• BIST 109.330
  • Altın 155,771
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul : 9 °C
  • Ankara : 10 °C
  • İzmir : 16 °C

İZMİR ATATÜRK ARAŞTIRMA VE EĞİTİM HASTANESİ 2. KARDİYOLOJİ KLİNİĞİ

İZMİR ATATÜRK ARAŞTIRMA VE EĞİTİM HASTANESİ 2. KARDİYOLOJİ KLİNİĞİ
1980’de Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitiren Prof.Dr. Oktay Ergene, 1981-1985 yıllarında Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı’nda (AD) iç hastalıkları ihtisasını tamamladı. 1988-1990’da Antalya SSK Kurumu Hastanesi’nd



1990-1992 yıllarında İstanbul Koşuyolu Kalp ve Araştırma Hastanesi’nde kardiyoloji ihtisasını tamamladı ve 1993’te kardiyoloji alanında Doçentlik ünvanını aldı. 1993-1999 yılları arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olarak görev yaptı. 1999' da Profesör oldu.

1999-2002’de Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji AD’da, Kardiyoloji AD Başkanı olarak çalıştı. 2002 yılından bu yana da İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Kardiyoloji Klinik Şefi olarak görev yapan Prof.Dr. Oktay Ergene , SAĞLIĞINSESİ ’ nin sorularını yanıtladı.

Kliniğiniz ne zaman kimin tarafından kuruldu?
Hastanemizin kardiyoloji servisi 1984’te Prof. Dr. Orhan Ciğeroğlu tarafından kurulmuştur. 1985’te koroner yoğun bakım ünitesi, 1997’de koroner anjiografi laboratuarı hizmete açılmıştır. II. Kardiyoloji Kliniği 2002’de kurulmuştur.

Kadronuz hakkında bilgi verir misiniz? Asistan sayınız ne kadar, yeterli mi?
Kliniğimizin akademik kadrosu: klinik şefi olan Prof. Dr. Oktay Ergene, Doç. Dr. Cem Nazlı ve Doç. Dr. Ozan Kınay’dan oluşmaktadır. Asistan doktor sayısı 13 ‘dür. Dünya standartlarına göre akademisyen sayımız azdır. Dünya standartlarına göre akademisyen sayısı iki uzmanlık öğrencisine bir akademisyen düşecek şekilde olması gerekmektedir. Bu konuda dünya standartlarında değiliz; ancak bu açığı biraz daha fazla çalışarak kapatmaya çalışıyoruz.

Hemşire ve yardımcı personel durumunuz nasıl sayı, yeterli mi?
Yeterli sayıda hemşire ve yardımcı personelimiz mevcuttur.

Kliniğinizin yıllık poliklinik sayısı ne kadar, yıllara göre artış var mı? Mevsimlere göre farklılık gösteriyor mu?
Kardiyoloji kliniğimizde, yatan hasta takibi, poliklinik hasta muayenesi, ekokardiyografi, efor testi, tilt testi, koroner anjiografi ve kardiyak kateterizasyon, perkutan koroner girişim, kalp pili takılması işlemleri yapılmaktadır. 2005 yılına ait yıllık poliklinik sayımız 13670, ekokardiyografi sayımız 3866, yıllık koroner anjiografi ve perkutan koroner girişim sayımız 1537, kalıcı kalp pili sayımız 67’dir.

Bu sayılar yıllara göre artış göstermektedir. 2002’de hastanemize ikinci bir kardiyoloji kliniğinin kurulmasından sonra hasta sayısı artış göstermiştir. Ayrıca 2005’te sosyal güvence kuruluşlarının birleştirilmesi ile sosyal sigortalar kurumuna bağlı hastaların da hastanemizde muayene olmaya başlaması ile de hasta sayımız artmıştır.

Önümüzdeki yıllarda hastane fizik alt yapısının geliştirilmesi ile hizmet alanında niteliksel ve niceliksel artış olacağını umut etmekteyiz.

Sayılan bu işlemler yanında, birçok kardiyoloji kliniğinde yapılmayan ve az sayıda klinikte kısıtlı sayıda yapılan mitral kapağın balon yoluyla genişletilmesi (mitral balon valvuloplasti) ve doğumsal kalp içi deliklerin ( atriyal septal defekt, patent duktus arteriozus gibi) ameliyatsız kapatma işlemlerini de yapmaktayız.

Yatak sayınız ne kadar yeterli mi?Doluluk oranınız ne kadar?
Kardiyoloji servisimizde 24, koroner yoğun bakım ünitemizde 13 yatağımız mevcuttur. 2005 yılının istatistiklerine göre yıllık doluluk oranımız %88’dir.

Yıllara göre incelendiğinde yıllık doluluk oranlarında artma eğilimi izlenmektedir. Hastanemizin Ege Bölgesi’nin en büyük üçüncü basamak devlet hastanesi olması ve dolayısıyla çevre il ve ilçelerden çok sayıda hastanın hastanemize sevk edilmesi nedeniyle mevcut yatak sayımız yetersiz kalmaktadır.

Yatak sayımız yeterli olmadığı için zaman zaman hastalarımızı geçici bir süre acil serviste veya diğer servislerde takip etmek zorunda kalmaktayız. Hastanemize yapılan ek binaların kullanıma girmesiyle yatak sayımızın yaklaşık olarak iki katına çıkması planlanmaktadır.

Altı ay içinde tamamlanacağı düşünülen bu proje ile yer sıkıntımız önemli ölçüde çözümlenecektir ve daha fazla hastaya daha iyi koşullarda hizmet vereceğimizi umut etmekteyiz.

Yıllık bilimsel yayın sayınız ne kadar bu konuda hedefiniz nedir? 
Yıllık bilimsel yayın sayımız ortalama 15 civarındadır. Bu sayıyı daha da arttırmayı hedefliyoruz.

Kongre, sempozyum düzenliyor musunuz? Adı ne, ne zamanlar oluyor, katılım sayısı ortalama ne kadarı bulunuyor?.Siz, diğer öğretim üyesi ve asistanlar düzenlenen yurt içi ve dışı kongrelere katılabiliyor musunuz?

En büyük zorluk sizce nedir? Bu zorluk sizce nasıl aşılır? Bazı alanlarda kongre enflasyonu yaşandığı görüşüne katılıyor musunuz? Bu enflasyonun sizce nedeni nedir? 
Kliniğimizde haftada iki kez eğitim toplantısı düzenlemekteyiz. Bunlardan birinde kliniğimizde seminer sunumu yapmaktayız. Diğerinde ise kardiyovasküler cerrahi ile yaptığımız ortak toplantıda vaka sunumları ve bu vakalara en iyi yaklaşım biçimlerini tartışıyoruz.

Bu toplantılar kardiyolojide olan yeni gelişmeleri takip edip, tartışarak, yeni bilgileri klinik pratiğe geçirmemizi sağlamaktadır. Ayrıca asistan doktorlarımıza gelecekteki meslek hayatlarında da gelişmeleri takip etme alışkanlığı kazandırmakta ve sunum yeteneklerinin gelişmesini sağlamaktadır. Bunun dışında Ege Bölgesi’ndeki üniversite ve eğitim hastanelerinin katıldığı kardiyoloji toplantıları düzenlemekteyiz.

Ayda bir düzenlenen bu toplantılarda ilginç vaka sunumları ve arkasından yapılan tartışmalar karşılıklı bilgi alışverişine ve tecrübelerin paylaşımına imkan sağlamaktadır.

Kongreler gelişmelerin takip edilmesinde ve bilgilerin tazelenmesinde önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle kliniğimizde öğretim üyelerimizin ve uzmanlık öğrencilerimizin mümkün olduğunca kongrelere katılımını desteklemekteyiz.

Benzer alanlarda ve örtüşen konularda çok sayıda kongre yapıldığı gerçeği inkar edilemez; ancak biz, klinik politikamız olarak yeterliliği kanıtlanmış kongrelere katılımı destekliyoruz. Kardiyoloji alanında endüstri desteğinin yeterli olması nedeniyle kongre katılımında gerek öğretim üyelerimiz, gerekse uzmanlık öğrencilerimiz zorluk yaşamamaktadır. Tabi bu imkan bütün branşlar için söylenemez.

Kliniğinizi seçecek asistanlardan beklenti ve önerileriniz nedir? 
Kliniğimiz günceli hem teorik, hem pratik anlamda çok yakından takip ettiği için bizi seçecek asistan arkadaşlarımızın yabancı dillerinin mümkün olan en üst düzeyde olmasında yarar vardır.

Kliniğimiz hem invazif hem de non invazif alanda çok yoğun çalışan bir klinik olduğu için bu alanlarda donanımlı uzman doktorlar yetiştirdiğimizi düşünüyorum. Ancak elektrofizyoloji alanında diğer klinikler kadar aktif değiliz. Bu nedenle bu alanda ilerlemeyi düşünen tıpta uzmanlık sınavına girecek doktor arkadaşlarımız bunu göz önüne almalıdırlar.

Kliniğinizin tıbbi araç- gereç durumu nasıl? İhtiyacı karşılıyor mu? İhtiyaç duyduğunuz tıbbi araç- gereçler var mı, neler, bunların maliyeti nedir, nasıl almayı düşünüyorsunuz? 
Kliniğimize ait biri taşınabilir olan dört ekokardiyografi cihazı, bir adet tilt testi cihazı, bir adet efor testi cihazı, altı adet holter cihazı, bir adet koroner anjiografi laboratuarımız mevcuttur.

Ayrıca inşaat halinde olan, hastanemize ait yeni acil servis binasında 1 koroner anjiografi laboratuarının daha hizmete açılması planlanmaktadır. Kalp krizi geçiren hastalarda, özellikle kalp krizi başlangıcından 3 saat sonra hastaneye başvuranlarda, tercih edilen tedavi biçimi kalp krizine neden olan damar tıkanıklığının perkutan yaklaşımla mekanik olarak stent ile açılmasıdır.

Yapılan klinik çalışmalarda, damarın mekanik olarak stent ile açılmasının, ilaç tedavisine göre hasta sağ kalımı ve tekrarlayan kalp krizinin önlenmesi açısından daha faydalı olduğu gösterilmiştir. Bu işleme ne kadar çabuk başlanırsa, kalp dokusu hasarı o kadar az olmaktadır.

Yeni açılacak koroner anjiografi laboratuarı, kalp krizi geçiren hastalarda acil (primer) perkutan koroner girişim yapılması amacıyla kullanılacak ve Ege bölgesi için primer perkutan koroner girişim merkezi haline getirilecektir. Bu merkezde haftanın yedi günü ve günün 24 saati anında müdahale için alanında uzman kardiyolog ve yardımcı personel hazır bulunacaktır.

Tıp mesleğinin geçmişten günümüze durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz, cazibe devam ediyor mu, azalıyor mu neden? Sizce öğrenciler, asistanlar geleceklerinden umutlu mu, kaygılı mı? Neden? Sizce çözüm nedir? Tıp Fakültelerindeki eğitim yeterli mi, neler yapılmalı?
Bundan 20 sene öncesine, doktor sayısının çok daha sınırlı olduğu dönemlere göre günümüzde hekimlik mesleğinin maddi cazibesi azalmıştır. Maddi cazibesi devam etmemekle birlikte, diğer mesleklerde olmayan mecburi hizmet uygulamasının olması, tıp mesleğinin eğitim süresinin çok uzun olması ve dolayısıyla hayata atılabilmek için geçen sürenin çok uzun olması, tıp mesleğine olan ilgiyi azaltmıştır.

Ayrıca sağlık sistemine bağlı olarak ve tıp fakültesindeki eğitimin tıpta uzmanlık sınavına yönelik olması nedeniyle, pratisyen hekim kimliksiz hale gelmiştir. Dolayısıyla tıp fakültesinden mezun olan bütün hekimlerde uzmanlaşma talebi olmaktadır. Bu da Türkiye’nin ihtiyacı olandan çok daha fazladır.

Birinci basamak sağlık kuruluşları ve dolayısıyla pratisyen hekimler sağlık sisteminin temel unsurlarındandır. Bu nedenle pratisyen hekimler belirli alanlarda hizmet içi eğitime tabi tutularak pratisyen hekime, hekim olduğunu hissettirmeliyiz. Tıp fakültelerinde de eğitimin amacı, tıpta uzmanlık sınavında başarılı öğrenciler yetiştirmek değil; donanımlı pratisyen hekim yetiştirmek olmalıdır.

Ayrıca yeni tıp fakülteleri açılırken gerekli ve yeterli fizik alt yapısının ve öğretim elemanının olmasına özen gösterilmelidir.

Ekonomik güçlükler hekimin yaşamını, başarısını sizce etkiler mi, nasıl? Hekim nasıl bir ortamda, hangi şartlarda çalışırsa sizce, mutlu, gelecek kaygısı taşımadan, başarılı ve üretken olur?
Bence özellikle pratisyen hekimlerin yaşadığı kimlik sorunu ekonomik güçlüklerden daha önemli bir problemdir. Öncelikle kimlik sorununun aşılması gerekir.

Döner sermayeden kliniğinize ayrılan pay ne kadar, bu oran, miktar sizce yeterli mi? Ne olmalı? Motivasyonda bu payın yeterli olduğuna inanıyor musunuz?
Hastanemizde her klinik yaptığı işlem ve uygulamalar ölçüsünde puan alır. Aylık toplam puanımız oranında döner sermayeden pay almaktayız. Bu payın yeterli olduğunu düşünüyorum.

Döner sermayede bu uygulamanın başlaması ile yaptığımız işlem sayısında çak fazla değişiklik olmamakla birlikte yaptığımız işlem ve uygulamaları daha iyi kayıt altına almamızı sağlamıştır. Bu uygulamanın motivasyonu arttırdığı da bir gerçektir. 

 Türk tıbbının ve Tıp Fakültelerinin, hekimliğin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Türk tıbbındaki gelişmeleri olumlu görüyorum. Dünya bilimsel arenasındaki Türkiye kaynaklı bilimsel makale sayısı artmaktadır. Yapılan yayınların çoğunun yabancı kaynaklı yayınların taklidi olarak görmekle beraber, bunun da ilerlemenin bir aşaması olarak görüyorum.
Bu aşamadan sonra klinik hayata geçirilebilecek yayınların yapılması gerekmektedir.

Uzmanlık dalınızın geleceğiniz nasıl görüyorsunuz, ilgi devam ediyor mu edecek mi? Neden?
Kardiyoloji dalının geleceğini iyi görüyorum. Dünya standartları ile karşılaştırıldığında Türkiye’deki kardiyoloji uzmanı sayısı oldukça azdır. Örneğin 2004 yılı itibarı ile Amerika Birleşik Devletleri’nde her 100.000 kişiye 6.3 kardiyoloji uzmanı düşerken, ülkemizde 100.000 kişiye 2 uzman kardiyolog düşmektedir.

Bazı Avrupa ülkeleri örneğin komşumuz Yunanistan veya İtalya’da bu rakam 100.000 kişiye 12 kardiyolog civarındadır. Dolayısıyla Türkiye’nin kardiyoloji uzman ihtiyacı devam ettiği için kardiyolojiye olan ilgi de devam etmektedir. 

Sizce iyi bir hekim hangi özellikleri taşımalı? 
İyi bir hekimin mutlaka sahip olması gereken tek özellik fikrimce iyi niyettir. 

Rotasyon ve eğitim programınız nasıl? Ders müfredatı sizce yeterli mi, eksiklik var mı nedir? Sizce hangi konuların de ders olarak tıp fakültelerinde okutulması gerekir neden?
Bizim kliniğimiz uzmanlık eğitimi verdiği için doğal olarak tıp öğrencilerine yönelik eğitim programı yok. Uzmanlık öğrencileri için yeterli teorik ve pratik eğitim veriliyor. Bundan sonraki aşama uzmanlık eğitiminin belli standartlarının oluşturulup, ortak müfredat ve programla yürütülmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Zaman ayırdığınız için teşekkürler.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim