• BIST 103.773
  • Altın 145,843
  • Dolar 3,4963
  • Euro 4,1879
  • İstanbul : 22 °C
  • Ankara : 22 °C
  • İzmir : 24 °C

Kanser Tedavisi Cinsel İşlev Bozukluğuna Yol Açabiliyor

Kanser Tedavisi Cinsel İşlev Bozukluğuna Yol Açabiliyor
Kanser hastalığında erken teşhis oranındaki artış, tedavide daha başarılı sonuçlar elde edilmesinden ötürü çok daha fazla insan kanser


Kanser hastalığında erken teşhis oranındaki artış, tedavide daha başarılı sonuçlar elde edilmesinden ötürü çok daha fazla insan kanser tanısı sonrasında da yaşıyor. Bu durum cinsel işlev bozukluğu, infertilite gibi olumsuz sonuçların yaşam kalitesini daha negatif olarak etkilemesine yol açıyor.

Cinsel işlev bozukluğu kanser tedavisinin yol açtığı sık görülen yan etkilerden. Erkeklerde sıklıkla OSS zedelenmesi veya penis kan dolaşımının azalması sonucu erektil disfonksiyon ortaya çıkabiliyor.


Kanserden sonra cinsel rehabilitasyona dönük geçerli ve ekonomik bir girişimin olmaması ciddi bir sorundur. Çocukluk ya da genç erişkinlik döneminde kanser tedavisi almış kişilerde, onkoloji ekibinin gelecekte çocuk sahibi olma potansiyeli ile ilişkin bilgi verilmediği için fertilite işle ilgili sorunlarda önemli bir sıkıntı kaynağıdır.

Hem erkek hem kadınlarda fertilitenin korunması ile ilgili şanslar giderek daha sık arttığı için hastalara ya da sağlık personeline dönük eğitim materyalinin geliştirilmesi ya da uygulama kılavuzlarının oluşturulması onkoloji için önemli konular arasındadır.

Kanserle ilişkili cinsel işlev ve fertilite sorunları yalnızca sık değil,aynı zamanda tedavinin diğer yan etkilerine göre zamanla düzelme olasılığı en az olanlardandır. Kanser olup da yaşayan herkesin cinsel olarak aktif kalmayı bulmamakla birlikte meme, kolorektal,prostat ve jinekolojik kanserler nedeni ile tedavi almış olanların en az yüzde 50’ sinde,uzun süreli cinsel işlev bozukluğu görülür.

Özellikle solid tümör tedavisi görmüş olan hastalardaki cinsel işlev bozukluğu ve fertilite ile ilişkili bilgiler vardır. Kanserle ilişkili infertilite ile ilişkili sıkıntı ya da endişe tipik olarak üreme çağında tanı konmuş hastalarda en sıktır.

Kanser tedavisinden sonra en sık rastlanan cinsel sorunlar;
 Her iki cinste cinsel istek azlığı/kaybı
 Erkeklerde erektil dinfonksiyon
 Kadınlarda cinsel aktivite sırasında ağrı

Orgazma ulaşma güçlüğü olmakla birlikte, bu duyusal sinirlerin zedelenmesinin bir sonucu olmaktan çok cinsel aktivite sırasında, cinsel aktivite ile ilişkili istek ve arzu kaybına bağlıdır.

Kanser tedavisi sağlıklı cinsel işlev için gerekli olan hormonal,vasküler,nörolojik ya da psikolojik bir ya da birden çok fizyolojik sistemi etkileyebilir.
Tedavi üreme organlarının çıkarılması ya da doğrudan zedelenmeye maruz kalması gibi bir durumda gerektirebilir.

Pelvik cerrahi ile cinsel aktivite sırasında genital bölgeye kan akımını yönlendiren otonom sinirler etkilenebilir,ama bunun cinsel işlevler üzerinde etkisi çok açık değildir.

Kanser Tedavisinden Sonra Cinsellik Rehabilitasyonu

Kanser tedavisinden sonraki cinsel sorunların nedeni tipik olarak organik nedenler olmakla birlikte,başarılı cinsel rehabilitasyon davranış değişikliklerini ve eşlerin de katıldığı daha geniş bir yaklaşım gerektirir .Kanser sonrası cinsel rehabilitasyon basitçe hormon replasmanı ya da bir mekanik cihaz kullanılarak düzeltilemez.

Cinsel istek azlığının tedavisinde testesteron flasterleri kullanımı ümit verici olduğu görülmekle birlikte bu tür tedavilerin meme kanseri riskini arttırdığını göz önüne almak gerekir.

27.500 kişi arasında yapılan dünya çalışmasında(40-80 yaş arasındaki),cinsel sorunların çok sık olduğunu ancak sadece yüzde 20’den az kişinin tıbbi yardım aradığı görülmüştür.

Çeşitli taramalarda da kanser tedavisi görmüş kişilerde cinsel işlev bozukluğunun önemli bir stres kaynağı olduğu görülmektedir.

Kanserle ilişkili cinsel işlev bozukluğunun nedenlerine ve sıklığına odaklanmak yerine,pratik ve ekonomik cinsel rehabilitasyon programlarını geliştirmek ve yaygınlaştırmanın zamanı gelmiştir. Halen bu alanda randonize çalışmaların olmaması psiko sosyal onkolojini önemli sorunlarından biridir.

Yazan: Prof. Dr. Aytül Çorapçıoğlu Özdemir
(K.Ü. Tıp Fakültesi Psikiyatri AD öğretim üyesi)

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim