• BIST 93.469
  • Altın 228,909
  • Dolar 5,7332
  • Euro 6,5830
  • İstanbul : 16 °C
  • Ankara : 10 °C
  • İzmir : 16 °C

Kalp- Damar Cerrahisinde Psikiyatrinin Yeri

Sedat Özkan

Cerrahi girişimler, ciddi psikososyal ve psikiyatrik sorunlara yol açma potansiyelindedir. Psikiyatrik komplikasyonlar açısından etkili faktörleri şöyle sıralayabiliriz:
Ameliyattan beklentiler, bilgi düzeyi,
Ameliyat öncesi kaygı düzeyi
Ameliyat öncesi depressif duygu durumları
Hastalık öncesi öyküde majör psikiyatrik bir bozukluğun varlığı
Yaygın inkâr davranışı...

Cerrahi girişimler öncesi kaygı düzeyi çok yüksek olanlar ile kaygıyı inkâr edenler (bastırma) ameliyat sonrası uyum açısından riskli grubu oluştururlar. Bu dönemde kaygı, ajitasyon, uyum güçlüğü, uyku sorunları ön plândadır. Ameliyat öncesi kaygı diğer cerrahi gruptaki hastalara göre bu grupta daha fazladır.

Ameliyat öncesi dönemde hastanın ameliyata psikolojik olarak hazırlanması, bilgilendirilmesi çok önemlidir. Hastalar kardiyak cerrahinin onların yaşam süresini uzatması yanında yaşam kalitelerini de arttırabileceği konusunda bilgilendirilmelidir.

İzlediğim bir çok koroner by-pass hastasında ameliyat ile organ kaybının olmayacağını, kalp işlevinin artacağını, yaşam süresi yanında yaşam kalitesinin de artacağını bilmeleri ile kaygılarında azalmalar gözlenmiştir.

Cerrahi girişim ile ilgili kaygılar, ölüm korkusu ve belirsizlik, huzursuzluk davranışlarını kolaylaştırır. Bu hastalarda huzursuzluk psikiyatrik bir bozuklukla bağlantılı olarak gelişmiş olabileceği gibi doğrudan merkezi sinir sistemi bozukluğu ile de ilgili olabilir.

Vital fonksiyonlarının yakından izlendiği bu dönemde, entübasyonu takiben anestezi etkisi azalırken anestezi sonrası sıklıkla konfüzyon gelişir. Majör kardiyak cerrahi uygulanan hastalarda bu dönem 3. güne kadar uzayabilir. Bu hastalarda gelişen deliryuma-postkardiyotomi deliryumu-denir. Ameliyat sonrası deliryum gelişimi en öncelikli psikiyatrik komplikasyondur.

Koroner by-pass uygulanan hastaların %24-79?unda deliryum geliştiği bildirilmiştir. Kardiyak durum, ameliyat süresi, fiziksel bozukluğun derecesi, cerrahi girişimin boyutu, ameliyat öncesi organik beyin hastalığının olması deliryum gelişimini etkiler. Yaşlı hastalarda, IABP gibi aygıtlar kullananlarda, kapak değişimi ameliyatlarında deliryum riski artar.

Deliryumda hasta korku içindedir. Algıları bozulmuştur ve buna düşünce bozukluğu eşlik eder. Hasta enjeksiyon uygulanmasını bile bedenine yöneltilmiş bir saldırı gibi algılayabilir. Korku ve tehdit algısı içinde aşırı uyarılmıştır.

Ameliyat sonrası dönemde deliryum; saldırganlık, depresyon, mani, kaygı bozukluğu, kısa psikoz, travma sonrası stres bozukluğu, uyum bozukluğu gibi psikiyatrik durumlar görülebilir.

Gelişen psikiyatrik durumlar hem hastanın uyumunu bozar, hem de tıbbi durumun seyrini olumsuz etkiler. Psikiyatrik sendrom gelişen hastalarda, hastanede yatış süresi uzar. Cerrahi girişimlerin geç dönemlerinde yapı ve işlev kaybına bağlı olarak depresif hastalık gelişimini ön plâna çıkar. Çoğul kapak ameliyatlarında bilişsel bozukluk gelişmesi daha fazladır. Bilişsel bozukluklar 6 haftadan 6 aya kadar sürebilir.

Mekanik kapak replasmanı yapılan hastalar ile kardiyak defibrilatör takılan hastalarda yaygın anksiyete bozukluğu ve cinsel işlev bozukluğunun daha çok geliştiği bildirilmiştir. Majör kardiyak cerrahi girişim kişinin kendini ve geleceği algılamasının etkiler.

Kalp-Damar Cerrahisinde En Sık Görülen Psikiyatrik Bozukluklar :
Depresyon, kaygı bozuklukları, mani, travma sonrası stres bozukluğu, nöropsikolojik bozukluklar, iyetrajonik ajanlarla zehirlenme..

Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi yönünden takibi üç dönemde ele alınır : Ameliyat öncesi durum, ameliyat dönemi (ameliyat ve yoğun bakım dönemi) ve ameliyat sonrası dönem (cerrahi girişimden 72 saat sonrası)

Kalp hastalarında ve cerrahi girişim uygulanmış hastalarda psikiyatrik ve psikolojik destek gerektiren durumları şöyle sıralayabiliriz :

Koroner hastalığın ortaya çıkışını, seyrini ve gidişini etkileyen psikolojik sorunlar,

Kalp hastalığı olmadığı halde sürekli göğüs ağrısından yakınma ve uygun tedaviye rağmen yakınmaların geçmemesi,

Riskli davranışların devam etmesi (diyet, sigara, alkol kullanımı vb.)

İlaç yan etkileri,

Kardiyatik hastalarda kaygı bozuklukları, panik halleri, sürekli kaygı, çökkünlük, depresyon, karamsarlık, fobik düzeyde aktiviteden sakınma, uykusuzluk, kâbus görme, gece sık uyanma, sıkıntı, uyum güçlüğü, umutsuzluk, çaresizlik, suçluluk düşünceleri ve duygusu, sosyal geri çekilme, zevk duygusunda azalma, zihinsel karışıklık, isteksizlik, düşünce ve dikkatte bozulma, bellek bozuklukları, ilgi alanı daralması, inkâr, tedaviyi redddetme, intihar düşüncesi veya (aktif/pasif) intihar girişimi, geleceğe dönük plan yapamama, yaşam ideallerin yok olması, mesleki işlevlerden uzaklaşma, yas tepkileri, kişilik değişiklikleri, kardiyatik rehabilitasyon uygulanan hastalarda emosyonel gerginliğin azaldığı ve işlevselliğin arttığı bildirilmiştir.

Grup olarak kardiyak rehabilitasyon uygulanmasının bireysel uygulamaya kıyasla depresyon ve kaygı durumlarının daha çabuk düzeldiği ve evlilik yaşamlarındaki doyumun daha fazla olduğu bildirilmiştir. Bu bağlamda kalp hastalarının konsültasyon liyezyon psikiyatrisi ve kardiyoloji, kalp damar cerrahisi ekip işbirliği içinde ortak ele alınması tanı, ayırıcı tanı ve tedavide çok önemlidir.

 

Bu yazı toplam 6158 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim