• BIST 91.801
  • Altın 214,457
  • Dolar 5,3608
  • Euro 6,0653
  • İstanbul : 7 °C
  • Ankara : 0 °C
  • İzmir : 6 °C

“Kadro Kılıcı”

“Kadro Kılıcı”
Rektör seçimleri, akademik yapımız hakkında doğru olmayan bazı şeyleri daha iyi fark etmemizi sağladı.Maalesef mevcut üniversite sistemimizde özlük hakları hep lütuf olarak verildiği için karşılığında diyet ödetmek alışkanlık haline getirilmiştir.

 Kurumsallaşamamış üniversitelerde biraz da rektör seçim sisteminin yol açtığı oy kaygısıyla kadro dağıtımının kaçınılmaz sonucu diyet ödemektir. Özellikle genç akademisyenler hükmedilmesi, yönlendirilmesi ve kullanılması en kolay kesim olarak algılanmaktadır. Çünkü bu kesim hala yöneticiye bağımlıdır.

Oysa bu son derece yanlış ve sakıncalı bir bakış açısıdır. Bu davranış biçiminin yerleştiği akademilerde vizyon, ufuk, farklı bakış açısı ve sonuç olarak çağı yakalayabilmek mümkün olmaz. Yanlış, yanlış olarak kalır, hep eskiye mahkum oluruz.,

Milletimizin mayasında bulunan büyüğüne saygı ve terbiye, akademik alanda bazen yanlış değerlendirilmiştir. Saygı ile akademik düşünce arasındaki sınırı iyi çizebilmek çok önemlidir. Çünkü Akademisyen mutlaka eleştirel düşünme becerisine sahip olmalıdır.

Yönetici olarak akademik özgürlük ve eleştirel bakışı ortadan kaldırır ve akademisyeni kendinize eş bir birey olarak görmez ve onun kendi seçim hakkına müdahil olursanız, üniversitede hiç bir şey değişmez.Zaten rektörlük yarışında etik olmayan bir çok şey, çok rahat yapılıyor. Hala yönetici konumunu sürdüren bazı adaylar hem kendi, hem de kendileri gibi yönetici olan arkadaşlarının makam odalarında strateji geliştiriyorlar, bu odalara çağırdıkları akademisyenleri ikna(!) etmeye çalışıyorlar, bazen bu ikna çalışmalarında üsluplarını bile bozuyorlar.

Seni ben hoca yaptım, aslında sen hiç hak etmemiştin, bu nedenle benim dediğimi yapacaksın demek,  hatta bundan sonrasını hak etsen de devamını vermem diye tehdit etmek akademisyenliğe sığar mı?Adil olmayan, kul hakkından korkmayan yöneticinin en önemli kozu olan “kadro kılıcı” elinde kalmaya devam ettikçe üniversitelerimiz kurumsallaşamayacaktır.

Akademisyen, akıl ve sentez gücüne sahip insandır. Yapılması gerekeni, yapılması gereken yerde yani sandıkta mutlaka yapacaktır. Unutmayalım ki “Yaratana kul olmaktan inanç, kula kul olmaktan utanç doğar”

Prof. Dr. Süleyman BÜYÜKBERBER (Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı)

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim