• BIST 109.330
  • Altın 155,771
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul : 9 °C
  • Ankara : 10 °C
  • İzmir : 16 °C

'MDS-TR Çalışma Grubu ' GÖREV BAŞINDA!

'MDS-TR Çalışma Grubu ' GÖREV BAŞINDA!
MDS ile ilgili ülkemizdeki durumu, hasta özelliklerini tespit etmek, bunları bir kayıt sisteminde ) toplamak ve bu bilgilerin yol göstericiliğinde tedavi algoritmaları belirlemek amacıyla kurulan MDS-TR Çalışma Grubu eğitim çalışmalarına başladı.

10 Nisan 2010 günü Ilıca Otel Çeşme’de yapılan toplantıda MDS-TR Çalışma Grubu kurucu üyelerinden  Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Gülbaş, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşen Timurağaoğlu,Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D.    Öğretim Üyesi, Hücresel Tedavi ve Rejeneratif Tıp  Derneği  Başkanı,                     Sağlık Bakanlığı Kemik İliği Nakli Danışma Kurulu Başkanı, Ulusal Organ Doku Hücre Nakli Koordinasyon Kurulu Başkanı  Prof. Dr. Osman İlhan, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Ali Özcan konuyla ilgili   medya  mensuplarını  bilgilendirdiler.

 

 

Konuşmacılar özetle şu bilgileri verdiler:

 “Grubun amacı MDS konusunda bilgi düzeyinin artırılması için  birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık çalışanlarının sürekli eğitim programları ile desteklenmesi, hasta ve hasta yakınlarının anlayabilecekleri şekilde bilgi alabilmelerini sağlamak, kaliteli bir hasta bilgi kayıt sistemi geliştirmek, hastaların tedavileri ve yönetimleri ile ilgili ulusal ve uluslararası çalışmaları yürütmektir.

 

 MDS bir tür kemik iliği yetmezliği durumudur.Kemik iliği kanda bulunan hücrelerimizin üretildiği yerdir. Burada oluşan üretim hataları nedeni ile damarlarımızda dolaşan kırmızı kan hücreleri (eritrositler), beyaz kan hücreleri (lökositler) ve kan pulcukları (trombositler) sayıca ve fonksiyon  olarak azalırlar. Anemi diye bilinen kırmızı kan hücreleri azalması durumu en sık karşılaşılan durum olup hastada halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı ve benzeri yakınmalara sebep olur. İlerleyen dönemde kalp pompa gücünün azalması ile ciddi tablolar ortaya çıkarır. Beyaz kan hücre azalması vücudun infeksiyonlara karşı olan savunmasını bozar ve sık tekrarlayan infeksiyonlar gözlenir. Kan pulcuklarının azalması kanamaya karşı çalışan mekanizmanın bozulması sonucu kanamalara neden olur. Bu tablolarla ortaya çıkan MDS zaman içinde ilerleyerek akut lösemi yani kan kanserine dönüşme potansiyeli taşır. Bu nedenle lösemi öncesi tablo olarak da adlandırılmaktadır.

 MDS hastaları genellikle kan hastalığı belirtisi gösterirler. MDS’nin yorgunluk, solgunluk, mukoza kanamaları gibi belirtileri genellikle hastalığa özgü değildir, bu sebeple MDS tanısı gecikebilir. 

   BELİRTİLERİ  

Bu hastalarda;

  • Tekrarlayan enfeksiyonlar
  • Aşırı kanama
  • Morarma
  • Kol ve bacaklarda toplu iğne başından mercimek büyüklüğüne dek uzanan deriden kabarık olmayan küçük deri içine kanama odakları
  • Halsizlik ve yorgunluk

o Genellikle yol yürüme ve merdiven çıkma ile birlikte

o Sıklıkla çarpıntı ile birlikte nefes darlığı

  • Ayağa kalkarken baş dönmesi ve göz kararması
  • Solgunluk

dikkat edilmesi gereken belirtilerdir.  Halsizlik ve nefes darlığı gibi semptomlar genellikle 6-12 ayı geçen sürede ortaya çıkarlar ve bu semptomlar yaşlı hastalarda genellikle kalp yetmezliği ya da pulmoner hastalıklarla karıştırılırlar. 

Hastaların %85’i tanı sırasında anemiktir ve hastalar yaşlı olmaları sebebi ile ilk başta genellikle demir eksikliği anemisi tedavisi alırlar.   MDS’de yanlış tanı ve tedavi bu sebeple sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.

 

 TEDAVİSİ 

 

 Hastalığın ana ve tam tedavisi bozulmuş olan kemik iliğinin sağlıklı ilikle değiştirilmesi yani kök hücre naklidir. Ancak hastaların yaşlarının ileri olması ve verici bulunma olasılığının düşüklüğü bu tedavinin hastaların çok küçük bir yüzdesinde uygulanmasını olanaklı kılmaktadır. Son yıllara kadar temel yaklaşım,  eksikliklerin dışarıdan vücuda konması şeklindeki kan transfüzyonu, gerekli antibiyotik ve büyüme faktörleri kullanımı ve kan pulcuklarının verilmesi şeklindeki destek tedavisidir. Bu arada geliştirilen bazı özel ilaçlar seçilmiş hasta gruplarında kullanılmaya başlandı ve hastaların daha uzun yaşaması olanaklı hale geldi. 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim