• BIST 78.635
  • Altın 587,08
  • Dolar 2,2135
  • Euro 2,8645
  • İstanbul : 22 °C
  • Ankara : 17 °C
  • İzmir : 22 °C

Kadın Olmak Akciğer Kanserinde Risk Faktörü

Kadın Olmak Akciğer Kanserinde Risk Faktörü
“Hiç sigara içmeyen kadınlar, hiç sigaraya içmeyen erkeklere göre daha çok akciğer kanseri riskine sahip. Sigara içmeyenlerde çevresel sigara dumanı maruziyeti ile akciğer kanseri riski erkeklerde %37, kadınlarda %22 artış gösteriyor. "

Türk Akciğer Kanseri Derneği (TAKD) Başkanı Doç. Dr. Ufuk Yılmaz,  2013 yılı Kasım ayını akciğer kanseri konusundaki farkındalığı oluşturmak, korumak ve arttırmak açısından önemsediklerini belirterek akciğer kanseri konusunda şu açıklamayı yaptı:

Önlenebilir bir kanser olarak kabul ettiğimiz akciğer kanseri, kansere bağlı ölüm nedenleri arasında liderliğini korumaktadır. Dünya ve Türkiye’de özellikle erkekler arasında en kritik kanser türüdür. Ülkemizde ve dünyada akciğer kanserli hasta sayısını azaltmak amacıyla yapılan mücadelede,  tütün kontrolü, kanserojen maruziyetini azaltma, erken yakalama, ve hedefe yönelik tedaviler önemli yaklaşımlardır.

Kadınlar arasında sigara kullanımındaki artış eğilimi, genç yaşta sigaraya başlamış olma (ülkemizde liseli gençler arasında sigara kullanım sıklığı %20-40)  mücadelenin önemini ortaya koymaktadır. Sigaraya hiç başlamamış olmak çok önemlidir. Ancak, sigaraya başlamış olanlar için, hangi dönemde olursa olsun, sigarayı bırakmayı başarabilmek ve bunu sürdürebilmek, en az onun kadar önemlidir. Hiç sigara içmeyen kadınlar, hiç sigaraya içmeyen erkeklere göre daha çok akciğer kanseri riskine sahiptirler. Bir başka deyiş ile, kadınlar akciğer kanserine daha hassastır.

 

Kadınlar için sigarayı bırakmak kadar, akciğer kanserine neden olan diğer risk faktörlerinden uzak durmak da önemlidir. Kadınlar, 40 yaşından önce sigarayı bırakarak sigaraya devam ile oluşabilecek tehlikelerin yaklaşık %90’ından korunabilir. 30 yaşından önce bırakacak olursa, tehlikelerin yaklaşık %97’sinden korunabilir. Bu, 40 yaşına kadar sigara güvenle içilebilir anlamı taşımamaktadır. Çünkü, 40 yaşına kadar sigara içen kadınlarda ölüm riski, hiç içmeyenlere göre %20 artmaktadır. 40 yaşına kadar sigara içen ve sonra da içmeye devam eden kadınlarda ise ölüm riski, hiç sigara içmeyenlere %300 artmaktadır.

Hiç sigara içmiyor olsanız bile, çevresel sigara dumanı maruziyeti ile akciğer kanseri riski erkeklerde %37, kadınlarda %22 artış göstermektedir. Bu nedenle kapalı her türlü mekanda tütün ve tütün ürünlerinin kullanımının engellenmesi çok önemlidir.

Yeni bir araştırmaya göre, akciğer kanser riski birinci derece yakınlarında akciğer kanseri bulunan hiç sigara içmemiş erkeklerde 2.71 kat, kadınlarda 2.59 kat artmıştır. Akciğer kanserine genetik bir yatkınlık olup olmadığı merak edilen konulardan bir diğeridir. Kansere neden olan maddeleri vücutta metabolize eden enzimlerde oluşabilecek mutasyonlar ya da karsinojenlerin gen yapısında oluşturduğu hasarın onarılmasında görev alan enzimlerdeki bozulmalar, akciğer kanserine bir eğilim oluşturabilmektedir. Ayrıca, genetik çalışmalar hiç sigara içmeyen kadınlarda oluşan genetik değişikliklerin (EGFR gibi) akciğer kanser riskini arttırabildiğini ortaya koymuştur.

 Her Yıl 30 Bin Hasta

Türkiye’de, 2008 yılı istatistik verilerine göre akciğer kanserinde yaşa standartize insidans hızı, erkekler için yüzbinde 70, kadınlarda ise 8,4’dür. Adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre, 2012 yılı toplam nüfusu 75.627.384 ‘dür. Kadın ve erkek nüfusun birbirine eşit olduğu düşünülecek olur ise ülkemizde her yıl 30.000 yeni akciğer kanserli hasta oluşmaktadır. Yeni akciğer kanserli hastaların 27.000’inin erkek, 3.000’inin kadın hasta olacağını söyleyebiliriz. Her iki cinsiyette de, 50 yaşından itibaren başlayan görülme sıklığındaki artış, 70’li yaşlarda zirve seviyesine ulaşmaktadır. 2012 yılı itibariyle, ülkemizde yeni ve eski akciğer kanserli (prevelans) 49.264 hasta bulunmaktadır. Her yıl 30.000 yeni akciğer kanserli hasta oluşuyor iken,  neden sadece 49.264 yeni ve eski hasta var sorusunun cevabı önemlidir. 

Onkoloji alanındaki tüm gelişmelere rağmen, akciğer kanseri hala ölümcül bir hastalıktır. Hastalarımızın yaklaşık %15’ini 5 yıl yaşatabilmekteyiz. Bu nedenle toplam hasta sayımız,  nüfusumuzun %6.5’i kadardır. Ülkemiz için beklenen yaşam süresi 75 yıl (erkek için; 72 yıl, kadın için 77 yıl) ise akciğer kanserli hastalarımızın beklenen yaşam sürelerine ulaşması olasılığı oldukça düşüktür. Erken akciğer kanserinin bulgu ve belirtisinin olmaması nedeniyle , hastaların çoğu ileri evrede saptanmaktadır. 

Yılda bir tekrarlanan akciğer grafisi ve/veya balgam tahlillerinin, akciğer kanserinden ölümleri engellemede veya azaltmada bir rolünün olmadığını bilmekteyiz.  ABD’de yapılan  “ Ulusal Akciğer Kanseri Tarama Çalışması” sonuçları bize şunu gösterdi. Akciğer kanseri için yüksek risk taşıyan sağlıklı kişilerde, akciğerin düşük doz bilgisayarlı tomografisi (DDBT) ile 3 yıl boyunca yılda bir kez tarama yapılması, akciğer kanserinden ölüm oranlarında (mortalite) %20, tüm nedenlere bağlı ölüm oranlarında %7’lik bir azalma sağlamaktadır. Bu sonuçlar akciğer kanseri için yüksek risk (en az 30 paket/yıl sigara içen ya da içmiş, ancak 15 yıldan az süredir bırakmış) taşıdığı bilinen 55-74 yaş arası sağlıklı kişiler için geçerlidir. Sigarayı bırakma programları ile birlikte uygulanacak erken yakalama tarama programlarının daha iyi sonuç vereceğini beklemekteyiz. 

Sağlık Bakanlığının uygulamakta olduğu “Ulusal Kanser Kontrol Programı” içerisinde meme, serviks ve kolorektal kanserlerin erken yakalama tarama programlarının var olması çok önemlidir. Akciğer kanseri için, yanıtlamamız gereken bazı sorular vardır.

Bu Ay Üç Çalıştay Düzenliyoruz

Akciğerin DDBT’si ile akciğer kanseri erken yakalama tarama programlarının ülkemizde uygulanmasının zamanı geldi mi?, akciğer DDBT ile tarama yöntemi Ulusal Kanser Kontrol Programı içine dahil edilmeli midir?, ülkemizde akciğer kanseri için yüksek risk taşıyanlar kimlerdir?, yüksek riskli gruplarda akciğer DDBT ile akciğer kanserinden ölüm oranlarını ülkemizde de azaltabilir miyiz? Bu soruların doğru yanıtlarını ortaya koyabilmek, sonuçlarını kamuoyu ve sağlık otoriteleri ile paylaşabilmek amacıyla 30. Kasım.2013, tarihinde İstanbul’da “Akciğer Kanserinde Tarama Çalıştayı “ nı topluyoruz.

 

Şu gerçeği biliyoruz. Akciğer kanserli hastaların önemli bir bölümünde tanı konduğu sırada, bir başka organa yayılmış durumdadır ya da hastalığının izlemi sırasında bir başka organa yayılım gelişmektedir. Metastaz diye isimlendirdiğimiz  bu durumun gelişmiş olması sistemik (tüm vücudu etkileyen) tedavi gereksiniminin de bir göstergesidir. Uzun yıllardır bu evredeki uygun hastalarda, kemoterapi uygulamaktayız. Hastalarımıza yaklaşık 12 ay gibi yaşam süreleri sunabilmekteyiz. Bu hastalarımıza, en azından bir kısmına ŞİFA şansı verebilirmiyiz?  Son yıllarda akciğer kanseri genom yapısının kısmen de olsa aydınlatılması ve bu genetik değişikliklere etkili (hedefe yönelik) ilaçların  bulunmuş olması, özellikle bir grup metastatik akciğer kanserli (adenokanser) hastalarda şifa yönünde umut oluşturmuştur. Bu umut şimdi güçlenmiştir. 2013 yılı ekim ayı sonunda Sidney’de düzenlenen Dünya Akciğer Kanseri Konferansında açıklanan, ABD’ne ait “Lung Cancer Mutation Consortium” sonuçları ses getirecek düzeydedir. Akciğer kanserli (adenokanser) hastalar, kanseri başlatan ve sürdüren 10 ayrı onkojen (sürücü, driver) varlığı yönünden analiz edildi. Genetik analiz sonuçlarına göre saptanan hedeflere etkili  ilaçları seçildi ve tedavi edildi.  279 hastada, ortalama yaşam süresi 3,5 yıl (3,2-4,6 yıl) dır. ALK genetik testi pozitif olup uygun ilacı alan hastalar için ortalama yaşam süresi 4.3 yıl, EGFR genetik testi pozitif olup uygun ilacı alan hastalar için ortalama yaşam süresi 4.0 yıl olarak belirlenmiştir. Standart kemoterapi ile yaşam süresinin 1 yıl civarında olduğu düşünülür ise iyi seçilmiş bir grup metastatik akciğer kanserli hastada hedefe yönelik tedavi ile elde edilen bu sonuç,  önemli bir gelişmedir.  

 Hedefe yönelik tedaviye aday hastalarımız var mı?,  hedefe yönelik ilaçlar ülkemizde var mı?,    hastalar bu ilaçlara ulaşabiliyor mu ya da  doğru zamanda ulaşabiliyor mu?, kısacası hastalarımız akciğer kanseri tedavisinde doğru ilaca yeterince ulaşabiliyor mu?. Bu soruların doğru yanıtlarını ortaya koyabilmek, önerilerimizi kamuoyu ve sağlık otoriteleri ile paylaşabilmek amacıyla 23. Kasım.2013, tarihinde Ankara’da “Akciğer Kanseri Tedavisinde İlaca Ulaşım Çalıştayı “nı topluyoruz.

Nihayetinde bugün için ölümcül bir hastalık ile karşı karşıyayız. Yaşamın sonuna yaklaşmak, bir birey ve sevdikleri için oldukça sıkıntılı bir süreçdir. Bu sürecin hem hasta hem de yakınları için en az sıkıntı ve zorlukta geçirilmesi, hem insan hakkı hem de sosyal devletin en önemli görevlerinden biridir. Tedavisi zor bir hastalıkta palyatif bakım olarak isimlendirdiğimiz tedavi yaklaşımının önemi ülkemizde de kavranmıştır. Sağlık Bakanlığı, Ulusal Kanser Kontrol Programı içine aldığı “ palyatürk” palyatif bakım projesi ile konuya verdiği önemi ortaya koymuştur. Son dönem akciğer kanserli hastaların çoklukla nefes almakta zorluk çektikleri düşünülecek olur ise bu grup hastaların yakınmalarına yönelik bakımın,  ayrı bir önem ve özellik gösterdiğini düşünmekteyiz.

Bu nedenle, akciğer kanserli bir hastada palyatif bakımın farklı özelliklerini ortaya koymak, buna bağlı olarak genel kanser palyatif bakımdan farklı ele alınması gereken tedbirleri tartışmak,  öneriler getirmek amacıyla 16. Kasım.2013, tarihinde İzmir’de “Akciğer Kanserinde Palyatif bakım Çalıştayı “nı topluyoruz.

İçinde bulunduğumuz 2013 yılı Kasım ayında, sağlık çalışanlarımız yanı sıra sağlık politikası oluşturucu ve uygulayıcılarının farkındalığını diri tutmak amacı ile TAKD olarak 3 çalıştay düzenledik.  Bu çalıştaylar sonucunda, ele alınan konular hakkında oluşacak önerileri içeren raporumuzu, ilgili kuruluşlar ve medya ile paylaşmayı düşünmekteyiz.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
İlgili Haberler
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim