• BIST 104.539
  • Altın 163,366
  • Dolar 3,9376
  • Euro 4,6999
  • İstanbul : 8 °C
  • Ankara : -2 °C
  • İzmir : 3 °C

Karadeniz Tıp Fakültesi, İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD.

Karadeniz Tıp Fakültesi, İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD.
1981 yılında Diyarbakır Üniversitesi Tıp Fakültesini bitiren Prof. Dr. İftihar KÖKSAL , 1982–1987 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanlık eğitimini tamamlayarak Uzman Doktor ünvanın


.Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesine gelerek Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalını kurdu. 1992 yılında doçent, 1998 yılında profesör kadrosuna atandı. Dönem VI Koordinatörlüğü, Giresun Sağlık Meslek Yüksekokulu Müdürlüğü, Laboratuar Yöneticiliği, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcılığı, Rektör Yardımcılığı, Diş Hekimliği Fakültesi Kurucu Dekanlığı gibi idari görevlerde bulundu. 1988 yılından beri Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanlığını yürüten Prof. Dr. İftihar KÖKSAL Sağlığınsesi ' nin sorularını yanıtladı.

Aynı zamanda Enfeksiyon Kontrol Komitesi Başkanlığını yürüten Köksal bu güne kadar 5’i akademisyen, 15 uzman yetiştirdi. 200’ün üzerinde ulusal ve uluslararası yayını, üç kitap editörlüğü, çok sayıda kitap bölümü ve 196 atıfı mevcuttur.
İşte sorularımız ve yanıtları:

Anabilim Dalınızın kuruluşu hakkında bilgi verir misiniz?
Anabilim Dalımız kuruluş çalışmaları 1987 yılı sonunda benim Karadeniz Teknik Üniversitesine atanmamla birlikte başladı ve 1988 yılında tarafımca resmen kuruldu.

Akademik kadronuz nasıl?
Anabilim Dalımızda yakın zamana kadar bir profesör, iki doçent, bir yardımcı doçent, bir öğretim görevlisi ve bir uzman vardı. Ancak bir arkadaşımızın milletvekili olması, diğerinin özel nedenlerle başka bir şehre gitmesi nedeni ile iki doçentimiz bizden ayrıldı. Şu anda bir profesör, bir yardımcı doçent, bir öğretim görevlisi ve bir uzman mevcuttur. Yedi araştırma görevlisi vardır. 

Hemşire, yardımcı personel sayısı yeterli mi? Ne kadar kişiye daha gereksiniminiz var? Bu açığı nasıl kapatıyorsunuz? Hizmette bir aksama oluyor mu? 
Hemşire ve yardımcı personel sayımız yeterli olmakla birlikte doğum, hastalık gibi nedenlerle rapor alındığında veya izin dönemlerinde hemşire sıkıntısı yaşamaktayız. Ancak özverili çalışmaları ile bu eksiklik hastalara yansımamaktadır.

Yıllık poliklinik ve ameliyat sayısınız nedir? Yıllara göre azalıyor mu artıyor mu, neden? Mevsimsel değişiklikler yaşanıyor mu, neden? Türkiye’de ender yapılıyor diyebileceğiniz ama sizin anabilim dalı öğretim üyeleri tarafından yapılan ameliyatlar var mı, neler, özellikleri neler? 
Hastanemiz tüm Doğu Karadeniz Bölgesi ve Doğu Anadolu Bölgesinin komşu illerine hizmet veren bir bölge hastanesi olduğu için hasta yoğunluğumuz fazladır. Enfeksiyon Hastaları genellikle acil servise müracaatla yatırılmaktadır. Sadece poliklinik değil, ayrıca ciddi sayıda konsültasyon hizmeti vermekteyiz. Poliklinik hasta sayımız yıllık 4500, konsültasyon sayımız 10000 dolayındadır.

Hasta sayıları mevsimsel olarak değişmemekle birlikte, hastalık çeşitleri mevsimlere göre değişmektedir. Örneğin Nisan- Eylül ayları arasında özellikle Gümüşhane yöresinden Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakaları gelmektedir. Kenelerle bulaşan bu hastalığın ülkemizde yoğun olarak görüldüğü bir bölgede hizmet vermekteyiz.

Yatak sayınız nedir, yeterli mi, ne olmalı, Açığı kapatmak için nasıl bir uygulama yapıyorsunuz? Yıllık doluluk oranınız ortalama nedir? Yıllara ve mevsimlere göre değişiyor mu, neden?
14 yatağımız mevcuttur. Ancak yeterli olmamaktadır. Enfeksiyon hastaları izolasyonu gereken hastalar olduğu için odalar iki kişilik olmasına rağmen bazen bir odaya tek hasta yatırmak zorunda kalıyoruz. Sadece serviste yatan hastalar değil, yoğun bakımlarda yatan ve konsülte edilen hastalar da günlük takip edildiğinden tüm hastane hizmet alanımız aslında. Yıllık doluluk oranımız %90’ının üzerindedir. Mevsimlere göre doluluk oranlarında farklılık görmüyoruz.

Anabilim Dalınızın yıllık bilimsel yayın sayısı ortalama ne kadar? Yıllara göre azalıyor mu, artıyor mu, hedefiniz nedir? 
Anabilim Dalımızın yıllık yayın ortalaması Türkiye standartlarının çok üzerindedir. Her yıl da giderek artıyor. Kongrelere bildiri ve posterle katılmak zorunludur. Bir daha kongreye katılabilmek için önceki sunumları yayın haline getirmiş olmak şartı vardır. 2007 yılında Anabilim Dalımıza ait 15 bildiri, 13 yurt dışı, 4 yurt içi bilimsel çalışma yayınlanmıştır.

Hedefimiz bu sayıyı daha da artırmaktır. Yayınlanan bilimsel çalışmaların atıf alma oranımız da oldukça yüksektir. Yoğun iş temposu içersinde bilimsel araştırmalara zaman ayırmak öz veri ile olmaktadır. Bu nedenle emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim. 

Kongre, sempozyum düzenliyor musunuz? Adı ne, ne zamanlar oluyor, katılım sayısı ortalama ne kadarı bulunuyor?.Siz, diğer öğretim üyesi ve asistanlar düzenlenen yurt içi ve dışı kongrelere katılabiliyor musunuz? 
Evet, çok sayıda kongre, sempozyum ve eğitim toplantıları düzenliyoruz. 1992 yılında 1. Avrupa Enfeksiyon Hastalıkları kursu ve KLİMİK Kongresi ev sahipliğimizde düzenlendi. Yine Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek 2002 yılından beri iki yıl aralarla Ulusal Yoğun Bakım Enfeksiyonları Sempozyumlarını düzenlemekteyiz.

Bu sempozyuma 400 civarında bilim insanı katılmaktadır. Ayrıca bölgemizde mezuniyet sonrası eğitim programlarını yürütmekteyiz. Antibiyotikler, fungal enfeksiyonlar, viral hepatitler gibi konularda sempozyumlar düzenledik.

Öğretim üyeleri hem yurt dışı hem de yurt içi kongrelere katılırlar. Asistanlar yurt içi kongrelere belli bir sıra ile ve bildiri ile katılmaktadır.

En büyük zorluk sizce nedir? Bu zorluk sizce nasıl aşılır? Bazı alanlarda kongre enflasyonu yaşandığı görüşüne katılıyor musunuz? Bu enflasyonun sizce nedeni nedir?

“İŞİNİ SEVMEK ÖNEMLİ”

Kongre enflasyonu var gerçekten. Günümüzde internet sayesinde güncel bilgiye ulaşmak çok kolay. Kongrelerin, bilim adamlarının kendi buluşlarını kendi deneyimlerini veya çalışmalarını aktardıkları, paylaştıkları ve tartıştıkları bir yapı kazanması ve üretilene paralel olması lazım. Ülkemizde tıp dünyasında sayımızın yeterli olmaması nedeni ile sadece belli bir konu ile uğraşabilme lüksüne sahip değiliz.

Herkes bir konu ile uğraşsa ve sadece ilgi alanına hitap eden toplantılara katılsa belki de daha yararlı olur. Şimdilik mümkün gözükmüyor.

Kliniğinizi seçecek asistanlardan beklenti ve önerileriniz nedir?
Kliniğimizi seçecek asistanlardan işlerini severek yapmalarını ve çok iyi yetişmelerini bekliyoruz. Enfeksiyon Hastalıkları çok dinamik, çok geniş ve sürekli günceli takip etme zorunluluğu olan bir dal. Önemi her zaman devam edecek.

Bu da çok çalışmayı zorunlu kılıyor. Biz sadece uzmanlık eğitimi vermiyoruz. Aynı zamanda ileride arzu ederlerse iyi birer akademisyen olma misyonunu da kazandırıyoruz. Tıp mesleğinde işini sevmek her şeyin ötesindedir. Bu sevgiyi, şartlar ne olursa olsun kaybetmemelerini diliyorum. 

Anabilim Dalınızın tıbbi araç- gereç durumu nasıl? İhtiyacı karşılıyor mu? İhtiyaç duyduğunuz tıbbi araç- gereçler var mı, neler, bunların maliyeti nedir, nasıl almayı düşünüyorsunuz?
Laboratuar eğitiminde sıkıntılarımız mevcut. Rutin laboraturlardan eğitim amacı ile yararlanamadığımız için asistan eğitimi ve araştırma için gereken malzemeleri projeler yolu ile sağlamaya çalışıyoruz. Klinikte ise her hangi bir sorun yaşamıyoruz. 

Tıp mesleğinin geçmişten günümüze durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz, cazibe devam ediyor mu, azalıyor mu neden? Sizce öğrenciler, asistanlar geleceklerinden umutlu mu, kaygılı mı? Neden? Sizce çözüm nedir? Tıp Fakültelerindeki eğitim yeterli mi, neler yapılmalı? 
Tıp mesleğinde maalesef eskiyi özlüyoruz. Eskiden doktorlar saygın, geçim sıkıntısı çekmeyen mutlu insanlardı. Günümüzde tıp fakültesini bitirdiğinde TUS kaygısı yaşayan, sevdiği istediği branşı değil maddi olanakları daha iyi olabilecek branşları seçmeye yönelen idealist olmayan hekimler yetişiyor.

Tıp Eğitiminin yeniden masaya yatırılması ve eğiticilerin, hekimlerin özlük haklarının iyileştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Asistanlar maalesef geleceklerinden kaygılı. Mecburi hizmet var, mecburi hizmetten sonra ne olacak? Ekonomik koşullar, Akademik kadrolar ayrı bir sorun.

Ekonomik güçlükler hekimin yaşamını, başarısını sizce etkiler mi, nasıl? Hekim nasıl bir ortamda, hangi şartlarda çalışırsa sizce, mutlu, gelecek kaygısı taşımadan, başarılı ve üretken olur? 
Elbette etkiliyor. Hekimlerin ekonomik koşullarının düzeltilmesi gelecek kaygısı olmaması lazım. Hekimin huzurlu ve mutlu olması işindeki performansını olumlu etkileyecektir. Bizler üniversite hastanelerinde daha şanslıyız.

Hastalarımıza daha uzun zaman ayırabiliyoruz. Günde 100–150 hasta bakmak zorunda olan meslektaşlarımız var. Çalışma şartlarının ve ekonomik koşulların düzeltilmesi, hastanelerde gerekli alt yapının ve organizasyonun oluşturulmasının hekimlerin başarı ve üretkenliğini doğrudan etkileyeceğine inanıyorum.

Döner sermayeden anabilim dalınıza ayrılan pay ne kadar, bu oran, miktar sizce yeterli mi? Ne olmalı? Motivasyonda bu payın yeterli olduğuna inanıyor musunuz? 
Döner sermaye payları yönetimin belirlediği yüzdelere göre verilmektedir.

Türk tıbbının ve Tıp Fakültelerinin, hekimliğin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

"EĞİTİMİN KALİTESİ YÜKSELTİLMESİ"

Türk tıbbının geleceğine yön verecek olan bizleriz. Kurumsal bakış açısı ile ve ülkenin uzun vadeli gerçekçi rakamlarla hekim ihtiyacı belirlenmeli ve tıp fakülteleri de ona göre açılmalıdır. Siyasi iradenin tek başına karar vermemesi, akademik görüşleri alması gerektiğini düşünüyorum. Gecekondu kültüründen vazgeçmemiz lazım.

Bir tıp fakültesi açmadan önce gerekli öğretim elemanı sayısı, fiziki koşullar, donanım planlanmalı, bu koşullar yerine getirildikten sonra eğitime başlamalıdır. Bu noktalar dikkate alınmadan yapılan eğitimin kalitesi de tartışılır. Dünya büyük bir yarışın içersindedir. Kaliteyi yükseltmek zorundayız.

Uzmanlık dalınızın geleceğiniz nasıl görüyorsunuz, ilgi devam ediyor mu edecek mi? Neden? 
Uzmanlık dalımızda bazı kargaşaların yaratıldığını görüyoruz. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık alanının bir özelliği klinik ve laboratuarı bünyesinde barındırmasıdır.

Yani hastanızı muayene eder, uygun örnekleri alır sonra bunu laboratuarda değerlendirir ve uygun tedaviyi başlarsınız. Bu hasta yararına bir uygulamadır. Ancak klinik mikrobiyoloji tarafı engellenmeye çalışılmaktadır. Bu da mesleki tatminsizlik ve sıkıntı yaratmaktadır. Bu sorunun kısa sürede düzeleceğini ümit ediyorum. 

Sizce iyi bir hekim hangi özellikleri taşımalı?
Bence iyi bir hekim hastasına gereken önemi veren, günceli takip eden, meslektaşları ile bilgisini paylaşan, araştıran, dinleyen, ekip ruhuna inanan ve her zaman örnek olması gereken, pozitif bir insan olmalıdır.

Rotasyon ve eğitim programınız nasıl? Ders müfredatı sizce yeterli mi, eksiklik var mı nedir? Sizce hangi konuların de ders olarak tıp fakültelerinde okutulması gerekir neden? 
Enfeksiyon Hastalıkları asistanlarının 5 yıllık eğitim süresinde 6 ay İç hastalıkları ve 3 ay çocuk hastalıkları anabilim dallarına rotasyonu vardır. Enfeksiyon hastalıklarına ise iç hastalıkları, çocuk hastalıkları, göğüs hastalıkları, dermatoloji ve halk sağlığı anabilim dallarından üçer ay süre ile rotasyona gelinir. Genellikle bu sürelerin yeterli olduğunu söyleyebilirim.

Tıp fakültesinde ise 5. sınıf öğrencileri üçer hafta staja gelirler. Öğrencilerden aldığımız değerlendirmeler ve bize göre bu süre yetersizdir. 

Son olarak neler eklemek istersiniz? 
Bu fırsatı verdiğiniz ve Anabilim Dalımızı tanıttığınız için teşekkür eder, sağlıklı günler dilerim.

Zaman ayırdığınız için biz teşekkür ederiz.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim