• BIST 97.334
  • Altın 221,825
  • Dolar 5,6202
  • Euro 6,4302
  • İstanbul : 20 °C
  • Ankara : 12 °C
  • İzmir : 18 °C

İyimserlik Ömrü Uzatıyor,Evcil Hayvanlar Zihinsel Sağlığı Düzeltiyor

Kaynak Selekler

“American Journal of Epidemiology.”de Aralık 2016’da yayınlanan yeni bir çalışmaya göre, genellikle iyi şeyler olacağına inanan kadınlar daha uzun yaşıyor. Çalışma iyimserliğin inme/felç, enfeksiyon, kanser ve solunum yolu hastalığından ölüm riskini azalttığını gösteriyor.

İyimser kişiler daha sağlıklı davranış biçimi gösteriyor ve araştırmalar iyimserlerin daha çok egzersiz yaptığını, daha sağlıklı beslenip ve daha kaliteli uyuduklarını ortaya koyuyor.

İyimserlik biyolojik fonksiyonları doğrudan etkileyebiliyor:

Daha düşük enflamasyon(yangı) daha sağlıklı lipid

(Kandaki yağlar) seviyesi

ihücreleri hasarlardan koruyan daha yüksek antioksidan sağlıyor.

İyimser insanlar daha sağlıklı başa çıkma yollarıkullanıyor.

50 fazla çalışmadan elde edilensonuçlar, yaşam zorluklarıyla

karşılaşan iyimser kişilerin değiştirilemeyen koşulların kabul edilmesi,

acil durum planı yapılması ve ihtiyaç duyulduğunda başkalarından

destek alınması gibi durumlarda daha sağlıklı başa çıkma yöntemleri

kullandıklarını gösteriyor.

Çalışmada araştırmacılar, “Nurses’ Health Study”den 2004-2012 yılları

arasında her iki senede bir incelenen 70 000 kadının kayıtlarını analiz

ediyor. Araştırmada iyimserlik düzeyi ile birlikte, sonuçları etkileyebilecek

ırk, yüksek kan basıncı, beslenme ve fiziksel aktivite gibi faktörler de

gözden geçiriliyor.

İyimserlik seviyeleri, sorulara "belirsiz zamanlarda genellikle en iyisini beklerim" gibi verilen yanıtlardan tespit ediliyor.

Sonuçlara göre, herhangi bir hastalıktan ölme riski iyimser kadınlarda, en az iyimser olan kadınlara göre, neredeyse yüzde 30’dan daha az bulunuyor. Örneğin en iyimser kadınlar için kanserden ölme riski yüzde 16 daha düşük, kalp hastalığı, felç veya solunum hastalığından ölme riski hemen hemen yüzde 40 daha düşük ve enfeksiyonun neden olduğu ölüm riski yüzde 52 daha düşük saptanıyor.

Çalışma, iyimserlik ile yaşam süresi arasında bir sebep-sonuç ilişkisi olduğunu kanıtlamıyor, sadece ikisi arasında bir bağlantı olduğuna işaret ediyor.

Bir kardiyolog, “sağlıklı ve enerjik olmanın iyimserlik hissini kolaylaştıracağını,

sağlıklı yaşam tarzı sürdürüldüğünde ilişkilerin daha iyi yürütüleceğini ve

mesleki faaliyetlerden daha fazla doyum sağlanacağını” belirtiyor.

Araştırmacılara göre, bireysel eylemler iyimserliği artırabilir.

En iyi sonucu sağlayan kariyer, arkadaşlık ve diğer yaşam alanları

iyimserliği ve sağlıklı geleceği üretebilir.

Kaynak:

“online Dec. 7 in the American Journal of Epidemiology.”

http://www.health.com/news/optimism-may-propel-women-longer-life

EVCİL HAYVANLAR ZİHİNSEL SAĞLIĞIN İYİLEŞMESİNE YARDIMCI OLUYOR

Aralık 2016’da  “BMC Psychiatry” de yayınlanan yeni bir çalışmada kedi, köpek, kuş gibi evcil hayvanların zihinsel rahatsızlıkların giderilmesine yardımcı olduğu belirtiliyor.

İngiltere’den araştırmacılar elliden fazla yetişkine zihinsel durumlarını uzun süreli etkileyen, evcil hayvanların sosyal ağlarında oynadıkları rolü soruyor.

Kişilerin % 60’ı evcil hayvanları aile fertleri, arkadaşları ve hobilerinden daha yüksek seviyede, en önemli çembere yerleştiriyor. %20’si ise ikinci çembere.

Birçoğu evcil hayvanların varlığının ve yakınlığının bir sükûnet kaynağı olduğunu belirtiyor. Bazıları için evcil hayvanlar onları rahatsız eden işitsel sanrılar ve intihar düşüncelerinden uzaklaşmalarına yardım ediyor. Bir hasta “sanrısal sesleri değil, kuşların şarkılarını düşünüyorum” diyor.

Baş araştırmacı, “bu çalışma süresince konuştuğumuz insanlar, evcil hayvanların zihinsel hastalıklarıyla ilişkili belirtileri yönetmelerine yardımcı olmak gibi çeşitli olumlu roller oynadıklarını söylüyor. Evcil hayvanlar özellikle kriz dönemlerinde yararlı oluyor. Hayvanlar hastalara (sahiplerine) aile fertleri veya sosyal ilişkilerinden daha fazla koşulsuz ve benzersiz destek sağlıyor. Buna rağmen evcil hayvanlar kişilerin bakım planlanmasında dikkate alınmıyor” diyor.

 Araştırmacılara göre, sonuçlar evcil hayvanların, uzun süreli zihinsel sağlık problemlerinin hallinde bir ana kaynak olarak ele alınması gerektiğini gösteriyor.

Kaynak:    BMC Psychiatry, news release, Dec. 8, 2016.                                          http://health.usnews.com/health-care/articles/2016-12-09/for-people-with-mental-health-woes-pets-can-be-invaluable

ESRAR BEYNE ZARAR VERİYOR

ABD’de esrarın tıbbi ve rekreasyonel amaçlarla kullanımını yasalaştırmak için çalışmalar yapılıyor.

Kasım 2016’da Journal of Alzheimer’s Disease’de yayınlanan büyük ölçekli bir çalışmada ise araştırmacılar SPECT (single photon emission computed tomography) kullanarak sağlıklı kontrollerle karşılaştırıldığında, 1000 esrar kullanan kişide beynin hemen her alanında anormal derecede düşük kan akımı olduğunu saptıyor. Kan akımında azalma Alzheimer hastalığında tutulan hipokampus dahil beyin bölgelerini içeriyor.

Analiz için tüm veriler, ABD’de dokuz nöropsikiyatri kliniğine kompleks ve tedaviye dirençli problemlerle gelen 26 268 hastanın veri tabanından elde ediliyor. Halen veya eskiden esrar kullanan 982'ine istirahat halindeyken ve zihinsel konsantrasyon esnasında beyin SPECT'i yapılıp sonuçlar yaklaşık 100 sağlıklı kontrol ile karşılaştırılıyor.

Esrar kullanıcılarında hipokampustaki düşük kan akımı, sağlıklı kontrollerden ayırım yapılmasını sağlıyor. Özellikle zihinsel konsantrasyon sırasında sağ hipokampustaki kan akımı azlığı esrar kullananı sağlıklı kişilerden ayırt ettiriyor. Hipokampus beyinde en çok etkilenen alan oluyor.

Araştırmacılar esrarın hipokampustaki aktiviteyi azaltarak bellek bozukluğuna neden olduğunu düşünüyor.

Araştırmacılara göre bu çalışma, esrar kullananlarda beyin kan akımının azaldığını ve ikincisi, esrar kullananlarla sağlıklı kişileri ayırt ettiren özelliğin, beyin SPECT’i ile gösterildiği üzere, hipokampustaki kan akımı azlığı olduğunu kanıtlıyor.

Sonuçta araştırma, esrar kullanmanın bellek ve öğrenmede önemli görevi

olan hipokampus ile Alzheimer hastalığından etkilenen beyin alanlarına

zararlı etkileri olduğunu ortaya koyuyor. Bu da, tıbbi kullanımda yararları

olabileceği düşünülen esrarın beyinde zararlı olma ihtimalini artırıyor.                                 

Kaynak:

Journal of Alzheimer's Disease, vol. Preprint, no. Preprint, pp. 1-13, 2016

ŞEKER ve DEMANS

Son zamanlarda hedef tahtasındaki madde şeker. Bir zamanlar “yağ” da olduğu gibi. Kendilerinin bu konularda bir çalışma yapıp yapmadığı bilinmeyen uzmanlar, başkalarının bulgularını, aksi bilgilere, karşı görüşlere rağmen çeşitli ortamlarda ısrarla ve tek yanlı dile getiriyor. Kolesterol ve yağda olduğu gibi. Hatta iddia, şeker hiç yenmemeliye kadar götürülüyor. Örneğin bir iddia, şeker demansa neden oluyor.

Alzheimer hastalığında diyabetin bir risk faktörü olduğu yıllardır belirtiliyor. Diyabetlilerde, olmayanlara göre, demans gelişme riski iki kat fazla. Ama Alzheimer’de risk faktörü olduğu ileri sürülen birçok faktör daha var. Risk faktörü sebep değil, sadece hastalığa yakalanma riskini artıran bir etken.

Şeker ile demans arasında nasıl bir ilişki var? Ender çalışmalarda, çok miktarda şeker yiyen kişilerde demans riskinin yüksek olduğu iddia ediliyor.

Aşağıya alınan araştırmada, diyabeti olmayan kişilerde yüksek kan şekeri ile demans riski araştırılıyor. Makalenin sonunda da çalışmanın baş araştırmacısı Dr Crane’in yorumu veriliyor:

ABD,Washington Eyaletinde yapılan ve Ağustos 2013’te New England Journal of Medicine'de yayınlanan çalışmada, diyabetli olmayan kişilerde yüksek kan şekeri seviyelerinin yüksek demans riskiyle ilişkili olduğu belirtiliyor.

Örneğin, şeker hastalığı olmayan kişilerde ortalama glikoz seviyesi 115 miligram / desilitre olan kişilerde demans riski,  ortalama glikoz düzeyi 100 mg/dl olanlara kıyasla yüzde 18 daha yüksek ve kan şekeri düzeyleri genellikle yüksek olan diyabetlilerden ortalama glikoz düzeyi 190 mg / dl olan kişilerde demans riski, ortalama glikoz düzeyi 160 mg / dl olanlara kıyasla yüzde 40 daha yüksek saptanıyor.
 

Peki o zaman, insanlar bunamamak için daha az şeker veya “glisemik endeksi” düşük gıdalar mı yemeli? Bu konuda baş araştırmacı Dr. P.K.Crane şunları söylüyor:  “HERHALDE ŞART DEĞİL! Vücut yenen gıdaları glikoza çevirir, bu nedenle kan şekeri düzeyi sadece ne yendiğine bağlı değildir. Aynı zamanda bireysel metabolizmaya, yani vücudun gıdayı nasıl işlediğine de bağlıdır. Bu çalışmada elde edilen bulgular gözlemsel bir araştırmadan elde edildi. Bulgular daha yüksek glikoz düzeyine sahip kişilerde demans riskinin, glikoz düzeyi daha düşük olanlara kıyasla daha yüksek olduğunu gösteriyor. Bu bulgu ilginç ve önemli olsa da, glikoz düzeyini düşürmeye çalışan kişilerde demans riskinin azaldığına dair hiçbir veriye sahip değiliz.”

YORUM:

Günümüz “kanıta dayalı tıp” dönemi. Kanıtlanmamış iddiaları, sanki tek gerçek imiş gibi medyada ve çeşitli ortamlarda tek yanlı ileri sürmek,  hem doğru hem de etik değil. Ama bu konuda hem medya hem de sağlık kuruluşları yeteri kadar  -ne yazık ki-duyarlı değil.

Kaynak:

New England Journal of Medicine, 2013; 369 (6): 540 DOI: 10.1056/NEJMoa1215740

http://www.eat2think.com/2013/08/sugar-and-dementia.html

 

 

 

Bu yazı toplam 2122 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim