor. İlgili meslek kuruluşlarından görüş alınmıyor. Hastanelerde ön çalışma yapılmıyor. Konuya sadece muayenehaneleri kapatmak ve hekimlere biraz daha fazla ücret vermek olarak bakılıyor.
Oysa sorunlar bu kadar yüzeysel değil.

60 binin üzerinde özelde çalışan hekim var. Bunun sadece 10 bine yakını tamamen özelde. Geri kalanı hem kamu, hem özel? de çalışıyor.

Yasa uygulandığında ne kadar kamu hekimi muayenehanesini kapatacak?

Özellikle eğitim kadrosundaki hekimler ayrılırsa bu açık nasıl kapatılacak?

Başhekimlere muayenehane yasağı getirildiğinde ayrılan başhekim sayısını hiç te azımsamayalım.

Tıp Fakültelere sisteme nasıl girecekler?

Hekimin alacağı ücretin garantisi ne olacak?

Size yukarıda 1978 deneyimini anlattım.
Daha önemlisi, sağlık sisteminde yalnız hekimler mi var? Diş hekimleri, eczacılar, hemşireler ve diğerleri arasında uyum nasıl sağlanacak?

Kamu sağlık kurumunda çalışan ve tarif edilen okullardan mezun olmayan idari personel sisteme dahil edilmediğinde, ne gibi sorunlarla karşılaşılacak?..

Bu soruları cevaplandırmadan yapılacak uygulama olumlu bir sonuç getirmeyeceği gibi, akıbeti de eski girişimler gibi olacaktır.

Nasıl Bir Tam Süre Yasası?


Tam Süre çalışma doğru bir ilkedir. Bu ilkenin hayata geçirilebilmesi, kalıcı ve başarılı olabilmesi için;

? Sağlanacak ekonomik destek, hiç bir zaman özel çalışmayı düşündürmeyecek oranda olmalıdır. Bunun da güvencesi Toplu Sözleşmeli Grevli Sendika hakkıdır. Bu haktan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Hekimler hiç bir zaman hastalarını ihmal edecek kadar grev düşkünü değildirler.

? Tayin, nakil ve yükselme işlemlerinde siyasi iktidarlardan bağımsız görev yapan Yüksek Hekimler Kurulu oluşturulmalıdır.

? Hekimler ve diğer sağlık personelinin, yönetimde kendilerini ifade edebilme ve yönetime katılımı sağlanmalıdır.

Tam Süre çalışma, ancak geniş bir ön çalışma, hazırlık safhasında ilgili kuruluşların görüşlerine başvurulması ve dikkate alınması, geçmiş deneyimlerden de faydalanılması ile başarılı olabilir. Kapalı kapılar arkasında yapılan hazırlıklarla, aceleyle kamuoyunu sunularak çıkartılacak bir yasa geçmişin tekrarı olacaktır.

Sağlık hizmetlerinin özelliğinden dolayı, hiç bir düzenleme, hekimlerin ve sağlık personelinin desteği olmadan başarılı olamaz.

Kaynaklar:
1. Dr. Erdal Atabek, Toplum ve Hekim TTB Yayınları Eylül 1978 Sayı 9
2. Dr. Bildat Kahraman Toplum ve Hekim, TTB Yayınları Şubat 1979 Sayı 14
3. Toplum ve Hekim TTB Yayınları Mayıs 1979 Sayı 17


Bu yazı toplam 2282 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim